{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .... <br>KARAR NO\t: ....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/05/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas- ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ... <br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...  &  Av. ...   <br>DAVA\t\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/09/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 15/09/2025<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin  davalı şirkete para yatırdığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edileceği ve yatırılan  paranın istenildiğinde iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, ancak, müvekkilinin yatırdığı parayı geri istediğinde paranın iade edilmediğini ileri sürerek, müvekkili ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile dava tarihinde 118.940,71 TL (28.806,18 Euro) olan alacağın davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının, iddia ettiği ödeme tarihini çelişkili bir şekilde açıkladığını, teminat göstermek zorunda olduğunu, davacının işbu davadaki taleplerinin kesin hüküm, hakdüşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacının iddialarına dayanak gösterdiği belgenin müvekkilini ilzam etmeyeceğini, davada bankacılık mevzuatı hükümlerinin uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının, SPK mevzuatı, TTK ve BK hükümlerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının da yerinde olmadığını, davacının hile iddiasının yasal dayanağının da bulunmadığını, davacının, hile iddiasına hukuki üstünlük tanındığı takdirde taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, işbu uyuşmazlıkta haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, ihtilafın gerek haksız fiil, gerek sebepsiz zenginleşme ve gerekse BK'nın 125. madde hükümlerine göre çözümlense bile davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak,  davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının; davalı tarafa para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında ortaklık durum belgesi verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğinden bahisle; Davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile  dava tarihinde 118.940,71 TL (28.806,18 Euro) olan alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı tarafın,   avacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi  bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde SPK, TTK ve BK hükümlerini ihlal etmediğini, iş bu davanın kesin hüküm nedini ile reddi gerektiğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığını, teminat yatırılması gerektiğini davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>Davanın açılmasından sonra, 07/12/2019 gün ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile \"25/03/1987 tarihli ve 3332 s. Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği, Anayasa Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih ve 2020/11 Es.2023/98 Kar. Sayılı iptal kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiğinden uygulanma imkanının kalmadığı anlaşılmıştır.<br>Davalı tarafın; davacının teminat yatırması gerektiği, zamanaşımı def'i ve hak düşürücü sürenin geçtiğine yönelik itirazlarının; <br>7194 sayılı Kanun'un 41. maddesinin (3332 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin) yürürlüğe girmesinden (07/12/2019 tarihinden) önce yapılan değerlendirmede; teminata ilişkin itirazının HMK'nun 85/1-b maddesi gereğince değerlendirildiği, zamanaşımı defi ve hakdüşürücü süre itirazının Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  24/06/2024 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı ve istikrar kazanan uygulaması ile; davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca  5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğunun kabul edildiği ancak davalının kesin hüküm itirazında bulunduğu kesin hüküm dava şartı olduğundan zamanaşımı def'inden önce değerlendirilmesi gerektiğinden bu konuda değerlendirme yapılmamıştır.<br>Davalı tarafın kesin hükme yönelik itirazının;<br>Bir kararın kesin hüküm olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle şekli ve maddi yönden kesinleşmiş olması, HMK 303. maddesi gereğince kesin hüküm itirazı olarak ileri sürülen karardaki taraflar ile eldeki davanın taraflarının, konusunun ve sebeplerinin ayın olmasının gerektiği, davalı tarafın kesin hüküm itirazına dayanak gösterdiği Konya 4.Asliye Mahkemesinin ... Esas 2023/... Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacının ...(Eski Ünvanı:....... Holding A.Ş.), davalısının ... olduğu, talebin Almanya ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 4 O 101/14 sayılı 31.03.2016 tarihli kararının tanınmasına ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve kararın 19.11.2024 tarihinde kesinleştiği, kesin hüküm itirazının; Bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın daha önce kesin bir hükümle çözümlenmiş olması nedeniyle mahkemece yeniden inceleme konusu yapılamayacağına ilişkin usulü bir işlem olduğu, dava şartlarına ilişkin düzenlemelerin 6100 sayılı HMK'nun 114.maddesinde düzenlendiği, HMK'nun 114/1-i maddesinde; \"Aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.\"nın dava şartlarından olduğunun düzenlendiği, HMK'nun 115/1.ve 2.maddesinde; \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. 2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder\" şeklinde düzenlendiği, kesin hüküm olarak ileri sürülen karardaki davacı ile davalıların aynı konumda taraf oldukları, her iki davanın;  Alacak istemine ilişkin olduğu, bu şekilde HMK 303. maddesinde kesin hüküm itirazına dayanak gösterilen  Almanya ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....sayılı 31.03.2016 tarihli kararının kesin hüküm vasıflarına sahip olduğu mahkememizce kabul edilmiş,  .... 59. maddesi gereğince yabancı ilamların kesin hüküm veya kesin hüküm etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceği, davacı tarafından mahkememize dava açılmadan önce aynı konuda aynı sebeplere dayanılarak davalıya karşı dava açıldığı ve yabancı mahkemece davanın reddine karar verildiği, her iki dava da da aynı miktarlarda talepte bulunulduğu anlaşıldığından açılan davanın HMK 114/1/i ve HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş....\" gerekçesiyle, davanın kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava dilekçesini tekrarla, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından açılan tanıma ve tenfiz davasının işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil edecek bir yönünün bulunmadığını, müddeabihin farklı olduğunu, o davanın esastan görülmüş bir dava olmadığını, usulden reddedildiğini ileri sürerek,  mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br> 6100 sayılı HMK’nın 303/1 maddesinde ''Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. '' hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca, kesin hükmün oluşabilmesi için, davanın taraflarının, dava sebebinin ve dava konusunun aynı olması gerekir. <br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Konya.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E.-... K. sayılı dosyasının incelenmesinde,  Federal Almanya Cumhuriyeti ....... Asliye Hukuk Mahkemesi ....  numaralı dosyasından verilen 31/03/2016 tarihli kararın tanınmasına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesi sonucunda da  onanarak 19/11/2024 tarihinde kesinleştiği, kesin hüküm itirazına dayanak gösterilen ve Konya.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E-... K. sayılı kesinleşmiş ilamı ile de tanınmasına karar verilen yabancı mahkeme ilamının HMK'nın 303. maddesinde belirtilen kesin hüküm şartlarını oluşturması karşısında Yargıtay 11. HD'nin 20/06/2022 tarih, ... E. - ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere,  ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince, taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  12/09/2025  tarihinde oybirliği  ile karar verildi.\t\t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br>....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a268f1b11696042","SID":"3a8918d7c90d120a"}}