{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1557 <br>KARAR NO\t: 2025/1576<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17.07.2025 tarihli Ara Karar <br>NUMARASI\t: 2025/155 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi tarafından davalı borçlu şirkete 24.05.2024 tarihli faturaya konu ... ... (With Mbus) ve ...-100KTL-M2(AFCI) isimli ürünlerin satıldığını, davalıya satılan ürünlerin bedelinin dosyaya sunulan faturadan da görüleceği üzere 59.040,00 euro olup davalı borçlunun bu tutarın yalnızca 40.050,00 Euro'luk kısmının ödendiğini, davalıdan bakiye alacağın talebi amacıyla Beyoğlu 33. Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 17 Ocak 2025 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname ile borçluya üç gün daha ödeme süresi verilmiş ise de borç ödenmediği gibi ihtarnameye herhangi bir cevap da verilmediğini, borçlu şirket aleyhine ilgili faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemiyle İstanbul 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirket tarafından tahsilin geciktirilmesi amacıyla borcun olmadığı yönünde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek; öncelikle teminatsız olarak, aksi hâlde  ise uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin 18.990 Euro ile sınırlı olmak üzere kabulüne, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine; davanın kabulü ile  İstanbul 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına itirazının iptaline, takip konusu 18.990 Euro alacağın takip tarihinden itibaren işlemeye başlayacak avans faizi ile davalıdan fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden tahsiline,  %20 oraında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 14/03/2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir.İİK'nın 265.maddesi uyarınca davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden davalı ... Elektrik Üretim Anonim Şirketi vekili, 14/04/2025 tarihli  itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. Maddesinde sınırlı olarak sayıldığını, ihtiyati hacze yalnızca ihtiyati haczin sebebi, yetki ve teminat bakımından itiraz edilebileceğini, İİK'nın 50. maddesinde ihtiyati hacze karar verecek olan mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde genel yetki kurallarının geçerli olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirketin yasal yerleşim yerinin adres bölümünde belirtildiği ve  adresten de anlaşılacağı üzere Harbiye Mah. Nisan Sk. ...Çankaya/Ankara adresi olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ihtiyati haciz kararının yetkisiz mahkemece verildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden karşı tarafın mahkemenden ihtiyati haciz kararı alabilmek için dilekçesi ekinde alacaklı olduğunu kanıtlamak amacıyla tek tarafı olarak düzenlenebilen faturayı sunduğunu ancak bilindiği üzere faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yetecek düzeyde bir belge olmadığını, faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerektiğini, alacağın varlığının ve miktarının yaklaşık olara kanıtlanmamış olması nedeniyle ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini iddia ederek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz kararına karşı itirazın değerlendirildiği 17.07.2025  tarihli ara kararıyla; \"... İhtiyati haciz talep edenin talebinin faturaya dayanması, davalı- itiraz edenin ikametgah adresinin Ankara olduğu, dava tarihinden önce şirket merkezinin adresinin değiştiği ve itiraz eden davalı tarafından kayıtların dosyaya sunulmuş olduğu nazara alındığında İİK'nın 265/1. Maddesine göre itirazın haklı olduğu, mahkememizin yetkisiz olduğu ...\" gerekçesiyle, itiraz eden davalı vekilinin 14/03/2025 tarihli ihtiyati haciz ara kararına yönelik itirazının kabulüne, uygunlanan ihtiyati hacizlerin derhal kaldırılmasına, bu hususta ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, karar vermiştir.<br>Bu ara kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazının ön inceleme duruşmasında reddedildiğini, mahkemenin kendisini yetkili kabul ettikten sonra ihtiyati haciz kararının yetkisiz mahkemeden alındığı iddiası ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, yetki yönünden kurulan ara kararın ancak nihai hükümle birlikte istinaf sebebi yapılması gerektiğini, yetki itirazının yerinde olmadığını, davalı hakkında başlatılan irca takibinin takip tarihi itibariyle davalının yerleşim yerinin bulunduğu yargı yerinde yapıldığını, icra takibine karşı itirazda yetkiye itiraz etmediğini, yalnızca borca itiraz ettiğini, davalının itiraz tarihi ile dava tarihi arasında adresini değiştirdiği hususunda müvekkili şirkete yapılan herhangi bir bildirimin bulunmadığını, dolayısıyla yetkili icra dairesinde başlatılan icra takibine itiraz üzerine takibin durması sonrasında itirazın iptali davasının icra dairesinin bağlı bulunduğu mahkemenin yetkili olduğunu, müvekkili ile davalı arasında doğrudan doğruya yapılan bir alım satım sözleşmesinin bulunmadığını, dava dilekçesi aşamalarında belirtildiği üzere müvekkili şirket ile davalı şirketin kardeş şirket olarak kabul ve ikrar ettiği ... Elektrik Üretim AŞ isimli şirketine mal satışı gerçekleştirildiğini, dava dışı şirketin talebi ile bu şirketin müvekkili şirkete satım sözleşmesinden olan borcunun davalı şirketin ve kabulü ile davalı