{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/952 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1283<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/05/2025<br>NUMARASI\t: 2024/931 Esas, 2025/428 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas(İİK 177)) <br>KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ve yetkilisinin ayrı ayrı borca batık durumda ve bu borçlarının tamamını da ödemekten aciz halinde olduklarını, davalıların müştereken ya da ayrı ayrı olmak üzere hiç bir şartta iflaslarını talep etmediği gibi müvekkilinden sonra dahi başka firmalarla ticaret yaparak onları da zarara uğratmaya devam ettiğini, davalılardan olan alacakları için başlatılan İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasının bugüne kadar tahsil edilemediğini, davalıların borçlarını ödememek adına adreslerini terk ettiklerini, bu durumun haciz tutanağı ile sabit olduğunu, davalı borçlulara daha önceleri adreslerinde yapılan menkul hacizlerinde de talimat dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere haciz edilen taşınırlar yedi emin olarak bırakılmasına rağmen bu taşınır malları başka firmaya sattığı gerek haciz tutanağı ve gerekse de haciz mahallinde malları satın alan şirket tarafından faturası ibraz edilmekle anlaşıldığını, davalıların İİK 177/1 de düzenlenen kanun maddesini acıkça ihlal ettiklerini, borçlular aleyhinde İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından ilamlı takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlular vekiline ödeme emri tebliğ edilmesine ve yasal süresi geçmesine rağmen borcun tam anlamıyla ödenmediğini, bu durumda İİK 177/4 Maddesindeki şartın da oluştuğunu belirterek davalıların İİK 177/1 ve iik 177/4 uyarınca ayrı ayrı iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olmadığını, müvekkili şirketin borcunu ödememe gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketin en basit tabir ile borcunu şuan için ödeyemediğini, müvekkili şirketin adresini terk etmediğini, adresini terk etmeye mecbur kaldığını çünkü kirasını ve aidatını ödeyemediği bir adreste işgalci konumuna düşmemek adına adresini tahliye ettiğini, mevcut ekonomik koşullardan anlaşılacağı üzere nakit para bulunması çok zor bir dönem yaşandığını ve bu durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini, hatta bu durumun alacaklı- davacı tarafça da bilindiğinden icra dosyasına yatırılmış olan teminat kullanılamadığından müvekkili ile geçen yıl protokol yapılıp teminatın yarısının erken tahsil edilmesi için anlaşma yapıldığını, müvekkilinin borca batık olmadığından ve borçlarını karşılayacak menkul ve gayrimenkullerinin bulunduğunu belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; İİK m.177, f.1, bent. hükmünde, borçlunun malum yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması halinde borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verileceğinin düzenlendiği, dosyada mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısına ve Mahkemece çıkartılan tebligatların TK'nın 35.maddesine göre tebliğ edilmesi hususları değerlendirildiğinde şirketin malum yerleşim yerinin bulunmadığı sabit olduğundan, şirketin İİK m.177, 1 hükmüne göre iflasına karar verilebileceği, davacı vekili, davalı şirketin,İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak; şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşullarının oluştuğu, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu, ayrıca davalı şirketin yerleşim yerinin bulunmadığı, davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına, davalı ...aleyhine açılan davanın ise İİK'nın 160.maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca iflas avansına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 2024/1099 Esas, 2024/1255Karar sayılı 31.10.2024 tarihli kararı ile; davacının dayandığı diğer iflas nedenlerine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan önce, davacının alacaklı olup olmadığı tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı tespit edilmeden yazılı gerekçe ile iflas kararı verilmesi isabetli olmadığı gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra Mahkemece; Davanın, İİK'nın 177. Maddesinin 1 ve 4. Fıkra hükümlerine dayalı davalının doğrudan iflası istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine girişilen icra takibinin kesinleştiği ve davacının kesinleşen icra