{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/884 <br>KARAR NO\t: 2025/1549<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret mahkemesi <br>TARİHİ: 10.02.2022<br>NUMARASI\t: 2019/759 Esas - 2022/141 Karar <br>DAVA : Şirketin Feshi ve Tasfiyesi<br>Taraflar arasındaki limited şirketin feshi ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ... ve ... ile davacının,  taşınmaz alım satımıyla uğraştığını davalı şirketin ortakları olduğunu, davalı ... ...’ın 10 yıl süreyle şirketin müdürlüğüne seçildiğini ve davalının görevi süresince zarar açıkladığını, bunun üzerine davacının Esenyurt Bacabaşı mevkinde bulunan ... ada 12 nolu parseli şirkete devir etiğini ve inşaatın bütün maliyetini üstlenerek 12 daire ve 2 dükkan yapılmasını sağladığını, davalı ... ...’ın 7 daireyi satarak küçük bir miktarını iade edip şirketi atıl bıraktığını, bu davalının ve çocuklarının yurt dışında okudukları için İstanbul’dan ayrılıp zamanını yurt dışında geçirmeye başlaması nedeniyle yapılan genel kurulda davacı ile davalı ...’ın müdürlük görevini üstlendiğini, kalan dairelerden bir adetinin dairenin ...’in sattığını, diğer daireler ve 2 dükkanı da davacının sattığını, bu hali ile şirketin davacıya borçlandığını, verilen paraları alamadığını, şirketin sermayesini yitirdiği için çalışan personelin parasını, kira, elektrik, su, doğal gaz giderlerini ve vergiyi ödeyemediğini, durumu düzeltilmesi için yapılacak genel kurullara diğer ortakların katılmadıklarını, şirketin devamlı şekilde kar sağlayamadığını, kuruluş gayesinin imkansız hale geldiğini, ortaklar arasında ciddi geçimsizlikler bulunduğunu, ortaklardan ... ...’ın daha önce 18 adet bağımsız bölümü satarak İstanbul’dan uzaklaştığını, ortakların geçimsizlikleri nedeniyle şirketin tasfiyesinin kendisine kaldığını ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı şirket temsilcisi, savunmasında özetle; dava dilekçesinde belirtilen vakıaların doğru ve yerinde olduğunu, şirketin kağıt üzerinde sadece kaldığını, sermayesi, konumu, gayesi, işlerliği ve yönetimini kaybetmiş bir şirketin yaşamasının imkansız olduğunu savunarak, şirketin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... ... vekili, savunmasında özetle; davalı şirketin, müvekkilince Kayseri ilinde kurularak uzun süre faaliyette bulunduğunu, arkadaşı aracılığıyla tanıdığı davacının şirkete ortak olmak istemesi ve davacının ısrarları ile şirket merkezinin İstanbul’a taşındığını, müvekkilinin şirkette müdür olduğu süre boyunca ve halihazırda şirketi ve diğer ortakları zarara uğratacak bir  işlem yapmadığını, davacının şirketin zarara uğramasında asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının şirket adına alacak talepli olarak ikame ettiği Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/752 Esas sayılı dosyasının davalı şirketin mal varlığını ilgilendirmesi nedeniyle bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının şirketin mal varlığını kendi uhdesine aldığı göz önüne alınarak şirketin gerçekleştirdiği tüm inşaat işleri üzerinden müvekkiline hisse payı üzerinden ödenmesi gereken, ancak halen ödenmemiş olan kar payı ve ayrılık akçesi için dava açılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, limited şirketin haklı nedenlerle  feshi ve tasfiyesi talebinden ibarettir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitler, olayın oluş şekline uygun görülmesi nedeniyle bilimsel veri ve içeriğe sahip denetime elverişli kabul edilmiş, hükme esas alınmıştır.Celp edilen ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin 10.12.2013 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarının ... ..., ... ... ve ... olduğu,  yetkililerinin ... ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. TTK. Madde 636 (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a)Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile.  d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.Limited şirketlerde, ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi ise, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi ise mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil etmektedir. Burada geçen haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini amamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Haklı sebebe hukuki sonuç bağlayan hükümler, genel olarak emredici niteliktedir. Bu nitelik, haklı sebebin temelini oluşturan objektif iyiniyet ve kişilik haklarının korunması ilkelerinin bir sonucudur. Haklı sebeple feshin düzenlendiği maddenin emredici niteliği gereği, haklı sebeple fesih yetkisi esas sözleşme ile veya genel kurul kararı ile kaldırılamaz, sınırlandırılamaz veya kullanılması zorlaştırılamaz. Ayrıca ortağın bu hakkını kullanması şarta bağlanamaz. Haklı sebeple şirketin feshini talep hakkı, haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan limited şirket ortaklarına aittir. Somut olayda, davalı şirketin ticaret sicil gazetesindeki bilgilerine göre davalı ... ...’ın temsil görevinden istifa tarihinin 12 Mayıs 2016 tarihi olduğu, davacının göreve başlama tarihinin de 12 Mayıs 2016 tarihinde olduğu, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmeye göre, davalı şirket uhdesinde bulunan dairelerin şirketin gelir tablolarındaki satış rakamları dikkate alındığında davalı ... ...’