{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ <br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) <br><br>ESAS NO:2024/149 Esas<br>KARAR NO\t:2025/748<br><br>DAVA:Tanıma Ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ:21/03/2024<br>KARAR TARİHİ:19/11/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili Lozan-İsviçre'de mukim ...'da mukim ... arasında sefer esaslı bir Çarterparti yapıldığını; müvekkilinin çarterer ve davalı ...'nın ... isimli Malta bayraklı yük gemisinin donatanı olduğunu; 8.2.2022 tarihli Çarterparti bağlama özeti uyarınca söz konusu geminin Taman-Rusya'dan alacağı soya fasulyesi yağının ... Cezayir'e taşınması konusunda mutabakata varıldığını; davalı ...'nın Çarterpartiden doğan yükümlüklerini ihlal etmesi sebebiyle ...'nın, Çarterparti'nin 35. maddesine istinaden Londra'da bulunan Londra Deniz Hakemleri Birliği (London Maritime Arbitrators ...) tahkimine başvurduğunu; tek hakem tarafından verilen 2.4.2023 tarihli hakem kararının kesinleşme şerhi ihtiva ettiğini; hakem kararında hükmedilen meblağların ödenmemesi üzerine taraflar arasında arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, fakat bu sürecin sonuçsuz kaldığını; davalı ... aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesine yaptıkları ihtiyati haciz başvurusunun kabul edildiğini; işbu tenfiz davasının İİK'nın 264. maddesi uyarınca ihtiyati haczi tamamlayan merasim niteliği taşıdığını; yabancı hakem kararlarının tenfizi davalarının maktu harca tabi olduğunu; TTK'nın 1352. maddesi ile MÖHUK'un 51(2). maddesi uyarınca işbu davaya bakmakla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunu; 2.4.2023 tarihli ... hakem kararının Türkiye'de tenfiz edilmesi için gerekli şartları taşıdığını belirterek söz konusu hakem kararının tenfizini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin talebinin reddi gerektiğini talebin hukuka aykırı ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin tahkime konu uyuşmazlığa ilişkin talep ve savunmaları dikkate alınmadığını değerlendirilmediğini, tahkim kararının gerekçelendirilmediğini, bu hususların müvekkilinin adil yargılanmadığı manasına geldiğini ve dolayısıyla kararın kamu düzeni ilkelerine aykırı olduğunu, keza Anayasanın 36. maddesinin hükmünün havi olduğu müvekkilinin talep ve savunmalarının dikkate alınmadığını delillerin tartışılmadığını, aleyhine verilen kararın gerekçelendirilmediğini, dolayısıyla adil yargılanmadan söz edilemeyeceğini, adil yargılanmanın benimsenmediği bir kararın da kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini,  tüm bu sebeplerle huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  izah olunan ve mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava;  Londra Deniz Hakemleri Birliği (...) bünyesinde tek hakem tarafından verilen,  2.4.2023 tarihli hakem kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. <br>Yabancı hakem kararlarının Tenfiz'i, mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir. <br> Tenfiz davalarında mahkemenin görevi, davanın konusuna göre belirlenmektedir. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir.  (Bkz. Yargıtay 20.HD'nin 02/10/2017 tarihli, 2017/7998-7167 sayılı kararı ve Yargıtay 11.HD'nin 05/02/2018 tarihli, 2016/12178 E. ve 2018/718 K. sayılı kararı) Uyuşmazlık hangi mahkemede görülmesi gerekiyor ise tenfiz davası bakımından da, o mahkeme görevlidir. Dava konusu talep çarter partiden kaynaklanan alacağa ilişkin olarak verilen yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkin olduğundan, Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememiz görevlidir. <br>Türk hukuk mevzuatında yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Yabancılık unsuruna dayalı olarak teminat yatırma zorunluluğunu düzenleyen 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzelkişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Mezkur maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2. fıkrasında ise, Mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Bu maddeye göre, muafiyetin karşılıklılık esası çerçevesinde tanınması mümkündür. