{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1763 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1573 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2024/347 (Derdest Dava Dosyası) <br>TARİH: 28/02/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>TALEP: Genel Kurul Kararlarının Yürütülmesinin Durdudurulması İstemi  (TTK m.449) ve Teminat Alınması İstemi (TTK. .448)<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025                                                    <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil yönünden uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracak olan; a) (4) nolu Şirket'in 2023 mali yılına ait kar dağıtım kararı yönünden diğer kısım bakımından paydaşların haklarına helal getirmemek adına şu aşamada ihtilafa konu olan 1075 adet pay ve 10.750,00 TL sermaye karşılığı kar payının şu aşamada Nurcan ...'e dağıtılmamasına ilişkin, b) (7) nolu Şirket esas sermayesinin 50.000 TL'den 1.000.000 TL'ye artırılması ve Şirket esas sözleşmesinin \"Sermaye\" başlıklı 6'inci maddesinin tadil kararına ilişkin, c) (8) nolu Şirket esas sözleşmesinin \"Şirket'in Adresi\" başlıklı 4'üncü maddesinin, Yönetim Kurulu ve Süresi\" başlıklı 7'inci maddesinin, \"Şirketin Temsili\" başlıklı 8'inci maddesinin, \"Genel Kurul\" başlıklı l0'uncu maddesinin, \"İlan\" başlıklı 12'inci maddesinin, \"Karın Tespiti ve Dağıtımı\" başlıklı 14'üncü maddesinin ve \"Nama Yazılı Paylar\" başlıklı 16'ıncı maddesinin tadil kararına ilişkin, kararların TTK m. 449 hükmü gereğince yürütülmesinin geri bırakılmasına, (4) nolu Şirket'in 2023 mali yılına ait kar dağıtım kararının yokluğunun/butlanının tespitine,  mahkemece yokluğu/butlanı gerektiren bir durum olmadığının tespit edilmesi halinde ise   kararın  iptaline, (7) nolu Şirket esas sermayesinin 50.000 TL'den 1.000.000 TL'ye artırılması ve Şirket esas sözleşmesinin \"Sermaye\" başlıklı 6'inci maddesinin tadiline ilişkin kararın yokluğunun/butlanının tespitine, mahkemece yokluğu/butlanı gerektiren bir durum olmadığının tespit edilmesi halinde ise kararın iptaline , (8) nolu Şirket esas sözleşmesinin \"Şirket'in Adresi\" başlıklı 4'üncü maddesinin, \"Yönetim Kurulu ve Süresi\" başlıklı 7'inci maddesinin, \"Şirketin Temsili\" başlıklı 8'inci maddesinin, \"Genel Kurul\" başlıklı l0'uncu maddesinin, \"İlan\" başlıklı 12'inci maddesinin, \"Kann Tespiti ve Dağıtımı\" başlıklı 14'üncü maddesinin ve \"Nama Yazılı Paylar\" başlıklı 16'ıncı maddesinin tadiline ilişkin kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 28/02/2025 tarih  2024/347 Esas sayılı kararında;\"TTK'nın 622/1 maddesi yollaması ile limited şirket genel kurul kararının iptalinde de uygulanacak olan 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartlar gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır.Somut olayda davacının TTK nun 449. Maddesi kapsamında yürütmenin geri durdurulması istemi bakımından, genel kurulun 4 maddesi (karın dağıtılmasına ilişkin), 7. maddesi (sermaye artırımına ilişkin), 8. maddesi (esas sözleşmede değişiklik yapılması) maddelerinin içeriği incelenmiş; davacıya ek bir maddi külfet getirmediği, telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğine dair makul bir şüphenin oluşmadığı, dava dilekçesinde pay oranı itirazlarının netleşmesi için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/34 Esas sayılı dosyasının beklenecek olması göz önüne alınarak, tedbiren alınan kararların yürütülmesinin durdurulması isteminin reddine kararv erilmiştir.Yine davalı şirketin TTK.nun 448/3 maddesi uyarınca davacıdan teminat alınması isteminin de, muhtemel zararın doğacağına dair somut bir sebep ileri sürülmemekle