{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/513 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1519<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/576 E.  2022/1133 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 30.10.2025  <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30.10.2025<br><br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2022 tarih 2020/576 E. 2022/1133 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı  vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t\t    \t  <br>\tDAVA : Davacılar vekili, davacı şirketlerin davalı ... A.Ş. sermayesinde toplam 92.495.635 adet paya (%30,83) sahip olduklarını,  davalı şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısıında şirketin hâlihazırdaki hamiline yazılı paylarının nama yazılı hale getirilmesi ve nama yazılı payların devrinin yönetim kurulunun kararına tabi kılınması şeklinde  karar alındığını, hamiline yazılı payların nama yazılı hale çevrildiğini ve aynı anda nama yazılı payların devrinin yönetim kurulu onayı, EPDK izni gibi sınırlamalara tabi tutulduğunu, bu değişikle sadece hamile yazılı payların nama yazılı hale getirilmesiyle sınırlı olmadığını, ayrıca payların devrine de kısıtlama getirildiğini, şirketin bu kısıtlamayı fiili olarak uygulamaya başladığını, bu durum pay sahiplerinin mülkiyet hakkını kullanmalarını engellediğini, alınan karara davacı şirketleri temsilen yetkili ...’ın muhalefet ederek muhalefet şerhini beyan ederek toplantı tutanağına geçirdiğini, toplantıda  yapılan oylama sonucunda söz konusu tadil tasarısına 80.473.240 ret oyu (%29), 197.510.365 kabul oyu (%71) kullanıldığını, TTK m.421/3-c fıkrası uyarınca nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin karar nisabı % 75 olarak belirlendiğini, hamile yazılı payların nama yazılı hale getirilmesi ve devrinin kısıtlanmasına yönelik tadil tasarısına ilişkin değişiklik için gerekli kabul oyuna ulaşılamadığını, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğunu, belirtilerek; davalı şirkete ait 26.06.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın (Esas Sözleşmenin 6 ve 7. Maddelerinin değiştirilmesine ilişkin) yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacıların genel kurulda alınan kararın yoklukla malul olduğunun tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zarar ve tehditlerin davacıların üzerinde mevcut olmadığını, davacıların hamiline yazılıdan nama yazılı paya dönüştürülen (B) grubu payları devralmayı ve devretmeyi isteyip de davalı şirket tarafından devrin engellenmesine yönelik bir durumun söz konusu olmadığını, pay dönüştürme işleminden bir zararlarının olmadığını, davacıların yokluğunu iddia ettikleri tadil metnini ve alınan kararları toplantı esnasında öğrendiklerini, 2 yıl dava açmayan davacıların Esas Sözleşme değişikliğine ilişkin kararın Türkiye Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmesinden bir süre sonra dürüstlük kuralına aykırı olarak açtıkları davada kötü niyetli olduklarını,  davacıların iddialarının aksine esas sözleşmenin 6. ve 7. Maddelerinde yapılan değişikliklerin nama yazılı payların devrinin kısıtlanmasına yönelik olmadığını, davacıların müvekkili şirkette % 30,83 pay oranına sahip olduklarını, dava konusu edilen kararın şirketin ve dolayısı ile ortakların üstün menfaatine yönelik olduğundan davacılar dışında toplantıya katılan tüm pay sahiplerinin oybirliği ile kabul edildiğini, esas sözleşme tadilinde, hamiline yazılı paydan nama yazılı paya dönüştürülen (B) grubu payların devrinin şirket onayına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığını, hamiline yazılı payların nama yazılı hale dönüştürülmesinin, şirket iştiraklerinin ana iştigal konusuna ilişkin mevzuatta oluşan değişiklikler kapsamında doğan ihtiyacın sonucu olduğunu, değişikliğin şirket iştiraklerinin dolaylı pay değişiklikleri kapsamında Elektrik Piyasası mevzuatına uygun bir işlem tesisine ilişkin olduğunu, 2017 yılında müvekkili şirketin iştirakleri, şirketin ortaklık yapısında gerçekleşen dolaylı pay devirlerinin EPDK onayı olmaksızın devredilmesi sebebiyle EPDK tarafından denetime tabi tutulduğunu, bu kararların alınmaması durumunda