{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1507 - 2025/1887<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1507 <br>KARAR NO\t: 2025/1887<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/06/2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2025/313 Esas<br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: FAR SANAYİ YATIRIMLARI DANIŞMANLIK OTOMOTİV PLASTİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>TALEP\t: Genel Kurul Kararının Yürütülmesinin Geri Bırakılması<br>DAVA TARİHİ\t: 26/03/2025<br>KARAR TARİHİ\t   : 07/11/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t   : 07/11/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, Gebze Ticaret Sicil  Müdürlüğü'nün ...  numarasında tescili ve her biri 1.-TL değerinde 1.200.000 paya bölünmüş 1.200.000,00.-TL (Bir milyon iki yüz bin Türk Lirası) sermayeye sahip Far Sanayi Yatırımları Danışmanlık Otomotiv Plastik Sanayi Anonim Şirketi'nin toplam 576.000,00.-TL sermayeyi temsil eden 576.000 paya (%48) sahip olduğunu, Far Sanayi Yatırımlar Danışmanlık Otomotiv Plastik Sanayi Anonim Şirketi'nin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 20.02.2025 tarihinde ve saat 14:00'de TOSB Otomotiv (OSB) Mah. 3. Cad. No:11/2 Çayırova/KOCAELİ adresinde Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü'nün 25.02.2025 Tarih ve ... sayılı yazısıyla görevlendirilen Bakanlık Temsilcisi Veysi Uzmankaya'nın gözetiminde yapıldığını, T.C Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/35 E., 2025/24 K. numaralı dosyasındaki 13.01.2025 tarihli kararı uyarınca, çağrıyı yapmak ve gündemi düzenlemek üzere mahkemece atanan kayyım Sn. ... tarafından belirlenen gündem maddeleri çerçevesinde çağrısı yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına pay sahiplerinin  itiraz etmediklerini, gündemin 3. Maddesinde olumsuz oy kullanan müvekkil pay sahibinin tutanağa muhalefet şerhi düştüğünü, davalı şirketin hukuka aykırı şekilde kâr payı dağıtımı yapmaksızın sermaye artırımı gerçekleştirmesi, öncesinde ortaklara kar payı avansı olarak borç verilmesi, kar payı avansı nedeniyle ortaklara borç kaydı yapılması, sonrasında kar payı avansı kabul edilmesi gereken alacaklara faiz işletilmesi ve bu uygulamalar sonucunda ortakların hisselerinin zorla bedelsiz/düşük bir bedelle devrini hedefleyen manipülatif bir mali yapı oluşturulması işlemlerinin iptali ile öncelikle kâr payı dağıtımı yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili davacının, davalı Far Sanayi Yatırımları AŞ.'nin %48 oranındaki hissesini elinde bulunduran ortaklardan biri olduğunu, davalı şirketin başlıca gelir kaynağının, iştirak ettiği diğer şirketlerden elde ettiği kâr payları olduğunu, şirketin yönetiminin, elde edilen bu kârları ortaklara kar payı avansı olarak değerlendirilecek şekilde borç verdiğini, akabinde bu karları ortaklara dağıtmak yerine sermaye artırımı için iç kaynak olarak kullandığını ve ortaklara verdiği kar payı avanslarına da faiz işlettiğini, bu durumun, müvekkili davacının mali yükümlülüklerini yapay olarak artırmakta ve ilerleyen süreçte, müvekkilinin şirketteki hisselerini bedelsiz olarak devretmek zorunda kalacağı mali bir baskı yarattığını, şirkette para olmamasının sebebinin zaten kar payı dağıtılacağına ilişkin şirket ortaklarının mutabakatının bir sonucu olarak şirketin elde ettiği gelirlerin ortaklara kar payı avansı olarak verilmiş olması olduğunu, bu işlemlere ilişkin 131 ortaklardan alacaklar hesabının detayı ve bu hesapta yıl içerisinde gerçekleşen hareketlerin dilekçe ekinde yer aldığını, bahsedilen mutabakata karşılık şirket yönetiminin, geçmiş yıl kârlarını tamamen sermaye artırımında kullanarak, ortaklara kâr payı dağıtımını bilinçli olarak engellediğini, bu durumun, şirketin ortaklar nezdinde ki borç kayıtlarını sürekli artırmakta ve şirketin müvekkiline borçlu olduğu bir durumda, tam tersine müvekkilini borçlu duruma soktuğunu, kâr payı dağıtımı olmadığı için müvekkili davacının şirkete olan borcunun kapanmadığını,  şirkete borçlu olarak gösterilen müvekkilinin borcunun, her yıl faiz işlemesiyle katlanarak büyüdüğünü, sonuç olarak, müvekkilinin şirket hisselerini herhangi bir bedel almaksızın yahut çok düşük bir bedelle borcunu kapatmak adına devretmesinin amaçlandığının anlaşıldığını, bu sebeple, davalı şirketin, dava konusu Olağanüstü Genel Kurul toplantısında gündemin (3) nolu konusunu oluşturan ve (....351.070.679,73.-TL'nin iç kaynaklardan sermaye eklenmesine ''331 Ortaklara Borçlar - Ahu Serter '' hesabından mevcudiyeti tespit edilen 21.494.150,10.-TL'nin sermaye eklenmesine, bunlara ilaveten ortaklardan nakden 9.235.170,17.-TL taahhüt şeklinde toplam 381.800.000,00.-TL daha artırılarak 383.000.000,00.-TL ye çıkartılmasına oy çokluğuyla karar verildi. Bu bağlamda esas sözleşmenin '' Sermaye Başlıklı'' 6. Maddesinin hükmünün tadil edilmesine ... ) yönelik çoğunluk kararının Yasa ve dürüstlük kurallarına aykırılığın yoğun, somut ve belirgin olan nitelikleri de gözeterek - HMK m.389 vd. ve TTK m. 449 hükmü uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına  karar verilmesini, emredici nitelikli Yasa hükümlerine, esas sözleşme ve özellikle dürüstlük kurallarına açık biçimde aykırı olan; davalı şirket esas sözleşmesinin '' Sermaye'' başlıklı 6. Maddesinin değiştirilmesine yönelik ve sermaye arttırımına ilişkin  25.02.