{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1740 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1627 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/269 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 04/07/2025 (Ara Karar Tarihi )<br>DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın ... Sağlık Hizmetleri Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'de beheri 1.000,00-TL olmak üzere 30 adet,  toplamda 30.000-TL itibari değerde pay sahibi olduğunu, müvekkilinin pay sahibi bulunduğu ... Sağlık nezdinde 6102 Sayılı TTK'nun 595. Maddesi ile düzenlenen şartlara aykırı şekilde esas sermaye payının devri işleminin gerçekleştirildiğini, işlemin haksız şeklide Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescilinin sağlandığını, bu kapsamda hukuka aykırı şekilde gerçekleşen esas sermaye payı devrinin geçersizliğinin tespiti ve iptali ile Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde gerçekleşen tescilin düzeltilmesi amacıyla huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, huzurdaki davaya konu geçersiz pay devri önceki ... Sağlık'a ilişkin pay oranları olarak Zehra ...'ınr 70 pay adedi ile 70.000,00-TL toplam değerinin olduğunu, ...'ın ise 30 adet pay adedi ile 30.000-TL toplam değerinin olduğunu, şirketin pay devri öncesi iki ortaklı yapıda olduğunu, pay sahiplerinden Zehra ...'ın şirketin müdür sıfatıyla münferiden temsile yetkili kılındığını, TTK 595. Maddesi kapsamında Limited Şirketlerde pay devrinin geçerliliğinin genel kurul onayına bağlı olduğunu, genel kurulun onayı alınmaksızın gerçekleştirilen huzurdaki davaya konu pay devrinin geçersizliğinin tespiti ile iptalinin gerektiğini, Gelinen noktada iki ortaklı bir limited şirkette ortaklardan birinin muvafakati alınmaksızın genel kurulca onaylanmaksızın ve herhangi bir bildirimde dahi bulunmaksızın gerçekleştirilen pay devrinin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, gelinen noktada ne pay devrine ilişkin şirkete yapılan yazılı bir başvuru ne de pay devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı ne de pay devrinin pay defterine işlenmesi ile tescil ve ilanına ilişkin oy birliği ile alınan bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığını, TTK 595 maddesi ile düzenlenen pay devrinin geçerlilik kazanması için izlenmesi gerekli yol izlenmeden gerçekleştirilen devir işleminin ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil edilmesinin haksız ve hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne, davalı ...'a usule aykırı şekilde devredilen hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı ...'ın usulsüz pay devri kapsamında sahip olduğu pay sahipliği sıfatıyla genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir olarak dava süresince iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurmaması adına Ticaret Sicil Müdürlüğüne ilgili işleme karşı dava ikame edildiğinin bildirilmesine, 10/02/2025 tarihli 11268 sayılı TTSG ile tescil ve ilan edilen Zehra ... 'a ait 68 adet paya karşılık gelen 68.000-TL değerindeki ...'a devri konulu Beyoğlu 4.Noterliği'nin 4467 sayılı ve 22/08/2024 tarihli hisse devir sözleşmesi ve pay devri işleminin geçersizliğinin tespiti ile iptaline, şirket adına alınan 11/12/2024 sayılı ve 2024/03 sıra  numaralı hisse devrine ilişkin kararın hükümsüzlüğünün tespitine, buna dayalı olarak ticaret siciline tescil kaydının terkinine ve ilanına, pay defterinin pay devrinden önceki duruma getirilecek şekilde düzeltilmesine, şirketin güncel pay oranının beheri 1000,00-TL değerinde 70 paya karşılık gelen 70.000,00-TL Zehra ...'a, beheri 1.000,00-TL değerindeki 30 adet paya karşılık gelen 30.000,00-TL ...'a ait olak üzere toplam 110.000,00-TL teşekkül ettiğinin tescil ve ilanına, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 04/07/2025 tarih ve 2025/269 Esas sayılı ara kararında;<br>\"......Emsal Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2020/666 Esas 2020/691 K sayılı kararında da belirtildiği üzere dava konusu hisselerin yargılamanın devamı sırasında devredilmesi ve elden çıkarılması durumunda ileride telafisi güç ya da imkansız durum ve zararlar ortaya çıkabileceği gibi yeni ihtilafların da meydana gelebileceği, verilebilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği ihtimal dahilindedir. Açıklanan sebeplerle tedbir talebinin kısmen kabulü, davalı tarafa devredilen hisselerin işbu dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, davalı ...'