şirketin mevzuata uygun onay ve bildirim yükümlülüğünü gerçekleştiremeyeceğini ve yüksek miktarda idari para cezasına çarptırılabileceğini,, şirketin tüm pay sahiplerinin menfaatine hareket etmekle yükümlü olduğunu, butlan yaptırımına tabi olan kararların istisnai durumlarda söz konusu olduğu kabul edildiğini, davacının TTK m. 445 gereğince karar tarihinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açması gerektiğini, bu sürenin geçirildiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,enerji şirketlerine EPDK mevzuatıyla getirilen pay devri kısıtlaması, TTK’da öngörülen bağlam sisteminden farklı olduğu, TTK m. 492 vd. hükümleri uyarınca esas sözleşmede nama yazılı payların şirket onayı ile devredilebileceğinin öngörülmesi durumunda, önce pay devrine yönelik tasarruf işlemi (ciro + zilyetliğin devri) yapıldıktan sonra yönetim kurulunun bu devre onay vermesi gerektiği, EPDK onayına tabi pay devirlerinde ise pay devrine yönelik tasarruf işlemi yapılmadan önce EPDK’dan izin alınması ardından pay devri işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği, EPDK’dan izin alınmadan yapılan pay devirleri de hukuken geçerli olmakla birlikte, bu durumda pay devri EPDK onayına tabi olan enerji şirketi EPDK’nın idari yaptırımlarına maruz kaldığı, bu durum karşısında, EPDK yaptırımlarına maruz kalmak istemeyen EPDK mevzuatına tabi bir anonim şirketin, EPDK onayı alınmadan yapılan pay devirlerinin pay defterine kaydını engellemesi gerektiği, bu ise ancak söz konusu anonim şirketin paylarının nama yazılı olması ve ana sözleşmeye konulan kısıtlamalar / bağlamlar ile pay devrinin sınırlanması mümkün olduğu, davalı ..... A.Ş.’nin belli orandaki pay devirlerinin....’in bağlı şirketleri bakımından EPDK iznine tabi olduğu, EPDK izninin alınmaması, bu pay devirlerini TTK uyarınca geçersiz kılmamakta ancak bağlı şirketlerin idari yaptırımlara maruz kalmasına sebep olduğu, bu nedenle davalı şirket genel kurulu, bağlı şirketlerinin EPDK yaptırımına maruz kalmasını engellemek amacıyla esas sözleşme değişikliğine giderek hamiline yazılı B grubu hisselerini nama yazılı pay senetlerine dönüştürülmesine (Esas Sözleşme Madde 7.1) karar verdiği, ayrıca bu paylar ile ilgili devirlerden bağlı şirketler bakımından EPDK iznine tabi olanların, EPDK onayı alınmadıkça pay defterine kayıtlarının yapılmayacağı ve EPDK izninin alınmamış olmasının TTK m. 493/1 anlamında pay devrine onay isteminin reddi için önemli sebep sayılacağı hükmü getirildiği, (Esas Sözleşme Madde 7.5). davalı şirketin iddiasının aksine, şirketin B grubu hamiline yazılı pay senetleri yalnızca nama yazılı pay senetlerine dönüştürülmediği, ayrıca nama yazılı pay senetlerine dönüştürülen payların devrini de güçleştirdiği, şirketin yalnızca B grubu hisselerinin türünün değiştirildiği, söz konusu paylara devir sınırlaması getirilmediği yönündeki iddiası yerinde olmadığı, kural olarak esas sözleşme değişiklikleri, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağı (TTK m. 421/1), Kanun’da aksine düzenleme bulunmadığından esas sözleşmede aksi düzenlenmediği sürece hamiline yazılı pay senetlerinin bağlamsız nama yazılı paylara dönüştürülmesinde de bu toplantı ve karar yeter sayıları aranacağı, ancak nama yazılı payların devrinin sınırlanmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinin sermayenin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oylarıyla alınması gerektiğinden (TTK m. 421/3-c), somut olayda olduğu gibi hamiline yazılı pay senetlerinin bağlı nama yazılı paylara dönüştürülmesine ilişkin bir genel kurul kararının sermayenin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oylarıyla alınması zorunlu olduğu, dava konusu Genel Kurul Kararında bu karar yeter sayısına uyulmadığından kararın yokluk yaptırımına tabi olacağı, kaldı ki hamile yazılı hisse senetlerinin nitelik değiştirilmesi için pay sahibinin de rızasının olması arandığı, bu hissenin nama yazılı olarak değiştirilebilmesi, pay sahibinin kazanılmış hakkını da etkileyeceği, hamilinin rızası olmaksızın pay  niteliğinin değiştirilmesi mümkün olamadığı, somut olayda da  nisap sağlanamadığından bu hakkın  ihlal edildiği tespit edildiğinden kararın yokluk