{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/148 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1691 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2017/916 Esas- 2022/760 Karar<br>TARİH: 04/11/2022<br>DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2025                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı bankanın Ümraniye şubesi ile 06.12.2013 tarihinde Gencl Kredi Sözleşmesi akdederek ticari kredi kullandığını, iş bu sözleşmenin teminatı olarak müvekkili şirket adına kayıtlı İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Pafta, ... Ada, 11 Parselde kain 1 2, 3 ve 4 nolü bağımsız bölümler üzerine davalı banka lehine 1. derecede ve 7,000.000,00 TL timitli ipotek tesis edildiğini, sonrasında müvekkili hesaplarının davalı bankanın İMLS Ticari Şubesine aktarıldığını, müvekkilinin 2015 yılı Kasım ayında davalı bankaya başvurarak 3 aylık ödeme ertelemesi talep ettiğini, o ana dek tüm borçlarını vadesinde, hatta zaman zaman vadesinden de önce ödeyen müvekkilinin bu teklifi davalı bankaca kabul edilmişse de, erteleme talebinin kabulü karşılığı müvekkilinden sözleşmeye de aykırı olarak kredi temdit komisyonu tahsil edildiğini, bilahare taraflarca kredinin yeniden yapılandırması işleminin gerçekleştirildiğini, kredinin yapılandırmasında TL faiz önerildiğini ve bu faizin müvekkili tarafından kabul edilmek zorunda kalındığı, müvekkilinin gelirinin ağırlıklı olarak döviz cinsinden (ABD Doları) olması, döviz cinsi gelir elde ederken TL cinsi ödeme yapmanın getirdiği kur riski, yüksek TL faiziyle kıyaslandığında döviz cinsi kredinin söz konusu dönemde daha düşük maliyete sahip olması vb sebeplerle müvekkilinin davalı bankaya başvurduğunu, kredinin yeniden yapılandırılmasını, bu kez dövize endeksli (ABD doları) olarak yenilenmesini talep ettiğini,  davalı bankadan talep edilmesine rağmen geçmiş dönemde bankaca işletilen faiz mikları, faiz oranı, harç ve masraflar, komisyonlar vb ile ilgili hesap özetlerinin müvekkiline sunulmadığını, bu nedenle müvekkilince Bakırköy 32. Noterliğinin 01.07.2016 tarih ve ... Yev. No.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı bankaca cevaben keşide edilen Üsküdar 10. Noterliğinin 15.07,2016 tarih ve ... Yev. No.lu ihtarmamesi ile kredinin dövize endeksli yenilenmesi talebinin reddedildiğini, mevcut kredinin de vadesinden önce kapatılması gerektiği hususunun ihtaren bildirildiğini, önceki ödemelere dair hesap özeti vb belge talebinin ise yine yanıtsız bırakıldığını, müvekkilinin ilk defa olarak 2016 yılı Temmuz taksidini ödemekte geciktiğini ve müvekkil aleyhine davalı bankaca Kahramanmaraş 1. Noterliği'nin 09.08.2016 tarih ve ... Yev. Nolu ihtarnamesi keşide edilerek, kredi hesabının kat edildiğini, henüz temerrüde düşürülmediği, mütemerrit kılınmadığı halde yıllık %100 temerrüt faizi ve masrafları dahil edilcrek 4.208.752,09 TL'nin 24 saat içinde ödenmemesi halinde kredinin teminatı olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılacağının ihtar edildiğini, iş bu ihtarnameye cevaben keşide edilen Beyoğlu 57. Noterliği'nin 23.08.2016 tarih ve ... Yev. No.lu cevabi ihtarnamesiyle ileri sürülen itirazların dahi dikkate alınmadığını, ticari faatiyetini akamete uğratacak bir hukuki işlem olasılığına muhatap kalınca müvekkilinin 24.10.2016 tarihinde 4.348.000,00 TL ödeyerek borcunu sonlandırdığını, müvekkilinin, taksitli ticari kredi sözleşmesi uyarınca ödemekle yükümlü olduğu kredi taksitlerini her daim vadesinde ödemiş, son kredi taksitini ise 2016 yılı Temmuz ayında yaşanan kanlı darbe kalkışması ve ülkenin çok boyutlu bir uluslararası teröre muhatap kalması nedeniylei ekonomide oluşan ağır depresyon ve durgunluk hali sebebiyle birkaç gün gecikmeyle ödediğini, kredi taksitlerini ödemede titiz davaranan müvekkilinin kredi riskini kat be kat karşılayacak taşınmazı teminalı olmasına rağmen, davalı bankanın kredi hesabını kat ederek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla alacağını tahsil edeceğini ihtar etmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin yazılı ve sözlü, ısrarlı taleplerini yok saydığını, müvekkilinin önüne, bilgi eksiğinden dolayı hesaplanması imkansız bir borç tutarı çıkardığını, müvekkilini icra tehdidi ile haksız ve fahiş bir tutarı ödemeye açıkça zorladığını, her ne kadar kredi faiz oranlarının belirlenmesi usulü akit serbestisi hükümlerine tabi ise de, hiçbir hakkın Medeni Kanun m.2 hükmüyle çelişemeyeceği gerçeği karşısında, davalı bankaca faiz oranlarının ve sair kredi hükümlerinin belirlenmesinde tam bir hukuka uygunluktan söz edilebilmesine imkan bulunmadığını, kaldı ki davalı bankanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.75/2 ve m.80/c ve e ile m.81/3 hükümlerine dayalı olarak hazırlanan ve bankaların uymakla yükümlü oldukları etik ilkelerine aykırı hareket ettiğinin tartışmasız olduğunu, zira yazılı ve sözlü ısrarlı taleplere rağmen, müvekkiline neredeyse zor yoluyla, icra tehdidi ile ödetilen tutarın ayrıntısının hiçbir surette paylaşılmadığını, hepsinden öte, zor yoluyla ve icra tehdidi ile ödetilen tutarların, hem sözleşmeye hem de yasal hükümlere aykırı olduğunu, müvekkilinin hangi oranda, hangi tarihten başlayarak faiz ödediğinden, işlemiş faizin asıl alacağa eklenerek yeniden faiz işletilip işletilmediğinden habersiz olduğunu, yine aynı şekilde, hiçhir surette sözleşmede yer almayan ne türden ve miktarda masraflar, komisvonlar vb ödediğinden de habersiz olduğunu, kredi temdit komisyonu, BSMV, kur farkı BSMV'si gibi isimler altında kendisinden haksız olarak tahsil edilmiş masrafları icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını beyanla finans sektöründen olmayan müvekkilinden, gizlenen, ısrarla paylaşılmayan oran ve tutarları bilmesinin de beklenemeyeceğini, hal böyle iken, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve HMK m. 107/2 gereğince istirdadı gereken miktarın belirlendiği aşamada taleplerini artırmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL'nin, sebepsiz zenginleşme hükümleri dairesinde, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz de işletilmek suretiyle davalıdan istirdadına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 01/09/2022 tarihli talep açıklama dilekçesi ile; dava değerini 82.354,40 TL olarak açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın İMES Ticari Şubesi (Eski Şubesi Ümraniye) müşterisi davacı ile arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kredi açılıp kullandırıldığını, kredi sözleşmelerini dava dışı ...'İn müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, kedi borçlularının kredi şartlarını ihlali neticesinde kredi hesaplarının kat edilerek borçlulara Kahramanmaraş 1. Noterliği'nin 09.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve 4.208.752.09 TL nakit borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, bunun üzerine davacı borçlular tarafından 24 10.2016 tarihinde 4.348.000,00 TL olarak yapılan ödeme kredi borçlarına mahsup edilerek  borçların tasfiye edildiğini, istirdat davasının şartlarının oluşmadığını, borçlunun henüz itiraz etme ve bununla icra takibini durdurmak imkânı bulunduğu bir dönemde yaptığı ödemenin, cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödeme olmadığını, bu nedenle İİK. mad. 72'ye göre istirdat davası açamayacağını, eğer borçlu, hakkında yapılan icra takibini süresi içinde itiraz ederek durdurma olanağına sahipken, bu hakkını kullanmayıp, takip konusu borcu icra dairesine veya alacaklıya ödemişse bu ödemesinin, cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödeme sayılamayacağını ve daha sonra İİK. mad 72/5'e göre geri alma davasına konu yapılamayacağını, İİK. mad. 72/5'e göre geri alma davasının mutlaka kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu tarafından açılabileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı dava dilekçesinde 24.10.2016 tarihinde nakden ve defaten 4 348.000,00 TL ödediğini kabul ve ikrar ettiğinden; kalan taksitlerinin de miktarı belirlenebilir ve kesin olduğundan istirdadımı talep ettiği miktarı açıklaması ve buna ilişkin eksik harcı tamamlaması gerektiğini, harç ikmal