{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.  <br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/3041 <br>KARAR NO\t: 2025/1162<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/04/2021<br>NUMARASI\t: 2017/1028 Esas, 2021/499 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 23/10/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine  ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının   reddine dair verilen karara davacı  vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili , müvekkili ile ... arasındaı ... Ada 3-4 parselde yer alan 637 adet konut, 6 işyeri ile Kandıra Orhan Mahallesi 95 adet konut inşaatına ilişkin alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklı tüm edimlerini ifa ettiğini, düzenlenen faturaların davalılara ihtarname ile tebliğ edildiğini, ancak davalıların konu faturaları iade ettiklerini, müvekkilinin mali durumunun zayıflığı ve bedelini alamadığı faturalar nedeniyle ayrıca KDV ve kurumlar vergisi yükünü üstlenmemek için faturaları iptal etmek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından ... projesinde ifa edilen sözleşmede belirtilen mutfak dolapları ve gömme dolap işlerine ilişkin yapılması gereken ödemenin KDV dahil 2.006.000,00 TL, Kayabaşı projesinde karşı tarafın talimatıyla yapılan ve teslim edilen buzdolabı yeri , kiler dolabı, mutfak dolabı, banyo dolabı, ankastre yeri, mutfak nişi, ilave tezgah dolap imalatına ilişkin alacağın KDV dahil 1.247.275,39-TL , Kandıra inşaatına ilişkin kapı, mutfak tezgahı, mutfak dolabı imal ve teslimatına ilişkin alacağın KDV dahil 298.785,44-TL olduğunu, bir kısım ödemeler ve avansların alındığını , bakiyesi için işbu davanın açılması gerektiğini, yapılan sözleşme ... projesiyle alakalı olduğundan müşterek ve müteselsil sorumlu olan iş sahibi ... ye davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla delil tespiti niteliğinde keşfen inceleme yapılarak her iki yerdeki işlerle ilgili bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, belirsiz alacak davası olarak ileride alacak rakamının netleşmesinden sonra artırılmak üzere şimdilik 400.000,00-TL alacağın davalı adi ortaklık ve ortaklarından müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağın 24/07/2017 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili , müvekkili ile davacı firma arasında Kayabaşı ve Kandıra inşaatından bir kısım işlerin yapımı için alt yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili tarafından davacıya düzgün ve muntazam hakediş ödemelerinin yapıldığını, fakat davacı tarafından yapılmayan işlere ait faturaların müvekkiline gönderildiğini, bu faturaların davacıya iade edildiğini, davacının Kayabaşı şantiyesinde üstlenmiş olduğu işleri eksik ve kusurlu bıraktığını, şantiyeyi terkettiğini, davacının yarım ve eksik bıraktığı işlerin başka firmalara tamamlatıldığını ve tamamlatılmaya devam ettiğini, bu masrafların davacının cari hesabına borç kaydedildiğini, davacının yaptığı kusurlu işler ve eksik bırakılan işlerle ilgili dava tarihinden öncesinde Bakırköy 5 ATM'nin 2017/318 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talep edildiğini, tespit raporunun ibraz edileceğini, ... tarafından davacının bir kısım eksik işlerinin tespit edildiğini, geçici kabul eksikliklerinin ... den celbini talep ettiklerini, davacı ile ... şantiyesi işine ait cari hesap mutabakatı yapıldığını, kümülatif son kesin hakedişin taraflar arasında imzalandığını, 19/10/2017 tarihinde kesin hakediş raporu düzenlendiğini, 2.050.000,00-TL üzerinden hesap görüldüğünü, aynı gün kalan bakiye alacağı için davacının müvekkiline fatura kestiğini, tüm alacağının tahsil ettiğini, huzurdaki davayı haksız ve kötüniyetli açtığını, davacının iddia ettiği gibi