koşulları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davacının TTK nun 449. Maddesi kapsamında yürütmenin geri durdurulması istemi bakımından, genel kurulun 4 maddesi (karın dağıtılmasına ilişkin), 7. maddesi (sermaye artırımına ilişkin), 8. maddesi (esas sözleşmede değişiklik yapılması) maddelerinin içeriği incelenmiş; davacıya ek bir maddi külfet getirmediği, telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğine dair makul bir şüphenin oluşmadığı, dava dilekçesinde pay oranı itirazlarının netleşmesi için İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/34 Esas sayılı dosyasının beklenecek olması göz önüne alınarak, tedbiren durdurulması isteminin reddine; davalı şirketin TTK.nun 448/3 maddesi uyarınca davacıdan teminat alınması isteminin, muhtemel zararın doğacağına dair somut bir sebep ileri sürülmemekle koşulları oluşmadığından reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Genel kurulda belirtilmiş olan payların gerçek pay durumunu yansıtmadığını, davalı ... ... ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret A.Ş.'nin 2007 yılında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin kuruluş tarihinden bu yana müvekkili ile birlikte toplam dört pay sahibi bulunduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu üç kişiden oluşmakta olup, şirketin kurulduğu günden beri müvekkilinin yönetim kurulunda görev aldığını, davalı şirketin 26.03.2021 tarihinde değişikliğe uğrayan esas sözleşmesinin nama yazılı payların devrine ilişkin 16. maddesi uyarınca davalı şirkette 26.03.2021 tarihinden sonra gerçekleşen bir pay devrinin 6102 sayılı  Türk Ticaret Kanunu'nun (\"TTK\") 494. maddesi gereği  geçerli olabilmesi için yazılı bir devir sözleşmesinin yanı sıra, Genel Kurul'un her devir işlemi için ayrı ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden payların yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması, yönetim Kurulunun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar almasını takiben devrin pay defterine işlenmesi, şartlarının tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiğini;Davalı şirketin, müvekkilinin 15.05.2021 tarihinde 1075 adet payını (dava dışı) Nurcan ...'e devrettiğini iddia ettiğini, ancak 15.05.2021 tarihinde yapıldığı iddia edilen pay devri bakımından; genel kurulun % 75'inin olumlu oy kullanarak almış olduğu bir yetkilendirme kararı  bulunmadığı gibi, yönetim kurulunun 3 kişi ile toplanarak oybirliği  ile almış olduğu bir karar da bulunmadığını, bu sebeple TTK'nın madde 494 hükmü uyarınca gerçekleşmiş bir pay devrinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkilinin 1075 adet  payını (dava dışı) Nurcan ...'e devretmiş olmasına hukuken imkan da bulunmadığını, zira anılan tarihte müvekkilinin payları bir bütün olarak ilmühabere bağlandığından, söz konusu payların yalnızca bir kısmının davacıya devrinin imkansız olduğunu;Davalı şirket tarafından 07.12.2023 tarihinde T.Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10974 Sayı 1540 sayfasında yeni pay durumlarının ilan edildiğini, 16.01.2024 tarihinde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/34 E. sayılı dosyası tahtında \"davalı şirketin pay defterinin düzeltilmesi/tahsisi\" davası kame edilmiş olup söz konusu davanın derdest olduğunu, kendileri tarafından bu hususta ilgili dava dosyasına sunulmak üzere uzman görüşü alındığını söz konusu uzman görüşünde de müvekkilinin haklılığının somut olarak ortaya konulduğunu, müvekkilinin şirketteki hissesinin 1375 adet pay ve 13.750,00 TL ödenmiş sermaye karşılığı olduğunu;Genel kurulda alınan kar dağıtım kararının davalı şirketin esas sözleşmesinin 14. maddesine aykırı olarak verildiğini, kar dağıtım kararının şirketin esas sözleşmesinin 14.