edildiğinde yargılamaya devam edilmesi, aksi halde dasyanın işlemden kaldırılması gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca davalıya krediler kullandırılmış olup, işbu kredilerin geri ödemesinde 2014 yılına kadar önemli bir gecikme yaşanmadığını, davacı şirketin ilk olarak Ekim ve Kasım 2014 tarihinde vadesi gelen toplam 1.373.600 USD tutarındaki kredisini vadesinde kapatamadığını akabinde de ödemelerin bankaca 3 ay süre ile temdit edildiğini, bu dönemde müvekkili bankaya ipotekli gayrimenkulün 3 ay içerisinde satışının gerçekleştirilmesi, müvekkili bankaya olan kredi borcunun vadesine kadar kapanacağı hususunda davacı şirket ile mutabık kalındığını, Ocak 2016 başında davacı şirketin, müvekkili banka şubesi tarafından tekrar ziyaret edildiğini, borcun 36 ay vadeli olarak taksitlendirilmesi talebinin gündeme geldiğini, davacı şirketin döviz gelirinin kısıtlı olması sebebi ile borcun TL olarak yapılandırılması hususunda mutabık kalınarak, davacı şirketin yazılı talebi ile mevcut kredi borcunun aylık %1,42 faiz oranıyla ve 36 ay vade ile (ilk 6 ay 50.000 TL, kalan dönemler eşit taksitli olacak şekilde) taksitlendirildiğini, borçlu şirket tarafından taksit ödemelerinin geciktirilmesi üzerine Genel Kredi Sözleşmesinin 20. maddesi uyarınca Kahramanmaraş 1.Noterliğinden keşideli, 09.08.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtamame ile kredi hesaplarının kat edildiğini, davacının Bakırköy 32. Noterliğinin 01.07.2016 tarihli ihtarnamesinde ikrar ettiği üzere, tüm kredi ödemelerinin vadesinde yapıldığına dair beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirket TTK uyarınca basiretli br tacir gibi davaranmakla mükellef olup, dava dilekçesindeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının mevcut kredilerinin geri ödemesinde sıkıntı yaşaması üzerine mevcut kredilerinin, davacının yazılı talebi doğrultusunda, aylık %1.42 faiz oranıyla, yapılandırılarak TT-1242 referans numarasıyla Taksitli Ticari Kredi ile yeni bir ödeme planına bağlandığını, işbu ödeme planında kredi borçlusunun hangi faiz oranı ile hangi tarihte ne kadar ödeme yapacağı, bakiye ne kadar anapara/faiz borcu kaldığın açıkça yer almakta olup, davacının basiretli bir tacir olarak ne kadar borcunun kaldığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bunun aksine beyanlarının kötü niyetli olduğunu, yine davacı  tarafından keşide edilen Bakırköy 32. Noterliğinin 01/07/2016 tarihli ihtarnamesinde hangi tarihte hangi faiz oranıyla hangi tutarda kredi kullanıldığı tek tek belirtilmişken, dava dilekçesinde bunun aksine davacının finans sektöründen olmaması gerekçesiyle herhangi bir bilgisinin olmadığı yönündeki beyanlarının tamamen kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı taraf dava dilekçesinde yaptığı ödemeye ilişkin çelişkili ifadeler de bulunmuşsa da, aslolanın borcunu rızaen ödediği olduğunu, davacı tarafın borçlu olmadığı bir borcu ödemediğini, bilakis, hem sözleşmeye hem de yasal hükümlere uygun haklı ve hukuka uygun bir ödeme yaptığını, davacının bu davayı açması haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki davacının ödemeyi yaparken hiçbir itirazi kayıt ileri sürmediğini, nitekim; davacı taraf “borç olmayan parayı ödediğini\" ileri sürmekte ise de; “ödemeyi, yanılarak kendisini borçlu sanarak yapmış olduğuna” ilişkin herharıgi bir beyanda bulunmamakla; doğrudan doğruya borçlu olduğu parayı ödediğini kabul ve ikrar ettiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 04/11/2022 tarih 2017/916 Esas- 2022/760 Karar sayılı kararında;\"Davanın; bankacılık işleminden kaynaklı alacak davası olduğu anlaşılmıştır. ....Tüm dosya kapsamı bilirkişi kök raporu ve ek raporu birlikte  değerlendirildiğinde;  Taraflar arasında imzalanan genel Kredi Sözleşmesi kapsamında, davalı banka tarafından davacı şirket lehine muhtelif tarihlerde ve tutarlarda dövize endeksli / spot krediler genelde bir yıl vadeli olarak olarak kullandırıldığı ve vadelerinde kapatıldığı,En son kredi kullandırımının Türk Lirası üzerinden İlk 6 aylık dönemi anapara