{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tKAYSERİ<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>GEREKÇELİ KARAR  <br>ESAS NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>BAŞKAN\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACILAR \t: 1- ...<br>\t  2-...<br>\t  3-...<br>\t  4- ...<br>\t  5- ....<br>VEKİLLERİ\t: Av....<br>\t  Av....<br>DAVALI \t:...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>DAVA TARİHİ\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: ...<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: ...<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacılar dava dilekçesinde özetle; davalının tasfiye halinde yapı kooperatifi olduğunu, mevcut yönetim kurulunun tasfiye kurulu olarak görev yaptığını, halen ..., ..., ... yönetici olarak görev yaptıklarını, davacıların bu kooperalifte ayrı ayrı üyelikleri bulunduğunu, davalı kooperatifin 2023 yılı içerisinde, 26.03.2023'te olağan, 03.09.2003, 30.09.2023 ve 05.11.2023 tarihinde olağanüstü olmak üzere 4 genel kurul yaptığını, 05.11.2023 tarihli genel kurul için çağrıların kuralınca yapılmadığını, 15 gün öncesinden tebliğ edilmediğini, bazı ortaklara yapılan tebligatların da usulsüz olduğunu, ayrıca bilanço ve raporlar 15 gün öncesinden kooperatif merkezinde incelenmek için hazır tutulmadığını, incelemeye olanak verilmediğini, açıklık ikesinin ihlal edildiğini, ibra gündemine de, yönetim ve denetim kurullarının faaliyetlerinin alınmadığını, tartışılmadığını, gündemin, oldu bitti şeklinde geçiştirildiğini yeterince incelemeler yapılmadan seçimlerin sonlandırıldığını, davalı kooperatif yönetiminin kendisine oy vermeyeceğini düşündüğü kişilere usulüne aykırı tebligat çıkartarak, toplantı hakkında da bilgi vermeyerek, toplantıya katılımı önlediklerini, ayrıca gündemin olması gereken şekilde ilan ve tebliğ edilmediğini, davacılara kesin maliyet hesabı olarak, ayn ayrı 07.11.2023 tarihli 2023/8 sayılı bildirimlerini üsule aykırı olarak ve whatsaap mesajı ile gönderdiklerini, gönderilen kesin hesap bildirimine geldiği yolla itiraz edildiğini, her ne kadar hukuksuz bir gönderi ise de davacıların bu ödemelere itiraz ettiklerini, kesin matiyel hesabının, kuruluşundan bu yana harcama işlerinde, geçersiz ve tastiksiz ancak basit nakliye, inşaat malzemesi gelir götür şeklinde evrağa bağlanması mümkün olmayan işlerde kullanılanı tediye makbuzları ile sürgit devem ettiren keyfilik içerikli anlayış içerisinde yönetime devam edilmiş ve bu keyfilik içerisinde delisiz dayanaksız gerçeği yansıtmayan belgelerle kesin maliyet hesabı adı altında ödeneceği yerler/borçları tutar ve miktarı gösterilmediğini, yöneticilerin uhdelerinde bulunan paraların olduğu açıkça belli ve ayrıca kooperatifin yasa gereği hak etfiği ve tahakkuk ettirilen ve ettirilecek olan edeceği vergi indirimlerinin hesaba alınması sonucu maliyetin ortak lehine düşmesini gerektireceğinden kesin hesaba temel teşkil eden kooperetif genel kurulunun iplali ve dava sonuna kadar iptale konu kararlara ilişkin yürütmenin durdurulması için tedbir istemli, genel kurulun iptali, reddi helinde genel kurulda alınan 5 numaralı kararın iptali ve kesin hesaba iirazlarımızın kabulü için dava açılması gerektiğini belirterek dava sonuna kadar telafisi mümkün olmayan zarar tehlikesi bulunduğundan, iptale konu genel kurul kararına ilişkin yürütmenin durdurulması için tedbir isteminin kabulüne, Şimdilik ve islah kaydı ile her bir aşınmaz için ayrı ayrı 1000-TL den toplam 16.000 TL Davalı kooperatir, 05.11.2023 tarihli olağanüstü genel kurulun iptali, reddi halinde anılan genel kurulda alınan 5.numaralı kararın iptali ile kesin hesaba itirazlarının kabulünü ve tüm bunlar için öncelikle tedbirli olarak yürütmenin durdurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tartışılması gereken davacının 05.11.2023 tarihli genel kurulun iptaline yönelik talebine akdedilecek hukuki anlam ve sonuç olduğunu, bu hususun benzer taleplerle yargıya taşınan ve derecatlan geçen diğer uyuşmazlıkların (Y. 6. H.D. E. 2022/942 K. 2023/2318 T. 12.06.2023; V. 23.HD. KE. 2016/7833 K. 2020/227 T. 20.01.2020; Y. 23. H.D. E. 2016/9667 EK. 2020/1329 T.26.02.2020..) tahtında çözümlendirilecek olursa da genel kurulun tümdem iptaline yönelik taleplerin, uygulamada genel kurulla alınan tüm kararların iptalinin talep edildiği olarak ve o kurulda ahnan tüm kararların mahiyetine mahiyetine dikkat edilmeksizin tetkike konu edildiğini belirtmek gerektiğini, buna karşın davacıların