{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1089 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1243<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 22/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/589 Esas\t  <br>TALEP: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Talep eden vekili 08.07.2025 tarihli dilekçesi ile; müvekkili şirket lehine 24/06/2025 tarihinden itibaren geçici mühlet kararı verildiğini, İİK'nın 294. maddesi gereği bankaların geçici mühlet tarihinden sonra takas haklarını kullanmalarının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin bankalara teminat amacıyla çok sayıda çek teslim ettiğini, bankaların mühlet kararına rağmen bu çekleri alacağına mahsup etme ihtimali bulunduğunu, çeklerin düzenleme tarihlerinin mühletin ilan tarihinden sonrasına tekabül etmesi halinde takas ve mahsuba konu edilemeyeceğini belirterek geçici mühlet tarihi olan 24.06.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bankalara teminat amacı ile verilen çek bedellerinin bankalar tarafından banka alacağına takas ve mahsubunun önlenmesine, tahsil edilen çek bedellerinin komiser denetiminde şirket hesaplarına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi 22/07/2025 tarihli ara karar ile;  bankanın, kredi borcunun ifası uğruna kendisine temlik ciro ile devredilmiş olan çeklerin yasal hamili olup bu çekleri keşideci hesabından tahsil etmesinde hukuka aykırılık olmadığı, yine borcun ifası uğruna kendisine verilen çeklerin muhatap bankalara ibrazı ile çeklerin tahsili, takas hakkının kullanılması mahiyetinde de olmadığından, İİK'nun 294/4 fıkrasına aykırılıktan bahsedilemeyeceği, geçici mühlet tarihinden önce bankalara devredilen ileri tarihli çeklerin ya da çek bedellerinin iadesi konusundaki taleplerin muhatap banka hasım gösterilmek suretiyle açılacak ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı gerekçesiyle çeklerin veya tahsil edilmiş ise çek bedellerinin iadesi isteminin reddine, mühlet tarihinden önce bankalara devredilen çeklerin mühlet içerisinde tahsil edilmesi halinde bloke halinde tutulmayarak mevcut borç miktarından düşülmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karar yasal süresinde konkordato talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir.Talep eden vekili istinaf nedenleri olarak; teminat olarak verilen çeklerin bankalar tarafından takas mahsup yoluyla banka alacağına mahsup edildiğini, çek bedellerinin banka alacağına mahsup edilmesi halinde korkordato sürecinin başarıya ulaşmasının zorlaşacağını, konkordato sürecinde takas ve mahsup hakkının sınırlandırıldığını, takasın İİK'nın 294/4 fıkrası yollaması ile İİK'nın 200 ve 201 maddelerine tabi olduğunu, anılan hükümler uyarınca vadesi geçici mühlet tarihinden sonraki çeklerin takas ve mahsuba konu edilemeyeceğini belirterek ara kararın kaldırılmasına, geçici mühlet tarihi olan 24.06.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bankalara teminat amacı ile verilen çek bedellerinin bankalar tarafından banka alacağına takas ve mahsubunun önlenmesine, tahsil edilen çek bedellerinin komiser denetiminde şirket hesaplarına aktarılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:<br>Talep, İİK 285. ve devamı maddeleri gereğince açılan konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Yargılama sırasında talep eden şirket; bankalarca geçici mühlet içerisinde tahsil edilen çek bedellerinin banka alacağına takas ve mahsubunun önlenmesine, tahsil edilen çek bedellerinin komiser denetiminde şirket hesaplarına aktarılmasını talep etmiştir. Mahkemece talebine reddine karar verilmiş, talep eden vekili ara kararı istinaf etmiştir.