ödemesiz yalnızca faiz ödemeli, 7. Taksitten itibaren anapara ve faiz ödemeli olarak 36 ay taksitli, aylık %1.42 / yıllık %17.04 faiz oranı ile 4.005.000 60 TL olmak üzere 27.01.2016 tarihinde kullandınlan Taksitli Ticari Kredi olduğu, Söz konusu Taksitli Ticari Kredinin ilk 5 aylık taksit ödemelerinin süresinde ödendiği, davalı/alacaklı banka, davacı lehine kullandırılan Kredi ile ilgili olarak ...'in müteselsil kefaletinin yanısıra, davacı şirketin mülkiyetinde olan taşınmazlar 1.derecede 7.000.000 TL ipotekle rehin alındığı, Taksitli Ticari Kredi ile ilgili olarak Kredi borcuna karşı fazlasıyla maddi teminatın banka tarafından rehnedildiği, davalı/alacaklı banka Kredi geri ödemelerinde her hangi bir gecikme olmadan, Sözleşmenin 24 Maddesi kapsamında gördüğü lüzum üzerine Taksitli Ticari Kredi hesabının 08.08 2016 tarihinde kat edilerek asıl borçlu davacı şirkete ve müteselsil kefil ... e keşide edilen hesap kat ihtarı ile kredi borcunun tebliğden itibaren 24 saat içinde ödenmesi ihtar edildiği, Davalı alacaklı bankanın Taksitli Ticari kredinin ödenmesi ihtarı akabinde de Kat ihtarından sonra geciken taksitler ile bakiye kalan anapara alacağı 24.10.2016 tarihinde İşlemiş faizleri ve ferileri ile birlikte tamamen tahsil edilerek Kredinin kapatıldığı, Kredinin davalı/alacaklı banka tarfından 24.10.2016 tarihinde tamamen tahsil edilmesi ile işbu krediden her hangi bir alacağının kalmadığı,Ancak Taksitli Ticarı kredinin davacı/borçlu şirketin aksine, davalı/alacaklı banka tarafından keşide edilen ihtarname ile geri ödenmesi talep edilmiş almakla 24 10.2016 tarıhinde kalan 3.846.983.19 TL anapara üzerinden % 2 Komisyan hesaplaması ile 7843276 TL ve işbu komisyonun %5 i 3.921.64 TL BSMV ile birlikte toplam 82.354.40 TL'nın yine, davalı tarafından davacıya keşide edilen İhlarname nedeniyle yapılan İhtarname masrafının 392,35 TL olduğu, ancak davacı hesabından 756.59 'TL İhtamame masrafı olarak davacı hesabından mahsuben tahsil edildiği, fazladan tahsil edilen 364,24 TL nin da davacıya iade edilmesi gerektiği, Kredinin kapatıldığı 24.10.2016 tarihi itibariyle alacaklı banka tarafindan akdi faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamalar ile örtüşlüğü, taksit ödemeleri içinde ödenmesi kararlaştırılan faizlerle örtüştüğü, Faiz hesaplaması yönünden taraflarca kararlaştırılan oranlardan farklı ve fahiş faiz oranı uygulanmadığı, taraflarca dosyaya sunulu belge, ödeme dekontları ve ilgili hesap ekstrelerinden tespit edildiği, davalı banka taralından, Davacıdan 24.10.2016 tarihinde yapılan tahsilatlardan 82.354,40 TL Komisyon ve BSMV ile 364.24 TL Fazladan tahsil edilen İhtarname masrafı ile birlikte Toplam 82.718.64 TL davacı hesabından mahsuben yapılan tahsitatın davacı şirkete 24.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince işleyecek ticari avans faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiği hususu tespit ve rapor edilmiş olmakla, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Asıl ve ısla ile açılan davanın KABULÜ İLE; 82.354,40 TL'nin 24/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkili bankaya haksız ve hukuka aykırı olarak fazla ödeme yapıldığından bahisle istirdat talepli olarak ikame edilen huzurdaki davada, davanın kabulüne karar verildiğini, ancak iş bu karar, usul ve yasaya aykırı, gerekçe kurulmaksızın verilmiş olup kararın kaldırılması gerektiğini;Somut olayda istirdat davasının şartlarının oluşmadığını, istirdat (Geri alma) davasının dinlenebilmesi için borçlunun borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında, tamamen (ya da kısmen) ödedikten sonra bir yıl içinde, açmış olması gerektiğini, borcun cebri icra tehdidi altında ödenmiş olmasının yasada, \"takibe itiraz edilmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, paranın geri verilmesini isteyebilir” şeklinde  ifade edildiğini, yasanın ifade ettiğinden de anlaşılacağı üzere; geri alma davasının ancak icra takibinden sonra ‘hakkındaki takibe itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine neden olan’ ya da ‘icra dairesine