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil veya icra takibini yapan  yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyet işleminin tanınabilmesidir. Diğer taraftan, 5718 sayılı Kanunun 1. maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur. Bu nedenle davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören iki taraflı veya çok taraflı bir sözleşme varsa, ilgili yabancı uyruklu veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan kişi teminat yatırmayacaktır. Davacının mukim olduğu İsviçre, 1954 Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olduğundan 11.9.2024 tarihli celsede bu tespit yapılarak davacının teminat yatırmasına yer olmadığına karar verilmiştir. <br>Türk hukukunda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin üç ayrı düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden birincisi, 5778 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'dur. İkinci düzenleme, Türkiye tarafından onaylanan (RG 25.9.1991/21002) 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonu'dur. Yabancı hakem kararlarının tanınması veya tenfizine ilişkin usul ve esaslar, 5718 sayılı MÖHUK ve New York Konvansiyonu'nun yanı sıra Türkiye'nin bazı devletlerle yaptığı iki taraflı adli yardımlaşma antlaşmalarıyla da düzenlenmiştir. Adli yardımlaşma antlaşmalarının yalnızca bir kısmında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfiziyle ilgili hükümler yer almaktadır. İngiltere ile Türkiye arasında iki taraflı adli yardımlaşma antlaşması mevcut olmakla birlikte (RG 5.7.1932/1681 ve RG 29.11.1940/4673) bu antlaşmada hakem kararlarının tenfizi düzenlenmemiştir. Öyleyse somut dava bakımından İngiltere'de verilen hakem kararının Türkiye'de tenfiz edilip edilemeyeceğine konusunda 5718 MÖHUK ve New York Konvansiyonu hükümlerinden hangisinin esas alınması gerektiğine bakılmalıdır. Anayasamızın 90/V. Maddesine göre, usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. 5718sayılı MÖHUK'un 1(2). maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklı tutulmuştur. Şu halde, MÖHUK'un kapsamına giren konularla ilgili bir milletlerarası antlaşma varsa öncelikle bu antlaşma uygulanacaktır. New  York Konvansiyonu'nun VII. maddesinde, bu Konvansiyonun yanında Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı antlaşmalar ile iç hukuk düzenlemelerinin tenfizin daha lehine hükümler içermesi halinde, Konvansiyon yerine daha lehe hükümler getiren düzenlemenin uygulanacağı kabul edilmiştir. Ancak 5718 sayılı MÖHUK'un hakem kararlarının tenfizine ilişkin maddeleri, New York Konvansiyonu'ndan iktibas edilmiştir ve söz konusu hükümler içerik olarak New Konvansiyonu'ndaki hükümlerle hemen hemen aynıdır. Bu durumda, Londra'da verilen hakem kararının tenfizinin mümkün olup olmadığı New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmek gerekir.<br>Türkiye, New York konvansiyonunu iki çekince ile onaylamıştır. Sözleşme'nin 1(3). maddesine koyulan çekinceye göre bu sözleşme sadece Türk hukukuna göre “ticari” sayılan uyuşmazlıklarla ilgili hakem kararlarının tanınması ve tenfizine uygulanacaktır. Yine aynı maddeye koyulan ikinci çekince uyarınca, New York Sözleşmesi Türkiye'de sadece Sözleşme'ye taraf olan devletlerde verilen hakem kararlarının tanınması ve tenfizine uygulanacaktır. Huzurdaki davaya konu yabancı hakem kararı, New York Sözleşmesi'ne taraf devletlerden biri olan İngiltere'de verilmiş olup, uyuşmazlık ticari niteliği haizdir. Bu itibarla tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği New York Konvansiyonu'na göre incelenmelidir. <br>New York Sözleşmesi'nin (IV). maddesi uyarınca; tanıma ve tenfiz kararı verilmesini isteyen talepte bulunan tarafın, hakem kararının ve tahkim anlaşmasının aslını veya usülüne uygun olarak onanmış süretini ibraz etmesi gereklidir. Davacı vekili dilekçesi ekinde 2.4.2023 tarihli ... hakem kararının ve kesinleşme şerhinin apostilli ve noter onaylı suretlerini; tahkim anlaşmasının apostilli ve noter onaylı suretlerini ve söz konusu suretlerin Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosluğu yeminli tercümanı tarafından onaylanmış Türkçe tercümelerini dosyaya ibraz etmiş olduğundan bu şart gerçekleşmiştir.