takibine istinaden davalı şirketten alacaklı olduğu, davacı vekilinin ,davalı şirketin,İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak; şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşulları oluştuğu,dosya içeriğine göre, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu, ayrıca davalı şirket vekilinin,şirketin faaliyet gösterdiği adresi bildiremediği gibi zabıta araştırması ve vergi yoklama fişine göre davalı şirketin adresini terketmesi nedeniyle yerleşim yerinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına, istinaf ilamında belirtildiği gibi, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2023 tarih ve 2023/627 esas,2023/1055 karar sayılı ilamına karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.Hukuk Dairesinin 02/05/2024 tarih ve 2024/112 esas,2024/481 karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, davacının alacaklılık sıfatının Asıl, Birleşen Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/873 esas ve birleşen Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/991 esas sayılı dosyaları yönünden verilen kararların kesin olması nedeniyle sabit olduğu, davalı ... aleyhine açılan davanın kesinleştiği anlaşıldığından bu davalı hakkında açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı ... Yol Yapı Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı ... Yol Yapı Ltd Şti vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı karar verildiğini, gerekçeli kararda belirtilen mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısının yerinde tespit içermediğini, söz konusu araştırmanın sadece telefon ile bilgi alınıp yapıldığı yüzeysel bir araştırma olduğunu, sadece bu yazı cevabı doğrultusunda verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda Mahkemece çıkarılan tebligatların TK 35.maddesine göre tebliğ edildiğinin belirtilmesine rağmen dosyada TK 35.maddesine göre yapılmış bir tebligatın mevcut olmadığını, gerçekte olmayan bir usul işleminin gerekçeli karara yazılmasının, yargılamanın aceleci ve üstünkörü yapıldığını gösterdiğini, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin olmamasının kanısına sadece bu iki usulsüz ve gerçeğe aykırı tespit sonucunda varılmasının müvekkilinin telafi edilemeyecek zararına yol açtığını, yerleşim yerinin belli olmaması nedenine dayalı iflasın sadece gerçek kişiler için söz konusu olabileceğini, tüzelkişilerin adresinin ticaret sicil kayıtlarında belirli olması nedeniyle tüzel kişiler hakkında yerleşim yeri bulunmadığından bahisle iflas kararı verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket hakkında iddia olunan borca batıklık ile ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığını, müvekkilinin adına kayıtlı aktifler ve pasiflerin icra dosyasında yapılan sorgulamalarında dahi belirli olduğunu, herhangi bir bilirkişi incelemesine gerek olmaksızın müvekkilinin aktiflerinin pasiflerinden fazla olduğunu, müvekkilini borca batık olduğuna ilişkin iddianın soyut ve varsayıma dayalı olduğunu, müvekkilinin aktifinin pasiflerinden fazla olduğunu, müvekkilinin nakit krizi nedeni ile davacının alacağının ödenememesinin müvekkilinin planlanmadığı bir biçimde gerçekleştiğini, müvekkilinin bu süreçte herhangi bir kurum veya kişiyi zarara uğratmaksızın tüm borçlarını ödeme gayesinde olduğunu, Bakırköy 2 asliye ticaret mahkemesi'nin 2023/627 E-2023/1055 K sayılı dosyasının iş bu dava açıldıktan sonra kesinleştiğini, her davanın açıldığı tarihteki hukuki durumuna göre incelenebileceğini, dava açıldığı sırada alacaklı sıfatı kesinleşmemiş olduğundan iflas şartlarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 177/1-4 maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.İİK'nun 181. maddesi gereğince, usul başlığı ile \"159, 160, 164 ve 166. maddelerinin bu fasıl hükmüne göre vuku gelen iflaslara da tatbik olunur.\" düzenlemesi ve diğer emredici kurallar kapsamında, işin esasına geçilmeksizin resen incelenmesi uygun görülen hususlar incelenmiştir. Bu kapsamda, iflas davasının İİK'nun 154/3. fıkrası gereğince, borçlu şirketin muamele merkezinin bulunduğu mutlak yetkili yer ticaret mahkemesinde açıldığı, İİK'nun 166. maddesi gereğince iflas talebinin ilanlarının gerçekleştirildiği ve iflas avansının karşılanmış olduğu anlaşılmış olup işin esasının incelenmesine geçilmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde, \"Doğrudan Doğruya İflas Halleri\" üst başlığı altında, \"Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi\" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;3-308 inci maddede ki hal varsa;4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.