genel kurulun tümden iptaline yönelik talebinin kabul edilmemesi halinde 5.madde nezdinde ayrıca değerlendirme yapılmasını da talep ettiğini, ne var ki açılan davada hiçbir kukuki yarar olmadığını, hal böyle iken de her ne kadar hukuken icrası mümkün olmasa da davacıların taleplerinin derecelendirilmesi esnasında asli istemlerinin genel kurulun tümden iptali olduğu açıklandığından mahkemeden öncelikli taleplerinin 5.maddeye yönelik talebin hukuki yarar yokluğu nedeniyle urulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların iptalini talep ettikleri kurul maddelerinin bir kısmında red oyu kullanılmadığını ve hiç birinde tutanağa şerh düşülmesini talep etmediklerini, davacıların genel kurul kararının değil, yönetim kurulu kararlarını/işlemlerinin iptalini talep ettiklerinin açık olduğunu haksız ve yersiz talepler yönünden yargılama aşamasında ortaya çıkacak nedenler ve sayın mahkemece re'sen nazara alınacak sair hususlara binaen; ilerleyen aşamalarda davacılar aleyhine tazminat isteminde bulunma durumu kuvvetle muhtemel olduğundan hakkaniyet ve nefaset kuraları dairesinde mahkemece uygun görülecek miktarda teminatın davacılardan tahsili ile mahkeme veznesine depo edilmesine, Davacılardan ..., ..., ... ve de ... 269,85'er TL başvur ve peşin dava harcını verilen kesin süre içerisinde yatırmamış olduğundan 11.03.2024 tarihli duruşmadan önce kurulacak olan bir ara kararla dosyarım harçları yatırılana kadar anıları şahıslar bakımından işlemden kaldırılmasına, iptali istenen genel kurul toplantısı/kararı hukuka Uygun olduğuudan huzurdaki haksız mahiyetteki davanın her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere öncelikle usulden, aksi kanaat halinde ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her bir davacının davası bakımından değerlendirilmek üzere davacılara ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.<br>Taraflarca; kooperatif kayıt, bilgi ve belgeleri, ana sözleşme, genel kurul kararları, davacılara ait üyelik kayıtları, banka kayıtları, Noter Kayıtları, Vergi dairesi kayıtları, Karşılaştırmalı Nüfus Kayıtları, Satış Sözleşmeleri, Ödeme belgeleri, tediye ve tahsilat makbuzları, karşı tarafın ileri süreceği ehe deliller, emsal Yargılay - İstinaf içtihatları, tanık beyanları, keşif, bilirkişi incelemesi, yemin, isticvap beyanlarına delil olarak dayanılmıştır. <br>Davalı kooperatife müzekkere yazılarak; Davacıların  üyelik dosya örneğinin istenilmesine, Davacıların peşin bedelli, sabit fiyatlı üye olup olmadığının sorularak böyle bir uygulama varsa buna ilişkin genel kurulu veya yönetim kurulu kararlarının, kayıt ve belge örneklerinin istenilmesine, Davacıların üyelik nedeniyle borç ve ödemelerini gösterir hesap dökümlerinin istenilmesine, 05/112023 tarihli genel kurula çağrı için ortaklara gönderilen tebligat tevdi listesinin, Kayseri Valiliği Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne bildirilen gündem maddelerinin, 05/... tarihli genel kurul kararından ve buna ait hazirun cetvelinin, davacı kooperatifin ana sözleşmesinin, diğer tüm genel kurul kararlarının tümünün, 2022 yılı yönetim ve denetim raporlarının, en son kesin maliyet hesabı raporunun örneğinin sıralı bir şekilde sunulmasının istenilmesine, Bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerekmesi halinde kooperatifi kayıt ve defterlerinin bilirkişi incelemesine, hazır bulundurulacağı açık adresin ve bu adreste defter ve kayıtları bilirkişiye sunacak görevli kişinin adı soyadı ve telefon numarasının bildirilmesi istenmiştir. <br>Kayseri Valiliği Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı Sınırlı Sorumlu Kayseri ...Yapı Kooperatifi'nin en son tarihe kadar (26/03/2023, 03/09/2023, 05/11/2023 tarihi de dahil olmak üzere) yaptığı tüm genel kurul toplantı tutanaklarının ve 05/... tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinin, 05/112023 tarihli genel kurula çağrı için ortaklara gönderilen tebligat tevdi listesinin, bu genel kurul toplantısına ilişkin belirlenen ve müdürlüklerine bildirilen gündem maddelerine ilişkin bildirimlerin ve tadilatlarıyla birlikte ana sözleşmesinin eksiksiz ve okunaklı birer suretlerinin gönderilmesinin, ayrıca davalı kooperatifin tebliğe elverişli güncel kayıtlı adresinin bildirilmesi istenmiştir. <br>Dava dilekçesinin \"sonuç/istem\" başlıklı bölümünde \"2-Şimdilik ve ıslah kaydı ile her bir taşınmaz için ayrı ayrı 1000-TL'den toplam 16000-TL davalı kooperatif, 05/112023 tarihli olağan üstü genel kurulun iptali, reddi halinde anılan genel kurulda alınan 5 numaralı kararın iptali ile kesin hesaba itirazlarımızın kabulünü ve tüm bunlar için tedbirli olarak yürütmenin durdurulmasına,...