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, esas sözleşme gereğince dağıtılması gereken karın en az %75'inin  altında kar dağıtım kararı alındığını, müvekkili davalı şirkette 1.375 adet paya, oran olarak tüm payların % 27,5’ine sahip olmasına rağmen şirketin 2021 ve 2022 mali yıllarına ait karının, müvekkilinin gerçek pay oranına göre dağıtılmadığını, yine şirketin esas sözleşmesinin 14. maddesine aykırı olduğunu, kar dağıtım kararının gerekçesi olan kar dağıtım önerisini ve öneriyi veren Yönetim Kurulunun seçimine ilişkin karar hukuk ve yasaya aykırı olmak ile bu hususlar dahilinde alınan kararın yok hükmünde olduğunu, kar dağıtılmasına ilişkin öneri veren Yönetim Kurulunun tüm muhalefet ve itirazlara rağmen yasaya ve şirket esas sözleşmesine aykırı olarak seçildiğini, şirketin esas sözleşmesinin 7.maddesinde belirtildiği üzere şirketin yönetim kurulunun ancak %75 in olumlu oyu ile seçilebildiğini, müvekkilinin gerçek pay durumu dikkate alındığında yönetim kurulunun seçiminde karar nisabına yeter olumlu oy bulunmadığını, alınan kararın yok hükmünde olduğunu, YK seçimine ilişkin 30.01.2024 tarihli genel kurul toplantısının 7 nolu kararı yönünden T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/92 E. sayılı butlan davası ile  30.01.2024 tarihli genel kurul toplantısının 7 nolu YK üyelerinin seçimine ilişkin maddesinin iptaline ilişkin T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/252 E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, tüm bu hususlar dikkate alınarak 4 nolu gündem maddesi ile görüşülecek olan kar dağıtım maddesinde kar dağıtımına karar verilmesi halinde  müvekkilinin  gerçek pay oranı  olan %27,5'in %21,5 lik kısmı bakımından hukuka ve yasaya aykırı olarak Nurcan ...'e kar payı ödeneceğini ve pay defterinin düzeltilmesi davasının kabulü halinde müvekkilinin bu tutarları tahsil etme imkanının önü kapanacağından yürütülmenin durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini;Gündemin 7 nolu maddesi ile 50.000,00 TL olan şirket sermayesinin kardan  1.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve yeni sermaye paylarının geçmiş dönem kar ve iç kaynaklardan karşılanmasına müvekkilinin muhalefeti ile karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette 1.375 adet paya, oran olarak tüm payların % 27,5’ine sahip olduğunu, şirket esas sözleşmesinin 10. maddesinin c/2 fıkrası gereği, şirket esas sözleşmesinde yapılacak her türlü değişikliğin ancak oyların %75 inin olumlu oyu ile mümkün olduğunu, gerçek pay durumuna göre sözleşmede belirtilen kararın nisabına ulaşılamadığını, bu yönü ile alınan kararın yok hükmünde olduğunu, ayrıca hiçbir kanuni yükümlülük bulunmamasına ve müvekkilinden bu konuda yazılı rıza veya onay alınmaksızın yeni pay durumu ve ortakların isminin tadil metninde bulunmasının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin sermayesinin 1.000.000,00 TL ye çıkarılmasını gerektirir bir gerekçe veya ihtiyaç bulunmadığını, esas sözleşme değişikliğinin tescil edilmesi sebebi ile müvekkili yönünden tamiri mümkün olmayan zararlar doğuracağını; bir yandan  müvekkilinin, dağıtılması mümkün olan 750.000,00 TL kardan (payı oranında) mahrum kalacağını, diğer yandan  tadil tasarısında yer  verilen ve fakat gerçek durumu yansıtmayan pay oranı ile (aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan)  Nurcan ...'in gerçekte kendisine ait olmayan %21,5 hisse oranına tescil yolu ile meşruluk kazandıracağını, bu kapsamda alınan karara ilişkin yürütülmenin geri bırakılmasınına ilişkin olarak verilmiş red kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Müvekkilinin annesi Zepür ... ile babası Nurcan ... arasında çekişmeli boşanma