{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/360 <br>KARAR NO\t: 2025/1296<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI\t: 2020/348 Esas -  2021/836 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın boya imalat ve pazarlama işleri ile iştigal eden tüzel kişiliği haiz kuruluş olduğunu, müvekkilince davalıya satışı yapılan kırmızı ve siyah demir ... toz boyalar için; 28/01/2019 tarihli 15.500,00-TL bedelli, 10/04/2019 tarihli 8.960,00-TL bedelli ve 16/05/2019 tarihli 5.300,01 bedelli  irsaliye faturaları keşide edildiğini, teslim edildiğini ve teslim edildiğine dair imzalı tutanak tutulduğunu, fakat davalının fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine hakkında İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine girişilerek kendisine ödeme emri tebliğ edildiğini,  ancak asıl alacak miktarına, işlemiş faize, ferilere itiraz edildiğini, ve takibin bu nedenle durdurulduğunu, borçlu tarafından icra dosyasına yapılan itirazların haksız ve takibi sürüncemede bırakma niyeti taşıdığını beyan ederek  itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itiraz ettiği asıl alacak kesimi olan 29.760,01-TL %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından, müvekkili aleyhine başlatılan 18.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tarafınca dosyaya vekalet sunularak borca, faize ve ferilerine süresinde itiraz edildiğini, açılan itirazın iptali davasında tebligatın taraflarına yapılmamış bulunduğu için müvekkiline yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, esasa ilişkin cevaba dayalı olarak davacı tarafından tanzim edilip müvekkili firma deposunda bulunan malların sayımı sırasında davacı tarafından tanzim edilen faturalarda gösterilen malların depoda bulunmadığını tespit etmesi üzerine davacıya malların tesliminin yapılmadığını, teslimi yapılması halinde fatura bedellerinin ödeneceğini sözlü olarak bir çok kez ihtar edilmesine rağmen davacı tarafından malların teslimi yapılmadığını, sevk irsaliyelerinin müvekkili firmaya teslim edilmediğini, sevk irsaliyelerinin teslim alan kısmında müvekkili firmaya ait kaşe, imza bulunmamasının da faturaya konu malların teslim edilmediğininde göstergesi olduğunu beyan ederek haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Celp edilen deliller ve yapılan bilirkişi incelemesiyle; Uyuşmazlık konusu alacağın 28/01/2019 tarihli 15.500,00 TL bedelli, 10/04/2019 tarihli 8.960,00 TL bedelli ve 16.05.2019 tarihli 5.300,00 TL bedelli faturalardan kaynaklandığı, üç adet faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerinde ise yalnızca 10/04/2019 tarihli 8.960,00 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, ancak davalıya ait Ba-Bs formlarında 10/04/2019 tarihli ve 28/01/2019 tarihli faturaların beyan edilmiş olduğu, davalının resmi kuruma yapmış olduğu beyanının kendisini bağlayacağı ve Ba-Bs formlarında bildirimi yapılan faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, davalı tarafın 10/04/2019 tarihli ve 28/01/2019 tarihli faturalara yönelik malların teslim edilmediği savunmasına itibar edilmemiştir. Uyuşmazlığa konu 16/05/2019 tarihli faturaya yönelik yapılan incelemede ise; Teslim alan kısmında ismi yazılan şahsın, davalı işyerinde çalışan listesinin gönderildiği Sosyal Güvenlik cevap yazısında bildirilen kişiler arasında yer almadığı, davalı tarafından 23/11/2021 tarihli celsede teslim alan kısmında ismi yazılı kişilerin davalı şirkette çalışmadıkları ve kim olduklarının da taraflarınca bilinmediğinin beyan edildiği, davacının tanık deliline dayanmadığından tanık dinletme talebinin red edildiği, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın değeri ve teslim olgusunun takdiri delil niteliğindeki tanık delili ile ispatın mümkün olmayıp kesin deliller ile ispatı gerektiğinden ve davacı tarafın delil dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüş olmakla Mahkememizce davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından 23/11/2021 tarihli duruşmada 16/05/2019 tarihli faturaya konu malların teslimi hususunda bu aşamada yemin deliline dayanmadıkları ve yemin deliline dayanmaktan vazgeçtikleri bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamından; Mahkememizce re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalıya ait Ba-Bs formlarında 10/04/2019 tarihli ve 28/01/2019 tarihli faturalar beyan edilmiş olmakla, davalının resmi kuruma yapmış olduğu beyanının kendisini bağlayacağı ve Ba-Bs formlarında bildirimi yapılan bu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla davalı tarafından 10/04/2019 