{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1556 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1475 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO\t: 2025/776 D.İş Esas - 2025/776 Karar<br>EK KARAR TARİHİ: 16/07/2025<br>DAVA : İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ : 25/09/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Talepte bulunan vekili dilekçesinde özetle; karşı taraf ... tarafından, müvekkili aleyhine  İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası ile; 02.10.2024 düzenleme tarihli (2) NOLU 250.000 EURO tutarlı senede ilişkin  kambiyo takibine müstenit icra takibi başlatıldığını, bu takibin müvekkili aleyhine başlatılan aynı temel borç ilişkisine dayanan 2. takip olduğunu, müvekkilinin takip alacaklısı ...'a  borcu bulunmamakta olduğunu, 1. takibe ilişkin İİK 72. maddesi gereği dava öncesi ihtiyati tedbir kararını takiben süresi içinde menfi tespit davası açılmış olduğunu, aynı nedenlerle karşı tarafca  takibe konulan  2 nolu senede ilişkin İİK 72/3. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebi bulunmakta olup,  menfi tespit davası açılacağını, 02.10.2024 tarihinde karşı tarafın, müvekkiline müvekkilinin iradesi hilafında, karşılıklı edimler arasında açık nispetsizlik olan 2,5 milyon EURO sözleme imzalattığını ve nakden defaten 1.500.000 EURO nakit ödeme alarak 250.000 EURO tutarlı 4 adet toplam teminat senedi imzalattığını, müvekkili ...'un ...'a borcu olmayıp haksız ve fazla ödeme nedeniyle alacağı bulunduğu yargılama neticesinde sübut bulacağını, ayrıca söz konusu 4 adet senedin hem çift vadeli hem de teminat senedi olduğundan kambiyo senedi vasfında olmadığını, teminat senetlerinden ilki olan 1 nolu,  05.02.2025/120 gün olarak çift vadeli 250.000 EURO bedelli senedi İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün  ... E. sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlattığını, İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/327 D.iş  2025/288 K. sayılı kararı İİK 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiğini, karşı tarafın ihtiyati tedbir kararına  itiraz ettiğini, duruşma yapılarak itirazı reddedildiğini, ihtiyati tedbir kararı sonrasında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/364 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, 18.06.2025 tarihli duruşmada davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddedildiğini, işbu dava öncesi ihtiyati tedbir ve  menfi tespit davasına konu temel borç ilişkisi ve kambiyo ilişkisi karşı Taraf ... tarafından müvekkiline imzalatılan, 02.10.2024 tarihinde, hakim hissedarı müvekkil olan, ...  ... Anonim Şirketi’deki %5 ve (ii) ... ... Sp.Z.o.o %10 hissesi ve (ii) işçilik alacaklarına istinaden, 2.500.000 EURO tutarlı,  “Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi” , 1.500.000 EURO banka havale yolu ödeme dekontu  sözleşmenin eki olarak çift vadeli  250.000 EURO’dan  (1), (2), (3) ve (4) nolu olmak üzere  4 (dört) adet toplam 1.000.000 EURO bedelli senetler olduğunu, işbu İhtiyati tedbir konusu senedin İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı kambiyo senedine müstenit icra dosyasına dayanak olarak gösterilen 2 nolu teminat senedi olduğunu, ...'ın 2013 yılında mühendis olarak müvekkilihe ait ... ... Konveyor Sis. Müh. İnş. ve Ltd. Şti. sigortalı olarak çalışmaya başladığını, müvekkili tarafından ödüllendirilerek şirketin %5 hissesinin bedelsiz olarak kendisine devredildiğini, şirketin daha sonra tür değiştirerek, ... ... Anonim Şirketi (“Türkiye ...”) unvanını aldığını, ayrıca, daha sonraki yıllarda kendisi Türkiye ...’un iştiraki olarak, Polonya’da kurulan ... ... Sp.Z.O.O.’nun (“Polonya ...”) %10 kurucu hissedarı yapıldığını, akabindeki süreçte ...'