yaptığı itirazı icra mahkemesi tarafından kaldırılan’ ve bu suretle malları haciz (ve daha sonra da satış) tehlikesi ile karşı karşıya kalan ve bundan kurtulmak için takip konusu borcu ödemek zorunda kalan borçlu tarafından açılabildiğini;Borçlunun henüz itiraz etme (ve bununla icra takibini durdurma) imkânı bulunduğu bir dönemde yaptığı ödemenin cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödeme olmadığını, bu nedenle İİK. mad. 72/VII’ye göre istirdat davası açamayacağını İİK. mad. 72/VII’ye göre geri alma davasının mutlaka kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu tarafından açılabileceğini, iş bu sebeple; Yerel mahkeme tarafından bu yöndeki itirazlar dinlenilmeksizin ve değerlendirilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin de İİK. mad. 72/6 anlamında istirdat davası koşullarına aykırılık teşkil ettiğinden yasaya ve usule aykırı olduğunu;Davacı şirketin yazılı talebi ile mevcut kredi borcunun aylık %1.42 faiz oranıyla ve 36 ay vade ile (ilk 6 ay 50.000.-TL, kalan dönemler eşit taksitli olacak şekilde) ETTK  (eşit taksitli ticari kredi) taksitlendirildiğini, borçlu şirket tarafından taksit ödemelerinin geciktirilmesi üzerine Genel Kredi Sözleşmesinin 20. maddesi uyarınca Kahramanmaraş 1.Noterliğinden keşideli, 09.08.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesaplarının kat edildiğini, davacının Bakırköy 32. Noterliğinin 01.07.2016 tarihli ihtarnamesinde de ikrar ettiği üzere, tüm kredi ödemelerinin vadesinde yapıldığına dair beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının yazılı talebi doğrultusunda kredilerinin, aylık %1.42 faiz oranıyla yapılandırılarak TT-1242 referans numaralı Taksitli Ticari Kredi ile yeni bir ödeme planına bağlandığını, işbu ödeme planında kredi borçlusunun hangi faiz oranı ile hangi tarihte ne kadar ödeme yapacağı, bakiye ne kadar anapara/faiz borcu kaldığı açıkça yer almakta olup, davacının basiretli bir tacir olarak ne kadar borcunun kaldığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bunun aksine beyanlarının kötüniyetli olduğunu, yine davacı tarafından keşide edilen Bakırköy 32. Noterliğinin 01.07.2016 tarihli ihtarnamesinde hangi tarihte hangi faiz oranıyla hangi tutarda kredi kullanıldığı tek tek belirtilmişken, dava dilekçesinde bunun aksine davacının “finans sektöründen olmaması” gerekçesiyle herhangi bir bilgisinin olmadığı yönündeki beyanlarının tamamen kötü niyetli olduğunu;Bilirkişi raporlarına karşı yapmış oldukları itirazların Mahkemece değerlendirilmediğini, davacı, dava dilekçesinde fazla ödediği tutarın yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda talebi aşar şekilde yapılan tespitin hatalı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde özetle, müvekkili bankaya ödemiş olduğu fazla tutarın, şimdilik 10.000 TL'sinin yasal faizi ile birlikte tahsili yönünde istirdat davası ikame ettiğini, davacının talepleri sadece erken kapama komisyonuna ilişkin olmayıp, ödemiş olduğu tutarın tamamına ilişkin bir inceleme ve hesaplama talebi bulunduğunu, kendileri tarafından da tahkikat esnasında müvekkili bankanın alacağına yönelik yapılan hesaplamada faiz hesabının eksik/hatalı yapıldığına yönelik itirazda bulunulduğunu, bu aşamada bilirkişi tarafından hazırlanacak ek raporda, terditli olarak müvekkili bankanın itirazlarının da değerlendirilmesi ve itirazlara yönelik hesaplama yapılarak durumun mahkemenin takdirine sunulması gerekirken, ek raporda \"Gerek kat tarihi itibariyle gerekse temerrüt tarihi itibariyle raporda yapılan işlemiş faiz hesapları ile davalı/alacaklı banka tarafından tahakkuk ve tahsil edilen işlemiş faizler yönünden herhangi bir fazla faiz hesaplamasının söz konusu olmadığı\" denilerek yeniden faiz hesabı yapılmadığını, itirazların bu yönüyle değerlendirilmediğinin açık olduğunu, oysa ki, faiz hesaplamasının eksik yapıldığının açıkça ortada olduğunu ve kendileri tarafından da kabul edilemez olduğunu,  bu yönüyle yapmış oldukları itirazların da Mahkemece dikkate alınmadığını;Kök raporda yapılan hesaplamalar hatalı olup, müvekkili