<br> Yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.New York Konvansiyonu'nda hakem kararının tenfizi şartları, \"aleyhine hakem kararı ileri sürülen tarafın ispat edilmesi gerekli olan şartlar\" ve \"mahkeme tarafından  resen incelenecek şartlar\" olmak üzere iki bölümde düzenlenmiştir.<br>Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar; hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması ile hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.<br> Konvansiyonu'nun (V). maddesinde hakem kararının tenfizinde davalı tarafından iddia ve ispat edilmesi gerekli olan şartlar ise; (a) tarafların tahkim sözleşmesi yapma ehliyetlerinin olmaması veya tahkim sözleşmesinin taraflarca tabi kılındığ kanuna ya da taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz olması, (b)aleyhine hakem hükmü dermeyan olunan tarafın hakemin tayininden veya hakemlik ptosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olması veyahut delillerini ikame etmek imkanını elde edememiş olması, (c)Hakem kararının, hakem sözleşmesinde veya hakem şartında derpiş edilmeyen bir ihtilâfa ilişkin olması yahut hakem sözleşmesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri mühtevi bulunması, (d)Hakem mahkemesinin teşkilinin veya hakemlik prosedürünün tarafların anlaşmasına ve anlaşmada açıklık olmayan hallerde hakemliğin cereyan etiği yer kanunu hükümlerine uygun olmaması,(e) hakem kararının, taraflar için bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yer kanunu veya tabi olduğu kanun bakımından yetkili bir makam tarafından iptal edilmiş veya hükmün icrası geri bırakılmış olması şeklinde düzenlenmiştir. <br>Davalı ... vekili 15.8.2025 tarihli cevap dilekçesinde, özetle, tenfiz talebinin usule ve hukuka aykırı olması sebebiyle reddedilmesi gerektiğini; New York Konvansiyonu'nun V(2)X(b). maddesi uyarınca kamu düzenine aykırı hakem kararlarının tenfiz edilemeyeceğini; tahkim yargılaması esnasında davalının iddia ve savunmalarının dikkate alınmadığını; Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunarak tenfiz talebinin reddini istemiştir.<br>Dosyada alınan bilirkişi raporunda; İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK'un 1(2). maddesinde milletlerarası antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen 2.4.2023 tarihli ... hakem kararının tenfizine ilişkin talebin New York Konvansiyonu uyarınca değerlendirileceğini, İngiltere ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında hakem kararlarının tenfizinde antlaşmaya dayanan mütekabiliyetin bulunduğunu, dava konusu hakem kararının çarter partiden doğan alacağa ilişkin olması sebebiyle uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğunu; dolayısıyla hakem kararı açısından New York Konvansiyonu'nun V(2). maddesinin (a) bendinde yer alan tenfiz engelinin gerçekleşmediğini, hakem kararında kamu düzenine aykırı bir hususun saptanmadığını, New York Konvansiyonu'nun V(1). maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yer alan tenfiz engellerinin dikkate alınabilmesi için tenfiz davasında bu husuların davalı tarafından ileri sürülmesi gerektiğini; davalı vekilinin 15.8.2025 tarihli cevap dilekçesinde yaptığı itirazlar tek tek incelendiğinde 2.4.2023 tarihli UMAA hakem kararında söz konusu bentlere ilişkin tenfize engel bir hususun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. <br> New York Konvansiyonu md. V(1)(c): New York Konvansiyonu'nun V(1). maddesinin (c) bendi uyarınca hakem kararının. tahkim sözleşmesinde yer almayan bir ihtilafa ilişkin olması veva tahkim