{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/10/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ... Av. ...  Av. ... <br>DAVALI\t: ... \t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 18/11/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 20/11/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas  sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 01/10/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefili olarak gözüktüğü kambiyo senedine dayalı olarak dava dışı 3.kişi tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin halen cebri icra tehdidi altında bulunduğunu, davaya konu 22.01.2019 tanzim tarihli 28.01.2019 ödeme günlü 70.000,00 TL bedelli bononun asıl borçlusunun ......  Ltd. Şti. olduğunu, kefil olarakta müvekkilin gözüktüğünü, bir kambiyo senedinde kefilin sorumluluğunun ancak ortada geçerli bir kambiyo senedi bulunması halinde mevcut olduğunu, atılan imza aval olarak düşünülse bile bu avalin geçerli olabilmesi için mutlaka senette asıl borçlunun hukuken geçerli bir imzasının bulunması gerektiğini, asıl borçlunun imzası yoksa ya da geçerli değilse o zaman kefil ya da aval olanın da herhangi bir sorumluluğunun olamayacağını, senette asıl borçlu olarak gözüken ......  Ltd. Şti. adına atılan imzanın bu şirketin yetkili temsilcisi tarafından atılmadığını, borçlu şirket adına bu imzanın alacaklı olarak gözüken ... eli ürünü olma ihtimali bulunduğunu, atılan imzanın şirkete ait olmadığının yaptırılacak kriminal incelemesi ile ortaya çıkacağını, ayrıca müvekkili ile davalı asıl lehdar alacaklı arasında böyle bir borcun doğumuna dayanak herhangi bir ticaret ya da iş ilişkisi bulunmadığını, emsal Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2008/1110-4016 sayılı içtihatlarının da bu yönde olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin cebri icra tehdidi altında bulunması ve yaklaşık ispat kuralları nazara alınarak dava sonuçlanıncaya kadar ilgili icra takibinin teminatsız, bunun mümkün olmadığı takdirde makul bir teminat oranında ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, davanın kabulü ile Konya ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve dayanak senetten ötürü karşı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, alacaklının kötüniyetli olması nedeniyle en az %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Konya .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe dayanak belgeler arasında 28/01/2019 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli keşidecisi ......  olan, kefili davacı olan senet bulunduğu dolayısıyla davacının söz konusu borç bakımından uyuşmazlıkta aval veren sıfatıyla yer aldığı anlaşılmıştır.   Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3091 Esas, 2021/965 Karar; 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.  (2022/11-221 esas , 2023/134 karar)....\" gerekçesiyle davanın reddine, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilindiği üzere bir kambiyo senedinde kefilin sorumluluğunun ancak ortada geçerli bir kambiyo senedi bulunması halinde mevcut olduğunu, yine atılan imza aval olarak düşünülse bile bu avalin geçerli olabilmesi için mutlaka asıl borçlunun hukuken geçerli bir imzasının senette bulunması gerektiğini, müvekkili ile davalı asıl lehdar alacaklı arasında böyle bir borcun doğumuna dayanak herhangi bir ticaret ya da iş ilişkisi bulunmadığını, müvekkili imzaya itiraz süresini geçirmesi nedeniyle aradaki uyuşmazlığın ancak bu şekilde esas yargılamayı gerektirir şekilde bir borçlu olunmadığının tespiti talebiyle açılan davada yerel mahkemece davanın reddine karar verildiğini, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacaklının ......, borçluların ise ..., ... ve ......  olduğunu, her ne kadar davalı ... söz konusu takibin alacaklısı değilse de müvekkili ile aralarında kambiyo senedinden kaynaklanan kefil-borçlu ilişkisi olduğundan aralarındaki ilişkinin incelenmesi gerektiğinden açılan davada hukuki yararı bulunduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda dava dilekçesinde belirtilen hususlarla ilgili yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; hukuki dinlenilme hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olacak şekilde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını,  davanın  tüm talepleriyle  birlikte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2023 tarih 2022/11-221 Esas 2023/134 Karar sayılı ilamında \"....7.  Avale ilişkin açıklama yapmak gerekirse; aval, TTK’nın 700 üncü maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). <br>8.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 700 üncü  maddesinin ikinci fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Göle,  s. 161).<br>9.  Türk Ticaret Kanunu’nun avalin şekline ilişkin 701 inci  maddesinde; aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılacağı; avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edileceği ve aval veren kişi tarafından imzalanacağı; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.<br>10.  Aval veren ile aval verilen arasındaki teminat bağı avali özellikli bir taahhüt hâline getirmektedir. Bu nedenle avale ilişkin şekil koşulları TTK'nın 701 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. <br>11. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700 üncü maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. <br>12. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3091 Esas, 2021/965 Karar; 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir...\" hususunun belirtildiği,<br>Davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan senetlerde keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu,  dava konusu senetlerde davacının aval veren davalının ise lehtar olduğu,   keşidecinin  imzasının sahte olmasının   aval vereni sorumluluktan kurtarmayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının  istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70abc6d15d5c104d","SID":"8ca616d252464323"}}