{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1894 - 2025/2146<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1894 <br>KARAR NO\t: 2025/2146<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/482 E.  -  2023/291 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2023 tarih ve 2022/482 E. - 2023/291 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin “...” markalı ürünlerin Türkiye’de tüketicilerin en çok bildiği ve tercih ettiği kişisel bakım ürünlerinden biri olduğunu, “...” markasının tanınmışlığının TÜRKPATENT tarafından da kabul edilerek T/01470 sayı ile ilgili sicile şerh edildğini, davacının “...” markasının tanıtımına ciddi yatırımlar yaptığını ve Türkiye’deki reklamlarında herkes tarafından sevilen ve takip edilen ünlülere yer verdiğini, davalı firmanın 2020/149879 sayılı “...” ibareli 3.sınıf emtialara ilişkin marka başvurusunun ilanına müvekkili tarafından tanınmış \"...\" markalarına dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın nihai olarak  dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa başvuru markasının müvekkilinin \"...\" markaları ile işaret ve kapsamları yönünden benzer olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın bütünsel olarak davacının markalarının taklidi niteliğini haiz olduğunu, zira bu markanın stilize edilme şeklinin dahi davacının markalarının stilizasyonuna benzediğini, davacının tanınmış “...” markalı ürünlerinin başvurunun tescil edilmek istendiği 3.sınıf emtialarda kullanıldığını, dava konusu edilen markanın tescil edilmesi halinde davalı firmanın davacının markalarının toplum nezdinde yıllardır yaptığı yatırımlar sonucu elde ettiği kalite ve güven imajından haksız bir biçimde faydalanacağını ve taraf markaları arasında haksız bir düşünsel bağ yaratılacağını, nitekim davalı firmanın davacının tanınmış markalarının ilk hecelerini ve logolarını koruyarak sonlarına “...” ibaresi ekleyerek kozmetik ve kişisel bakım sektöründe sistematik olarak kötü niyetli bir marka serisi yaratma peşinde olduğunu, davalı firmanın 2020/149881 sayılı “...” markası ile davacının “...” markasını, 2020/149889 sayılı markası “...” markası ile de davacının “...” markasını taklit etmeye çalıştığını,  davalı firmanın dava dışı tanınmış markalara ilişkin de benzer başvurularının bulunduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nin 2022-M-13842 sayılı kararının iptaline ve 2020/149879 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, markalar benzemediği için davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisinin bulunmadığını, davacının davalının kötü niyetini ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarında ortak olan “...” harflerinin ve sesinin kullanılmasının davacının tekelinde olmadığını, dava konusu edilen “...” markasının bir bütün olarak ele alınmasının gerektiğini, taraf markalarının fonetik açıdan da çok farklı olduğunu, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyeceğini, davalının Türkiye’de tescilli tüm markaları ayrıntısı ile bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalının marka tescilleri alırken devletin kurumu olan TÜRKPATENT’in kararlarına itibar ettiğini, davalının halihazırda “...” markalı bir ürününün bulunmadığını, huzurdaki davanın sonucuna göre bu markayı ihtiva eden ürünlerini piyasaya arz edeceğini, yani davalının basiretli bir tacir gibi davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olamayacağı, davalının kötü niyetli olmadığı, dava konusu edilen 13.10.2022 tarihli ve 2022-M-13842 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük için gerekli koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  davalı firmanın 2020/149881 sayılı “...” markası ile davacının “...” markasını, 2020/149889 sayılı “...” markası ile davacının “...” markasını, 2020/149879 sayılı \"...\" ibareli dava konusu başvuru ile de müvekkilinin tanınmış \"...\" markalarını taklit etmeye çalıştığını, yine dava dışı şirkete ait \"...\" markasını taklit ederek oluşturduğu \"...\" ibareli marka başvurusunun da bulunduğunu, davalının çok tanınmış bu markaları tüm grafik unsurları ile kopyalamasının kötüniyetinin göstergesi olduğunu, taraf markaları arasında işaret ve kapsamlar yönünden benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin çok tanınmış \"...\" markalarından haksız yarar sağlanmasına, markaların ayırt edici gücünün ve itibarının zedelenmesine neden olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava,  marka YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markaları ile dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarının başlangıç kısmında \"...-\" harfleri ortak olarak bulunmakta ise de, dava konusu markada \"...-\" harflerinden sonra yer verilen \"-...\" ibaresinin dava konusu markayı davacının itiraza mesnet markalarından yeterince uzaklaştırdığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin \"...\" esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabilecekleri, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin olmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f29222845231ea3","SID":"2447d86d3e1b0895"}}