İş bu davada ileri sürülen doğrudan doğruya ( takipsiz ) iflas nedenleri, İİK ‘nın 177/1. fıkrasının 1 ve 4. Bentleridir.  Mahkemece, söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığından bahisle bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı, şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşulları oluştuğu, dosya içeriğine göre, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu, ayrıca davalı şirket vekilinin,şirketin faaliyet gösterdiği adresi bildiremediği gibi zabıta araştırması ve vergi yoklama fişine göre davalı şirketin adresini terketmesi nedeniyle yerleşim yerinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına karar verilmiştir. Davalı vekili kararı istinaf etmiştir. Bu nedenele İİK'nun 177,f.1 bent hükmüne göre iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmiştir. İİK 177-1. bendinde borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa doğrudan doğruya iflas isteme nedenidir. Yerleşim yerinin belli olmaması sadece gerçek kişiler için doğrudan doğruya iflas sebebidir. Tüzel kişi tacirlerin \"yerleşim yerleri\" tüzüklerinde belli olduğu için bu hükme dayanarak tüzel kişilerin doğrudan iflasları istenemez.( Konkordato ve İflas, Mahmut Coşkun 3. baskı syf 799 ) Bununla birlikte borçlu, alacaklıların takibinden kurtulmak maksadıyla, ticarethanesini kapatarak hiç bir adres bırakmadan ortadan kaybolması halinde, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı kabul edilir. Somut davada, davalı şirketin ticaret sicil kaydındaki adreste bulunmadığı her iki tarafında kabulünde olup, uyuşmazlık konusu değildir. Ancak iş bu davada, davalı şirketin sistemde kayıtlı UETS adresine dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkarıldığı ve davalı şirketin iş bu davada vekili ile temsil edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla iş bu davada, borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması iddiasına dayalı iflas nedeni geçerli olmadığı gibi, davalının hiç bir adres bırakmadan ortadan kaybolduğundan da söz edilemez. Yine mahkeme gerekçesinde şirketin faaliyet gösterdiği adresi bildiremediği gibi zabıta araştırması ve vergi yoklama fişine göre davalı şirketin adresini terketmesi nedeniyle yerleşim yerinin bulunmadığına yönelik tespiti de yerinde olmamıştır. Diğer taraftan, Mahkemece, davacı vekilince iflas nedeni olarak dayanılmadığı halde, şirketin ödemelerini tatil ettiği emareleri olduğu gerekçesi ile İİK m 177, f 1, bent 2. Hükmüne göre iflas koşulları olduğu yönündeki gerekçesi de yerinde değildir.İlk derece Mahkemesince, davacının dayandığı İİK 177/4. Maddesi uyarınca iflas koşullarının oluşup oluşmadığı gerekçede tartışalarak, bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı belirtilmiş olup, karar bu yönüyle davacı vekilince istinaf edilmemiştir.Belirtilen nedenlerle, İİK 177-1.bendindeki koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine  karar verilmesi gerekmiştir.Davalı Enver Sarıgül hakkında verilen 11.07.2024 tarihli hükmün kesinleştiği anlaşıldığından bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmamıştır.  Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Yol Yapı Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/931 Esas, 2025/428 Karar sayılı ve 08/05/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davalı ... Yol Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti yönünden açılan davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 ‬TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı  ... Yol Yapı Şirketi tarafından yapılan 555,25 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, e)Davalılar yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davalı ... Yol Yapı Şirketi tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davalı ... Yol Yapı Şirketi tarafından karşılanan 500,00 TL istinaf yargılama giderleri ile 615,40 TL istinaf başvuru harcı ve 1.683,10 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 2.798,50 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2025 <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9484b333dd129b6e","SID":"48e22205ba27e1e2"}}