\" şeklinde beyan ve talepte bulunulduğu görülmekle HMK'nun 31. ve 119/1-(ğ) maddesi uyarınca; Dava dilekçesinin \"sonuç/istem\" başlıklı bölümünde: a)\"2-Şimdilik ve ıslah kaydı ile her bir taşınmaz için ayrı ayrı 1000-TL'den toplam 16000-TL ...\" şeklinde ifade edilen talebin ne olduğu, b)\"...05/112023 tarihli olağan üstü genel kurulun iptali ...\" şeklinde ifade edilen talebin  05/112023 tarihli olağan üstü genel kurulunda alınmış olan tüm kararların iptali isteminin mi olduğu, c)\"... kesin hesaba itirazlarımızın kabulünü...\" şeklinde ifade edilen talebin ne olduğu ve mahkemece bu konuda hangi kararın verilmesini istediklerini açıklamak üzere davacılar vekiline  süre verilmiştir. <br>Dava dilekçesinde 5 davacının isminin yer aldığı, her  birinin dava edilen genel kurul kararının iptalini talep ettiği, her bir davacının dava ve talebinin diğerlerinden ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olduğu, aralarında işbu dava yönünden zorunlu dava arkadaşlığının da bulunmamasına karşın yatırılmış olan harç makbuzu incelendiğinde sadece davacı ... adına başvuru ve peşin dava harcının yatırıldığı anlaşılmakla, davacı  ... dışındaki diğer 4 davacının da dava ve talepleri yönünden ayrı ayrı başvuru ve peşin maktu harçlarını yatırmaları, yasal zorunluluk olduğundan davacılar vekiline davacı İlhan Ekinci dışındaki diğer davacılar ..., ..., ... Ve ...'e her biri yönünden de ayrı ayrı olmak üzere 269,85'er TL başvuru ve  269,85'er TL maktu peşin dava harçlarını yatırmaları için tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde davacı İlhan Ekinci dışındaki yukarıda ismi yazılı diğer davacıların davalarının Harçlar Kanunu'nun 30. ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca ilgili harçları yatırılmak suretiyle yenileninceye kadar işlemden kaldırılacağı ihtar edilmiş, Davacılar vekilinin dava açarken ihtiyati tedbir harcı 444,60-TL'nı yatırmadığı anlaşıldığından bu bedeli mahkeme veznesine yatırması için iş bu tensip tutanağının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ihtiyati tedbir harcının yatırılmaması ve yeniden mahkememize talepte bulunmaması halinde ihtiyati tedbir isteminden vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Eksik harçlar davacı tarafça yatırılmıştır. <br>Davacı tanığı ... duruşmada; \"Bende davalı kooperatifin üyesiyim. Genel kurul tarihinde kooperatifimizin yaptığı inşaat fiziki olarak bitmiş durumdaydı. O zamana kadar beklentimiz kesin hesapların yapılmasıydı bunu arzu ediyorduk. O tarihlerde kesin hesaplar yapılmadığı gibi üyeler arasında ödeme konusunda adaletin temin edilmediğini adalet olmayan bir çalışma yürütüldüğünü bizzat kooperatifin yöneticilerinden duydum. ..., ... birde emniyet amiri olduğunu bildiğim ama ismi aklıma gelmeyen bir kişi vardı sık sık görüşüyorduk. Bu kişinin adını şimdi hatırladım Selahattin Başardır. Kooperatif 2015 yılında kuruldu ben 2017 yılında üye oldum benden önce ve sonra üye olanlar var. 2015 yılında üye olup da  parasını zamanında yatıranlar ile benim aynı parayı ödememin adaletsiz olduğunu defalarca anlattım tutanaklarda belki bu vardır. Kayserideki diğer kooperatif yöneticilerine sorduğumda hiçbiri ana para üzerinden hesap yapıp kesin hesap çıkarmadıklarını bana söylediler. Kooperatif ödemelerini geç yatıranlar için gecikme zammı alınarak adalet tesis edilmiş, ikincisi ise resmi gazetede yayınlanan inşaat malzemeleri fiyat artış endeksi dikkate alınarak kesin hesap çıkarılıp adaletin sağlanması cihetine gidildiğini öğrendim, biz gayri resmi bir çalışma yaptık 2015 yılında üye olup ödeme yapanlara göre benim onlarla eşit hale gelmem için 130.000,00 TL daha ödeme yapmam gerekiyordu. Benim gibi borçlu olanlar yarıdan fazla çıkınca kooperatif yöneticisi arkadaşlar onların lehine değerlendirdi, ikinci bir hususta yatırdığı ana para esas alınan üyeler yönünden kooperatife daire karşılığı iş yapanlar örneğin iş yapması karşılığında 200.000,00 TL lik daire alacak idiyse şimdide bu dairenin değeri 200.000,00 TL olarak kaldı bunlar daireyi teslim etmekten vazgeçtiler buda kooperatife dolayısıyla üyelere ek yükümlülük getirdi. Ben bir genel kurul dışındı hiçbir genel kurula dahil edilmedim genel kurulların usulüne uygun yapıldığı kanaatinde değilim. Yukarıda söylediğim gibi bir daire bedeli örneğin 300.000,00 TL ise bunu üye olduğu tarihte yatıran ile son dakika yatıranlar arasında ayrım yapılmadan hesaplama yapılması ve kesin hesap çıkarılması adalete aykırıdır. Bunu yukarıda söylediğim kooperatif yöneticilerinin benim dahil olmadığım kooperatif toplantılarında aldırdıklarını düşünüyorum.  