{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/3073 <br>KARAR NO\t: 2025/1159<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2021<br>NUMARASI\t: 2018/1442 Esas, 2021/555 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ : 23/10/2025 <br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Davacı vekili ,müvekkili şirket tarafından davalı borçlu aleyhinde İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı ile müvekkil şirket arasında 09.07.2017 tarihli sözleşme ile Onur Hes Reşadiye TM enerji nakil hattı yapım sözleşmesinin  imzalandığını,  müvekkil şirketçe sözleşmeye göre yapılan işin, esas iş sahibi olan ... (... Bölge Müdürlüğü) tarafından kabul edilmiş olduğunu ve  parasının  davalıya ödendiğini, müvekkili  tarafından davalıya yapılan işin bedeli olarak 06.10.2017 tarih  489.343,64 TL bedelli ve 189.493,84 TL bedelli faturaların keşide edildiğini, davalının  müvekkiline  muhtelif zamanlarda parça parça olmak üzere toplamda 450.000,00 TL ödendiğini,  müvekkilimiz bakiye kalan 228.837,48 TL lik kısmı (İcra takibine geçildikten sonra faiz ve masrafları ile birlikte 248.975,56 TL olduğunu) davalı şirketten defalarca istenmiş ise de davalının  borcunu ödemediğini belirterek davanın  kabulüne,  borçlunun haksız olan itirazının iptaline, % 20 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum olunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  vekili ,  mevcut sözleşmenin  iki tarafa borç yükleyen bir  sözleşme olduğunu,   davacı tarafın tacir olduğunu  ve bu tacir sıfatı gereği bu edim borcunu gereği gibi ifa ettiğine dair düzenlenen 06.10.2017 tarihli 2 adet fatura tek başına bu alacağa hak kazanıldığını ispat etmemekte olduğunu,  taraflar arasındaki sözleşme ile davacı tarafa yüklenen hizmet edimi karşılığı olarak bu bedellerin ödeneceğinin  kararlaştırılmış olduğunu,   davacı şirketin müvekkil şirketin, yapılan işin bedelini tam olarak ödemediğini iddia etmekte olduğunu  ancak kendisi taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak ifa edimini yerine getirdiğine dair herhangi bir delil ileri sürmediğini,  davacının asıl alacak tutarlarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı asıl alacak tutarları bakımından haklı olsa dahi, müvekkilim takipten önce temerrüte düşürülmediğinden müvekkilimden takip öncesi faiz istenmesinin  doğru olmadığını belirterek davanın reddine,  davacının %20 İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ,yapılan yargılamada ve incelemede taraflar arasındaki ticari ilişkinin taşeron sözleşmesine dayalı olduğu davalının işveren davacının ise yüklenici sıfatını haiz olduğu davacının davalıdan talep ettiği bedellerin hak ediş alacağı olduğu davalının ise eksik imalatlara dayalı olarak savunma yaptığı tespit edilmiştir. Ayrıca davalının diğer bir savunması ise sözleşmenin dava dışı Temmuz Elektrik ile yapıldığı müvekkilinin sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığı ve borçlu olmadığı yönünde olduğu ,   davalı şirketin sorumlu olup olmayacağı noktasında yapılan inceleme ile; davalı şirket ile dava dışı Temmuz şirketi incelenmiş olup Temmuz elektrik firmasının davalının grup şirketi olduğu şirket yönetiminin davalı tarafından gerçekleştirildiği ayrıca hak ediş raporlarında davalı şirketin imzasının da bulunduğu hususları bütün halinde değerlendirildiğinde davalının sözleşme kapsamında sorumlu olması gerektiği  sonucuna ulaşıldığı,  mahkemece bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği ,  davacının talep ettiği hak ediş alacaklarının incelenmesinde ise davacının sözleşme neticesinde talep edebileceği toplam hak ediş miktarı teknik bilirkişi tarafından hesaplanmış olduğu , 649.089,00 TL bulunduğu , ancak davacı şirket tarafından keşide edilen faturalar miktar itibariyle hak ediş tutarından 29.748,48 TL fazla olduğu , bu tutarın dayanağı olan hizmet veya malın delili dosyaya sunulmadığı , bu nedenle davacının davalıdan hak ediş olarak talep edebileceği miktar 649.089,00 TL olduğu , ve davalı tarafça davacıya yapılan 450.000,00 TL lik ödemenin mahsubu neticesinde davacının davalıdan bakiye alacağı 199.089,00 TL olarak tespit edildiği , Davacının bu tutarı talep edip edemeyeceği yönünden ise yapılan incelemede; geçici kabul tutanağının göre ... A.