{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1230 - Karar No:2025/1237<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1230 <br>KARAR NO\t: 2025/1237<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/172 E-2023/501 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Sözleşmenin Haksız Feshinin Tespiti, Alacak (Eser \t\t\t   Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/11/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/11/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinin haksız feshinin tespiti ile alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili şirketin, davalı idare ile kamu ihalesi kapsamında “Keban Hes’in 8 Ünitesinin Rehabilitasyonu” işi için 63.859.828,24 Euro bedelli sözleşmeyi 21.04.2015 tarihinde imzaladığını, davalı idare tarafından gönderilen sözleşmeye davet yazısı gereğince 3.831.589,69 Euro’luk kesin teminat mektubunun davalı idareye sunulduğunu, toplam 968.753,59 Euro tutarında ihale karar pulu ve sözleşme damga vergisi bedelinin davalı idare banka hesabına yatırıldığını, yine 31.929,91 Euro tutarında kamu ihale kurumu payının da ilgili kuruma yatırıldığını,taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 36.6.1.maddesi gereği sözleşmenin yürürlüğünün akreditif tarihine müteakip başlayacağı ancak davalı idarenin ilk ifa yükümlülüğü olarak düzenlenen akreditif tesis yükümlülüğünü sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık 10 ay sonra 07.03.2016 tarihinde eksik olarak tesis ettiğini, sözleşme konusu Keban Hidroelektrik Santrali rehabilitasyon işi için 2552 gün iş süresinin başlangıçtaki 600 güne yakın kısmının mühendislik ve dizayn çalışmaları ile CFD analizi ve model testine ayrıldığını (2 yıl boyunca bir kısım işlerinin Hindistan’daki laboratuvarda gerçekleşeceğini, üretim, imalat ve montajının yapılamayacağı), bu süreçte Türkiye’de gerçekleştirilecek tek faaliyetin santralin ziyaret edilmesi ve gerekli çizim alınması ve gerekli incelemelerin yapılması olduğunu), müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip mühendislik ve dizayn çalışmalarına başladığını, davalı idarenin öncesinde hiçbir ihtarda bulunmaksızın 07.03.2017 tarihli “Sözleşmenin feshi” konulu yazı ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin fesih yazısının müvekkili şirket tarafından 08.03.2017 tarihinde alındığı, sözleşmenin feshine müteakip kesin teminat mektubunun sözleşmenin 16.3 Maddesinde belirtilen cezai şart uyarınca davalı idarece nakde çevrilip gelir kaydedildiğini, dava konusu sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, öncelikle sözleşmenin idarece fesh edilmesinin kural ve koşullarının sözleşmenin 16. ve 26’ncı maddelerinde düzenlendiğini, davalı idarenin sözleşme fesih yazısında da fesih kararına dayanak olarak bu iki maddeyi  belirttiğini, anılan maddelerde görüleceği üzere sözleşmenin feshinden önce en az 10 gün süreli  ihtar gönderilmesinin gerektiğini, bunun amacının da KİSK uyarınca yükleniciyi fesihten kurtarmak olduğunu, davalı idarenin sözleşmenin feshi yazısında süreli olarak sunulması gereken belgelerin, yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde eksiksiz tam iletilmesi hususunun ihtar edildiğini (10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı yazı) ancak söz konusu yazının müvekkili şirketçe hiçbir suretle teslim alınmadığını, davalının sözleşmenin feshine yönelik müvekkiline ihtarda bulunmadığını ve bunu ispatlamasının gerektiği, bu konuda 6102 sayılı TTK’nın 18. maddesinin açık olduğu, sözleşmenin fesih yazısında belirtilen 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı ihtar yazısı müvekkili şirket tarafından alınmadığından sözleşmenin feshine yönelik ihtarın müvekkiline yapılmadığını (07.03.2017 tarihli sözleşmenin feshi konulu yazıyı müvekkilinin aldığından sorun olmadığı, sorunun 10.02.2017 tarihli ihtar yazısının tebliğ edilmediği) ve bu nedenle sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, sözleşmenin feshi konulu yazıda sözleşme fesih