ın yönetici olduğu zamandaki 7 adet toplamda 1.030.000,00 TL tutarlı rayiç değeri belirlenen dairelerin rayiç değerlere yakın bir değerde satılmış olduğun, davacının yönetici olduğu zamanlarda kalan 2 dükkan 2 daire için belirlenen toplamda 1.890.000,00 TL değerli dükkan ve dairelerin gelir tabloları dikkate alındığında 2017 yılında 1.194.059,40 TL tutarında satış yapıldığının ve rayiç değerlerin altında satış işlemlerinin gerçekleştirilmiş olduğunun rapor edildiği, feshi talep edilen şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ve ... değerlemeleri neticesinde; davacı ... ... ve diğer ortak ...’ın şirketin yöneticisi bulunduğu 12 Mayıs 2016 tarihinden sonrasında gerçekleştirilen ... satış işlemlerinde rayiç bedelin altında satış işlemleri yapıldığı itibar edilen bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, ticaret sicil kaydı, vergi kaydı, bilirkişi raporu ile diğer bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına binaen; davacı her ne kadar davalı şirketin ortağı olan davalı ... ... yöneticisi olduğu dönemde şirketi iyi yönetmediğini, yetkilerini kötüye kullandığını, kar paylaşımı yapmadığından bahisle şirketin feshi ve tasfiyesini talep etmiş ise de davacı ortağın iddiaları şirket müdürünün sorumluluğu ya da müdürün azline ilişkin olup şirketin feshi ve tasfiyesi için haklı sebep oluşturmaz, fesih için aranan koşul, ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düzen kabul edilebilir bir çözümün mümkün olmadığı durumlarda karar verilebilir. Davacının davalı yönündeki iddiasıda şirket defterleri ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede tespit edilememiştir. Ayrıca somut davada, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davalı ... ...’ın yönetici olduğu zamanda satmış olduğu dairelerin   rayiç değerlere yakın bir değerde satılmış olduğu tespit edilmiştir. Davacı, iddialarını dosyada toplanan tüm delillerle desteklemediğinden duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüm mahkememizce uygun görülmemiş olup  haklı sebebin oluşmaması...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin davada talebin dışına çıkılarak kanuna ve maddi vakalara aykırı karar verildiğini, mahkemece davacının taleplerinin hukuka uygun bir neden olmaksızın reddedildiğini, davalı ... ... görevini suiistimal ederek şirketi çalışamaz hale getirmesinin tespitinin istenmediğini, davanın konusunun, fiili olarak varlık göstermeyen, hiçbir  organı, çalışanı veya faaliyeti bulunmayan şirketin  varlığının sona erdirilmesi olduğunu, bilirkişilerin ... ... müdür olduğu döneme ilişkin hiçbir inceleme yapmadıklarını, bu kişinin şirketin taşınmazlarını satarak maddi menfaat sağladığı dönemin incelenmeden rapor düzenlendiğini, şirketin ... ... döneminde kar yapmasına rağmen kar payı ödenmediğini, sermaye arttırımının 2015 yılında açıklanmasına rağmen sermayeleri bulunmayan davalı ortaklara müvekkilinin büyük sermayeler vererek şirketin ayakta kalmasını ve iş yapmasını sağladığını, davalı ... ... taahhüt ettiği 989.000,00 TL sermayenin 920.000,00 TL'sini ödemediğinin bilirkişi ve mahkemece tespit edildiğini, bu durumun davalı ... ... tarafından müvekkiline karşı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/720 E. sayılı dosyasında açılan davada alınan raporla belirlendiğini, bu rapora göre davalı ...'in kusurlu olduğunu, müvekkilinin de şirket sermayesinin küçük bir bölümünü ödemediğini, ama müvekkilinin ana sermayesinin üzerinde değeri olan ... ada 12 parseli verdiğini, buradaki inşaat için ihtiyaç duyulan parayı temin ettiğini, müvekkilinin şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilinin verdiği paralarla davalı ...'in başka bir şirketten kendi adın 18 daire ve başka taşınmazlar aldığını, davalının verdiği yazıda da ... şirketinden alınan 18 dairenin kendi adına kayıtlı olmasına rağmen 8 tanesinin davalı şirkete ait olduğunun kabul edildiğini,  buna rağmen davalı ...'in müdürlük yaptığı dönemin incelenmeden karar verildiğini, mali gücü bulunmayan şirketi ayakta tutan davacının emeklerinin görmezden gelindiğini, diğer yönetici ortağın yaptıklarının veya yapmadıklarının değerlendirilmediğini, davalı ... ... şirkete büyük miktarda borç takarak yurt dışına kaçtığını, müvekkilinin bu mali tablo karşısında şirkette yapabileceği bir şey kalmadığını, şirkette bulunan 5 daire 2 dükkandan alacağını tahsil etmeye çalıştığını, satış bedellerinin de ... ... sattığı bedeller yakın olduğunu, müvekkilinin bu nedenle de şirketi zarara uğratmadığını, TTK'nın 636.maddesine göre şirket organlarının bulunmaması veya toplanmamasının fesih sebebi olduğunu, mahkemece limited şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin devam etmesi gerektiğinin dikkate alınmadığını, ortakların aynı amaç için bir araya gelmeyeceklerini, davalı ... ... sahte evrakla müvekkilini şikayet ettiğini, davacının ise şirketin ayakta kalması için Esenyurt'ta bulunan ... ada 12 parseldeki taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak 12 daire ve 2 dükkan yaptığını, davalının 7 daireyi satarak parasını alarak  kaçtığını, müvekkilinin aleyhine iki dava açtığını ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/97487 soruşturma sayılı dosyasında sahtecilik suçundan şikayet ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/149 numaralı dosyasıyla görevi kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunduğunu, davacı ve davalının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/720 Esas sayılı dosyasında şirketin feshi ve tasfiyesinin istendiğini, bu davadaki 25.02.2021 tarihli  oturumda da talebin tekrar edildiğini, iki ortaklı şirketin her iki ortakça tasfiyesinin istenmesi halinde ve yasada aranan organların oluşmaması durumunda tarafların bir birini düşman görmesi halinde şirketin devamının beklenemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Şirketin fesih ve tasfiyesi davasının şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. Bu açıdan bu tür bir davanın şirket ortaklarına  mümkün olmadığı değerlendirilerek, taraf sıfatının gözetilip, sonucuna göre davalı ortaklar hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davalı şirketin üç ortaklı limited şirket olduğu dosyadaki sicil kaydından anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan 12.05.2016 tarihli TSG'ne göre şirket ortaklarından davalı ... ... istifası ile şirket müdürlüğünün davacı ortak ... ... ile davalı ortak ... şirketi münferiden temsile yetkili olmak üzere şirket müdürlüğüne seçildikleri görülmüştür. 25 Ocak 2019 tarihli TSG'inde şirketin genel kurulunun yapılmasına  karar verildiği v gündemin ilan edildiği, şirketin gayesinin devam edip etmediği ile tasfiyesinin de gündem maddeleri arasında bulunduğu anlaşılmıştır. Bu tarihten sonra genel kurul yapılıp yapılmadığına ilişkin dosyada bir bilgi bulunmamaktadır. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin bulunması hâlinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Limited  şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış olup, doktrinde ve yargı kararlarında yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, uzun süre kâr dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmelerdir.Dava dilekçesinde, davalı ortağın 2016 yılından önce yönetimi sırasında şirketi zarara uğrattığından söz edilmekle birlikte, davalı ortağın yaptığı satış sonrası şirketin atıl hale geldiği,  şirketin mali durumu itibariyle en temel giderlerini karşılayamayacak şekilde aciz halinde olduğu, şirket ortakları arasında husumet bulunması nedeniyle şirketin genel kurul toplantılarının yapılamadığı, şirketin kar sağlayamadığı ve kuruluş gayesinin ortadan kalktığı belirtilmiştir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddiaların haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekecektir. Bununla birlikte ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hâllerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Ancak belirtilen iddiaların  gerçekten mevcut olup olmadığının delilleriyle ortaya konulup belirlenmesi ve özellikle mali konularda şirket kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir. Yargılama aşamasında şirket ortakları arasında bir takım hukuk ve ceza davalarından söz edilmiş olup bu davaların da ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle gelip gelmediğinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Davacı, ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devamının imkansız hâle geldiğini, üç ortaklı şirkette davacı davacı ile diğer ortaklar arasında süren hukuk ve ceza davaları ile şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız hâle gelmesi ve şirketin aciz halinde bulunması nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığını, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını, güvensizlik nedeniyle ortakların bir araya gelmesinin mümkün olamadığı gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesi talebinde bulunmuşlardır.Bu tip davalarda haklı nedenin var olup olmadığı konusunda taraflar tanık dâhil her türlü delile ispat vasıtası olarak başvurabilirler. Davalı şirket limited şirket olup, şirketin üç ortağı bulunmaktadır. Şirket, sermaye şirketi olmakla birlikte bazı bakımlardan şahıs şirketine yakın bir niteliktedir. Bu nedenle şirket ortakları arasındaki güven ve eşgüdümün şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi bakımından önemli olduğu açıktır. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinde belirtilen tüm hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması ve özellikle şirketin aciz hâlinde olduğuna ve şirketin devamlılığında bir yarar bulunmadığına ilişkin davacı taleplerinin de araştırılıp değerlendirilerek, HMK'nın 297. maddesine uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde bir inceleme yapılmadan ve davacının bir kısım talepleri hakkında hiç bir inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmesi, HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR  :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 02.10.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01f53418d335d4a4","SID":"75055ba7fed7dd29"}}