{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/713 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1699 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2024/483 Esas- 2025/93 Karar<br>TARİH: 19/02/2025<br>DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2025                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  ... Tekstil A.Ş.'nin payları Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık bir anonim şirket olduğunu, ... Tekstil A.Ş.'nin yetkililerinin 05/08/2024 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 28/05/2024 ve devamı niteliğindeki 05/07/2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01/08/2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarih ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, bu tescilin hem dayanağı olan yönetim kurulu kararın yokluğu hem de geçici tescili düzenleyen TTK md.32 ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olması nedeniyle usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkinin gerektiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 13/1.maddesi uyarınca tüm tescil işlemlerinin MERSİS üzerinden yapıldığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 07/05/2018 tarihi itibariyle, tüm tescil müracaatlarında MERSİS'ten başvuru yapılmasının aranmakta olduğunu, müvekkillerinin şirketin hissedarları olduğunu, müvekkillerinden ...'nun mersis üzerinden yönetim kurulu üyeliğinin kabulü için görev kabulü yapılmamış olmasına rağmen yönetim kurulu üyesi olarak tescil edildiği ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarının kendisine yüklendiğini, yetki kabulü yapılamadığı için mersis tarafından başvurunun onaya sunulması bakımından gereken barkot üretilmeksizin, başvurunun adeta arka kapıdan Ticaret Siciline elden sunulduğunu ve yasal bir başvuru olmaksızın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından mevzuata aykırı olarak geçici tescilin ve ilanın yapılmasının sağlandığını, geçici tescil yapılır yapılmaz şirket yetkililerinin ilk icraatlarından birinin Ragıp ... ve Rüştü ...'a kişi başına takribi net 225.000 TL maaş bağlamak olduğunu, müdürlüğün tesciline konu ettiği temsil ve ilzam kararının dayanağı olan 05/07/2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran 05/06/2024 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, usulüne uygun bir yönetim kurulu toplantısı çağrısı yapılmadığını, 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, elden dolaştırma usulüyle alınması halinde yok hükmünde olacağı açık yasa hükmünün gereği olmasına karşın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün böyle bir kararı geçici olarak tescil etmesinin alenen Türk Ticaret Kanunu'na ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine aykırı olduğunu belirterek ...'nün 05/08/2024 tarihli ... Tekstil A.Ş.'nin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırılarak geçici sicil kaydının silinmesine, davada nihai karar verilinceye kadar ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi amacıyla geçici tescilin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki davanın geçici tescilin terkini talebi ile açılmışsa da; tescil edilmiş bir olgunun terkini, aslında mahiyeti itibariyle bir iptal davası olduğunu ve iptal davasında müvekkiline husûmet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da huzurdaki iptal davasında husûmetin, dava konusu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, iptal davası olarak huzurdaki dava kabul edildiği halde, davacıların tescil işlemine konu şirketin yalnızca pay sahipleri olması münasebetiyle, pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların diğer bir ifadeyle, yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı yönünden de itirazlarının bulunduğunu, tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından istenebileceği düzenlendiğine (TTK m. 28/1) göre ve yine, itirazın da ancak ilgililer tarafından yapılabileceğinin hüküm altına alındığı dikkate alındığında yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının açık olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 22. maddesi, \"Başvuruya yetkili kişiler\" başlığını taşımakta ise de; maddenin içeriğinde açıkça ilgililerden bahsedilmekte olduğunu, maddenin içeriği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 28 ile aynı doğrultuda olup; açıkça ilgilileri yani tescil başvurusu yapmaya yetkili kişilerin ve Ticaret Sicili Müdürlüğünün kararına itiraz edebilecek kişilerin aynı kişiler olduğunu düzenlediğini, yerleşik yargı uygulamasının da bu yönde olduğunu, huzurdaki davanın \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166 hükmü \"gereğince,  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/468 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesi yönünden taleplerinin olduğunu, huzurdaki dava iptal davası olarak kabul edilip husumet yönünden reddedilmese ve aslında,  her halükarda,  huzurdaki davanın, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166 hükmü\" gereğince,  İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/468 E. sayılı dosyası ile bağlantısı nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini, her iki dosyanın aynı ve birbirine benzer sebeplerden doğduğu gibi, biri hakkında verilen sonuçların diğerini etkileyecek nitelikte olduğunu, müvekkili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m.32 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu yönetim kurulu seçimine ilişkin olarak, seçilen yönetim kurulu üyelerinden ..., görev kabul beyanı vermesi gerektiği halde ibraz etmediğinden ama kendisinin seçildiği genel kurulda seçimine ilişkin kararı vekaleten yetkilendirdiği kişi kabul ettiğinden; genel kurulun tescili bakımından başkaca bir eksiklik ve yine, genel kurulun geçerliliğine halel getirecek bir husus da bulunmadığından, mevzuata uygun genel kurulun tescil işlemi  görev kabul beyanı eksikliğine rağmen ve bu nedenle, geçici olarak yapıldığını, genel kurulun seçimi kararları, borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için, karşı tarafça kabulü gerektiğini, genel kurul kararları olağan, olağanüstü, olumlu ve olumsuz kararlar, talimat ve tavsiye kararları ile nihayet huzurdaki dava konusunda olduğu gibi seçim kararları olmak üzere muhtelif türlere ayrılmakta olup, genel kurul kurulun seçime ilişkin kararı da borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi için de karşı tarafça kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin başlayabilmesi için seçilen kişi tarafından şarta bağlanmaksızın açıkça bir kabul iradesinin var olması gerektiğini, hukuki ve cezai sorumluluğu bulunan bir göreve kişinin iradesi hilafına seçilmesi de mümkün olmamalı olduğunu, genel kurulun seçimi kararları, borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için, karşı tarafça kabulü gerekliliği ile örtüşen hükümlere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna ilişkin ikincil mevzuatta yer verilmiş olup;  Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 69/f.1.h uyarınca, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan vermesi ve yine,  \"Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik\" m. 30/f.3 uyarınca da,  pay sahibi olduğu halde, genel kurula katılmayan ortakların da, görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyan sunması gerektiği düzenlendiğini, genel kurul seçimlerinin borçlar hukuku anlamında öneri niteliğini haiz olması, genel hukuk kuralları çerçevesinde, göreve seçilen yönetim kurulu üyelerinin görevi kabul ettiği tespit edilmesi gerekmekte ve yukarıda anılan ikincil düzenleme hükümleri gereğince de,  bazı özel  hallerde görev kabul beyanı, kişinin görevi kabul ettiğinin ispat aracı olarak, müvekkili Müdürlük tarafından aranmakta olduğunu, yönetim kurulu seçiminin yapıldığı genel kurula katılan pay sahiplerinin yönetim kuruluna seçilmeleri durumunda, kural olarak kendilerinden bu görevi kabul ettiklerine ilişkin bir belge, müvekkili Müdürlük tarafından talep edilmemekte olduğunu, zira