gerekçesinin “Sözleşme kapsamında süreli olarak sunulması gereken belgelerin eksiksiz ve tam olarak sunulmamasının gerekçe gösterildiğini, sunulacak belgeler için sözleşmede herhangi bir kabul süreci öngörülmediği halde müvekkilinin gereken hassasiyeti gösterdiğini, davalı idarenin ise bu süreçlerde ağır davrandığını, keza; fesihten önce 10.01.2017 tarihinde yapılan toplantıda belgelerin bu derece önemli olduğu ve gecikmiş olduğuna dair bir satıra dahi yer verilmediğini, belge sunumunun geçici kabule esas bir kısmı olmadığını(Sözleşmenin 12. Maddesinde belge sunumu karşılığı herhangi bir ödemenin düzenlenmediğini), belge sunumunun asli edim yükümlülüğü olmadığını, esasen geçici kabule esas 10 adet edimin sözleşmenin asli edim yükümü olduğu, müvekkilinin hiçbir asli edim yükümlülüğünü geciktirmemişken yan edim yükümlülüğünü geciktirdiğinden bahisle sözleşmenin feshinin yerinde olmadığını, davalı idare ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmede tip sözleşme esas alınarak düzenlendiğini, imzalanan sözleşmeye göre sözleşmenin fesh edilebilmesi için yüklenicinin işin tamamının veya geçici kabule tabi bir kısmının belirtilen sürede bitirilmemesi, sözleşmede belirtilen oranda  gecikme cezası ve en az on gün süre vermesi nedenlerini ihtar etmesi gerektiğini, davalı idarenin işin tamamı veya geçici kabule tabi bir kısmının proje takviminde belirtilen sürede bitirilmemiş olması haricinde başkaca sözleşmeye aykırılık haline yer vermediği, davalı idarenin müvekkiline dokümanları  sunması için 10 gün süre verdiğini iddia ederken herhangi bir gecikme cezası uygulamadığını, zira belgenin sunulmaması halinde herhangi bir gecikme cezası bulunmadığını, Hizmet Alımları Uygulama Yönetmeliğinin 30/1 maddesinde mesleki ve teknik yükümlülüklere ilişkin teknik şartnamelerin yer aldığı, yüklenici tarafından hangi belgelerin sunulacağının teknik şartnamede yer aldığını, taraflarınca teknik şartnamede tespit edilen süreli belgelere 5 kalem halinde dava dilekçesinde yer verildiğini, idarenin süreli belge sunulması konusunda fesih gerekçesinin tek başına fesih gerekçesi olmayacağını, sözleşmenin feshi için TBK., KİSK., Tip Sözleşme gereği ilgili maddelerin belirtilmesinin gerektiği, 5 adet belge açıklaması sadece bilgi amacı ile ve bu belgeler gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshinin hakkaniyete aykırı olduğunu,  yine dava konusu sözleşmenin ödeme yeri ve şartları başlıklı 12. maddesi ve 13. maddesinde avans verilmesi şartlarına yer verildiğini, ödemenin akreditif yoluyla yapılacağı düzenlenen sözleşmelerde ilk ifa yükümlülüğünün akreditifin tam ve eksiksiz olarak açılması olduğunu, davalı idarenin eksik tutarlı ve 9 ay gecikmeli akreditif açtığının, davalının ilk ifa yükümlülüğü olan akreditif açmayı tamamlamadığı halde müvekkili şirketin yan edim yükümlülüğünü geciktirdiği gerekçesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini, gerek karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ve gerek sözleşmenin 36.1.1. maddesi  ve gerekse akreditif uygulamasına ilişkin ulusal ve uluslararası içtihatlar gereği ilk ifa yükümlülüğü olan akreditif açmayı  tam olarak yerine getirmeyen idarenin sözleşmeyi feshinin  ve söz konusu cezai şart koşulları oluşmadan  teminatın tahsilinin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkilinin bu bedel ve diğer yaptığı masrafları talep hakkına sahip olduğunu belirterek, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ile  fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı kalmak kaydı ile 3.831.598,69 Euro teminatın ve gelir kaydedildiği tarihten dava tarihine kadar devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanan 575.175,63 Euro işlemiş faizi olmak üzere toplam 4.406.765,32 Euro'nun asıl alacak kalem miktarına devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilerek  ve euro para birimi üzerinden, yine sözleşmenin kurulması için yapılan harcama olarak 968.753,59 Euro ihale karar pulu ve sözleşme damga vergisi ile 31.929,90 Euro kamu ihale kurum payı olmak üzere ki toplam 1.000.683,50 Euro'nun da devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro bazında açılmış mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda faizi  ile euro para birimi üzerinden davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesi dava ve talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili; Keban Hidroelektrik Santralinin 8 Ünitesinin Rehabilitasyonu işleri için davacı ile 21.04.