İİK'nun 285. maddesinde belirtildiği üzere, konkordatonun amacı, borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesi veya muhtemel iflastan kurtulmasını sağlamaktır. Konkordatonun başarıya ulaşabilmesi için geçici mühlet kararı veren Mahkemenin, İİK'nun 287/1. fıkrada, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Bu hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için alınabilecek tedbirler sınırlı değildir. Yasada düzenlenen muhafaza tedbirleri arasında yer almayan taraf talebine veya mahkemenin durum ve şartlara göre takdir edeceği tedbirlerin ise HMK'nun 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunu kabul etmek gerekir. Kanunda öngörülmeyen ancak Mahkemece verilebilecek ihtiyati tedbirlerin amacı da, konkordato talep eden borçlunun malvarlığı veya işletmesinin bütünlüğünün korunması ve konkordatonun amacına ulaşmasının sağlanmasıdır. Ancak, yasanın açık düzenlemelerine aykırı düşecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi de kabul edilemeyecektir.Somut olayda, davacının talebi, maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran ve borçlu konkordato talep eden şirkete nazaran üçüncü kişi konumunda olanların maddi hukuktan doğan talep ve def-i haklarını etkileyen tedbirler olarak değerlendirilebilir. Konkordato talebinde, gerek geçici mühlet ve gerekse kesin mühlet süresi içerisinde, üçüncü kişilerin sahip oldukları hakları ve yüklendiği borçları etkileyeceğinden bu konuda tedbir kararı verilemez. Bu nedenle Mahkemece, mühlet tarihinden önce bankalara devredilmiş çeklerin yada tahsil edilmiş ise çek bedellerinin iadesi yönünde tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla talep eden vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2025/589 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen  22/07/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı talep eden tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak üye hakim Mustafa Güran'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla karar verildi.02/10/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ<br> İİK'nın 294/4. maddesinde mühlet sırasında talep edilen takasın İİK 200 ve 201 . maddelerine tabi olacağı belirtilmiş ve bu maddelerin uygulanmasında geçici mühlet kararının ilan tarihi esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Alacaklıların takas hakları bu bent gereğince sınırlandırılmış ve alacaklıların ancak iflasta takası düzenleyen hükümler gereğince takası işletebileceği belirtilmiştir. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 349) Anılan düzenlemeler doğrultusunda takasın mümkün olabilmesi için öncelikle, takas talebinde bulunan alacaklının (bankanın) alacağının muaccel olması gerekir. (TBK 139.m) Ayrıca alacağı muaccel hale gelen bankanın borcunun da geçici mühlet kararının ilandan önce doğmuş olması halinde takas mümkündür. Alacağı muaccel olan banka, geçici mühletin ilanından önce borçlunun mevduatında bulunan para üzerinde takas hakkını kullanabilecekken, mühlet ilanından sonra borçlunun mevduatına gelen para üzerinde takas hakkını kullanamayacaktır.Yargıtay 6. HD'nin  2022/1251 Esas,  2022/1999 Karar sayılı kararında, poliçe ve bononun aksine çekte rehin cirosu yapılmasına cevaz verilmediği, bunun sebebinin çekin bir kredi aracı değil de ödeme aracı olarak düşünülmüş olması olduğu, çekin görünürde temlik cirosu ile devredilmiş olmasına rağmen gizli rehin cirosu ile devredildiği anlaşılıyor ise bu cironun geçersiz olacağı ve bankanın gizli rehin cirosu ile aldığı çekin yetkili hamili olarak hak talebinde bulunamayacağı, çekin temlik cirosu ile devredildiği kabul edilmiş olması halinde davacı şirketin geçici mühletin ilanından önce davalıya ciro ettiği ve mühlet ilanından sonra muaccel olan ileri tarihli çekten kaynaklanan devrin, İİK'nın  294/6. maddesi uyarınca geçersiz olacağı, bu çözümün aynı zamanda konkordato müessesinin ruhuna da uygun olduğu, bu durumda, gerek temlik cirosu ve gerekse temlik cirosu görünümünde gizli rehin cirosu yoluyla bankaya devredilen çek bedellerinin davalı banka tarafından konkordato talep eden şirket lehine komiserin kontrolünde bulunan hesaba aktarılması gerektiğine değinilmiştir.Bu durumda 2004 sayılı İİK 287. maddedeki mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır düzenlemesi de göz önünde bulundurularak, konkordatonun amacı ile aykırı düşmeyecek  olan, borçlu şirket tarafından geçici mühlet tarihinden önce bankalara verilen çeklerin, geçici mühlet tarihi olan 24.06.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere  bankalar tarafından banka alacağına takas ve mahsubunun önlenmesine, tahsil edilen çek bedellerinin komiser denetiminde şirket hesaplarına aktarılmasına  karar verilmesi gerekirken, talebin reddi doğru olmadığından, karara muhalif kaldığımı bildiririm.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d01f3e2dcaccfff","SID":"4aa7da422887120f"}}