seçime ilişkin genel kurul tutanağını imzalamak suretiyle seçilen kişinin görevi kabul ettiğine dair iradesini ortaya koymuş olduğu değerlendirilmekte olduğunu, dava konusu genel kurulda, vekaleten toplantıya katıldığı için yönetim kurulu üyeliğine seçilen ..., görev kabul beyanı anlamını taşıyacak şekilde, tutanağı imzalayamadığını ve bu nedenle de, müvekkili tarafından aranan görev kabul beyanı yerine geçecek bir belge mahiyetinde olarak tutanak imzası tescil evrakı ile sunulamadığını, dava konusu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, genel kurulda vekaleten temsil etmesi için yetki verdiği kişi kendisinin seçimine itiraz etmediği gibi kendisinin seçimi lehinde oy kullandığını, genel kurulun, mevzuata uygun yapıldığını ve genel kurul kararlarının tesciline halel getirecek bir hukuka aykırılık da tespit edilmediğini, dava konusu olayda, anılan yönetim kurulu üyesi görev kabul beyanı sunmamışsa da, genel kurul incelendiği vakit vekaleten temsil eden kişi tarafından, konuya ilişkin herhangi bir itiraz, muhalefet şerhi söz konusu olmadığı gibi; vekaleten temsil ettiği kişinin yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin olumlu oy verdiğinden; yani vekaleten ortaya konulan iradenin de seçimin kabulüne yönelik ve hayatın olağan akışında, temsilcinin bu yöndeki bir seçimde temsil ettiğinin rızasını almış olmasının muhtemel olması karşısında; görev kabul beyanına ilişkin eksikliğin tamamlanabilir olması karşısında; her ne kadar eksiklik nedeniyle,  mezkur yönetim kurulu üyesinin rızası bulunup bulunmadığı yönünde tereddüt  oluşmuşsa da; tescilin reddine ilişkin başkaca bir gerekçe bulunmadığından ve bahsi geçen yönetim kurulu üyesinin rızası bulunup bulunmadığına ilişkin tereddüte istinaden,  geçici olarak tescil işlemi yapıldığını, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, müvekkilinin yargılama masraflarından ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz olduğunu, kabul edilmemekle birlikte, bir an için, davanın reddine karar verilmediği ahvalde de, müvekkilinin,  huzurdaki davada her halükarda yasal hasım olduğundan ve aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilemeyeceğinin açık olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 19/02/2025 tarih 2024/483 Esas- 2025/93 Karar sayılı kararında;\"Eldeki dava, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 05.08.2024 tarihli ... Tekstil A.Ş.'nin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırılarak geçici sicil kaydının silinmesi talebine ilişkindir.TTK'nın 32/4.maddesinde \"Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.\" hükmü düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, ... Tekstil A.Ş. yetkililerinin 05/07/2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01/08/2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarih ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, ancak bu tescilin  usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkinin gerektiğini belirterek eldeki davayı açtığı, davalının ise davaya konu genel kurul kararının yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'nu vekaleten temsil eden kişi de dahil olmak üzere tüm ortakların oybirliğiyle alındığını, ancak ...'nun genel kurula vekaleten katıldığı için görev kabul beyanı anlamını taşıyacak nitelikte tutanağı imzalayamaması nedeniyle tescil sırasında görev kabul beyanı evrakının sunulmadığını, bu nedenle ...'nun rızasının bulunup bulunmadığına ilişkin yaşanan tereddüt nedeniyle genel kurulun geçici olarak tescil edildiğini savunduğu, TTK'nın 32/4.maddesine göre çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususların geçici olarak tescil edilebileceği, dava konusu uyuşmazlıkta davacı ... yönetim kurulu üyesi seçilse de görev kabul beyanının bulunmaması nedeniyle tereddüt yaşayan davalı ... Sicil Müdürlüğünün TTK'nın 32.maddesina dayalı olarak kesin olarak tescilinde duraksadığı genel kurul kararlarını geçici olarak tescil etmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurda görülmekte olan davada ...’nün 05.07.2024 tarihli ... Tekstil A.