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını ve 07.03.2016 tarihinde açılan akreditif ile sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, teşekküllerinin 13.12.2016 tarihli yazıları ile sözleşme kapsamında yer alan ve süreli olarak sunulması gereken iş programı, proje yönetim planı, kalite planı vb. dokümanların 26.12.2016 tarihine kadar Genel Müdürlüğe teslim edilmesinin istendiğini, akabinde ... firmasının toplantıya davet edildiğini ve firmanın Türkiye temsilcisiyle (... San. Tic. A.Ş.) 26.12.2016 tarihinde bir araya gelindiğini, ... tarafından Ocak Ayının ilk haftası içerisinde Hindistan’dan da ilgili kişilerin de katılacağı bir toplantı talep edildiğini, teşekkülleri tarafından gündem maddeleri belirlenerek 10.01.2017 tarihinde yapılması planlanan toplantıya ... firması davet edildiğini, ... firmasının herhangi bir gerekçe göstermeden toplantıya katılmadığı ve yeni bir toplantı tarihi talebi de olmadığını, sözleşme yürürlüğe girdikten sonra sözleşmeye göre süresi içerisinde teşekküllerine sunulmayan belgeler için birçok kez yüklenici ile e-post ile iletişim kurularak gerekli uyarılarda bulunulduğunu, ancak söz konusu durumun tekerrür etmesinden dolayı 10 gün ihtar süresi verilerek yüklenicinin belgelerle ilgili sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmesinin istendiğini, ...’in istenen belgeleri sunmadığı, bunlarla ilgili öneride bulunmadığı ve mazeret bildirerek resmi yazılarına cevap vermediğini, sonuç olarak sözleşmenin 16.3. ve 26.1.a. maddeleri ile 4735 Sayılı Yasanın “İdarenin Sözleşmeye Feshetmesi” başlıklı 20. maddesinin (a) bendi uyarınca Keban Hidroelektrik Santralinin Rehabilitasyonu Sözleşmesi işine ait sözleşmenin 07.03.2017 tarihinde fesh edildiğini, yapılan sözleşme feshinin haklı hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu, teşekküllerince sözleşme fesih edilmeden önce sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilerek davacıya ihtarname tebliğ edildiğini (KİSK’nun 20., 22., 25. ve 26 Maddeleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin 16.3. ve 26.1.), ... firmasına 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı yazıları ile yapılan ihtara rağmen firmanın bu yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde sözleşme kapsamında süreli olarak sunulması gereken belgeleri eksiksiz ve tam olarak genel müdürlüğe sunmaması ve taahhütlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemesi anlamına geldiğinde  4735 sayılı Yasanın 20. ve 25. maddeleri ile sözleşmenin 16.3. ve 26.1. maddelerinin uygulanması zaruretinin hasıl olduğunu, davacının her ne kadar ihtarın taraflarına tebliğ edilmediğini iddia etmekte ise de, ihtarnamenin ikinci sayfasının arkasında elden tebligatın yapıldığına dair şirket kaşesinin (EK-5) taşıyan kaydın bulunduğunu ve Tebligat Kanununun 13. maddesinin bu konuda açık olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde taraflara bildirimler ve bildirime esas tebligat adres/mail bilgilerinin bu maddede kaydedildiği şekilde uygulandığını, teşekküllerince yapılan sözleşmenin feshi haklı ve geçerli sebeplere dayandığını, davacı ihtarnamede yer alan hususların işin esasına ilişkin olmadığını iddia etmiş ise de, ihtarnamede yer alan hususlar incelendiğinde anılan hususların işin devamı için  esaslı unsurlar olup tamamlanmaması halinde teşekkülleri tarafından işin yürütümü ve kontrolü açısından sıkıntılar meydana getireceğini, sözleşmenin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren 12 ay geçtiği ve bu süre zarfında