Yukarıda ismini bildirdiğim kooperatif yöneticileri ile defalarca görüştüm onların adaletsizliği kabul ettiğini değil adaletsiz bir usul kabul ettiğini yukarıda söylemek istedim bunu düzeltiyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur dedi. Davacılar vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: bende kooperatifte yöneticilik yaptım. Kooperatif kurulurken üyelerden parasal yükümlülüklerini geciktirenlerden %10 gecikme zammı alınacağı yönünde karar alınmış. Biz bu oranı esasen çok yüksek bulduk. En doğru davranışın inşaat birim maliyetlerinin resmi gazetede yayınlanan artış oranına göre yapılması gerektiğini düşündük, bundan dolayı da üyelerden talep etmedik. Endeksleme yapılacak diye bütün üyelere genel kurullarda bildirdik. Faizin kaldırılması kaldırıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Biz endeksleme yapılırsa faizin geriye doğru kaldırılmasına yönelik bir karar alacaktık. Endeksleme yapılmadı dedi. Davalı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: ben sadece bir genel kurul toplantısına katıldım. Mayıs diye hatırlıyorum tarihini bilmiyorum. 2023 9 ayındaki toplantıya katıldığımdan tam emin değilim. Tüm zamanlarda sadece 2 toplantıya katıldım. 5 tane genel kurulu davacıların vekilinden duydum. Endekslemenin reddedildiğine dair karar alınan toplantıya hiçbir şekilde katılmadım eğer benim olduğum toplantıda böyle bir karar alındı ise illegal şekilde alınmıştır. Faiz ile ilgili toplantıda alınan karar ile ilgili katılıp katılmadığım konusunda emin olamıyorum. Davacılardın ... ile 2017 yılında beraber kooperatife yönetici olarak seçilmiştik yaklaşık 3 yıl kadar yöneticilik yaptı diye hatırlıyorum. ..., ... borcunu dairesi ile ödeyen kişilerdir. Kooperatif üyesi ile daire alan veren kişiler arasında yapılan anlaşma ile iki daireden birisini vererek borcunu ödeyen kişilerdendir. Kooperatifin bu anlaşmalara taraf olması söz konusu değildir. Yukarıdaki ifadelerimi de bu şekilde düzeltiyorum.  Daire alanlar kooperatife iş yapanlardır dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: örneğin mobilyacıya kooperatif iş yaptıracak, örneğin iş bedeli 500.000,00 TL civarında tutuyor ise kooperatiften dairesi olan yani hem üye hem de kooperatifin yöneticisi olan kooperatife borcu var biz iş yaptıracağız ama borcunu ödememiş aynı zamanda da kooperatifin başkanı biz o kişiyi ya paranı öde yada daireni sat diye zorladık oda iş yapan müteahhite dairesinin birini sattı bu şekilde kooperatife olan burcunu ödemiş oldu dedi. Benim bildiklerim bunlardır\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Davacı tanığı ... duruşmada; \"Ben davacılardan ...'in eşi olurum. Eşim davalı kooperatifin üyesidir. Ona vekaleten kooperatif toplantılarına ben katılıyorum. Birkaç tane toplantıya katıldım. Toplantılarda kooperatif yöneticileri üyelerden para gelsin diye ne kadar erken para yatırırsanız biz ilerde bunu endeksleyeceğiz diyorlardı. Davacı ...'in bu kooperatifte 10 kadar daire için üyeliği vardı. Ona boyacı parası vereceğiz sıvacı parası vereceğiz sen daire ver zararın olmaz ileride endeksleme yapacağız diye ondan para yada daire istiyorlardı bunu kendi aramızda da konuşuyorduk. Bir toplantıda ...i göstererek o olmazsa biz kalkınamazdık biz kooperatifi onun sayesinde yürütüyoruz dediler. Kooperatif sona doğru geldiğinde bir takım evraklar tebliğ edildi. Biz evraklardan endekslemenin yapılmadığını gördük aksine daire başı bazı borçlar olduğunu söylediler. Biz bunu görüşmek için kooperatif yöneticilerinden ... ile konuştuk. Üyelerden alınacak faizleri silmişler kasamızda para yok endeksleme yapılırsa sen çok alacaklı olursun, bu işi toparlayamayız. Devletten bize KDV alacağı gelecek ordan gelirse sana veririz dediler. Buda gayri resmi olarak söylendi. Resmi olarak endekslemeye yanaşmadılar. Burdan sonra alacağımızı alamayacağımızı anladığımız için dava yoluna gittik dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ... ... ile kooperatifte yöneticilik yaptı diye biliyorum. ...'ın isteği üzerine ... kooperatife iş yapan müteahhite ödeme yapmasını söyledi. Ama yanlış oldu ben ...'