banka tarafından hukuken hak ettiği tutarın altına bir tahsilat sağlanmış olduğundan, tahsil edilen tutarın muhasebesine bakılmaksızın faiz hesaplamasının yapılması gerektiğini, işbu davada yapılması gerekenin, hukuken ödeme tarihi itibariyle müvekkili bankanın alacak tutarının hesaplanması ve fazla bir ödeme olup olmadığının tespit edilmesi olduğunu, yoksa tahsil edilen tutarın müvekkili bankanın iç muhasebesinde hangi alacağına mahsup ettiğinin, faize veya komisyon alacağına mı mahsup ettiğinin hukuken bir öneminin bulunmadığını, zaten işbu ödeme sonucunda müvekkili bankanın davacı/borçlunun kredi borçlarının sona erdiğini kendisine bildirdiğini, müvekkili bankanın alacağının hesaplanmasında faiz hesabının eksik yapıldığını, hesaplama yönünden hataya düşüldüğünü, temerrüt faizi hükümlerinin uygulanmadığını;Genel Kredi Sözleşmesinin temerrüt koşulları ve temerrüt faizine ilişkin hükümleri dikkate alındığında; davacı kredi borçlusunun 27.07.2016 tarihinde ödemesi gereken kredi taksitini ödemeyerek temerrüde düştüğü, iş bu sebeple geri kalan kredi taksitlerinin de muaccel hale geldiği, iş bu muacceliyet sebebiyle kredi borçlusuna 08.08.2016 tarihinde hesap kat ihtarnamesi gönderildiği ve ihtarnamenin 18.08.2016 tarihinde davacı-borçluya tebliğ edildiğinin açık olduğunu, dolayısıyla bilirkişi tarafından artık, temerrüdün başladığı 20.08.2016 tarihinden ödemenin gerçekleştiği 24.10.2016 tarihine kadar muaccel olan asıl alacağa, hesap kat ihtarnamesinde belirtilen temerrüt faiz oranı (%100) uygulanarak 24.10.2016 tarihinde müvekkili bankanın alacağının hesaplanması gerekirken, akdi faiz oranı (%17,04) üzerinden ve 27.09.2016 tarihinden başlayarak hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu;Bilirkişi tarafından faiz hesaplaması ile bulunan alacağın, davacı borçludan tahsil edilen alacakla yakın çıkmasının sebebinin müvekkili banka tarafından yapılan faiz indirimi olduğunu, işbu sebeple, mahkemece itirazları doğrultusunda dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine verilmesi; bilirkişiler tarafından terditli hesaplama yapılarak kredinin kapanma tarihindeki alacağın, temerrüt tarihi olan 20.08.2016 tarihinden başlayarak ve temerrüt faiz oranı uygulanarak hesaplanması, uygulanan indirim oranı ve miktarının da raporda belirtilmesi gerekirken, eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının son derece hatalı olduğunu, işbu faiz hesaplamasının talepleri doğrultusunda yapılması halinde borçlu/davacının  toplamda, müvekkili bankaya olan mevcut borcunun altında bir tutarı ödediğinin anlaşılacağını, sonuçta müşteriden tahsil edilen tutarın ne şekilde mahsup edileceği müvekkili bankanın iç muhasebe işlemi olduğundan, tahsil edilen tutarın hangi kalem adı altında mahsup edildiğinin hukuken bir öneminin bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince, kredi kapamasında komisyon alınmasında sakınca bulunmadığını; Bilirkişi ek raporunda yine bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu daraltılarak uyuşmazlığın sadece erken kapama komisyonu alınıp alınmaması hususuna indirgendiğini, bu yöndeki itirazları yok sayılarak erken kapama komisyonu alınamayacağına hükmedildiğini, öncelikle, bilirkişi tarafından hesabın kat edilmesinin \"sözleşmenin feshi ve müvekkili bankanın kredinin kapanması ihtarı\" olarak atfedildiğini, davacı tarafça hesap kat ihtarnamesinden sonra kredinin erken kapatılmasının da, davacının rızası ve isteğiyle olmadığı, dolayısıyla davacı taraftan erken kapama komisyonu alınamayacağı yönünde tespitte bulunulduğunu, söz konusu kat ihtarnamesinin davacı tarafa 18.08.