defalarca sözlü, e-post yoluyla yazılı uyarıldığı halde süreli belgelerin teşekküllerine sunulmadığını ve bu dokümanların esasa ilişkin olduğunu, davacı 10.02.2017 tarih ve E.7985 sayılı yazının taraflarına ulaşmadığı iddia etse de, bu ihtarnamenin ilgi kısmında yer alan 13.12.2016 tarihli bir takım dokümanların süresi içerisinde sunulmasına ilişkin yazı ve 27.12.2016 tarihli toplantıya davet yazısına karşı geri dönüşümlerinin de olmadığını, 10.02.2017 tarihli yazılarında sunulması gerekip de şu ana kadar sunulmayan dokümanların sunulmadığının tespit edildiğini, bu dokümanların işin esası ve taraflarınca sunulması sözleşmede süreye bağlanan davacının iddiasının aksine asli yükümlülükler olduğu, işin sözleşmeye ve plana uygun olarak yapılması ve takibi açısından asli nitelikte olduğu, davacı sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeyerek sözleşmenin haklı sebeple fesih olunduğunu, Teşekküllerinin akreditif konusunda yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı anda kurulduğunu, anılan sözleşme maddesinde kastedilen ilk ifanın akreditifin tesis olunduğu ve sürelerin bu tarih itibariyle başlayacağı olup davacı tarafın bu akreditifin tesisi ile uğramış olduğu bir zarar vs. söz konusu olmadığını, davacı tarafından da akreditifleri yerine getir ikazının yapılmadığını, bu aşamada davacının asli yükümlülüklerini yerine getirmeyenin müvekkili olduğunun ileri  sürülmesini iyi niyetle bağdaşmadığı belirtilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle zamanaşımından aksi halde ise  esastan  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece; tüm dosya kapsamı, dava, cevap, taraflar arasındaki sözleşme ve  sözleşmenin tabi olduğu 4735 sayılı KİSK'nun hükümleri, yazışmalar, ...'nin davacı tarafından temsilci atandığına dair yazı içeriği, uzman görüşü ile bilirkişi rapor ve ek raporu  birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 21.04.2015 tarihli“Keban Hes’in 8 Ünitesinin Rehabilitasyonu” konulu sözleşmenin imzalandığı, bahse konu sözleşmenin 07.03.2016 tarihinde tesis edilen malzeme ve hizmet akreditiflerine müteakip yürürlüğe girdiği ancak, daha sonra  davalının 07.03.2017 tarihli yazı ile;  sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra sözleşme ve teknik şartname gereğince sunulması gereken belge ve bilginin sunulmadığı, 13.12.2016 yazıyla sunulmayan  belgelerin 26.12.2016 tarihine kadar sunulması gerektiğinin  bildirildiği halde sunulmadığı gibi, 10.02.2017 tarihli yazı ile de sözleşme kapsamında süreli olarak sunulması gereken belgelerin yazının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde eksiksiz ve tam olarak idareye iletilmesi hususunun ihtaren bildirildiği halde sunulmadığı  belirtilerek;    sözleşmenin 16.3. ve 26.1.A maddeleri ile 4735 sayılı kamu ihale sözleşmeleri kanunun \"idarenin sözleşmeyi feshetmesi\" başlıklı  20.maddesinin a bendi hükümleri gereğince  sözleşmenin fesih edildiğinin bildirildiği, bu şekilde sözleşmenin fesih edilmesi akabinde  21.03.2017 tarihinde  kesin teminatın  nakte çevrilerek gelir kaydedildiğinin anlaşıldığı, davacının feshedilen sözleşme kapsamında, sözleşme kurulum aşamasında  sözleşme  karar pulu ve damga pulu bedeli olarak toplam 968.853,59 Euro’yu 20.04.2015 tarihinde ve  Kamu İhale Kurumu payı olarak  31.929,90 Euro'yu da  21.04.2015 tarihinde ödemiş olduğu, taraflar arasındaki  sözleşmenin, feshe ilişkin  16.3 maddesi ve 26.1.A maddesi hüküm  ile sözleşmeni tabi olduğu 4735 sayılı  KİSK'nun  20. maddesinin A bendi  hükmü gereğince davalı idarenin  sözleşmenin feshinden  önce  davacı yükleniciye, 10 gün süreli temerrüde düşürücü nitelikte bir ihtarnameyi, tebligat mevzuatına göre usulünce tebliği etmesi ve bu şekilde davacı yüklenicini temerrütünün gerçekleşmesi akabinde, sözleşmeyi fesih etmesi gerektiği hususlarının düzenlendiği ancak davalının söz konusu sözleşme fesih yazısından önce davacıya gönderdiği 10 gün süreli temerrüte düşürücü 10.02.2017 tarihli ihtarnamenin  usulünce davacıya