ın pay sahipliği sıfatı ile genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin tedbir talebi yönünden pay sahipliği devrinin usulüne uygun olup olmadığına ilişkin iddiaların  yaklaşık olarak ispat edilemediği, talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla bu yöndeki tedbir isteminin isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile, ''1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; HMK 389. Maddesi gereği davalı ...'a devredilen hisselerin iyiniyetli üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin  ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile davalı tarafa devredilen hisselerin işbu dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,   2-Davalı taraf ...'a devredilen pay devri kapsamında sahip olduğu pay sahipliği sıfatıyla genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,'' istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlanmış olduğunu, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, esas sermaye payının devri için genel kurulun onayının şart olduğunu, devrin ancak bu onayla geçerli olacağını, genel kurulun onayı olmaksızın pay devrinin gerçekleşebilmesi için noter onaylı devir sözleşmesinin payını devreden ortak tarafından şirkete yazılı olarak bildirilerek genel kurul onayına sunulması gerektiğini, somut olayda ...'a ilişkin pay devrinin genel kurul onayına sunulduğunu, genel kurul tarafından reddedildiğini, ...'a ilişkin pay devrine yönelik ise ne 19/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı öncesinde ne de sonrasında şirkete yöneltilen herhangi bir başvuru, talep veya yazılı bildirim bulunmadığını, şirket pay sahiplerinin pay devrinden haberdar edilmesi gerektiğini, davalı tarafından hukuka ve usulüne uygun bir bildirimin yapıldığının ispat edilemediğini, pay devrinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yaklaşık ispatın sağlanmadığı yönünde değerlendirmede bulunulmasının hatalı olduğunu,Davalı tarafından ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ile kısıtlanması engellenen oy hakkı kullanarak kanuna karşı hilede bulunulduğunu, pay devrinden bu yana geçen kısa süreçte dahi telafisi imkansız zararların doğmasına sebebiyet verildiğini, ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin HMK MD. 389'da yer alan şart ve unsurların oluşmuş olduğunu, davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; ...'ın ... şirketinin kurucusu ve gerçek pay sahibi olduğunu, boşanma safhasındaki gelini tarafından zaten sahibi olduğu payların kendisine iade edildiğini, müvekkil ...'ın payları iktisap ettiğini, Zehra ... genel kurulu toplantıya çağırmadığını, 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini,  şayet davasında ısrarcı ise davacının bu husustaki iddialarını bir sorumluluk davası temelinde Zehra ...'a yöneltmesinin mümkün olduğunu, davacının pay devrine dair genel kurul toplansa bile oybirliği ile karar alınmasına gerek olmadığını, Zehra ...'ın zaten payını devreden kişi olarak TMK m.2 hükmüne göre başka türlü oy kullanması mümkün olmadığına göre zaten devrin onaylanacağını, davacının atıf yaptığı eserlerde dahi bu esasların açıklanmadığını, tüm bunların ötesinde davacının Zehra ... adına bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, bu bakımdan talep sonucunun kabul edilebilir olmadığını, müvekkil ...'ın paylarının devrini engellemeye yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını gerektiğini keza teminat aranmaksızın tedbir kararı verilmiş olması nedeniyle anılan kararın doğru olmadığın da belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire yönelik ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin pay sahiplerinden Zehra ...'ın 68 adet payını diğer davalı ...'a devredilmesine ilişkin Beyoğlu 4. Noterliği nezdinde yapılan 22/08/2024 tarihli Pay Devir Sözleşmesi ile pay devrinin tesciline ilişkin davalı şirketin 12.12.2024 tarih ve 2024/03 sıra numaralı kararın geçersizliğinin tespiti ile 10/02/2025 tarihli 11268 sayılı TTSG ile yapılan tescilin terkinine karar verilmesi istemi ile açılan davada davalı ...'a usule aykırı şekilde devredilen hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davalı ...'