ek iş yapılmadığını, yine Kandıra Şantiyesi içinde tüm hakediş ödemelerinin yapıldığını, davacının buradaki işlerini de eksik bıraktığını, ... tarafından geçici kabul yapıldığını, yapılan kabuldeki eksikliklerin Bakırköy 33.Noterliğinin 23/08/2017 tarih ... numaralı ihtarı ile davacıya bildirildiğini, ihtarnameye rağmen işlerin tamamlanmaması üzerine yine bu işlerin de başkaca firmalara tamamlatıldığını, faturaların davacının cari hesabına işlendiğini belirterek takas, mahsup, alacak ve tazminat talepleri saklı kalmak üzere haksız ve kötüniyetli açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan ... vekili , davacı ile müvekkili idare arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının müvekkili idare tarafından onaylanmış bir yüklenici olmadığını, ticari şirket olan davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, yüklenici ile yapılan sözleşmelerin anahtar teslimi götürü sözleşme olup anılan sözleşmelerin 15.maddesinin açık olduğunu, müvekkilinin onaylamadığı alt  yüklenicinin müvekkilinden talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın ihbarı talebini kabul etmediklerini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece , taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının davacının davalıdan takibe konu alacağının bulunup bulunmadığı, davalının ödeme savunmasının yerinde olup olmadığından  kaynaklandığı tespiti  noktasında olduğu, taraflar defter ve belgelerini mahkememize sunmaları üzerine defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi  yapıldığı, Ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil teşkil etmesi, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kendisi lehine kanıt teşkil etmesi, her iki tarafın da defter tutma yükümlüsü olmasına , uyuşmazlığın her iki tarafında defterlerine kaydetmesi gereken ticari bir işle ilgili olmasına , tutulması gereken tüm defterlerin tutulmuş olmasına, defterlerin usulüne uygun tutulmasına ve onaya tabii defterlerin onaylatılmış olmasına, defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesine, defterlere  dayanarak ispat edilmek istenen iddianın da karşı taraf delillerince çürütülememiş olmasına, defterlerine dayanan tarafın yemin etmiş olmasına bağlı olduğu ,Davacı taraf, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin yapılmaması nedeniyle düştüğü ekonomik açıdan zor durum içerisinde Davalı tarafından irade fesadına uğratıldığı ve bu zor durumundan faydalanılmak suretiyle gabinin şartlarının oluştuğu yönünde olduğu ,İrade bozuklukları, TBK m. 30 vd.’nda düzenlendiği , bunlar, beyan hatası, esaslı saik hatası, hile ve ikrah olarak sıralandığı , Davacı tarafın beyan hatası ya da esaslı saik hatasına düştüğü yönünde bir iddiası bulunmadığı , TBK m. 36’da düzenlenen aldatma (hile), bir kimsenin davranışı ile bir başka şahısta yanlış bir fikrin doğumuna veya devamına kasten yol açılması olarak özetlenebileceği , Davacı  hile iddiasında bulunmakla birlikte, eldeki uyuşmazlıkta aldatma koşullarının bulunmadığı görüldüğü ,  Davacı dilekçelerinde, kesin son hak ediş raporunun imzalanması için irade beyanında bulunması maksadıyla Davalı tarafın kasten Davacı yanda yanlış bir fikir oluşturduğu ya da yanlış bir fikrin devamına yol açtığı iddiası yer almadığı , bilakis, Davacı yan, kesin son hak ediş raporunun gerçeği yansıtmadığı fikrine sahip olduğu, bunun bilincinde olmasına karşın zor durumda bulunduğundan ötürü raporu imzaladığı iddiasında olduğu , Dolayısıyla bu raporun hile iddiasıyla geçersiz kılınması mümkün olmadığı ,<br>İkrah iddiası Davacı tarafından açıkça ileri sürülmemiş olmakla birlikte, 18/04/2018 tarihli beyan dilekçesinde geçen “irade fesadı olacak şekilde müvekkili imzaya zorlanmıştır” ibaresinden böyle bir