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında (3) no ile alınan çoğunluk kararının, TTK 445 vd. Hükümleri uyarınca iptaline, şirketin iştiraklerden elde ettiği kârları öncelikle ortaklara dağıtmasına, şirketin ortakları borçlandırmaya ve hisselerini devretmeye zorlayan mali manipülasyonlarının hukuka aykırılığının tespitine, ortaklara borç kaydedilen tutarların hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine ve bu işlemler nedeniyle işletilen faizlerin iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince 16/06/2025 tarihli ara karar ile; \"... Davacıların genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ortaklar arası yaşanan ihtilaf sonucu davacının hisselerinin bedelsiz şekilde devralınmak istendiğini; Mahkemenin, yürütmenin durdurulması taleplerini reddederken, yalnızca toplantının şeklen usule uygun yapıldığını değerlendirdiğini; oysa kötü niyetli süreçlerin geri dönülmesi imkânsız hak kayıplarına yol açacağı gerçeğini göz ardı ettiğini, sermaye artışının uygulanmaya devam etmesi halinde davacı yönünden telafisi güç ve imkansız zararların doğacağını, TTK'nın 449. maddesi ve HMK'nın 389. maddesi vd. düzenlemelerinin, tam da bu tür telafisi güç ve imkansız zararların  önlenmesini sağlamak için öngörülmüş olduğunu, somut olayda yürütülmenin geri bırakılması yönündeki taleplerinin kabulünün zorunlu olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin nakit ihtiyacı olduğunu, davacının cari hesap borcuna bakıldığında şirkete karşı borçlanmasının kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğu zaman diliminde gerçekleştiği ve işletilen faizlerin de uzun süredir şirkette var olan uygulamanın bir sonucu olduğunu; davacının, iddia ettiğinin aksine, borçlu olduğu tutarları geri ödememek için genel kurulu iptal ettirmek gayesinde olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2025 tarihli ara karar<br>, 2025/313 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava şirket genel kurulunun iptali talebine ilişkindir.<br>Talep; davalı şirketin, dava konusu Olağanüstü Genel Kurul toplantısında gündemin (3) nolu kararının HMK'nın 389 m. vd. ve TTK'nın 449 m. hükmü uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına  karar verilmesine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yürütmenin geri bırakılmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı talep eden/davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalı şirketin % 48 payına sahip ortağı olduğu, davalı şirketin 20.02.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunun 3 numaralı kararı ile''......351.070.679,73- TL'nin iç kaynaklardan sermaye eklenmesine ''331 Ortaklara Borçlar - Ahu Serter '' hesabından mevcudiyeti tespit edilen 21.494.150,10- TL' nin sermaye eklenmesine, bunlara ilaveten ortaklardan nakden 9.235.170,17-TL taahhüt şeklinde toplam 381.800.000,00- TL daha artırılarak 383.000.000,00- TL ye çıkartılmasına oy çokluğuyla karar verildi. Bu bağlamda esas sözleşmenin '' Sermaye Başlıklı'' 6. Maddesinin hükmünün tadil edilmesine......'' yönelik karar alındığı, anılan karara davacının ret oyu kullandığı, muhalefetini tutanağa geçirttiği, davalı şirketin hukuka aykırı şekilde kâr payı dağıtımı yapmaksızın sermaye artırımı gerçekleştirmesi, öncesinde ortaklara kar payı avansı olarak borç verilmesi, kar payı avansı nedeniyle ortaklara borç kaydı yapılması, sonrasında kar payı avansı kabul edilmesi gereken alacaklara faiz işletilmesi ve bu uygulamalar sonucunda ortakların hisselerinin zorla bedelsiz/düşük bir bedelle devrini hedefleyen manipülatif bir mali yapı oluşturulması işlemlerinin iptali ile öncelikle kâr payı dağıtımı yapılmasına karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, dava sonuçlanana kadar dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince 6102 sayılı TTK'nın 449. maddesi uyarıca yönetim kurulu üyelerinin beyanının alınması için yönetim kurulu üyelerinin davetiye tebliğ edildiği, dinlendikleri ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, karara karşı talep eden/davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. <br>6100 sayılı HMK'nın 389-(2) maddesi; \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" <br>6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" hükmünü içermektedir.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak, ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimâl olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Eldeki olayda; davacı vekili, davalı şirketin 25.02.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yasa ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, kâr payı dağıtımı yapmaksızın sermaye artırımı gerçekleştirmesi, öncesinde ortaklara kar payı avansı olarak borç verilmesi, kar payı avansı nedeniyle ortaklara borç kaydı yapılması, sonrasında kar payı avansı kabul edilmesi gereken alacaklara faiz işletilmesi ve bu uygulamalar sonucunda ortakların hisselerinin zorla bedelsiz/düşük bir bedelle devrini hedefleyen manipülatif bir mali yapı oluşturulması işlemlerinin iptaline karar verilmesini ve tedbiren kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, davacı vekili tarafından sunulan belgeler ve mevcut delil durumuna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; talep eden/davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Talep eden/davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81edf4d782ae0ed0","SID":"bcb305d29b51b23d"}}