sözleşmesinin kapsamını aşması halinde tenfiz edilmeyecektir. Ancak bu husus tenfiz davasının davalısı tarafından öne sürülüp ispatlanmalıdır. Davalı tenfiz davasında bu yönde bir itirazda bulunmamıştır. Bununla beraber hakem kararının Çarterpartiden doğan alacağa ilişkin olması ve Çarter partinin 35. maddesinde uyuşmazlık için ... tahkiminin kararlaştırılmış olması sebebiyle New York Konvansiyonu'nun V(1). maddesinin (c) bendi uyarınca tenfize engel bir durum saptanmamıştır. <br> New York Konvansiyonu md, V(1)(e): New York Konvansiyonu'nun V(1). maddesinin (e) bendi uyarınca hakem kararının, taraflar için bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yer kanunu veya tabi olduğu kanun bakımından yetkili bir makam tarafından iptal edilmiş veya hükmün icrasının geri bırakılmış olması bir tenfiz engelidir. Ancak bu engelin devreye girebilmesi için tenfiz davasının davalısı tarafından bu yönde bir itirazın olması gerekmektedir.2.4.2023 tarihli ... hakem kararının sonuç kısmı $56 (D) bendine hakem kararının nihai (inal) olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu ibare tahkim yargılamasının bittiğini, verilen kararın nihai karar olduğunu göstermektedir. Hakem kararı ... yani Londra Deniz Hakemleri Birliği tahkimi sonucu verilmiştir. Davacı vekili hakem kararının kesinleştiğini göstermek için ... Onursal Sekteri tarafından yazılan 19.7.2023 tarihli yazıyı dosyaya ibraz etmiştir. Dosyada apostilli olarak İngilizce sureti ve usulüne uygun olarak yapılmış Türkçe tercümesi bulunan ve ... Onursal Sekteri tarafından yazılan 19.7.2023 tarihli yazı şöyledir: “Ben Gerard Hopkins, Londra Deniz Hakemleri Birliği'nin Onursal Sekteri olarak, bu davada Sarra Kay tarafından 2 Nisan 2023 tarihinde verilen ve aslı ekte bulunan Nihai Hakem Kararının, bu davada değerlendirilen konular bakımından kesin olduğunu ve bildiğim kadarıyla Tahkim Kararının İngiliz Mahkemeleri önünde devam eden herhangi bir istinaf/temyiz veya itiraz davasına konu olmadığını ve kararla ilgili olarak, 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'nda öngörülen şekilde karar tarihinden itibaren yasal sınır olan 28 günlük süre içinde herhangi bir başvuruda veya temyiz başvurusunda bulunulmadığını tasdik ederim”. Hakem kararı, 2.4.2023 tarihlidir. UMAA Onursal Sekteri tarafından yazılan yazı ise 19.7.2023 tarihlidir yani hakem kararı verildikten yaklaşık ikibuçuk ay sonra yazılmıştır. Bu yazıya rağmen 2.4.2023 tarihli ... hakem kararı aleyhine İngiltere'de bir iptal davasının açılıp açılmadığını ayrıca değerlendirmek gerekir. Davalı taraf söz konusu hakem kararına karşı İngiltere'de iptal davası açıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bununla birlikte hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğinin 1996 İngiliz Tahkim Kanunu hükümlerine göre saptanması gerekmektedir. İngiliz Tahkim Kanunu'na göre hakem kararına karşı başvurulacak yegâne kanun yolu hakem kararının iptali davasıdır. New York Konvansiyonu'nun V(1)(e) maddesinde “hakem kararının verildiği yer kanunundan” söz edildiğinden Londra'da verilen ... hakem kararının kesinleşip kesinleşmediği veya icra kabiliyeti kazanıp kazanmadığı ya da taraflar için bağlayıcı olup olmadığı tahkim yeri kanunu olarak İngiliz Tahkim Kanunu hükümlerine tabidir. İngiliz 21. EATahkim Kanunu'nun 67, 68 ve 69. maddelerinde hakem kararına karşı kanun yolları düzenlenmiştir. Davalının bu yollardan herhangi birine başvurduğuna dair dosyada belge bulunmamaktadır. İngiliz Tahkim Kanunu'nun 70(3). maddesi uyarınca hakem kararına karşı 67, 68 ve 69. maddelerde öngörülen kanun yollarına hakem kararı tarihinden itibaren 28 gün içinde (within 28 days of the date of the award) başvurulabilir. Taraflardan herhangi biri hakem kararına karşı 28 gün içinde kanun yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır. O halde dava konusu hakem kararı İngiliz Tahkim Kanunu'na göre kesinleşmiş ve icra edilebilir durumda olduğundan bu yönde de tenfiz'ine engel bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.