tebliği edilmediği, söz konusu ihtarnamenin, davalının Tebligat Kanununun 1. maddesinde belirtilen memur vasıtasıyla tebligat yapacak kurumlardan olmadığı halde, memur vasıtasıyla tebliği işleminin yapıldığı, ayrıca söz konusu tebliğ işleminde, Tebligat Kanunu 13. ve de 21. maddelerine aykırı olarak  iş yerinde  davacı temsilcisi şirketin yetkilisi yada özel yetkili kılan ...'un  tebliğ anında orada bulunup bulunmadığı ve de  bulunmama sebebi tebligat mazbatasına yazılmadan çalışana tebliği edildiği görülmekle, bu tebliğ işleminin usulsüz olduğu, yine davacı vekilince de bu tebligattan 07.03.20217 tarihli fesih yazısı tebliğiyle haberdar olunduğu, öncesinde haberdar olmadıklarının bildirildiği, yine  tarafların tacir oldukları ve TTK nun 18. maddesi hükümü gereğince, sözleşmenin feshi edileceğine dair temerrüt doğurucu  ihtarların; noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği belirtildiği halde, davalı idarenin  bu yöntemlerden birini de  sözleşmenin feshi öncesi gerekli olduğu anlaşılan temerrüt sonucu doğuracak ihtarnamede kullanılmadığının da görüldüğü, tüm bu nedenlerle taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri ile sözleşmenin tabi olduğu  4735 sayılı KİSK' nın ilgili maddelerine göre, sözleşme feshi  öncesi 10 gün süreli temerrüde düşürücü ihtarnemenin usulünce davacı yüklenici tarafa tebliği edilmediği, bu nedenle 07.03.2017 tarihli sözleşmenin fesih işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu tesbit edilmiş ve  sözleşme  kapsamında  davacı tarafından yatırılan kesin teminat mektubunun gelir kaydı işlemiyle, davacının haksız olarak feshedilen sözleşmenin kurulumu aşamasında yaptığı giderleri davalıdan talep edebileceği, davacının asıl alacak kalemleri yönündeki davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği ancak davacının haksız olarak nakde çevrilen kesin teminat bedeline, nakde çevrildiği tarihten dava tarihine kadar işlemiş faizini talep edebileceği ve 3095 sayılı Yasa'nın 4.a maddesi gereğince bu faizin,  devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro üzerinde açılmış mevduata uyguladığı en yüksek oranda olduğu halde, bilirkişi heyetince kesin teminat mektubu bedeli yönünden nakde çevrildiği tarihten dava tarihine kadar hesap ettiği işlemiş faizde devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranlarının ortalamasının alındığı görülmüş ise de, davacı vekilinin bu rapora itiraz etmemesi nedeniyle bu miktar hükme esas alınmış  ve davacının gelir kaydedilen nakit teminat bedeli için  dava tarihi öncesine ait işlemiş faizi hesap ederek 575.175,63 Euro olarak talep ettiği, miktarın bilirkişice yapılan hesaplamada 378.020,45 Euro olduğu tespit edilmekle, istenen işlemiş faizdeki fazla talep nedeniyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, yine TBK'nun 83. maddesi gereğince yabancı para üzerinde alacak talep edilebileceği ve bu yönde tahsil hükümü kurulabileceği, ayrıca dava konusu edilen Euro alacak kalemlerinin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru nazara alınarak hesap edilen TL karşılığı üzerinden harç ve vekalet ücretine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda; davadaki taleplerinin feshin haksız olduğunun tespiti iken mahkemece hüküm kısmında 'sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespiti' ifadesinin kullanıldığını, gerekçeli kararda ise haksız feshedilen sözleşme ibaresi kullanılarak feshin haksız olduğunun sebepleri ile açıklandığını, sözleşmenin feshinin idarenin tek taraflı fesih iradesinin müvekkil şirkete ulaşması ile sonuç doğurduğunu ve feshin gerçekleştiğini, feshin geçersiz sayılmasının veya geri döndürülmesinin mümkün bulunmadığını, bu nedenle mahkemece her ne kadar gerekçesi yerinde olsa da, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespitine dair hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. \t <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; bilirkişi ek raporunda bilirkişilerin görevleri dışına çıkarak kanuna aykırı