davasının devam ettiğini, yapılan bu düzenlemelerin amacının müvekkili ve annesi Zepür ...'in paydaşlık ve esas sözleşmeden kaynaklı haklarını sınırlamak, engellemek olduğunu, yapılan değişiklikler ile  müvekkilinin gerçek pay durumu sebebiyle sonraki genel kurullarda seçilmek için gerekli nisaba ulaşması mümkün gözükmeyen, mevcut yönetimin  şahsi çıkar ve menfaatlerini koruma ve kendilerini meşrulaştırma çabasından ibaret olduğunu;Gerçek pay oranları %75 çoğunluğa ulaşamayan ancak salt çoğunluğa oluşan Nurcan ... ve Aylin ...'in bu tadil ile söz konusu ağırlaştırılmış nisaptan kurtulmayı amaçladıklarını, yönetim kurulunun temsil yetkisinin devrine ilişkin devir yasağının kaldırıldığını ve davalı şirket vekilinin defaten ''aile şirketi'' niteliğine vurgu yaptığı şirket bakımından yönetim kurulunun temsil yetkisini kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebileceği şeklinde bir düzenlemeye gidildiğini;Esas sözleşmenin 10  nolu maddesine ilişkin hukuk ve yasaya aykırı olarak kabul edilen değişiklik  ile; genel kurulda alınacak kararlara yönelik öngörülen özel nisapların tamamının kaldırıldığını;, yeter sayıların hafifletilmesi yönündeki bir değişikliğin ancak ilgili esas sözleşme hükmünde belirtilen çoğunlukta olumlu oy elde edilerek yapılabileceğini, Yargıtay uygulamasının da, esas sözleşmede genel kurulun toplantı ve karar yeter sayısı bakımından özel düzenleme getirilmişse, anılan nisapların indirilmesinin, yani yeter sayıların hafifletilmesinin asgari bu çoğunlukla alınacak bir karar vasıtasıyla olması gerektiği yönünde olduğunu, yürütülmenin geri bırakılması talebi yönünden en önemli maddelerden birinin genel kurulda görüşülen esas sözleşmenin 14  nolu maddesi olduğunu, yürütülmenin geri bırakılması kararı verilmemesi sebebi ile müvekkili yönünden telafisi mümkün olmayacak zararlar doğacağını;Davalı şirketin mevcut esas sözleşmesinde, şirketin  tespit olunacak safi kardan ödenmesi gereken vergiler düşüldükten sonra kalan miktardan, bir takım ayırmalardan sonra kalan karın en az %75'inin genel kurul kararına göre ikinci temettü payı olarak dağıtılacağı hususunun düzenlendiğini, teklif edilen değişiklik ile, kalan karın en az %75'inin dağıtılmasına ilişkin özel düzenlemenin kaldırıldığını, buradaki maksadın müvekkili ve annesini açılan davalar sonuçlanana kadar kardan mahrum etmek olduğunu;Söz konusu değişiklik ile davalı şirket ve yetkililerince diğer davalarda sunulan dilekçelerde yer verildiği üzere varlık sebebi \"temettü dağıtmak\" olarak tanımlanan davalı şirketin  karının %75 ini dağıtma yükümlülüğünün ortadan kaldırıldığını, böylece kar dağıtım kararının, gerçek pay oranları ile %75 çoğunluğa ulaşamayan Nurcan ... ve Aylin ...'in  kararına  bırakıldığını ve %75 nisap şartının by pass edildiğini;Davalı şirketin uzun süre temettü dağıtmadığını, müvekkilinin annesi ile babası Nurcan ... arasında görülmekte olan boşanma davasında -müvekkilinin annesinin tedbir nafakası talebinin karara bağlanmasının hemen akabinde- davalı şirketin bir anda temettü dağıtmaya karar verdiğini, söz konusu temettünün dağıtılmasından sonra esas sözleşme değişikliğine gidilerek müvekkili ve annesi bakımından bundan sonraki dönemlerde en az karın %75 i oranında  temettü alınmasının ortadan kaldırılmaya çalışıldığını;Genel kurulda  görüşülen esas sözleşmenin 16.  