tarihli ve 28/01/2019 tarihli fatura konusu toplam 24.460,00-TL bedele yönelik itirazının haksız olduğu, diğer uyuşmazlık konusu 16/05/2019 tarihli 5.300,00 TL bedelli faturaya yönelik davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak üzerinden %20 tutarında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği, aynı şekilde red edilen alacak yönünden davacı tarafından haksız takip yapıldığı anlaşıldığından red edilen alacak üzerinden %20 tutarında kötüniyet tazminatına\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra dosyasına itiraz ve arabuluculuk sürecinin tümünün taraflarınca vekil olarak takip edilmesine rağmen dava dilekçesi ve tensip zaptı taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkil firmaya yapılan dava dilekçesi tebligatı usulsüz olmasına rağmen yerel mahkemece usuli işlemleri devam edilmesinin yerinde olmadığını, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere itirazın iptali davalarında icra dosyasına vekil tarafından itiraz edilmesi halinde, açılan itirazın iptali davasında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi amir hükmü gereği tebligatların vekile yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı yan ile müvekkili firma arasında süregelen düzenli ticari ilişki sebebiyle, davacı yan tarafından tanzim edilip müvekkil firma muhasebesine gönderilen 10/04/2019 ve 28/01/2019 tarihli faturalar yasal kayıtlara geçirildiğini ancak müvekkil firmanın, faturalara konu malların teslim edilmediğinin depo envanter sayımı sırasında tespit edildiğini  ve davacı yana malların teslim edilmesi halinde fatura bedellerinin ödeneceği bir çok kez ihtar edilmesine rağmen davacı tarafından malların teslimi yapılmadığı gibi müvekkili firma aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak davaya konu faturaların tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davacı yan tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinde ise bilirkişi raporda da tespit edildiği üzere, teslim alan kısmında 778542 irsaliye numaralı sevk irsaliyesinde ...,778760 irsaliye numaralı sevk irsaliyesinde M. ...,  ... irsaliye numaralı sevk irsaliyesinde ... isimli kişilerin isim ve imzası bulunduğunun belirtildiğini ancak sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında imzası bulunan bu kişilerin müvekkili firma ile hiçbir bağlantısı bulunmamakta olup, irsaliyelerde imzası bulunan kişiler firma yetkilileri olmadığı gibi firma nezdinde çalışan kişiler de olmadığını,  04/01/2021 tarihli dilekçe ekinde sundukları,  faturaların keşide edildiği  2019 Ocak, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin SGK Hizmet Dökümlerinde açıkça görüleceği üzere sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında ismi geçen kişilerin müvekkili firma çalışanları olmadığını, bilirkişi raporunda  davacı yandan faturalara konu malların teslimine ilişkin belge istenilmesine rağmen davacı yanca herhangi bir belge ibraz edilemediğinin de açıkça belirtildiğini yerel mahkemece davacı yana yemin delili hatırlatılmış olmasına rağmen davacı yan yemin teklifinden de açıkça kaçındığını, sevk irsaliyesinin teslim alan tarafından imzalanması zorunlu olup, imzasız sevk irsaliyesi halinde ise malın teslim edildiğinin ispatı davacı yan üzerinde kaldığını, davacının müvekkili firmanın yetkilileri veya çalışanı olan kişiler tarafından imzalanmayan sevk irsaliyelerini kendi lehine delil oluşturmak amacıyla düzenlemiş olup, malın müvekkile teslim edildiğine dair dosyaya hiçbir inandırıcı delil ve emare sunulmamış olmasına rağmen yerel mahkemece malların teslim edildiğinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını beyanla İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23/11/2021 tarih, 2020/348 E., 2021/836 K. sayılı usul ve yasaya aykırı davanın kabulüne dair hükmünün istinaf incelemesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep  ve istinaf etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; bakiye 5.300 TL tutarındaki alacağa ilişkin hususun, yasal süresi içinde delil olarak dayandıklarını belirterek sundukları  usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulayan kayıtlar içeren ticari defterlerine bakılarak çözümlenmesi ve davanın tam kabulü gerektiğini,  bilirkişi raporunun 4.sayfasının 4.paragrafında \"davacı yanca keşide edilmiş olan 3 adet fatura içeriği ürünün davalı şirkete teslim edildiği tespit edilmiştir.