olarak sözleşmenin feshinin haksız olduğu yönünde hukuki nitelendirme yaptığını, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, teşekküllerinin tüm yazışmalarını ve tebligatlarını sözleşmeye ve genel tebliğ usullerine uygun olarak yerine getirdiğini, davacı tarafın aynı usulle aldığı ihtar ve fesih yazılarından feshi kabul etmekte iken, ihtarı reddettiklerini, sözleşmede yer alan tebligat adresine giden görevliye kapıyı açan kişinin (Şenay Kaya) firma kaşesini basıp adı ve soyadını yazıp imzalayarak tebliğ aldığı halde davacı vekili bu kişiyi tanımadıklarını beyan ettiklerini, bu  savunmanın bile  davacının  iyiniyetli  olmadığını ortaya koyduğunu, zira işyerinde bulunup, kaşeyi basarak bir evrak teslim alındığını, o halde ya sözleşme hükümlerine aykırı olarak resmi adresin değiştirildiğini ve taraflarına bu durumu haber verilmediğinin, ya da sigortasız işçi çalıştırıldığın göstergesi olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının talep ettiği miktarlara ilişkin değerlendirme yapılmadığını, sözleşmenin 26.maddesi ve 4735 sayılı KİSK'in 20.maddesinde ihtar metninde sadece sözleşmeye aykırılık nedenlerinin açıkça yazılmasının şart olduğunun belirtildiğini, fesih kelimesinin açıkça yazılması gerektiği/şart olduğunun belirtilmediğini,  ihtarname metninde ‘fesih’ kelimesinin açıkça yazılmasının beklenmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının, sözleşme gereği istenen belgeleri zamanında sunmadığını ikrar ettiğini, sözleşmenin feshi ve teminatın gelir kaydedilmesinin üzerinden tam 5 sene geçtikten sonra bu davanın açılarak şekle aykırılığın ileri sürülmesinin de hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, KİSK'in 20/b ve 21. maddelerinde yer alan hususların gerçekleşmesi dolayısıyla fesih gerçekleşecekse, bu hususların tespiti tarihinde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını, idarenin bundan sonra 22/f-1-c md uyarınca yaptığı bildirimin inşai değil izhari nitelikte olduğunu, sözleşmenin feshinin haklı ve geçerli sebeplere dayandığını, ihtarname dışında davacıya teşekküllerine sunulmayan belgeler için birçok kez eposta ile iletişim kurularak gerekli uyarılarda bulunulduğunu, bilirkişi raporunda yer verilen ve mahkemeyi bağlamayacak olan uzman görüşünde yer alan bu yükümlülüklerin asli edim yükümü olmadığı yönündeki tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, bir iş programı verilmeden o işin yapılması, denetlenmesinin mümkün olmadığını, iş programının asli edim olmadığının ileri sürülmesinin basiretli tacir davranışı olmadığını, işin süresi akreditif açıldığı tarihten itibaren 2552 gün olup, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 22 ay, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 12 ay geçtiğini, bu sürede davacıyı sürekli uyardıkları halde sözleşme gereği ve süreli olarak sunulması gereken hiçbir dokümanın sunulmadığını proje yönetiminde projenin planlanmasının en önemli aşama olduğunu, yüklenicinin proje yönetim planı hazırlamadığını, resmi olarak iş programını taraflarına sunmadığını, burada asli edimin yerine getirilebilmesi için gereken belgelerin verilmemesi durumunun mevcut  olduğunu, söz konusu belgelerin verilmemesi sözleşmenin fesih nedeni olarak mevzuata konulmuşken burada asli edim tartışması yapılmasının bile gereksiz olduğunu, bilirkişi kurulunca yapılması gereken işin sözleşme konusu teslim edilmeyen belgelerin sözleşme ve kisk kapsamında teslimi zorunlu belgelerden olup olmadığının tespit ve incelemesini yapmak olduğunu, KİSK 19, 20, 21, 22 maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde aktin feshinin idarece karar alınmasından önce gerçekleşeceği, fesih gerçekleştikten sonra alınacak kararın ve fesih bildiriminin ise fesih iradesinin karşı tarafa bilgilendirmek amacıyla yapılacağı anlaşıldığını, davacı tarafça sunulan uzman görüşünün taraflarına tebliğ edilmediğini, uzman görüşünün yanlı ve hukukun genel ilkelerinden uzak düzenlendiğini, uzman görüşünde usulüne uygun ihtar yapıldığı