Ş.’nin olağan genel kurul kararının 05.08.2024 tarihinde geçici tesciline ilişkin kararına Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 39. maddesi uyarınca itiraz edilerek geçici sicil kaydının terkin/silinmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün müvekkillerinden ...’nun yönetim kurulu üyeliğini kabul hakkında kabul beyanı vermemiş olmasına rağmen kendisini yönetim kurulu üyesi olarak geçici tescil ve ilan ettiğini, bu geçici tescilin iptali için eldeki dava dosyası ile TSY 39. madde anlamında itiraz davası açılmışsa da, mahkeme geçici tescilinin usule ve yasaya uygun olduğuna karar verdiğini;Geçici tescile konu 05.07.2024 tarihli olağan genel kurulun batıl olduğuna Bakırköy 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/208 Esas sayılı dosyasında 25.12.2024 tarihinde karar verildiğini, yani İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin batıl sayılacak kadar kanuna aykırı bir genel kurul kararının geçici tescilini hukuka uygun bulduğunu ve görev kabulü yapmamış bir kişinin yönetim kurulu üyesi olarak tescilinin yapılmasını kabul ettiğini; Her şeyden önce 05.07.2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu kararında sahtecilik yapıldığını, bu nedenle bu yönetim kurulu kararının Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/226 Esas sayılı dosyasından yok hükmünde olduğuna karar verildiğini, bu nedenle Adalet Bakanlığı'nca re'sen evrakta sahtecilik soruşturması başlatılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özeşl Soruşturma Bürosu nezdinde soruşturma başlatıldığını, bu sahtekarlık durumunun davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne defalarca yazılı şekilde bildirildiğini, ancak bunlar gözardı edilerek geçici tescil yapıldığını, ayrıca çağrı yoksa genel kurul da yoktur prensibine uygun olarak 05.07.2024 tarihli genel kurulun butlanına Bakırköy 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/208 Esas sayılı dosyası ile karar verildiğini;Batıl olacak kadar hukuka aykırı bir genel kurul kararının tescil edilmesinin her şeyden önce Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34. maddesine aykırı olduğunu, davalının, itirazlarında son derece detaylı olarak aktardıkları hukuka aykırılıkları incelemediğini ve yok hükmünde olan bir şirket yönetim kurulu kararını sahih kabul edebildiğini, Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımına rağmen durum davalı müdürlüğün görev ve yetkileri açısından değerlendirildiğinde, somut olayda davalı müdürlüğün görevini eksik ve hatalı olarak yerine getirmiş olduğu, davalı müdürlüğün Kanuna, Ticaret Sicil Yönetmeliği (TSY)’ye ve Yargıtay uygulamasına açıkça aykırı hareket ederek geçici tescil yaptığının ortaya çıktığını, sicil müdürünün görevlerini TTK m. 32-34 ve TSY m. 34-36 hükümleri çerçevesinde yerine getirdiğini, ticaret sicili müdürünün görevinin, tescili talep edilen hususların tescil edilmesi veya talep edilen hususların yerine getirilmesi ile sınırlı olmadığını, ticaret sicili müdürünün, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, (TTK. m. 32/I; TSY. m. 34/I), ayrıca tescili talep edilen hususun tescil edilebilmesi için kanun ve yönetmelikte öngörülen bütün şartların yerine getirilip getirilmediğini re’sen incelemekle yükümlü olduğunu, özellikle yukarıda sözü edilen yönetim kurulu kararı ve buna dayalı toplanan genel kurula ilişkin emredici kurallara uyulup uyulmadığı hususunu gözetmesinin, TTK m. 32/1’de ifade edilen “Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.” şeklindeki hükmün gereği olduğunu;Dolayısıyla sicil müdürünün, tescili talep edilen bir hususu tescil etmeden evvel, tescili istenen hususun tescil için gerekli kanuni şartlara sahip olup olmadığını, maddi gerçeğe uygunluğunu, üçüncü kişilerde yanlış izlenim bırakabilecek nitelikte olup olmadığını ve kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediğini, emredici hükümlere bir aykırılık bulunup