{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1923 <br>KARAR NO\t: 2025/2193<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     239510<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2018/16 E.  -  2023/314 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Dava, Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ile  <br>                                                  Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2023 tarih ve 2018/16 E. - 2023/314 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2006/44463 sayılı \"...\" ibareli markası ile 11. sınıftaki \"duş için küvetler, bideler, banyo kabinleri, duş kabinleri, pisuvarlar, klozetler, hela taşları, lavabolar, eviyeler, bunlar için bölmeler ve yapı elemanları\" emtiasının üretim ve ticaretini yaptığını, \"...\" markasını da 2012 yılından beri \"...\" markası ile birlikte kullandığını, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin oluşturduğu kompozisyonun da bu tarihten beri kataloglarında yer aldığını, hal böyle iken davalı şirketin 07. sınıftaki vitrifiye ürünlerde \"...\" markasını 30/1/2017 tarihinde tescil ettirdiğini, anılan bu tescil işlemine karşı açılan hükümsüzlük davasının Ankara 1. FSHHM'nin 2017/316 E sayısında derdest olduğunu, davalının \"...\" markasını tescil ettirdiği şekli ile kullanmadığı gibi adına tescilli olmayan \"...\" ibaresini eklemek suretiyle kullandığını ve anılan bu kullanımın müvekkili aleyhine haksız rekabet eylemini oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ile bu haksız rekabetin menine ve müvekkilinin bu nedenle uğramış olduğu 7.000,00 TL maddi zarar ve 3.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, aynı iş kolunda bulunan davacının, müvekkilinin tescilli ‘’... ...’’ markasının ‘’...’’ kısmını hiçbir ayırt edicilik vasfı bulunmaksızın aynı yazı karakterleriyle, ‘’...….’’ markasını ise nokta ve sayılarına kadar aynı şekilde kullanmakta olduğu hususunun Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/42 D. İş numaralı dosyasında tespit edildiğini, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün davacıya ait iş yerinde bulunan tabelalardan ve sosyal medya hesaplarında kullandığı fotoğraflardan da açıkça anlaşıldığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan markanın hükümsüzlüğüne ilişkin Ankara 1. Fikri ve Sıınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/316 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini,  yine müvekkili tarafından davacı aleyhine açılan Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/219 esas sayılı tecavüz'ün ref'i, men'i ve maddi-manevi tazminat talepli davanın eldeki dava ile birlikte görülmesinin usul ekonomisi açısından önemli olduğunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca davacının markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden  farklı unsurlarla kullanımının markanın farklı kullanımı sonucunu doğurmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları / markasal kullanımları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, ekonomik hayatta müşteri çekmek için yapılan mücadelede kullanılan vasıtaların meşru olması gerektiği, dolayısı ile herkesin rekabet hakkını kullanırken iyiniyet kurallarına uymakla yükümlü olduğu, bir tüccarın, rakip bir tüccarın şöhretini, ticaret unvanını veya mahsulatının alametlerini müşterileri zehaba götürecek şekilde kullanması halinde iltibasın söz konusu olacağı, somut olayda davalının markasal kullanımı ile davacı yanın markası / markasal kullanımı arasında benzerlik bulunduğu, söz konusu benzerlik derecesinin yüksekliği ve tarafların aynı sektör içinde faaliyet göstermeleri nedeniyle birbirlerini tanımadıklarından söz edilemeyeceği, hali hazırda haksız rekabet hükümlerinin sınai mülkiyet haklarını kümülatif olarak koruduğu, bu hali ile davacı yanın TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinden yararlanabileceği, davacının tazminat miktarının SMK m. 151/2-c kapsamında; \"sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden davalının bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli\" üzerinden hesaplanması talebinde bulunduğu, dosya kapsamında bulunan belge ve bilgilerden davalının markayı bir lisans anlaşması çerçevesinde hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde 2017 yılındaki net satışları üzerinden ödemesi gereken lisans bedelinin 24.932,22 TL olarak belirlendiği, buna göre 24.000,00.-TL maddi ile 3.000,00.TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olduğu, davacı vekilinin talebi doğrultusunda maddi tazminatın 7.000,00.-TL'lik kısmına dava tarihi olan 10.01.2018 tarihinden itibaren ve 17.000,00.-TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.06.2023 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile davalının \"... ...\"  şeklindeki kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine 24.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminatın 7.000,00.-TL lik kısmına dava tarihinden itibaren, 17.000,00.-TL lik kısmına ise ıslah tarihi olan 15.06.2023 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine ve 3.