kanıtlanmamıştır dese de teslim belgesinin dosyada mevcut olduğunu, bilirkişi ek raporunda söz konusu süreli evrakların davacı tarafından sunulduğuna dair dosya kapsamında belge bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını, davacının haksız olduklarını bildikleri davada esası usule kurban etme çabasında olduklarını, akreditenin geç alındığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, ihaleye katılan diğer Hindistan firmasının ihaleye itiraz ettiği sürecin kamu ihale kurulu kararları doğrultusunda ilerlediğinin davacının da malumu olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. <br><br>\tDava, taraflar arasındaki 21.04.2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin tespiti, nakde çevrilen teminat mektupları bedelinin ve nakte çevrildiği tarihten itibaren faiziyle, ihale karar pulu ve damga vergisi ödemesi,  kamu ihalesine katılma payı ödemesi bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin davalı iş sahibinin haksız olduğu kabul edilerek sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespitine, hükümle birlikte nakde çevrilen teminat mektupları bedelinin ve nakte çevrildiği tarihten itibaren faiziyle, ihale karar pulu ve damga vergisi ödemesi, kamu ihalesine katılma payı ödemesi bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve  355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında 21.04.2015 tarihli sözleşme kapsamında 6098 sayılı TBK'nın 470 vd maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. <br>\tTaraflar arasındaki sözleşme nakit bedel karşılığı düzenlenmiş olduğundan, bu sözleşmenin feshe ilişkin tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile feshi mümkündür. Davacı tarafça, sözleşmenin  davalı tarafından  haksız olarak feshedildiği iddiasıyla  dava açıldığı anlaşılmakla, mahkemece bu kapsamda bir değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, akdî ilişkinin devamına zorlayacak şekilde fesih işleminin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine de aykırıdır. Yine, bu kapsamda, mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiği kabul edilerek karar verildiği  belirtilmiş ancak hükümde  ''sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespitine'' şeklinde hüküm kurulmakla hüküm gerekçe çelişkisi oluşturulması adil yargılanma hakkının düzenlendiği Anayasa'nın 31/1 maddesi ile  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırıdır.  <br>\tKabule göre de, sözleşmenin feshinin haklı veya haksız olduğunun incelenmesinde ise, davalı iş sahibince sözleşmenin ifası aşamasında 14.07.2016, 30.11.2016, 13.12.2016, 27.12.2016,  24.01.2017, 10.02.2017 tarihli yazılarla talepte bulunduğu, yüklenici tarafından bu süre içinde gereğinin yerine getirilmediği, bu nedenle sözleşmenin ifasında yüklenicinin kusurunun bulunduğu, yine davalı tarafça da sözleşmenin 26. maddesi gereğince sözleşmenin ifasında temerrüt halinde en az on gün süreli ihtar çekilerek sözleşmeye aykırılığın devam etmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceği düzenlendiği halde, iş sahibince sözleşmenin bu hükmüne uygun süreli ihtar göndermediği de anlaşılmış olmakla, tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması da doğru olmamıştır.<br>\tMahkemece yapılması gereken,  yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduğu kabul edilerek, bu kapsamda davada talep edilen her bir kalem yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesidir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin  istinaf başvurularının  kabulüne,<br>\t2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/09/2023 gün ve 2022/172 Esas  2023/501 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6  maddeleri  gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından yatırılan 1.392.802,79 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  \t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br>  <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79878212fbd0da80","SID":"d3ca6c6d4e2f2bd7"}}