ın söz konusu şirketlerde hisselerin kar payı dışında, müvekkilden ciddi tutarlarda haricen ödeme alarak  Bodrum’da kendine ait restoran açarak işletmecilik faaliyetlerine başladığını, Bar ve Restoran işletmeciliği yapan şirketi  ve kendi özel işleri için müvekkili ile ortak olduğu ... ... Anonim Şirketi’nin avukatı ve mali müşaviri olan kişilerden hizmet aldığını ve almakta olduğunu, müvekkili tarafından, her yıl kendisine,  yıllara sari olarak yapılan bu harici ödemelere ilişkin hesaplanma biçimlerinin adil olmadığı gibi hibe niteliğinde olduğu yazılı bir taahhüt içermediğinin belirtildiğini, 2024 yılı başında müvekkili tarafından kendisine haricen ödeme yapılmayacağını piyasa şartlarına uygun oranlarda şirket ile prim sözleşmesi yapılmasının müzakere edilmesi gerektiği için ödeme yapmayacağının  ...’a tarafından da kabul edilmiş ise de bu yönde kendisinin sözleşmeyi müvekkiline sözleşme sunmadığını, ...’ın WhatsApp üzerinden müvekkiline 25.09.2024 tarihinde -müvekkil İngiltere’de fuarda olduğu zaman diliminde- gönderdiği 13 sayfa “veda mektubu”nda müvekkilinin sağlık sorunları olduğunu; (“Yani bir sıkıntı var…tabirimi mazur görün bunun ayıbı da yok hani ben yaş ile ilgili bir sıkıntı mı başladı acaba diye düşündüm …”)  ve neler  yapabileceklerini ima ederek; (“…  şirkette gözüm yok, bana güvenmiyorsanız helalleşip ayrılabiliriz. Ben sizi çok iyi tanıyorum da, sizin de benim hakkımda bildiğinizi unutmamanız gereken bir şey var. Bana yok vefasız yada hain bıraktı gitti yakıştırması yapmaya cesaret bile ederseniz, bizi ortak tanıyan herkese kendini ne kadar iyi ifade edebileceğimi aman unutmayın …….. çok kızgınım…”)  ve arasına duygusal cümleler ekleyerek, şirketin ve müvekkilin ticari itibarını sarsabilecek gerçek dışı bilgilendirmeler yapabileceği, tüm çalışanların kendisini dinlediği, toplu olarak işten ayrılmalarını sağlayabileceği ve şirketin iş yapamaz hale sokabileceği ile müvekkilinin iradesini sakatladığını, aynı gün müvekkilinin whatsapp üzerinden arayan ... ‘a dönüş yapan müvekkili ile 21 dakika süren görüşmede de ... müvekkiline; kendisinin şirketten ayrılarak aynı sektörde çalışmasının şirkete olumsuz sonuçları olacağını belirterek “Kürşad bey ben bu şirketten ayrılsa bile bu işi yapmayacağım size söz veriyorum” diyerek müvekkilini sözlü olarak da manevi ikraha maruz bıraktığını, mesajlarında, odasını boşalttığını, mektuptan müvekkilin oğlu olan ve şirkette proje müdürü olarak çalışan ... ...’a bahsetmediğini belirttiğini, ...’ın ertesi gün (26.09.2024 tarihinde) gönderdiği mesajında “…pazartesi (30 Eylül)  oturup ayrılık şartlarını  konuşalım, ... katılmasın beraber başladık beraber bitirelim, anlaştıktan sonra müşterilere, partnerlere eşe dosta güzel bir şekilde hesap verelim …, ...’i de uyardım. .. Pazartesi müsaitseniz ... ve Polonya hisse devir bedellerini konuşalım, dediğini, müvekkilinin davalıya  ısrarla “bu hesaplama ve hukuk -sözleşme işlerini ben pek anlamam bilenlerle yapalım” demesine rağmen, davalının toplantıya şirket avukatının, mali müşavirinin ve hatta şirkette proje müdürü olarak çalışan oğlunun dahi katılmamasını, ödeme ve tüm işlemlerin bugün bitirilmesi gerektiği, aynı konuda çalışmayacağını, Polonyanın değerinin 175.000 EURO olduğunu Türkiye ...’un sonradan hisse değerlemesinin yapılabileceği, toplam hisse değerlerinin toplamının 1.500.000 EURO’dan aşağı olmayacağı, 1.000.000 EURO’luk senetleri işleme konulmayacağının sözleşmede belirtildiğini ayrıca rekabet etmeyeceği sözünü vererek diğer taraftan aksi durumda şirketten ayrılarak aynı sektörde çalışmasının şirkete olumsuz sonuçları  ve neler yapabileceği yönündeki manevi ikrahı ve baskıyı sürdürmesi üzerine yıllardır emek verdiği şirketini ve  ailesini düşünen Müvekkil ...'un, ... ile 02.10.2024 tarihinde şirket merkezinde görüşmek zorunda kaldığını, ...'