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 21/09/2023 tarihli karar duruşma öncesinde e- duruşma isteğinde bulunup bu istek mahkemece kabul edilmiş olmasına rağmen sistem açılmadığından duruşmaya katılamadığını, dolayısı ile yokluğunda verilen kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, \"....\" markasının 10/06/2016 tarihinde müvekkili adına tescil edilerek koruma alına alındığını, bu itibarla müvekkilinin marka üzerinde hukuki hakları ve tasarruf yapabilme yetkisine haiz olduğunu, yerel mahkemece davacının müvekkilinden önce markayı slogan olarak kullanmaya başladığı gerekçesine dayalı olarak davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının eski  tarihli katalog sunmasının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını gasp etme yetkisi vermediğini, müvekkili haksız rekabet fiilini işlemediğinden lisans örneklemesi yoluyla zarar tespitinin yapılamayacağını, \"...\" markası 14/05/2014 tarihinde ve \"....\" markası da 10/06/2016 tarihinde tescil edilmiş iken \"10/01/2018 tarihinde açılan davada zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının herhangi bir zararı söz konusu olmadığından haksız rekabet  dolayısı ile tazminat talebinde bulunulamayacağını basiretli bir tacir olan ve markasını usulüne uygun şekilde tescil ettirerek koruma altına aldıran müvekkili hakkında haksız rekabet ve tazminata karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının \"...\" ve \"...\" markalarının mevcut  olup davalının  \"... ...\"  şeklindeki markasal  kullanımının haksız rekabet niteliğinde  olduğu gerekçesi ile haksız rekabetin tespitine, menine ve  maddi ve manevi tazminata karar verilmiş olup davalı vekili 21/9/2023 tarihli karar duruşmasında e- duruşma talebi kabul edilmiş olmasına rağmen  sistemin açılmaması nedeniyle duruşmaya  katılamadığından yokluğunda yapılan  yargılama ile  karar verilmiş olmasının adil  yargılanma  hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. \t\t <br>\tAnayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının hukuk yargılamalarındaki özel görünümlerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesi “Hukuki Dinlenme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b)Açıklama ve ispat hakkını, c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmünü içermektedir. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (BKz. AYM , Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37). Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine \"...ile adil yargılanma\" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkelere uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir ( bkz. AYM. Ruhşen Mahmutoğlu, B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 56).   <br>\tHMK’nın \"Tarafların duruşmaya daveti\" başlıklı 147. maddesinde; \"(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.\" ve \"Sözlü yargılama\" başlıklı 186. maddesinde; \"(1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle: 22/07/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150. madde hükmü saklıdır.\" ve \"Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla veya Başka Yerde Duruşma İcrası\" başlıklı 149. maddesinin birinci fıkrasında ise;  \"Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir.\", Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmeliğin e-duruşma talebinin değerlendirilmesine ilişkin olarak düzenlenen 9. maddesinin 1. fıkrasında da; “e-Duruşma talebi hakkında hâkim, duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret hususunda karar verir. Bu karar kesindir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. <br>\tBu açıklamalar uyarınca somut olay irdelendiğinde, 21/9/2023 tarihli karar duruşmasından önce davalı vekili tarafından e-duruşma isteğinin mahkemeye bildirildiği, ancak mahkemece e-duruşma ve mazeret talepleri yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmeden ve teknik aksaklık yaşanıp yaşanmadığı tutanakta belirtilmeden yargılamaya devam ile tahkikat aşaması sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilip davacı vekilinin beyanı alındıktan sonra davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tBu halde; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetildiğinde davalı vekilinin e-duruşma ve mazeret talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, bu karar verildikten sonra HMK’nın 186. maddesindeki düzenleme uyarınca sözlü yargılama aşamasına geçilmesi ve işin esası hakkın hüküm tesis edilmesi gerekirken e-duruşma ve mazeret talebi hakkında herhangi bir karar verilmeden ve vekile sözlü yargılama duruşmasına katılmaması halinde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içeren bir ihtarat da gönderilmeden HMK’nın 27. maddesinde belirtilmiş olan hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde davalı vekilinin yokluğunda sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır. <br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22/09/2023 gün ve 2018/16 E. - 2023/314 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu ve 191,25-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/11/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2025\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"903377f74e9019f6","SID":"3166c0503b4b7357"}}