Ş. ... Bölge Müdürlüğü heyetince 22/12/2017 tarihinde imzalandığı tutanak içeriğine göre \"tesisin işletmeye açılmasında bir sakınca görülmemiş olduğundan bununla ilgili belge 19/12/2017 tarihinde kurul başkanlığınca Reşadiye Kaymakamlığına verilmiştir \" denilerek davacının sözleşme konusu işi eksiksiz olarak gerçekleştirdiği sonucuna ulaşıldığı ,  bahse konu projeye ilişkin hazırlanan dava konusu hak ediş raporu ve eklerinin davalı şirket proje müdürü tarafından 25/12/2017 tarihinde imzalandığı, hak ediş raporuna ihtilaf konusu fatura bedeli ile ilgili eksik iş yapıldığı ve/ veya ayıplı ve gecikmeli teslimde bulunulduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı, hak ediş raporunun davalı şirket tarafından onaylandığı da aynı şekilde davacının sözleşme konusu edimini gereği gibi yerine getirdiğini kanıtladığı , işlemiş faiz yönünden ise sözleşmede belirtildiği üzere ödemelerin 30-60-90 gün şeklinde yapılacağı kararlaştırılmış olduğundan bilirkişi raporunda mütalaa olunan görüşün mahkemece doğru bulunarak bu yönüyle itibar edildiği ve ortalama 60 günlük bir ödeme süresi kabul edilmiş, kesin hak edişin  25/12/2017 tarihinde imzalanması neticesinde borcun 23/02/2018 tarihinde ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı , bir başka deyiş ile davacı alacağı bu tarihte muaccel hale geldiği , yapılan faiz hesaplaması neticesinde ise davacının talep edebileceği işlemiş faiz alacağı 15.369,40 TL olarak bulunduğu gerekçesiyle , davacının davasının  kısmen sübut bulduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile  İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün ...  sayılı takip dosyasında; davalının 199.089,00 TL asıl alacak ve 15.369,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 214.458,40 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamnına, alacağın likit niteliği göz önünde bulundurularak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmesi gerektiği belirtilerek Davanın kısmen kabulü ile ; İstanbul Anadolu 14 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 199.089,00 TL asıl alacak 15.369,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 214.458,40 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, Davacı lehine hükmedilen tutarın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili , istinafında , 25.12.2017 tarihinde imzalanan hak edişin müvekkili tarafından kabul edilmediğini ,söz konusu hak edişteki iş miktarı ve m2 lerin hatalı olduğunu , müvekkili tarafından imzalanmayan kesin hak ediş raporunun delil olamayacağını , hak ediş kalemlerinin eksik hesaplandığını , davalının hazırladığı tek taraflı metrajlara göre bilirkişinin hesaplama yaptığını , ret kararının bozulması gerektiğini , davalının faturaya itiraz etmeden defterine işlediğini , müvekkilinin alacağının fatura kesilmesi ile muaccel hale geldiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasında Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir.Davacı vekili , müvekkili ile , davalı arasında 09.07.2017 tarihli enerji nakil hattına ilişkin sözleşme olduğunu , davacının yaptığı işin bedelinin , asıl iş sahibi ... tarafından davalıya ödendiğini , 06.10.2017 tarihli 489.343,84 TL. tutarlı , 189.493,84 TL. Miktarlı faturaların kesildiğini , davalının 450.000,00 TL. ödediğini, davacının bakiye 228.975,56 TL. bakiye alacağının kaldığını belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili , davacının sözleşme edimini yerine getirdikten sonra müvekkilinin borcunun doğacağını , davacının edimini yerine getirdiğine dair delil sunmadığını , müvekkiline bir teslim gerçekleşmediğini ,taraflarca karşılıklı düzenlenen hak ediş olmadığını ,  müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı vekili 2. cevap dilekçesinde , davacı tarafça Temmuz Elektrik Üretim A.