bulunmadığını incelemekle görevli olduğunu, ticaret siciline tescil edilecek hususların kanuni şartları ihtiva etmelerinin yanında maddi hakikati tam yansıtmaları, üçüncü kişiler nezdinde yanlış izlenim bırakmamaları ve kamu düzenine aykırı olmamalarının şart olduğunu (TTK m. 32/4), dolayısıyla sicil müdürünün tescili talep edilen olguların tescil edilmesine ilişkin bütün şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine dair tüm araştırmaları yapmakla mükellef tutulduğunu;Burada yapılması kanunen zorunlu olan inceleme görev ve yetkisinin, sicile tescili talep olunan hususların hem şekline ilişkin hususları, hem de maddi hukuka taalluk eden hususları kapsar nitelikte olduğunu, buna göre hem şekli hem de maddi incelemenin yapılması, kanundaki şekli şartları ihtiva eden taleplerin içerik bakımından da kanuna uygunluğunun incelenmesi gerektiğini, buna göre sicil müdürünün sadece tescil için müdürlüğe başvuru yapıldığında sicil müdürlüğünün yetkili olup olmadığı, tescili talep eden kişinin yetkili olup olmadığını değil sunulan belgelerin geçerliliğini de inceleme görevine sahip olduğunu;TTK m. 446/1, b bendi hükmü uyarınca genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılmamış olmasının, genel kurulun iptali nedeni olduğunu, davalı müdürlük son derece basit bir inceleme ile toplantı çağrısının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını tespit edebilecekken (TTK. m. 32/I ve TSY. m. 34/I hükümlerinin kendisine verdiği görevi yapmayarak geçici tescil kararı verdiğini, bu kararın usule ve kanuna aykırı olduğunu;Yetki kabulü yapmamış bir kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmişçesine yönetim kurulu üyesi olarak tescil ve ilan olunduğunu, toplantıda vekille temsil edilen davacı ...'nun, yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yönetim kurulu üyeliği için görev ve yetki kabulü MERSİS üzerinden yapılmamış olmasına rağmen ve ayrıca genel kurul tutanağının 4 numaralı maddesinin aksine yazılı ve imzalı görev kabul beyanı da olmaksızın, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından yönetim kurulu üyesi olarak tescil edildiğini, tutanağın gerçeği yansıtmadığını, davacı ...’nun görev kabul beyanının olmadığını, ayrıca davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne hitaben yazdığı dilekçesinde açıkça, yönetim kurulu üyelerinin MERSİS üzerinden görev kabulü yapılmadan ve görev kabul imza beyanı olmadan tescilin yapılmaması gerektiğini talep ettiğini, yönetim kurulu üyeliği kişisel sorumluluğu gerektirdiğinden ilgili kişinin kabulü olmaksızın, kendisine rızası hilafına sorumluluk yüklenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu;Yönetim kurulu üyeliğine yapılan atamanın ilgili kişi tarafından şahsen yazılı belge ile ve MERSİS üzerinden elektronik ortamda kabul edilmesi gerektiğini, bu kabulün vekaleten genel kurula katılan vekil tarafından yapılamayacağını, yönetim kurulu üyeliğinin şirketle üye arasında sözleşmesel bir ilişki (hizmet sözleşmesi veya vekalet akdi) doğurduğunu, bu nedenle şirket tarafından yapılan icabın kabulünün gerekli olduğunu, genel kurula katılan vekilin vekaletnamesinde icap ve kabule ve akdi ilişkiye girmeye yönelik bir yetki bulunmadığından (kaldı ki bulunsa bile sürekli ve fiili bir görev yapacak kişi vekil aracılığı ile değil ancak şahsen kabul beyanında bulunabilir), genel kurulda yapılan atamanın geçerli  olmadığını, kabul olmaksızın yapılan atama ve davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan geçici tescil ve ilanın, bu nedenle de usul ve kanuna aykırı olduğunu;Diğer yandan, temsil yetkisinin sınırlarının bu yetkinin veriliş amacına uygun olarak belirlendiğini, bu durumun hem temsilci hem temsil olunan hem de temsilciyle hukuki işlem yapan üçüncü kişiler bakımından böyle olduğunu, genel kurul için verilen temsil yetkisi ilgili genel kurul gündeminde yer alan konularda oy verilmesiyle sınırlı bir yetki olduğunu, bu yetkiyle, temsil olunanın bir sözleşmesel yük altına girmesinin mümkün