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, her ne kadar işbu ihtarname, kredinin 24 saat içerisinde ödenmesi hususunda ihtar içermekte ve ödenmediği taktirde yasal yollara başvurulacağı belirtilmişse de, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde yer alan mail yazışmalarından da görüleceği üzere, hesap kat ihtarnamesinden sonra, 15.08.2016 tarihinde ve 20.09.2019 tarihinde davacı tarafça kredinin yapılandırmasının talep edildiğini, müvekkili banka ile çalışılmaya devam edilmek istendiğinin belirtildiğini, müvekkili banka tarafından kredi maliyetinin hesaplanması ve davacı tarafın talepleri değerlendirilerek yapılandırma ve çalışmaya devam koşullarının davacıya bildirildiğini, davacı tarafından söz konusu koşulların kabul edilmemesi üzerine davacı tarafın rızası ve isteğiyle söz konusu kredinin tek seferde kapatıldığını;Kaldı ki söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinin 43. maddesinin 9. ve 10. alt maddelerinden anlaşılacağı üzere, davacının kredi taksitlerinin ödememesi neticesinde hesabın kat edilmesine sebebiyet vermesi durumunda, kredinin 1 yıldan uzun vadeli olması sebebiyle indirimli faiz kullandırılmasından kaynaklanan hazine maliyetinin/ faiz zararının, erken kapama komisyonu olarak talep edilmesi ve komisyona ilişkin BSMV tahsil edilmesinde, sözleşme hükümleri gereğince bir sakınca bulunmadığını, açıklanan sebepler ve taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri gereğince, bilirkişinin tahsil edilen komisyonun iade edilmesi hususundaki tespitinin son derece hatalı olduğunu;Davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte; mahkemece tahsil tarihinden itibaren değil dava/ tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, Mahkemece davanın kabulü ile 82.354,40 TL' nin 24.10.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verildiğini, ancak tahsil edilen komisyonun iadesine karar verilecekse dahi, söz konusu tahsil edilen komisyona tahsil tarihinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren, taleple bağlılık ilkesi gereğince yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacı tarafça müvekkili bankaya ödenen paranın iadesi talebiyle ihtarname vs. gönderilmediği/ davadan önce bir temerrüt hali olmadığı dikkate alınarak, bu hususta hüküm kurulacaksa dahi, bilirkişi raporunda tespit edildiği şekliyle değil, dava tarihinden ve taleple bağlılık ilkesi gereği yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini;Mahkeme kararı incelendiğinde, kararın gerekçesiz olduğunun da görüleceğini, tüm gerekçeli karar incelendiğinde, dava dilekçesi ve cevap dilekçesi ile tarafların beyan dilekçelerinin yer aldığını ancak kararın değerlendirme bölümünde, dava dilekçesindeki talebin kanunun hangi maddesine göre ya da Yargıtay'ın hangi içtihadına göre davanın kabul edilmesi gerektiği gibi hukuki bir gerekçe ile açıklanmadığının görüldüğünü, zira gerekçe bölümünde de bilirkişi raporunun özet olarak tekrar edildiğini ve kopyala-yapıştır yöntemiyle hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna riayet edilmesinin sebebinin izah edilmediğini ya da bu husustaki itirazlarının ne sebeple reddedildiğinin açıklanmadığını beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/916 Esas, 2022/760 Karar sayılı 04.11.2022 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun kapatılması sırasında fazladan tahsil edildiği iddia edilen bedellerin istirdadı talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen istirdat davasının şartlarının oluşmadığı, davacı tarafın, dava dilekçesinde faiz yönünden de fazla tahsilat yapıldığını iddia ettiği, bilirkişi tarafından temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar alacağa temerrüt faizi işletilerek hesap yapılması gerektiği, davalı banka tarafından tahsil edilen bedellerin ne ad altında tahsil edildiği önemli olmaksızın, fazla tahsilat olup olmadığının tespitinin gerektiği, bilirkişi tarafından yapılan hesap ile davalı bankaca davacıdan tahsil edilen bedelin, faiz indirimi yapılmış olması sebebiyle aynı çıktığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan düzenlemeler gereği davacıdan kredinin kapatılması sebebiyle komisyon tahsil edilebileceğine ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında 06/12/2013 tarihli ve 6.