şirkete devredildiğini, davalı şirketin davacıya, borç nakli sözleşmesi sonrasında borçlandığını, ticari örf ve adette cari bir virman olarak adlandırılan bu işlemin müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki borcun doğumuna sebebiyet verdiğini, borç nakil anlaşmasının davalı şirketin eski adresindeki faaliyeti sırasında gerçekleştiğini, taraflar arasındaki yazışmalar ve faturaların şirketin eski adresinde kabul edildiğini ve ticari defterlerine kaydedildiğini, borç nakli anlaşmasına ilişkin dava dışı şirket tarafından gönderilen mail yazışmasının aşamalarda sunulmuş ise de ayrıca dilekçe ekinde yer aldığını, HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yerin de aynı zamanda yetkili olduğunu, borç nakil sözleşmesinin davalının eski adresinde ifa edildiğini iddia ederek, 17.07.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair kararın ortadan kaldırılmasını ve davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, ticari satıma ilişkin bakiye fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararla verilen ihtiyati hacze davalı tarfından itiraz edilmiş, ilk derece mahkemesince itirazın kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair ara karar verilmiş, bu son ara karara karşı, İİK'nın 265/5 hükmü uyarınca davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından 24.05.2024 tarihli 49.040,00 EURO, 2.060.732,16 TL tutarında fatura düzenlendiği, fatura konusu bakiye alacağın olduğu iddiası  ile davacı şirket tarafından davalı şirkete Beyoğlu 33. Noterliğinde düzenlenen 17.01.2025 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede 59.040,00 EURO bedelli faturaya istinaden bakiye 18.990,00 EURO borcun bulunduğu belirtilerek üç gün içerisinde  ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamede ve faturada ayrıca dava dilekçesinde davalı şirket adresinin İstanbul/Şişli olarak gösterilmiş olduğu, davacının bakiye 18.990,00 EURO tutarında alacağının tahsili amacı ile davalı hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı yapılan itiraz dilekçesinde yine adresin Şişli/İstanbul olarak belirtildiği ve borca ve ferilerine itiraz edildiği, davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu, dava dilekçesi ile birlikte takip konusu alacak bedeli üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, mahkemece 14.03.2025 tarihli ara karar ile İİK'nın 257 vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği, davalı şirket tarafından 09.04.2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati haciz kararına karşı itirazda bulunulduğu, dilekçede İİK'nın 265. maddesindeki itiraz sebeplerinin sayıldığı ve faturalar incelendiğinde borcun aranılacak borçlardan olduğu, herhangi bir sözleşmenin var olmadığı, dolayısıyla yetkisizliği ortadan kaldıracak herhangi bir hukuki durumun söz konusu olmadığı, müvekkili şirketin adresinin Ankara ili Çankaya ilçesinde olduğu belirtilerek ihtiyati haciz kararına yetki yönünden itiraz edildiği, ayrıca borca da itiraz edilerek karşı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığının belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dilekçenin ekinde yer alan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 13.02.2025 tarihli nüshasında davacı şirketin adresinin Çankaya/Ankara olduğu, eski adresinin ise  Şişli/İstanbul olarak belirtildiği, adresin TTK hükümlerine uygun olarak 13.02.2025 tarihinde tescil edildiğinin ilan edildiği ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Davalı şirket adresinin takibe itiraz aşamasından sonra ancak dava tarihinden önce değiştirilerek Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, istinafa konu ara kararla, ihtiyati hacze itirazın yetki yönünden kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.İhtiyati haciz kararı, niteliği itibariyle geçici hukuki koruma kararıdır. İstinafa konu ara karar, esas dava içinde verilmiştir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkeme, İİK'nın 50. maddesine göre belirlenir. Anılan 50. madde ise HMK'da mahkemelerin yetkisini düzenleyen kurallara atıf yapmaktadır. Buna göre, ihtiyati hacizde yetkili mahkeme, HMK'nın mahkemelerin yetkisine dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. İİK'nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin yetkisine itiraz mümkündür. İtirazın, yukarıda açıklanan yasal düzenleme kapsamında ve hukukun genel ilkeleri doğrultusunda karara bağlanması gerekir. Esas hakkında açılmış bir dava mevcut iken davacının başka bir mahkemeden ihtiyati haciz talep etmesi hukuken mümkün değildir. Nitekim olaya kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 390. maddesinde, esas davanın açılmasından sonraki dönemde ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verme yetkisinin, münhasıran davayı gören mahkemeye ait olduğu emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenle, ihtiyati haciz talebi bakımından da esas davayı gören mahkemenin yetkili olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki mahkeme, esasa ilişkin dava bakımından yetki itirazını, ön sorun (hadise) şeklinde inceleyip karara bağlamalıdır. Bu konuda taraflar tacir olduğundan, akdî ilişkinin mevcut olup olmadığı ve buna göre de mahkemenin yetkili olup olmadığı konusunda gerekirse ticari defterler de incelendikten sonra bir karar verilmelidir. Geçici