olmadığını;Nihayet, icrası hukuki ve cezai sorumluluğa sebebiyet verecek bir görevin kabulünün kişiye sıkı sıkıya bağlı (münhasıran şahsa bağlı) olan ve ancak kişilik hakkı kapsamında kullanılabilecek nitelikte bir hak olduğunu, bu tür hakların kullanımında temsil yasağı bulunduğunu, bir diğer deyişle, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların temsilci vasıtasıyla kullanılamayacağını, dolayısıyla, müvekkili ...’nun yönetim kurulu üyeliğinin kabulü konusunda özel yetki vermiş olması varsayımında dahi bu yetkilendirmenin geçersiz olduğu ve bu nedenle temsil yoluyla yapılan kabul işleminin sonuç doğurmayacağının izahtan vareste olduğunu, kaldı ki somut olayda böyle bir özel yetkinin varlığı bir yana, yönetim kurulu üyeliğini kabule yönelik genel bir yetkinin varlığının dahi söz konusu olmadığını, dava konusu geçici tescilin bu nedenle de terkini gerektiğini beyanla İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/483 Esas sayılı geçici tesciline ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilecek ise davanın kabulüne ve geçici sicil kaydının silinmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün, dava dışı ... Tekstil A.Ş.'nin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarının, 05/08/2024 tarihinde sicile geçici tesciline dair işleminin terkini talebine ilişkindir.Dosya kapsamından; dava dışı ... Tekstil A.Ş.'nin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısının 4 nolu gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçimine karar verildiği, davacılardan ...'nun da 1 yıl süre ve oy birliği ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve alınan kararın dava dışı şirketin talebi ile 05/08/2024 tarihinde davalı Müdürlükçe sicile geçici olarak tescil edildiği, davacılardan ... tarafından, davalı Müdürlüğe sunulan 06/08/2024 tarihli dilekçe ile; ilanı yapılan şirket genel kurul toplantısına davet konusunda alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu ve bu nedenle genel kurul toplantısında alınan kararlarının da batıl olduğundan bahisle tescil işleminin terkininin talep edildiği, davalı Müdürlükçe olumlu/olumsuz bir karar verilmediği, davacılar ... Holding A.Ş., ... ve ...'nun dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadıkları anlaşılmıştır.TTK'nın 34. maddesi ile ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri, aynı kanunun 28. maddesinde sicile tescil isteminin ilgiler tarafından yapılabileceği kabul edilmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin sicile tescil talebinde bulunabilecek ilgilileri düzenleyen 22. maddesinin anonim şirketlere ilişkin 2/d-4 fıkrası uyarınca ise; genel kurul kararlarında tescile tabi olguların bulunması halinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyelerinin tescil talebinde bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Ticaret Sicil Müdürlükleri nezdinde tescil edilmiş bir işlemin terkini talebi de ancak tescil talebinde bulunabilecek kişiler tarafından ileri sürülebilecektir.Somut olayda; davacı ... tarafından davalı Müdürlüğe sunulan terkin talebi hakkında davalı Müdürlükçe herhangi bir karar verilmediği, talep tarihinden itibaren sekiz günlük süre içerisinde davanın açıldığı, davalı Müdürlük tarafından sessiz kalınmasının talebin reddi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı ...'nun terkinini talep ettiği ve geçici tescile konu olan hususun, dava dışı şirketin genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar olduğu, bu kararın sicile tescilinin zorunlu olması sebebiyle tescilinin talep edilmesi gerektiği, yönetmelikte, bu talepte bulunabilecek kişiler arasında yönetim kurulu üyesi veya şirket temsilcisi olmayan şirket ortaklarının sayılmadığı, davacı ... dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğundan geçici tescil işleminin terkinini talep edebileceği ancak diğer davacıların, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi veya yetkili temsilcisi olmadıkları, bu nedenle davalı Müdürlüğün geçici tescil işleminin terkinini talep edemeyecekleri, kaldı ki davadan önce anılan davacılar tarafından doğrudan davalı Müdürlükten işlemin terkininin de talep edilmediği, bu minvalde Mahkemece davacılar ... Holding A.