ın söylediğini kesin bilmiyorum. Kimin söylediğini bilemem yanlarında değildim. Ben faiz veya endeks kararı alınan toplantılara katılıp katılmadığımı hatırlamıyorum ama bunlar konuşuldu. Ben 2023 yılında 1 kez genel kurul toplantısı olduğunu hatırlıyorum. Dava açılan genel kurul toplantısını da bilmiyorum dedi. Tanıklık ücreti talebim yoktur, benim bildiklerim bunlardır\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>HMK'nun 266.maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci ve bir nitelikli hesap bilirkişisine tevdine, Bilirkişilere HMK 268 maddesi gereği davalı kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince iddia, savunma, kooperatifin celp edilen kayıt ve belgeleri, genel kurul toplantı tutanakları, ana sözleşmesi, kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemeler neticesinde dava konusu edilen 05/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisabının bulunup bulunmadığı, her bir gündem maddesinin incelenerek gerek şekli bakımdan gerekse her bir gündem maddesinin içeriği bakımından kanuna ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, anılan genel kurul kararının 5 nolu gündem maddesinin bu hususlardan ayrıca detaylı olarak irdelenmesi, yine kooperatif kesin hesap maliyet raporunun kanuna ana sözleşmeye uygun olup olmadığı hususlarının araştırılması hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişilere yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. <br>Mahkememizce görevlendirilen Mali Müşavir bilirkişi... ile Hukukçu bilirkişi ...tarafından düzenlenen 22/04/2025 tarihli raporda özetle; \"Dava konusu edilen 05/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisabının bulunup bulunmadığı hususunda; 50 ortağa tebligat çıkarılmış olduğu 21 ortağa ise elden tebliğ yapıldığı, 23 asaleten, 19 vekaleten katılım ile 42 kişinin katılım sağlamış olması nedeni ile KK 45 maddesi gereğince nisabın sağlanmış olduğu görülmektedir. Tebligatların 02.10.2023 tarihinde postaya verilmiş olduğu, toplantının ise 05.11.2023 tarihinde yapılacak olması nazara alındığında KK.23. maddede düzenlenen süreye riayet edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Elden yapılan bildirimlerde ise; 3 kişinin kendi adına asaleten, kalan 18 kişinin adına da vekaleten (tebliğ alanlar; ..., ...) tebligatların teslim alınmış olduğu görülmektedir. Bu hususta takdir Sayın Mahkemeye aittir. Davacılara, toplantıya davet yazısının 02.10.2023 tarihinde PTT vasıtası ile tebliğe çıkarılmış olduğu, 06.10.2023 tarihinde davacılara ayrı ayrı davetiyelerin tebliğ edilmiş olduğu, Ercan, Memiş ve Engin'in asaleten katılım sağladığı, ...'ın adına vekaleten katılım sağlanmış olduğu görülmüştür. Davacılar herhangi bir muhalefet şerhi düşmemişlerdir. Her bir gündem maddesinin incelenerek gerek şekli bakımdan gerekse her bir gündem maddesinin içeriği bakımından kanuna ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, anılan genel kurul kararının 5 nolu gündem maddesinin bu hususlardan ayrıca detaylı olarak irdelenmesi, yine kooperatif kesin hesap maliyet raporunun kanuna ana sözleşmeye uygun olup olmadığı hususlarının araştırılması 03.10.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 8.maddesinde alınan aylık %10 gecikme zammı kararının alınmış olduğu görülmüştür, 03.09.2023 tarihli genel kurulda bu kararın iptal edilerek gecikme halinde yasal faiz uygulanması yönünde karar verildiği görülmüştür. Davalı kooperatifin, üyelerin geciken aidat borçlarına 03.10.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 8.maddesinde alınan aylık 9610 gecikme zammı uygulanmasına ilişkin kararı, kooperatifin davacılarda dahil olmak üzere hiçbir üyesine uygulamamış olduğu tespit edilmiştir. Davalı kooperatifin kesin hesaplar düzenlendiğinde ödenmeyen üye aidatlarına ilişkin aşağıdaki üyelere 949 yasal faiz oranı esas alınarak davacı da dahil olmak üzere gecikme faizi yansıtmış olduğu tespit edilmiştir. Ancak 6098 Sayılı T.B.K'nın 120/2.maddesinde öngörülmüş olan sınırla dikkate alınmak 1 kooperatifin, 2012 yılında yürürlüğe giren TBK.'nun 120.maddesine ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, Kooperatif Genel Kurul Toplantılarında Kararlaştırılan Faiz Oranlarının, Yasal Faizin 46100 Fazlasını Aşamayacağı Kuralı Gereğince 2023 yılı yasal faiz oranı yıllık 49 olduğundan istenebilecek aylık faiz (949:1250,75 x 2 katıZ) Ye1,5'tan fazla olamayacağı nazara alınmalıdır. 