nolu maddesine ilişkin hukuk ve yasaya aykırı olarak kabul edilen değişiklik kararı ile; nama yazılı paylar bakımından   müvekkili yönünden telafisi mümkün olmayacak zararlar doğacağını, teklif edilen tadil tasarısı ile; pay defterinin düzeltilmesinin davaya konu geçersizlik iddiasının da  dayanaklarından birisi olan;\"Vaki bir devrin şirket yönünden geçerli olabilınesi için Genel Kurul'un her devir işlemi için ayn ayrı olmak kaydı ile sermayeyi temsil eden paylann yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile Yönetim Kurulu'na bu yönde yetki vermiş olması ve Yönetim Kurulunun da üç kişi ile toplanarak oybirliği ile bu yönde karar alınasını takiben devrin pay defterine işlenmesi ile mümkündür. '' şeklindeki bağlam hükmünün kaldırılmak ve böylece payın devri serbest bırakılarak müvekkilin pay defterinin düzeltilmesine ilişkin davasının içinin boşaltılmak istendiğini, bu değişikliğin kabulü yani pay devrine ilişkin sınırlamanın  kaldırılması sonrasında payların, herhangi bir bağlama tabi olmaksızın devredilebilir hale geleceğini, bu durumda ise müvekkilinin, hisseleri devralma ihtimali bulunan iyi niyetli üçüncü kişilerden bu hisseleri geri almasının mümkün olamayacağını;Davalı şirketin bir şirketler grubu içerisinde yer alması ve tek faaliyetinin gruptan gelen temettü dağıtımı olması nedeniyle müvekkilinin zararının pay bedellerinin ödenmesi ile giderilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin paylarının bu şekilde elinden alınması halinde nesiller boyu devam edebilecek bir gelirden mahrum kalacağını, esas sözleşmedeki bağlam hükmünün değiştirilmesi için esas sermayenin yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin ya da temsilcilerinin olumlu oyu gerektiğini, oysa somut olayda bu nisabın sağlanmadığını, gerçek pay durumu dikkate alındığında esas sözleşmede belirtilen nisaba ulaşmadan  yapılmasına ilişkin  alınan karar kapsamındaki  tadil metinleri ile esas sözleşmenin 7 nolu maddesi yönünden yönetim kurulunun esas sermayenin %75'inin olumlu oyu ile  seçileceği yönündeki hükmün kaldırıldığını, 8 nolu maddesi yönünden  \"alınacak tüm kararların muteber olabilmesi için Genel Kurul tarafından seçilen üç kişilik Yönetim Kurulunun tüm üyelerinin olumlu oyu şarttır.'' şeklindeki yönetim kurulu toplantı ve karar nisabı yani yönetim kurulunun 3 üyesinin oy birliği ile karar almaları gerektiğine ilişkin  geçerlilik şartının, 10  nolu maddesi yönünden  genel kurulda alınacak kararlara yönelik belirlenen özel nisapların tamamının, 14 nolu maddesi yönünden şirketin karının en az %75'inin dağıtılmasına ilişkin düzenlemenin, 16 nolu maddesi yönünden nama yazılı payların devrine ilişkin karar mekanizmasının tamamı ve esas sözleşmesel bağlamının kaldırıldığını;Söz konusu değişikliklerin tescil ve ilanı ile müvekkilinin telafisi mümkün olmayacak zararlar ve sonuçlar  ile karşı karşıya kalacağını, şirketin karar almaya ilişkin %75 lik nisabın kalkmasına ve beraber hareket eden, gerçekte toplam payları %57,5 olan Nurcan ... (%30) ve Aylin ...'in (%27,5) şirketi diledikleri gibi yönetmelerine, şirketin esas sözleşme gereği dağıtması gereken en az %75 karı dağıtma yükümlülüğünden kurtulmasına, şirketin yurt dışındaki iştirakleri ve burada sahip olunan gayrimenkullerin satışı ile ABD'de mukim Northwestern Street Properties LLC'deki hisse ve burada sahip olunan gayrimenkullerin satışı hususunda esas sözleşmede  yer alan  özel hüküm kaldırılarak bunların kısmen veya tamamen ayrı ayrı satılabilmesinin mümkün hale gelmesine, bu satışlardaki olası usulsüzlere karşı diğer pay sahiplerini ABD'deki mahkemelerde dava açmaya ve dolayısıyla son derece yüksek avukatlık masraflarına mahkum etmeye, pay devrine ilişkin esas sözleşmesel bağlamın kaldırılması sonrasında payların serbestçe devredilebilir hale gelmesine, bu durumda ise müvekkilinin, hisseleri devralma ihtimali bulunan iyi niyetli üçüncü kişilerden bu hisseleri geri almasının imkansız hale gelmesine sebep olacağını, davalı şirketin bir şirketler grubu içerisinde yer alması ve tek faaliyetinin gruptan