\" hususunun açıkça tespit edildiğini, hem malların teslim edildiği hem faturaların keşide edildiği hem de bunların ticari defter kayıtlarında yer aldığı hususları açıkça tespit olunduğundan davanın tam kabulü gerektiğini, somut olayda davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığını üstelik tensip zaptında mahkemece belirtilen \"delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı\" ihtarına rağmen yasal süre içerisinde hiçbir delile dayanmadığını, davalının yasal süre içinde cevap dilekçesini sunmadığı için, İİK m.67/2 kapsamında öngörülen \"talepte bulunma\" koşulunu yerine getirmediğini, müvekkilinin açıkça kötü niyetli olduğuna dair bariz, kesin ve ikna edici kanıtlar sunulmadığı gibi bu yönde herhangi bir somut iddia veya açıklamada da bulunmadığından, müvekkilinin kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanmadığını, bu nedenle; yerel mahkemece davalı-borçlu yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığın beyanla istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/348 E. 2021/836 K. Sayılı hükmünün kaldırılmasına, dosya kapsamında eksik başkaca husus bulunmadığı ve yerel mahkemece tekrar yargılamayı gerektiren bir durum olmadığından istinaf talepleri doğrultusunda davanın tam kabulüne ve kötü niyet tazminatının kaldırılmasına karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE  :Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı asile yapılan dava dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı, icra takibine dayanak fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediği ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davacı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatının yerinde olup olmadığı noktasındadır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 Esas-2022/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere itirazın iptali davası icra takibine itiraz üzerine takibin devamını sağlamaya yönelik bir dava olsa da yeni bir dava olması sebebiyle dava dilekçesinin asile tebliği gerekir. Borca itiraz eden vekile tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanamaz. İcra takibinde itirazı yapan vekilin açılan itirazın iptali davasında vekil olarak kendiliğinden kabulü mümkün olmadığından somut olayda  dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edilmesinde usule aykırılıkyoktur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında faturaya dayalı cari hesap alacağı sebebine dayalı olarak 29.760,01 TL asıl alacak ve 64,48 TL işlemiş faiz olmak üzere  toplam 29.824,49 TL alacağın tahsili istemiyle 10.12.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip  durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)' nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, takip konusu malın kendilerine teslim edilmediği, teslimin ispat edilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4) Davacı defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takibe ve davaya konu 28.01.2019 tarihli 15.500 TL bedelli, 10.04.2019 tarihli 8.960 TL bedelli ve 16.05.2019 tarihli 5.300 TL bedelli 3 faturanın sevk irsaliyesinin bulunduğu, irsaliyeler üzerinde teslim alan kişinin isim ve imzasının yer aldığı, faturaların tebliğine yönelik belge ibraz edilmediği, davacı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 29.760,01 TL alacaklı olduğu; davalı defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava  ve takibe konu faturalardan sadece 10.04.2019 tarihli 8.960,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerine işlendiği, davalının BA formu ile 2 adet KDV hariç 20.728 TL tutarında faturanın teslim alındığını beyan ettiği, bu 2 fatura bedelinin KDV dahil 24.460 TL olduğu, davacı tarafından tanzim edilen faturalardan 15.500 TL tutarındaki faturanın  KDV hariç bedelinin 13.135,59 TL, 8.960 TL tutarındaki faturanın  KDV hariç bedelinin 7.593,22 TL olduğu, bu iki faturanın KDV hariç bedelleri toplamının 20.728 TL olduğu, buna göre davalının en az 24.460 TL davacıya borçlu  olması gerektiği rapor edilmiştir. Malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya  ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 Esas ve 2017/2738 Karar- sayılı 2014/12574 Esas - 2014/16692 Karar sayılı içtihatları) Takibe ve davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların/hizmetin davalıya teslim edildiğinin/verildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Bu kapsamda dosya kapsamına Vergi dairelerinden gönderilen BA-BS formlarında davacı tarafından düzenlenen 8.960 TL ve 13.135,59 TL tutarındaki 28.01.2019 ve 10.04.2019 tarihli iki faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine beyan edildiği, davacı tarafından verilen BS formunda da KDV hariç 20.728 TL tutarında iki faturanın  vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmakta olup, BA-BS formlarında beyan edilen fatura içeriğindeki ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda sevk irsaliyelerindeki ürünleri teslim alan kişilerin davalı çalışanı olup olmadığı husususun araştırılmasının eldeki uyuşmazlığa bir etkisi yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan dava ve takibe konu 16.05.2029 tarihli fatura davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi  davalı tarafça vergi dairesine bildirilen BA formlarında da yer almamaktadır. Bu faturada ürünlerin M..../Mücahit isimli kişi  tarafından teslim alındığı yazılı ise de bu isimlerde bir kişinin teslim tarihinde davalı çalışanı olduğunu ya da davalı talimatıyla malları teslim aldığını gösterir bir belgenin davacı tarafça sunulmadığı, SGK'dan verilen cevapta bu isimlerde bir kişinin davalı işyerinin 2019 yılına ait çalışanı olmadığı birlikte değerlendirildiğinde 16.05.2019 tarihli faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiği ispatlanmamıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış ise de 23.11.2021 tarihli duruşmada davacı vekilince 16.05.2019 tarihli faturaya ilişkin alacağın varlığı konusunda yemin deliline dayanmaktan vazgeçildiğinin beyan edilmesi karşısında mahkemece teslim hususu ispatlanmayan 16.05.2019 tarihli faturaya konu alacak talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir İİK 67/2.maddesinde itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde borçlunun; takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde alacaklının; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez (Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. -  2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada davalı vekili 01.09.2020 tarihli beyan dilekçesinde davalı yararına kötüniyet tazminatı talep etmiş olup, mahkemece reddedilen kısım yönünden davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Davaya konu takip haksız ise de dosya kapsamı itibariyle davacının takibinde kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığı gözetildiğinde davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isabetli olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde görülmüştür. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA1-)Davanın KISMEN KABULÜNE- KISMEN REDDİNE,2-)İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen İPTALİ ile takibin 24.460-TL asıl alacak ile DEVAMINA, Asıl alacağa ilişkin  fazlaya yönelik istemin REDDİNE,3-)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak kısmının %20 si üzerinden hesaplanan 4.892 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4-)Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,5-)Karar ve ilâm harcı olan 1.670,86 TL harçtan, peşin alınan 359,11 TL  mahsubu ile bakiye 1.311,75-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,6-)Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinden davayı kabul-ret oranı dikkate alınarak 1.082,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,7-)Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinden davayı kabul-ret oranı dikkate alınarak 237,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,8-)Davanın kabul edilen edilen miktarı yönünden; Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler madde 13/1 ve A.A.Ü.T. uyarınca 5.100-TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,9-)Davacı tarafça yatırılan 421,31-TL harç ve 730,50-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 1.151,81-TL yargılama giderinden davayı kabul-ret oranı dikkate alınarak toplam 944,48-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,10-)Davanın ret edilen miktarı yönünden; Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler madde 13/1 ve A.A.Ü.T. uyarınca 5.100-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,11-) Davalı tarafça yatırılan 7,80-TL vekalet harcından kabul- ret oranına tekabül eden 1.40 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,12-)Kullanılmayan gider avansın kararın kesinleşmesini müteakip HMK. madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,13-)İstinaf Aşamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL , posta ve tebligat gideri 77,50 TL olmak üzere toplam 298,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.670,86 TL harcın, alınması gerekli olan 407,41  ‭TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.263,45 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  02/10/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"026f9f3a96512cf7","SID":"f34a64e9b85eb7b9"}}