03.09.2023 tarihli Genel Kurulun 2. Maddesi ile tapu iptali ve tescil davası açması maksadı ile Yönetim Kuruluna yetki verilmiş sonrasında ise bu yetki 05.11.2023 tarihli genel kurulda iptal edilmiştir. KK 42.madde gereğince 03.09.2023 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna yetki verilmesi söz konusu olmuş, 05.11.2023 tarihli genel kurulda ise bu yetki iptal edilmiştir. Yönetim kurulu, genel kurulun çizdiği sınırlar içinde hareket eder. <br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı kooperatifçe yapılmış olan 05.11.2023 günlü davalı genel kuruldaki iptal talebi  terditli olarak 05.11.2023 günlü genel kurulda alınan 5 numaralı kararın iptali ve karara dayanak kesin hesaba itirazlar istemine ilişkindir.<br> 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz yetkili ve görevlidir. Zira davalı kooperatifin işlem merkezi Kayseri'dir. <br>6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile dava, mahkememiz heyeti tarafından sonuçlandırılmıştır.<br>Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; Davalı kooperatifin 05/11/2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan tüm kararların, olmadığı taktirde gündemin 5. maddesine alınan kararın iptali koşullarının mevcut olup olmadığı, davalı kooperatifçe çıkarılan kesin konut maliyet hesabına davacıların itirazlarının haklı olup olmadığı, kesin konut maliyeti hesap raporuna karşı itirazın dava yolu ile mahkemece esas alınıp değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı, davacıların teminat göstermelerinin gerekip gerekmediği, gündemin 5. Maddesinin iptali isteminde davacıların hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Mahkememiz dosya kapsamında davalıdan teminat alarak yargılamaya devam etmiştir.<br>İptal davası açma koşulları yönünden yapılan irdelemede; dava, kooperatif genel kurul kararlarının  iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra  kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir.<br>Kooperatifin 05/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar irdelendiğinde; davacıların iptalle ilgili sunduğu ıslah sebeplerinin ayrı ayrı incelenmesinde fayda bulunmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.<br> 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Emredici nitelikte olan bu yasal düzenlemenin, davalı kooperatif anasözleşmesinin 36. maddesinde de de aynen tekrarlandığı görülmektedir.<br>Dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiriyi getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gereklidir. Ret oyu kullanılmasına rağmen, üyenin muhalefet şerhini oylama sonrasında yazdırmaması halinde, HMK'nun 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 36. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, HMK'nun 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği de tartışmasızdır (Yargıtay 23. H.D. 2014/2404 Esas, 2014/5673 Karar).<br>Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2014 T., E:2014/1847, K:2014/6026 sayılı kararında da da belirtildiği üzere; oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir. Diğer anlatımla, dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiri getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gerekmektedir.<br>Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir. <br>Yargıtay 11. ve 23. Hukuk Daireleri'nin yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. ve anasözleşmenin 28. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde, çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır. <br>Çağrının usulsüzlüğünü iddia eden tarafın, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunludur. Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmamaktadır.<br>Öte yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. \"Yokluk\", hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik bulunması halinde söz konusu olabilecek bir haldir. Kurucu unsurları ihtiva etmeyen bir sözleşme kurulmamış, meydana gelmemiş sayılır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1998, İstanbul, sf 307).  Kanuni nisapla toplanmayan ya da karar alınmayan bir genel kurul toplantısı için bu husus değerlendirilebilir.  Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir.<br>1163 sayılı  Kooperatifler Kanunu'nun  45/2.  maddesi, \"Genel kurul  sözleşmede gösterilen  şekil ve surette  toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel  kurul  toplantısında  ortakların  en  az  1/4'ünün  şahsen  veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.\" hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise \"Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıda bir fazlasına itibar olunur\" hükmünü; ana sözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, \"Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün  şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda nisap temin edilmediği takdirde ikinci toplantıda  nisap aranmaz.\" hükmünü; 2. fıkrada ise \"Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır.\" hükmünü içermektedir.<br>Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, TBK'nun 26 ve 27. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıldır. Yok hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Sonradan icazetle dahi geçerli hale gelmezler. Emredici nitelikteki bu kurallara aykırılık halinde alınan kararlar yok hükmündedir ve süre şartına bağlı olmaksızın her zaman geçersizliği ileri sürülebileceği gibi mahkemece de bu husus re'sen dikkate alınır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2015 T., E:2014/6254, K:2015/915 sayılı, 21/06/2017 T., E:2016/3579, K:2017/1890 sayılı kararları). <br>Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince kararlar yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu kabul edilmektedir.<br>Yokluk halinde, hukuki işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün değildir. İptali  kabil  kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında, yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar.<br>Bu kapsamda kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplantı yeter sayısı oluşmadan alınan kararların yok hükmünde olduğu bu kararlar bakımından taraflarca açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi kararların yok hükmünde olduğunun hakim tarafından re’sen nazara alınacağı bu kararlar bakımından dava açan kooperatif üyesinin genel kurula katılmış olması, karşı oy kullanması ve karara karşı muhalefet şerhinin tutanağa yazdırılmasına ilişkin koşulların aranmayacağı, yok hükmünde olan kararların baştan itibaren hukuk aleminde varlık kazanmayacağı kabul edilmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2018 tarihli, 2016/6131 Esas ve 2018/5820 Karar sayılı, yine 03/10/2017 tarihli, 2015/7915 Esas ve 2015/2501 Karar sayılı ilamlarında aynı husus vurgulanmıştır.<br> 1163 sayılı  Kooperatifler Kanunu'nun  45/2. maddesi, \"genel kurul  sözleşmede gösterilen  şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.\" hükmünü; aynı Kanun'un 81/4. maddesi ise \"Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oyçokluğu ile verilir.\" hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise “Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm  bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur.” hükmünü içermektedir. Dosyada mevcut anasözleşmenin 87. maddesinin 9. fıkrasında \"Gayrimenkul satışının görüşüldüğü toplantılar hariç olmak üzere, tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabı aranmaz\" hükmüne; yine anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrasında \"Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır.\" hükmüne; 2. fıkrada ise \"Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4 ünün hazır olması şartıyla oylama sırasında mevcudun yarıdan fazlasının  oyu ile alınır.\" hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, TBK'nun 19 ve 20. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıldır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin  2015/5104  Esas  2017/2157 Karar sayılı emsal kararı) Davalı kooperatifin tasfiye halinde bulunması nedeniyle Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme hükümleri uyarınca taşınmaz satışının görüşüleceği toplantılar haricinde toplantı nisabı aranmayacağı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/6150 Esas 2019/1622 Karar sayılı emsal kararı)<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin ortaklar listesinde kayıtlı 71 ortağı bulunduğu, dava konusu genel kurul toplantısının başında 23 ortağın asaleten, 10 ortağın vekaleten olmak üzere toplam 42 ortağın hazır bulunduğu, kooperatifin tasfiye halinde bulunması nedeniyle Kooperatifler Kanunu'nun 81/4. ve anasözleşmenin 87/9. maddeleri uyarınca taşınmaz satışının görüşüleceği toplantılar haricinde toplantı nisabı aranmadığından, toplantı nisabı yönünden alınan kararlarda hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacılardan ...'in, ...'in ve ...'in iptali talep edilen 05/11/2023 tarihli genel kurula asaleten katıldığı ve muhalefet şerhinin bulunmadığı görülmüştür. Yine davacılardan ... ve ...'in 05/11/2023 tarihli genel