Ş. Adına yapıldığı iddia edilen iş teslimi, tamamen işbu davanın konusu dışında olduğunu , müvekkiline her hangi bir iş teslimi yapılmadığını ve müvekkilinin borcunun bulunmadığını belirtmiştir.Yerel mahkeme ,  davalı şirketin sorumlu olup olmayacağı noktasında yapılan inceleme ile; davalı şirket ile dava dışı Temmuz şirketi incelenmiş olup Temmuz elektrik firmasının davalının grup şirketi olduğu şirket yönetiminin davalı tarafından gerçekleştirildiği ayrıca hak ediş raporlarında davalı şirketin imzasının da bulunduğu hususları bütün halinde değerlendirildiğinde davalının sözleşme kapsamında sorumlu olması gerektiği  sonucuna ulaşıldığı,  mahkemece bu yöndeki savunmaya itibar edilmediğini ve bilirkişi raporu göz önüne alınarak ,  davanın kısmen kabulü ile  İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün ...  sayılı takip dosyasında; davalının 199.089,00 TL asıl alacak ve 15.369,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 214.458,40 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamnına, alacağın likit niteliği göz önünde bulundurularak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.Davacı ile dava dışı Temmuz Elektrik Üretim A.Ş. arasında 09.07.2017 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığı , sözleşmenin konusunun ... hattının yapılması olduğu , 15 Temmuz 2017 tarihinde işe başlanacağı , sözleşme kapsamında yapılacak işlerin keşif özetinin 529.810,00 TL. olduğu , 100.000,00 TL.'nin sözleşmeden itibaren 15 gün içinde avans olarak ödeneceği ,31 Ağustos 2017 tarihinde hak ediş düzenleneceği , avans düştükten sonra bakiyenin 15 gün içinde ödeneceği , iş bitiminde kesin hesap yapılarak 30-60-90 gün şeklinde ödeme yapılacağı düzenlenmiştir.Aynı maddelere ait Taşeron Sözleşmesinin taraflar arasında da yapıldığı , sözleşmede davalının imzası ve kaşesi olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili , dava dışı sözleşmeyi imzalayan şirket ile davalı şirketin ortakları ve şirket merkezlerinin aynı olduğunu , iki şirkette de yönetimin aynı kişilere ait olduğunu , yaıplan işlerin hak edişlerinin davalı şirket üzerinden gönderildiğini , aynı sözleşmenin daha sonra davalı şirketle imzalanarak kendilerine gönderildiğini belirtmiştir.Davacı taraf Kocaeli 4. Noterliği'nin 29 Kasım 2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarını davalıya göndererek , bakiye alacağı 228837,48 TL.'yi talep ettiği anlaşılmıştır.Dava konusu işe dair 22.12.2017 tarihli geçici kabul tutanağı düzenlendiği , asıl iş sahibi ... Genel Müdürlüğü'nün 19.12.2017 tarihli yazısında ise yapılan inceleme sonucunda tesisin işletmeye açılmasında teknik bir sakınca bulunmadığı Reşadiye Kaymakamlığına bildirdiği görülmüştür.Somut olayda davalı şirket adına proje müdürü ... tarafından imzalanan 25.12.2017 tarihli hak ediş mevcuttur. Bu hak edişten ve dosyadaki diğer delillerden anlaşıldığına göre davalı şirket yapılan işten mesuldür. Dosya kapsamında alınan kök ve ek raporlara dayanarak hüküm verildiği verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin hak ediş raporuna dayalı kararın hatalı olduğunu  iddia etmesi , bilirkişi raporları sebebiyle yersizdir. Davacı vekili faiz tutarının fatura tarihinden hesaplanması gerektiğine dair her ne karara istinaf talebinde bulunmuş ise de , davalının yasanın aradığı şartlara  uygun bir temerrüdü oluşmadığından bu istinaf talebi yerinde değildir. Belirttiğimiz sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> 1 - İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih ve 2018/1442 Esas, 2021/555 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb90ba89e8f0a803","SID":"413520df9623cb9a"}}