anlam çıkarmanın mümkün görülememiştir. İkrahın koşullarının düzenlendiği TBK m. 38/f. I hükmü gereğince, “Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.” Yine maddenin ikinci fıkrası, “Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.” hükmünü ihtiva ettiği ,  söz konusu hükümlerde öngörülen koşullar somut olayda mevcut olmadığı ,Eldeki uyuşmazlıkta daha yakından irdelenmesi gereken husus, Davacı tarafın, kesin son hak ediş raporunu gabine uğraması neticesinde imzaladığı iddiası olduğu , gabin bir irade sakatlığı hali değildir ve sözleşme geçerli biçimde kurulmuştur; bununla birlikte sadece gabine maruz kalana bir iptal hakkı veya sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı tanındığı , gabin, ancak tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde söz konusu olur ki taraflar arasındaki eser sözleşmesi de bu tür karşılıklı bir akittir. TBK m. 28 hükmü uyarınca, gabinden söz edilebilmesi için, karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalı ve “bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle” gerçekleştirilmesi gerektiği , gabinin sübjektif şartı olarak adlandırılan bu şartta yer verilen dezavantajlı durumlardan düşüncesizlik ya da deneyimsizliğin eldeki uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmadığı ,  Davacı tacir olup, bunun neticesinde TTK m. 18/f. II hükmü gereği basiretli bir işadamı gibi davranma yükümlülüğü altındadır ki bu nedenle tacirin deneyimsizliğe ya da düşüncesizliğe dayanarak gabin iddiasında bulunamayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki iddialar yerinde görülmediği ,Gabinin oluşması için bu sübjektif şartın varlığının yanı sıra, karşı tarafın bu zor durumdan yararlanma kastının bulunması ve objektif şart olarak karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması gerektiği ,serbest piyasa koşulları ve tarafların özellikleri çerçevesinde her oransızlık bu koşulun gerçekleşmesi anlamına gelmez; bu madde kapsamındaki oransızlığın açık olması, “yani işten anlayan herkesin kolayca gözüne çarpan bir oransızlık” olması gerektiği , Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere,  Davacı taraf iddiaları bu bakımdan da ispatlanabilmiş olmadığı, dolayısıyla gabinin şartları oluşmadığı ,İkinci husus  taraflar arasında 19/10/2017 tarihli geçici kabul tutanağı düzenlendiği buna göre davacının hakkedişinin 2.050.000-TL olarak belirlendiği, yapılan bu kabul uyarınca bir takım eksikliklerin tespit edildiği ve tespit edilen bu eksikliklerin giderilmesi için davacıya süre tanındığı hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı , taraflar arasında ihtilaflı olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problem; düzenlenen 19/10/2017 tarihli geçici kabul tutanağının geçerli olup olmadığı, davacının ilave işler yapıp yapmadığı ve buna bağlı olarak davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı ,Dosyaya yansıyan belgelerden taraflar arasında 19/10/2017 tarihli geçici kabul tutanağı düzenlendiği, buna göre davacının hakkedişinin 2.050.000-TL olarak belirlendiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı , taraflar arasındaki sözleşmenin 30. maddesine göre: Geçici Kabul: ana sözleşme hükümlerince işler sözleşme ve eklerindeki hükümlere uygun olarak yapılıp yapılmadığı işveren, tespit edeceği noksanlık ve kusurların giderilmesi için taşeron' a süre verecek, verilen süre sonunda noksanlık  giderilmemiş olursa, işveren taşeron nam ve hesabına işi tamamlayacak ve/veya üçüncü taraflara tamamlatacak ve tamamlatma masraflarım taşeron'dan tahsil edeceği , işveren'in bu konuda tanzim edeceği borç faturası kesin olup, taşeron'un bu faturalarda yer alacak kalemlere itiraz hakkı yoktur”. Sözkonusu madde uyarınca, davacının alacağının