yaptırımına tabi olması sonucunu da doğurduğu,  genel kurul kararının yokluğunun tespiti, TTK m. 445 hükmünde belirtilen süreye bağlı olmaksızın her zaman ilgililer tarafından talep edilebileceği, belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, şirket hamiline yazılı paylarının nama yazılı hale dönüştürülmesine ilişkin alınan karar usul ve yasaya uygun olmasına rağmen herhangi bir delil ve gerekçeye dayanmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemenin  şirket tarafından yalnızca bağlam hükümleri getirme amacıyla B grubu hamiline yazılı payların nama yazılı dönüştürdüğüne ilişkin çıkarımının yerinde olmadığını, şirket tarafından hamiline yazılı payların nama yazılı hale dönüştürülmesinin temel sebebi enerji alanında faaliyet gösteren şirketler açısından işlem güvenliğini temin etmek olduğunu,  şirket tarafından amaçlananın pay devirlerini sınırlamak değil başta enerji sektöründe yatırımlar yapıyor olmasından kaynaklı olmak üzere pay sahipliği yapısına hakim olmak ve pay devirlerinden haberdar olmak isteği olduğunu, TTK’da paylar hangi türden hangi türe dönüştürülecek olursa olsun payların dönüştürülmesine yönelik esas sözleşme değişiklikleri için özel bir nisap öngörülmediğini, pay devirlerinin EPDK mevzuat hükümlerine uygunluğunun incelenmesine ilişkin alınan karar iradi bağlam hükmünde olmadığını, şirketin nama yazılı hale dönüştürülen payların devrine yönelik özel bir kısıtlama getirmediğini, madde bir bütün olarak değerlendirildiğinde ifade edilenin yalnızca EPDK iznine tabi paylar yönünden kaleme alındığı ve tek kriterin yönetmelik hükmünün yerine getirilmesi olduğu açıkça anlaşıldığını, elektrik piyasası mevzuatında yapılan değişiklik sonrası şirket tarafından esas sözleşme ile düzenlenen pay devirlerine ilişkin EPDK’dan onay alınmasına ilişkin maddelerin 2021 yılında değiştirildiğini, bir kısmının yürürlükten kaldırıldığını, bu kapsamda dava konusu edilen değişikliğin de uygulanma ihtimali tamamen ortadan kalktığını, yapılan işbu değişiklik ile de anlaşılacağı üzere (B) grubu pay devirlerinin değil yalnızca EPDK mevzuatına göre izne tabi işlem niteliğinde olan pay devirlerinin pay defterine kaydından önce gerekli onay başvuru işleminin gerçekleştirilmesi gereği düzenlendiğini, şirket tarafından bugüne dek anılan madde ve sözde sınırlandırma gerekçesi ile reddedilmiş herhangi bir pay devir başvurusu söz konusu olmadığını, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında yapılan tadil ile kabul edilen hükmün uygulanma kabiliyetinin de kalmadığını, davanın  dava konusu karar tarihi üzerinden iki yıldan fazla süre geçtikten sonra kararın yokluğunu talep etmiş olmaları nedeniyle kötü niyetli olduklarını, davacı şirketlerin davalı şirket nezdinde sahip oldukları  iştirak oranı %1'e kadar düştüğünü, bir genel kurul kararının butlanının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavacılar vekili istinafa cevap dilekçesi ile davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.“Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği amirdir. Bir başka ifade ile  genel kurul kararlarının iptali istemli davada yokluk ve butlan hallerinin bulunup bulunmadığı resen incelenmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK’nun 12.03.2008 tarih ve 2008/11-246 E. -  2008/239 K., 11.HD'nin 26.09.2019 tarih ve 2018/835 E. - 2019/5869 K, 22.10.2020 tarih ve  2019/1366 E -  2020/4391 K.)<br>\t3. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, uyuşmazlık konusu davalı şirkete ait 26.06.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar ile esas sözleşeme değişikliği yapılarak hülasa hamiline yazılı payların nama yazılı hale çevrilmesi ve nama yazılı payların devrinin de yönetim kurulu onayına tabi tutulmasına, bu işlem için TK m. 421/3'te öngörülmüş karar nisabının oluşmadığının tespit edilmesine, yeterli nisabın bulunmaması yokluk olup bu husus mahkemece resen gözetilebilecek nitelikte olduğundan dava konusu genel kurulun kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla,  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t\t\t\t<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0331e46feb8af1ec","SID":"65f2a64e6a841fc7"}}