Ş., ... ve ... yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesi hatalı ise de, kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmış ve bu husus Dairemizce kaldırma sebebi yapılmamıştır.Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin \"İnceleme Yükümlülüğü\" başlıklı  34. maddesinde sicil müdürlüğü tarafından tescil başvurusunun yasal şartları taşıyıp taşımadığı konusunda re'sen inceleme yapılacağı kabul edilmiş ve hangi hususlara dikkat edileceği bentler halinde açıklanmış, tescil edilecek olgunun bir ticaret şirketinin organ kararına dayanması halinde, kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı, incelenmesi gereken hususlar arasında sayılmıştır. Somut olayda; dava dışı şirketin yönetim kurulu üyelerince yapılan geçici tescil başvurusu ve davacı ... tarafından yapılan terkin talebi sırasında, tescili istenen kararların alındığı genel kurul toplantısı geçerli olup, alınan kararlar yönünden toplantı ve karar nisabı konusunda bir itirazda da bulunulmamıştır. Genel kurul toplantısına davet konusunda alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olup olmadığı, bunun uzantısı olarak da genel kurul toplantısının yok hükmünde veya batıl olup olmadığı, davalı müdürlükçe değerlendirilmesi mümkün bir durum değildir. Bu hususun ancak dava konusu edilmesi ve bu davanın kabulüne karar verilmesi halinde, kararın kesinleşmesini takiben sicilden terkin talebinde bulunulması gerekir. Kaldı ki bu husus TTK'nın 32/4. maddesinde düzenlenmiş ve sicil müdürlüğü tarafından çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususların, geçici olarak tescil edileceği, ilgililerin üç ay içerisinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmemeleri halinde ise geçici tescilin resen silineceği, Mahkemeye başvuru halinde, kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle davacı tarafın, davalı Müdürlükçe, genel kurul kararlarının yok veya batıl hükmünde olup olmadıklarının incelenmesi ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yapılan tescil işleminin hatalı olduğu ve terkin edilmesi gerektiğine dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı ... tarafından davalı Müdürlüğe sunulan terkin talebinde, yönetim kurulu üyeliğini kabul etmemiş olması gerekçesine dayanılmamış, dava dilekçesi ile bu husus ileri sürülmüştür. Az yukarıda açıklandığı üzere, TTK'nın 32/4. maddesi uyarınca, ticaret sicil müdürlüğünce kesin olarak tescilinde tereddüt edilen hususların geçici olarak tescil edilmeleri mümkündür. Dava dışı ... Tekstil A.Ş.'nin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulu seçimine dair karar tescili zorunlu bir karar olup, dava dışı şirket tarafından, bu karar hakkında, dava dışı kişilerle birlikte yönetim kurulu üyesi seçilen davacı ...'nun yönetim kurulu üyeliğini kabul ettiğine dair beyanının bulunmaması sebebiyle, kesin değil geçici tescil talebinde bulunulmuş, davalı müdürlük tarafından da davacının vekaleten temsil edildiği genel kurul toplantısında, yönetim kurulu üyesi seçilmesine dair karara itiraz/muhalefet edilmemesi nedeniyle, yönetim kurulu üyeliğinin kabulü konusunda tereddüt yaşandığından karar kesin değil, geçici olarak tescil edilmiştir. Bu hali ile yapılan işlemde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davacı ...'nun terkin talebinde bulunduğu sırada geçici tescile konu genel kurul kararlarının iptaline dair verilmiş bir karar olmadığı gibi, dava ve karar tarihinde de bu yönde kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. Kararın kesinleşmesi halinde davalı Müdürlükten yeniden terkin talep edilebilmesi ise mümkündür. Sonuç olarak Mahkemece, davacı ...'nun talebi yönünden, davalı Müdürlükçe yapılan işlemde usulsüzlük bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"636d5d8e8d644f47","SID":"c562a98d701ac53e"}}