geçici kabul tutanağında tespit edildiği üzere 2.050.000-TL olarak kabul edilmesi gerektiği , ana raporda yer alan teknik ve mali incelemedeki tespitler dikkate alındığında, 2,050.000,64-TL. anapara ve 369.000,11-TL de KDV olmak üzere toplamda 2.419.000,75-TL ödeme yapıldığı anlaşıldığı , bu durumda davacının her hangi bir alacağının kalmadığının kabulü gerektiği,   Taraflar arasındaki sözleşmenin 30. maddesine uyarınca, davacının alacağının geçici kabul tutanağında tespit edildiği üzere 2.050.000-TL olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıya 2,050.000,64-TL. ana para ve 369.000.11-TL de KDV olmak üzere toplamda 2.419.000,75-TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davacının her hangi bir alacağının kalmadığı anlaşıldığı bu  noktada ikinci bilirkişi heyet raporunun sonuç kısmı hükme esas alınmadığı , Davacı tarafın müzayaka halinde olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı, bir başka deyişle, davacı tarafından dava konusu geçici kabul tutanağında belirlenen edimlerin arasında aşın bir orantısızlık bulunduğuna ilişkin herhangi bir somut delil sunulmadığı, bu duruma yol açabilecek bir protokol hükmü de gösterilmediği, dolayısıyla geçici kabul tutanağının gabin nedeniyle geçersiz sayılması gerektiğine ilişkin iddianın yerinde olmadığı gibi ihtirazı kayıt ileri sürmeden imzalayıp tarafların anlaştığı bedel davacıya ödendiğinden davacının bakiye alacağı kalmadığı gibi gabin ve diğer irade sakatlık hallerini de ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , yerel mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu , gabin konusundaki iddialarının ispatlandığını , mahkemenin 19.10.2017 tarihli geçici kabul tutanağını dikkate alarak hukuka aykırı karar verdiğini , müvekkilinin ekonomik zorluk altında olduğunu , faturaları bile iptal etmek zorunda kaldığını , huzurdaki davada gabinin varlığının mutlak olduğunu , düşüncesizlik ya da deneyimsizlik hallerinin davada oluşmadığını kabul etmenin hukuka aykırı olduğunu , tanık anlatımları ile müvekkilinin zor durumda olduğunun ispatını gerçekleştirdiğini , müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup , davacı yüklenici , davalılar iş sahibidir.Davacı vekili ,  müvekkili ile ... arasında Kayabaşı ... .. adet konut, 6 işyeri ile Kandıra Orhan Mahallesi 95 adet konut inşaatına ilişkin alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklı tüm edimlerini ifa ettiğini,  bir kısım ödemeler ve avansların alındığını , bakiyesi için işbu davanın açılması gerektiğini belirterek ,  400.000,00-TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili ,hak edişlerin muntazam ödendiğini , yapılmayan işlerin faturaların davacıya iade edildiğini ,...ı Şantiyesi için davacının eksik işler bıraktığını , başka firmalara tamamlatıldığını ,eksik bıraktığı işlerle ilgili Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/318 Değişik İş sayılı dosyasında tespit yaptırdıklarını , cari hesap mutabakatı yapıldığını c, son kesin hak edişin yapıldığını , 2.050.000,00 TL. Üzerinden hesap görüldüğünü , imzalandığını , davacının da fatura kesildiğini ,Kandıra şantiyesinde ise davacının işleri eksik bıraktığını ,... tarafından geçici kabul yapıldığını ,Bakırköy 33. Noterliği 23.08.2017 tarihinde davacıya ihtarla bildirdiğini , başka firmalara tamamlatıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme , geçici kabul tutanağını ve taraflar arasındaki kesin hak ediş tutanağını dikkate alarak bu tutanaklarda gabin ve irade sakatlığı olmadığını kabul ederek , davcıya ödenen bedel de gözetilerek davacının davasının reddine karar vermiştir.Davacı ile ... İnşaat Sanayi Limited Şirketi arasında 3.10.2016 tarihli Taşeron Sözleşmesi olduğu , Kandıra İlçesi Orhan Mahallesindeki 