ın usulsüz pay devri kapsamında sahip olduğu pay sahipliği sıfatıyla genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu  04/07/2025 tarihli ara karar ile;1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; HMK 389. Maddesi gereği davalı ...'a devredilen hisselerin iyiniyetli üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin  ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı tarafa devredilen hisselerin işbu dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına,   2-Davalı taraf ...'a devredilen pay devri kapsamında sahip olduğu pay sahipliği sıfatıyla genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine,'' istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı vekilinin kısmen  ret edilen ihtiyati tedbir ara kararına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;6100 sayılı HMK' nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbire konu hisse devir sözleşmesi  konulması istenilen  Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen davalı şirketin pay sahiplerinden dava dışı ortak Zehra ...'ın 68 adet payını diğer davalı ...'a devredilmesine ilişkin Beyoğlu 4. Noterliği nezdinde yapılan 22/08/2024 tarihli Pay Devir Sözleşmesi ile pay devrinin tesciline ilişkin davalı şirketin 12.12.2024 tarih ve 2024/03 sıra numaralı kararın geçersiz olduğuna ilişkin  iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama  sırasında ortaya çıkacaktır. Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dosya kapsamındaki delillere göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı,  anlaşılmakla; Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre  davalı ...'ın pay sahipliği sıfatıyla genel kurulda oy kullanma yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin kısmen kabul edilen ihtiyati tedbir ara kararına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;6100 sayılı HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesine göre, \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.” Söz konusu maddenin gerekçesinde de değinildiği üzere, ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin geçici hukukî koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz  imkânı bulunduğundan, önce bu yola (itiraz) başvurulması gerekli olup, ancak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. Nitekim HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde de ihtiyati tedbir konusu düzenlenmiş olup, aynı Kanun' un 394/1. maddesinde \"karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir\" denilmek suretiyle, bu durumda öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz yolu öngörülmüştür. HMK'nın 394/4. maddesinde, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlığı altında, \"İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.\", 394/5.maddesinde de, \"İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.\" düzenlemesi mevcuttur.   Somut olayda mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu  04/07/2025 tarihli ara kararda kısmen kabul edilen ihtiyati tedbir kararı yönünden de  istinaf kanun yolu açık olarak verildiği yazılmış ise de; yukarıda açıklandığı üzere karara karşı, kararı veren mahkemeye itiraz yolu açık olup, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne ilişkin kararı, istinaf yoluna başvurulabilir nitelikte bir karar değildir.  Mahkemece, istinaf dilekçesi itiraz olarak kabul edilip duruşma açılıp itiraz hakkında bir karar verilmeli, bu karar taraflara tebliğ edildikten sonra kanun yoluna başvurulması halinde istinaf incelemesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, ihtiyati tedbirin kısmen  kabulüne ilişkin ara karar itiraza tabi olup davalıların istinaf başvurusunun itiraz olarak kabulü ile öncelikle mahkemenin itirazı değerlendirmesi ve itiraz hakkında bir karar vermesi gerekmektedir. Kanunda ön görülen itiraz yolunun ara kararda istinaf olarak yanlış gösterilmesi  hatalı olup, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin tedbir kararına karşı itiraz olarak değerlendirilip HMK 394/5 madde uyarınca karar verilmeden dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle; HMK' nın 341/1. maddesinde belirtildiği şekilde itiraz üzerine verilmiş ve istinaf edilebilir mahiyette bir karar bulunmadığından,  davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK' nın 352. maddesi uyarınca usulden reddine, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine yönelik karara ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,  karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/1,352 maddeleri gereğince  USULDEN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davalı tarafça peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatıran harcın hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafça peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatıran harcın hazineye gelir kaydına,6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.<br><br> <br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"649102ea91efb7c5","SID":"07fe037c9e4744bb"}}