<br> New York Konvansiyonu md. V(2)(a): New York Konvansiyonu'nun V(2) maddesinin (a) bendi uyarınca hakem kararının tenfiz devletinin hukukuna göre tahkim yolu ile çözümü mümkün olmayan bir meseleye ilişkin olması yani tahkime elverişli olmaması halinde tenfiz talebi reddedilecektir. New York Konvansiyonu'nun V(2) maddesinin (a) bendinde belirtilen husus mahkeme tarafından resen incelenecektir. (a) bendinde yer alan hususun incelenmesi için tarafların itirazlarının olup olmamasının bir önemi yoktur. Eldeki  dosyada hakem kararına konu uyuşmazlık, çarter partiden doğan alacak talebine ilişkin olduğundan, bu konu Türk hukukuna göre tahkime elverişlidir. <br> New York Konvansiyonu md. V(2)(b): New York Konvansiyonu'nun V(2). maddesinin (b)  bendi uyarınca hakem kararının, tenfiz devletinin kamu düzenine aykırı olması bir tenfiz engelidir. Taraflar, yabancı hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu öne sürebilecekleri gibi Mahkeme tarafından da yabancı hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığı resen dikkate alabilecektir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu; tahkim yargılaması sırasında savunma haklarının ihlal edildiğini ve adil yargılanmadığını iddia etmekle beraber bu iddialarını destekleyen herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Londra'da verilen 2.4.2023 tarihli ... hakem kararı ve tercümesi incelendiğinde, davacı ve davalının taraf olarak belirlenmiş olduğu, tahkim klozuna ve uygulanacak hukuka yer verildiği, tek hakem seçimi konusunda tarafların anlaşamaması üzerine ... tarafından Londra'da mukim Sarra Kay'ın hakem olarak seçildiği anlaşılmıştır. Hakem kararında ...'nın tahkim yargılamasında Yunanlı avukatlarca temsil edildiği, tarafların iddia savunmalarını yazılı olarak sundukları, duruşma yapılmadığı ve hakem kararının dosya üzerinden verildiği, karada uyuşmazlığın özetlenmiş olduğu, tarafların iddia ve savunmalarına, hakemin ...SA'nın iddialarına ve ...'nın savunmalarına ilişkin değerlendirmelerine yer verilmiş olduğu görülmüştür. Belirtilen içeriğe sahip olan hakem kararında tarafların her birinin iddiası tek tek değerlendirilmiş, davalının kendisini bir avukatla temsil ettirmiş olması, her iki tarafın iddiaları hakem kararında değerlendirilmiş olması karşısında yargılama sürecinde davalının savunma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini gösteren bir durum ile kamu düzenini bozacak mahiyette usule aykırılığın mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Yukarıda yapılan değerlendirmelerin sonucunda; davacının talebine konu, Londra Denizcilik Hakemleri Birliği (...) nezdinde yürütülen tahkim yargılaması sonucunda hakem Sarra Kay tarafından verilen 02/04/2023 tarihli hakem kararının  tenfizi kabil olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olduğundan, bu doğrultuda söz konusu hakem kararının tenfizine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>1-Davanın KABULÜ ile Londra'da, Sarra Kay tarafından verilen 02/04/2023 tarihli yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizine,<br>2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince  tayin olunan 615,40 TL karar harcından 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, <br>3-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 916,00 TL ilk harç, 260,00 TL posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.176,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00.-TL  Arabuluculuk  ücretinin davalıdan  alınarak hazineye gelir kaydına,<br>6- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair,  taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2025     <br><br>Başkan ...<br> ✍e-imzalıdır. <br>Üye ...<br> ✍e-imzalıdır. <br>Üye ...<br> ✍e-imzalıdır. <br>Katip ...<br>✍e-imzalıdır.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70661ec5c614c674","SID":"30734098db574467"}}