hukuki koruma bakımından ise bu araştırma yapılmadan dahi salt esas ilişkin davaya rüyet etmesi nedeniyle mahkeme  yetkilidir. Bu durumda, istinafa konu ara karar bakımından ilk derece mahkemesi yetkili olup diğer itiraz nedenlerinin değerlendirilmesi gerekirken yetki bakımından itirazın kabulü usule aykırı olmuş, istinaf konusu ara kararın bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir.Davalının borca yönelik itirazının değerlendirilmesinde ise; davacının talebi faturaya ve ticari kayıtlara dayalıdır. İhtiyati haciz talep tarihi itibariyle İİK'nın 258. maddesi uyarınca, alacağın varlığı ve miktarı bakımından kanaat oluşturmaya yeterli delillerin toplanmış olduğundan söz edilemez. Esasa dair yargılama içinde toplanacak delillere göre davacının yeniden ihtiyati haciz talep etmesi mümkün olup karar ara karar tarihi itibariyle ihtiyati haciz koşulları sağlanmadığından, ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair verilen karar, bu nedenle sonucu itibariyle doğru olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe bakımından kısmen kabulüne, karar gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu 17.07.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede ihtiyati hacze itirazın yukarıdaki gerekçeyle kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe bakımından kısmen kabulüne, gerekçesi yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu 17.07.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davalı vekilinin ihtiyati hacze itirazının İİK'nın 265. maddesi uyarınca yukarıdaki gerekçeyle kabulü ile ilk derece mahkemesinin  2025/155 Esas sayılı dosya üzerinden verdiği 14/03/2025 tarihli ihtiyati haciz ara kararının kaldırılmasına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kararımızın mahiyeti dikkate alınarak, davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,5- Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,09.10.2025 tarihinde, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU:  HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.<br>Muhalefet şerhi; <br>İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Somut olayda, davalı taraf yetki yönünden ihtiyati haciz kararına karşı itirazda bulunmuştur. İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı Kanun'un 50. maddesiyle \"Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.\" şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur.Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir( HMK m.6). Davalının birden fazla olması hâlindeki yetki ise aynı Yasa'nın 7. Maddesinde düzenlenmiş olup, davalının birden fazla olması durumunda bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde davanın açılabileceği ancak dava sebebine göre kanunda davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse davaya o yer mahkemesinde bakılacağı ifade edilmiştir. Sözleşmelerden doğan davalarda yetki ise HMK'nın 10. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, sözleşmelerden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiştir. TBK'nın 89. maddesinde borcun ifa yerinin tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceği, 1 bentte, para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2.bentte para borçlarının sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. bentte ise bunların dışındaki bütün borçların doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edileceği belirtilmiştir. Somut davada, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığı konusunda ihtilaf yoktur. Davalı tarafın dava dışı şirketin olan borcunu yüklenmiş olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda sözleşmenin varlığı ve ifasıyla ilgili olan yasal düzenlemeler uygulama konusu olmayacaktır. Ve ihtiyati haciz kararı tarihinde davalı şirketin ticari merkezinin, Ankara ili Çankaya ilçesinde olması nedeniyle mahkeme tarafından, İİK 265.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararına karşı yetki   itirazının kabul kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediği ve ayrıca mahkemenin yetkili olduğuna dair ara karar oluşturulduğu iddiasında bulunulmuş ise de istinaf konusu, itirazın iptali davası, dosyanın esasına ilişkin olmayıp ihtiyati haciz kararına ilişkin olduğundan iş bu uyuşmazlıkta tartışma konusu olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. İİK 265.maddedeki itiraz nedenleri arasında açıkça mahkemenin yetkisine itiraz belirtilmiştir. Yasal düzenlemede derdest dosyalarda verilecek ihtiyati haciz kararı yönünden mahkemenin yetkisine yönelik itiraz edilmeyeceğine dair herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Aksinin kabulü yasal düzenlemeye uygun düşmeyecektir. Yasada buna dair herhangi bir ayrık düzenlemeye yer verilmemiştir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması mahkemenin yetkisine itiraza engel olmayacağı gibi daha sonraki aşamada verilecek ihtiyati haciz kararına yönelik de mahkemenin yetkisine itiraz edilmesine dair engel bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati haciz kararına yönelik olarak mahkemenin yetkisi yönünden yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair ara kararda bir isabetsizlik görülmediğinden çoğunluğun aksi görüşü benimsenmemiştir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17dabc99c7c9b035","SID":"18eeb2789ce78a84"}}