kurula vekaleten katıldığı ve muhalefet şerhlerinin bulunmadığı görülmüştür. <br>03/10/2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 8. Maddesinde aylık %10 gecikme zammı kararı alınmış olduğu 03/09/2023 tarihindeki genel kurulda bu kararın iptal edilerek gecikme halinde yasal faizin uygulanmasına karar verildiği, kooperatifin üyelerin geciken aidat borçlarını 03/10/2015 tarihli genel kurul toplantısının 8. Maddesinde alınan %10 luk gecikme zammı uygulamasına ilişkin kararını hiçbir üyeye uygulamadığı, kesin hesaplar düzenlendiğinde ödenmeyen üye aidatlarına ilişkin %9 faiz oranı esas alınarak gecikme faizi yansıtılmış olduğu, kooperatiflerce TBK'nun 120. Maddesi uyarınca yasal faizin %100'ünü aşamayacak şekilde faiz istenebileceği, 03/09/2023 tarihli genel kurulun 2. Maddesinde tapu iptali ve tescil davası açması noktasında bu yetkinin yönetim kuruluna verilmesine ilişkin madde 05/11/2023 tarihli genel kurulda iptal edildiği, yapılan işlemde yokluk hükmüne tabi herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı görülmüştür. <br>05/11/2023 tarihli genel kurulun 7. Maddesinin dilek ve temennilerden oluştuğu ve 8. Maddesinin de kapanıştan oluştuğu ve okluk hükmüne tabi  aykırı bir durum bulunmadığı görülmüştür. <br>Davacıların katıldığı ve muhalefet şerhinin bulunmadığı anlaşılmakla iş bu davada dava şartı gerçekleşmediğinden ve yokluk hükmüne tabi bir aykırılık olmadığından genel kurulda alınan tüm kararların iptali istemi reddedilmiştir.<br>Kesin hesaba ilişkin davacının talebinin indelendiğinde;<br>Kooperatif ana sözleşmesinin 61. Maddesince konut bedellerinin nasıl tespit edileceği açıkça belirlenmiştir. Anılan madde uyarınca 3 kişilik bir teknik heyet tarafından konut bedellerinin belirleneceği, bunun noterlikte onaylandıktan sonra yönetim kuruluna tevdi edileceği akabinde yönetim kurulunca ilgili raporun tebliğ edileceği, bu tebliğden itibaren 15 gün içerisinde kıymetlere itiraz edilebileceği, bu 15 günlük süre geçtikten sonra itiraz hakkının kesin olarak düşeceği, itiraz edildiği taktirde teknik heyet ile yönetim kurulunun kendi üyeleri arasında birer itirazda bulunan ortaklar arasından seçilecek 3 kişiden oluşan yeni bir kurul marifeti ile tekrar kıymet taktiri olacağı, bu heyet tarafından taktir olunan fark geçici maliyet bedeline ekleneceği veya indirileceği, geçici maliyet tespitinden sonra masraflar kesinleşen kıymet taktiri ile orantılı olarak bölünerek kesin maliyet bulunacağı belirtilmiştir. <br>Kesin hesap raporlarına karşı yapılan itirazların dava yolu ile ele alınmasının mümkün olmadığından bu talebin de reddine karar verilmiştir. <br>Vekalet ücretinin takdirine dair meselenin değerlendirilmesi;<br>Aynı tarifenin 3. maddesinin 2. fıkrasında \"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her red sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı taraflar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olmakla beraber tarifenin 3. maddesinin 2. fıkrası gereği davacıların davasının  reddi nedeniyle bu davacılar yönünden red sebebi ortak olduğundan davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmedir.  Nitekim mahkememizin 25/04/2016 tarihli, 2015/1113 Esas ve 2016/525 Karar sayılı kararında her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemiş olması davalı vekili tarafından temyiz etmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2019 tarihli, 2016/6318 Esas ve 2019/4277 Karar sayılı ilamında davalı  vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacıların davasının ayrı ayrı reddine, <br><br><br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince davalarının reddi nedeniyle alınması gereken 615,40-TL'ar TL (3.077,00-TL) maktu karar ve ilam harcından davacıların her birinden peşin olarak alınan (269,85-TL, 427,60*4=1.980,25-TL olmak üzere toplam 2.407,85-TL) mahsubu ile bakiye 1.096,75-TL karar ve ilam harcının her bir davacıdan eşit olarak alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Kararın mahiyeti gereği davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,<br>6-Davanın reddi nedeniyle davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya  verilmesine, <br>8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf  kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2025 <br><br><br>Başkan ...<br> E-imzalıdır<br>Üye ...<br> E-imzalıdır<br>Üye ...<br>E-imzalıdır <br>Katip ...<br> E-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a4b4c5147141251","SID":"27267cd9f93fc6c2"}}