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı banka tarafından davacıya farklı tarihlerde ve çeşitli tutarlarda ticari krediler kullandırıldığı, davacının 27/01/2016 tarihinde kullandığı, aylık %1,42 faizli ve 36 ay vadeli, 4.005.000 TL bedelli kredi ile önceki kredi borçlarının kapatıldığı, bu kredinin ilk 5 taksitinin yalnızca faiz ödemesine ilişkin olduğu, davacının, kredinin 6. taksitini vadesinde ödememesi nedeniyle (27/07/2016) davalı banka tarafından kredi hesaplarının 08/08/2016 tarihinde kat edildiği, davacıya 4.208.752,09 TL borcunu, tebliğinden itibaren 24 saat içerisinde ödemesi ihtarını içerir kat ihtarnamesi gönderildiği, kat ihtarnamesinin davacıya 18/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kat ihtarından sonra, 24/08/2016 tarihinde 6. taksit ödemesini yaptığı, 24/10/2016 tarihinde ise vadesi geçmiş tüm taksitler ile birlikte kalan borcunun tamamını ödediği ve kredinin kapatıldığı, davalı banka tarafından kredinin tamamen kapatılması sırasında davacıdan, ödeme tarihine kadar vadesi geçmiş taksitlerin ana para ve faizlerinin tahsil edildiği, vadesi gelmemiş taksitler için ise ana paraya, son vadesi geçmiş taksit tarihinden ödeme tarihine kadar akdi faiz işletilmek suretiyle 3.846.983,19 TL anapara, 51.622,65 TL işlemiş faiz ve BSMV, 82.354,40 TL komisyon ve BSMV, 756,59 TL ihtarname masrafı, 1.312,50 TL ipotek fek ve rehin kaldırma masrafı, 199,50 TL hesap işletim masrafı, 5,26 TL hesap ekstre ücretinin tahsil edildiği, denetime açık bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı banka tarafından fazladan işlemiş faiz tahsilatı yapılmadığı, davalı bankanın hangi kalemde ne kadar tahsilat yaptığını kayıt altına aldığı, kendi kayıtlarının aksine, komisyon olarak tahsil ettiği bedelin aslında işlemiş faiz olduğunu iddia edemeyeceği, dolayısıyla davacıdan tahsil edilen bedelin komisyon, yani kredinin kapatılması sebebiyle alınmış bir bedel olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davanın, İİK'nın 72/6. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış istirdat davası olmadığı, dolayısıyla mezkur maddede düzenlenen şartların, bu davada gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilemeyeceği, davalı banka tarafından davacının hesapları 08/08/2016 tarihinde kat edilerek, 09/08/2016 tarihli ihtarname ile davacıya 4.208.752,09 TL borcun, yani vadesi geçmiş kredi taksitleri ile vadesi gelmemiş tüm borcun ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ve her türlü teminatın nakde çevrilmesi için işlem başlatılacağı ihtar edilmiş olduğundan, davacı tarafından 24/10/2016 tarihinde yapılan ödemenin kredinin erken kapatılması işlemi olarak değerlendirilemeyeceği ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 43.9. maddesi uyarınca davalı banka tarafından davacıdan erken kapama komisyonunun tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, yine her ne kadar davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesinin 43.10. maddesinde; \"müşteri 1 yıldan uzun vadeli kredilerde, ödememe sebebiyle kredinin kat edilmesine sebebiyet vermeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Müşteri, iş bu kredinin düzenli ödenmemesi nedeniyle kredi hesabının erken kat edilmesine sebebiyet vermesi durumunda, kredinin 1 yıldan uzun vadeli olması nedeniyle indirimli faizle kullandırılmış olmasından kaynaklanan erken kapama maliyetini de müşteri ile kefil ve kefiller, bankaya müştereken ve müteselsilen ödemeyi, geri dönülemez biçimde kabul ve taahhüt ederler.\" şeklinde yer alan düzenleme gereği, davacıdan komisyon tahsil edilmesinin mümkün olduğu iddia edilmiş ise de, kredinin 1 yıldan uzun vadeli olması sebebiyle indirimli faizli kullandırıldığına dair somut bir açıklama ve delil sunulmadığından, anılan maddede yer alan şartların gerçekleştiğinden bahsedilmesi de mümkün olmayıp, davacının kat ihtarnamesinde kendisine açık bir şekilde komisyon borcu olarak bildirilmeyen ve haksız olarak tahsil edilen bedelin istirdadını talep edebileceği, bu itibarla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.625,62  TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.406,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.219,22 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f18ffcb65d77c63","SID":"b1af69670ee60fd2"}}