95 adet konut inşaatında , 4 madde de belirtilen mutfak dolapları , kapı işleri  gibi işlerin yapımına dair sözleşme olduğu anlaşılmıştır.Davacı ile davalı ortaklık arasında 12.2.2016 tarihli Taşeron Sözleşmesi olduğu , sözleşmede Kayabaşı projesinde gömme dolap ve mutfak dolap işlerinin yapımına dair olduğu görülmüştür.Davacı yüklenici tarafından davalı şirketlere İstanbul 8. Noterliği'nin 12 Temmuz 2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı gönderdiği , fatura bedellerinin 7 gün içinde ödenmesini bildirmiştir.Davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Bakırköy 33. Noterliği'nin 23 Ağustos 2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarını davacı firmaya gönderdiği ve idarenin belirtmiş olduğu eksikliklerin 26.08.2017 tarihinde iş yerinde bulunarak , 20.09.2017 tarihine kadar tamamlanması bildirilmiştir.Kayabaşı projesine dair davacı ve davalı ... arasında 10.10.2017 tarihli hak ediş raporu taraflarca imzalandığı ve 2.050.000,19 TL. Hak ediş tutarı olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ortaklığının ,Kayabaşı projesindeki iş eksikliklerini İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/318 Değişik İş dosyasında alınan 05.04.2018 tarihli tespit raporu ile tespit ettirdiği anlaşılmıştır.Davacı vekili 05/07/2018 tarihli dilekçesi ile mahkemece 05/04/2018 tarih 6 nolu ara kararı gereğince son yazılı hakkediş raporu ve hakkediş raporu imalat iç sayfası başlıklı belgeleri inceleyerek içerik ve imza itirazı olup olmadığının sorulduğu, müvekkilinin imzalanmaya zorlandığı, bu rapordan önce 30/03/2017 tarihinde 8 nolu hakkediş imzalandığı, hakkediş dışında sözleşmede olmayan masrafların faturalandırıldığı belirtilmiştir. Dosyada alınan 3.9.2019 tarihli bilirkiş raporunda sözleşmenin  30. maddesi uyarınca geçci kabul tutanağında tespit edildiği üzere 2.050.000,00 TL. olarak kabulü gerektiği, davacıya KDV dahil 2.419000,75 TL. ödeme yapıldığı ve davacının her hangi bir alacağının kalmadığı bildirilmiştir. Somut olayda taraflar arasında  2.050.000,00 TL. hak ediş belgesi imzalandığı , davacı tarafından gabin iddiası ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. İrade bozuklukları arasında yer almayan aşırı yararlanma sözleşmenin kurucu unsurları ile ilgilidir. Sözleşmenin edimleri arasında açık oransızlık olmalı , bu oransızlıkta zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.Davacı yüklenici tacir olması sebebiyle, eldeki davada gabinden veya tecrübesizliğinden yararlanması mümkün değildir. Sözleşmeye dair davacının yeterli bilgisi olmadığından , diğer bir deyişle deneyimsizliğinden söz edemeyiz. Davacının müzayaka halinde olduğu ise davalılarca bilinmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında davacının müzayaka halinde olduğu  ve bu halin davalılar tarafından bilindiğine  dair ve davalıların kasıtlı hareket ettiğine ilişkin bir ispat mevcut değildir. Diğer bir husus ise zorda kalma açısından , ekonomik açıdan kötü durumda bulunmak zorda kalmanın kabulü için yeterli  değildir.  Dolayısıyla davacının gabin iddiası ispatlanmış durumda değildir. Ayrıca dosya muhtevasında davacı bir irade sakatlığı olduğunu da ispatlamamıştır.Taraflar arasında ihtirazi kayıtsız olarak imzalanan hak ediş belgesi ve yapılan ödemeler dikkate alındığında , davacı yaptığı iş sebebiyle alacaklı olduğunu ispatlayamadığından yerel mahkemenin gerekçesi ve  ret kararı dosya kapsamına , delillere , hukuka ve usule uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> 1 - Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarih ve 2017/1028 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  <br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04f99d2ca0c5d7cc","SID":"a4bfc6c0cdb7efc8"}}