gelen temettü dağıtımı olması nedeniyle müvekkilinin zararının pay bedellerinin ödenmesi ile giderilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin paylarının bu şekilde elinden alınması halinde nesiller boyu devam edebilecek bir gelirden mahrum kalmasına yol açacağını, söz konusu tadillerin hiçbirinin şirketin faaliyetlerinin devamlılığı için zaruriyet teşkil etmediğini, gerçek bir ihtiyaca ve tüm pay sahiplerinin ortak yararına dayanmadığını beyanla yürütmenin geri bırakılmasına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin kararının kaldırılması ile  genel kurulun 4 maddesi (karın dağıtılmasına ilişkin), 7. maddesi (sermaye artırımına ilişkin), 8. maddesi (esas sözleşmede değişiklik yapılması) maddeleri yönünden yürütülmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 26/04/2024 tarihli, 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, karın dağıtılmasına dair 4 nolu, şirket sermayesinin artırılmasına dair 7 nolu ve şirket esas sözleşmesinin tadiline dair 8 nolu maddenin butlanı/iptali talebi ile açılan davada, anılan kararların yürütülmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış ve talebin reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3. maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır.Somut olayda; davacının, davalı şirketin 1375 adet payına sahip olduğunu ancak davalı şirket tarafından paylarının 1075 adedini dava dışı Nurcan ...'e devrettiği iddia edilerek, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ettirildiğini, dava dışı Nurcan ...'e esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılmış, geçerli bir pay devrinin söz konusu olmadığını, bu nedenle davalı şirket aleyhine pay defterinin düzeltilmesi talebi ile dava açıldığını, dava konusu genel kurulda, gerçek pay oranlarına göre oylama yapılmadığını, bu şekilde şirket esas sözleşmesinin iki pay sahibinin istekleri doğrultusunda ve telafisi imkansız zararlar doğuracak şekilde değiştirildiğini, dağıtılmasına karar verilen kardan, gerçek payına düşenden daha azını almasının söz konusu olduğunu, yine şirket sermayesinin artırılması kararı yönünden, gerçek pay durumuna göre çoğunluğun sağlanmadığını, sermayenin artırılmasına gerek olmadığını, söz konusu kararların tescili halinde telafisi imkansız zararlar doğacağını beyan ederek tedbir talebinde bulunduğu görülmüştür. Davacının, şirket ortaklarının ilan edilmiş pay oranlarının gerçeği yansıtmadığına dair iddiaları bu davanın konusu değildir. Bu hususta İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış pay defterinin düzeltilmesi davası derdest olup, davacının haklılığı yönünden verilmiş bir karar yoktur. Mevcut durumda alınan kararlar güncel ve ilan edilmiş pay oranlarına göre alınmıştır.  Davacının gerçek pay oranının değişmesi halinde, davalı şirketten eksik dağıtılan karını talep etmesi mümkün olup, bu talebin önünde engeller olduğuna dair iddiası yönünden herhangi bir somut gerekçe göstermediği, yine alınan diğer kararlardaki oy nisaplarının değişip değişmeyeceği, buna göre kararların iptalinin söz konusu olup olmayacağı hususu İlk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle belirsiz ve yargılamaya muhtaçtır. Aynı şekilde kararların batıl olduğuna dair iddiaların değerlendirilebilmesi için, başka mahkemelerde açılmış iptal davalarının sonuçlanması gerektiğinden, bu aşamada davacı, haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edemediği, HMK'nın 389/1. maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli sebep olmadığı ve bu hususta somut bir delil sunulmadığı anlaşılmakla İlk derece mahkemesince yürütülmenin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d12112f8342c6e68","SID":"dece8b65cbe9453a"}}