ın müvekkilini bankaya gitmeye ikna ederek  1.500.000 EURO hesabına havale yapılmasını sağladığını ve metnini önceden hazırladığı 1.000.000 EURO borçlandırmaya havi Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesini ve sözleşmenin eki olarak bakiye tutar için önceden doldurulmuş vaziyette 250.000 EURO’dan 4 adet senedini müvekkiline imzalattığını, ...'ın, ... ... A.Ş. ve ... ... SP.Z.O.O. hisselerin devrine ilişkin belgeleri imzalayarak şirketten ayrıldığını, müvekkili ...'un daha sonra ... ile yaptığı görüşmede, imzalatılan sözleşmenin tutar ve niteliği itibariyle hukuka uygun olmadığını, işçilik alacaklarının (kıdem, ihbar vs.) hesaplanarak şirket hesabından ödenmesi gerektiğini, tutarlarının fahiş ve hatalı olduğunu, alelacele 1.500.000 EURO alınarak sözleşmenin ve senetlerinin baskı altında imzalatıldığı, ... ... A.Ş. %5 hissesi değerlemesinin bağımsız bir bilirkişi tarafından yapılması, işçilik alacaklarının (kıdem, ihbar, prim vs.) hesaplanması, şirketlerle ülke sınırı olmaksızın süresiz rekabet etmeme, çalışmama taahhüdü ve cezai  şartın  yer aldığı hukuka uygun bir sözleşme yapılması hususunu iletmiş, ... tarafından kabul etmiş ise de müvekkili aylarca oyalandığını, beyanları baki kalmak kaydıyla bahsi geçen işçilik alacaklarından, hisse devrine konu şirket tüzel kişiliği borçlu olup, bu kalemler bakımından müvekkiline başvurmasının hukuken mümkün olmadığını, şifahi görüşmelerden netice alınamayınca, müvekkil tarafından 04.02.2025 tarihinde Üsküdar 10.Noterliği ‘nin ... sayılı ihtarnamesi keşide edilerek yeniden hesaplama yapılması gerektiğinin bildirildiğini, diğer taraftan ...'ın 02.10.2024 tarihinde Türkiye ... ile birlikte ... ... Sp.Z.o.o.’nun %10 hissesini müvekkiline devretmiş ise de, aynı konuda Polonya’da 24.11.2024 tarihinde VEEKONN SP Z.O. O şirketini kurduğunu, Polonya ...’da çalışan eski hissedar   ... şirketinde çalışmaya başladığının öğrenildiğini, Uluslararası hizmet veren Türkiye ... ve Polonya ...’a ait olan know-how niteliğindeki bilgi ve yöntem ve projelerin kullanılması temelinde uluslararası ticaret hukuku ilkelerine aykırı olarak şirketin kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkili davalının “Kürşad bey ben bu şirketten ayrılsam bile bu işi yapmayacağım size söz veriyorum “bu söze dayanarak ayrılık sürecinde bir rekabet sözleşmesi belge imzalatmamış ama davalı ayrıldıktan bir ay sonra Polonya’da ... şirketin birkaç kilometre ötesinde yeni bir şirket kurduğunu, müvekkilinin tek hissedar olduğu Türkiye Fexkon ve Polonya ... karşı rekabet kurallarının ihlal ettiğini, bu kadar kısa bir süre içerisinde şirket kurup yer kiralayıp sonra da oradaki çalışanları kendi kurduğu firmasına transfer ederek çalıştığı ve ortağı bulunduğu firmadaki 5 çalışanı kendi kurduğu firmasına transfer ederek aslında tüm bunların önceden planladığını gösterdiğini, davalının kötüniyetli olup  kanuna ve ticari örf ve adetlere aykırı davrandığını, kendisinin gitmeyi bir yıl önceden planlamaya başladığını, şirket içinde huzursuzluklar çıkartarak mühendisleri ve çalışanları yönetime karşı organize ettiğini, müvekkili şirket sahibi olarak çıkan huzursuzluğun kaynağını o zaman anlamamış, sonradan çalışanların ifadelerinden ve davalının veda mektubundaki  olaylar hakkındaki yorumlarından ortaya çıktığını, açıklanan nedenlerle müvekkiline manevi ikrah altında hatalı bir şekilde ve yeniden hesaplama yapılacağı inancı ile imzalatılmış olan anonim şirket devir sözleşmesi kapsamında devredilen ... ... SP.Z.O.O %10 hisse değerinin 175.000 EURO olduğu esas alınarak ...  ... A.Ş.%5 hisse değerinin bağımsız denetim firması tarafından değeri, işçilik alacakları, nihai borç ve alacak durumu tespit edildikten sonra reel değerler üzerinden ifa edilmesi gerektiğini, BU KAPSAMDA SPK Lisanslı EDİT BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş.'den alınan 02.06.2025 tarihli değerleme raporuna göre ...  ... A.Ş. (TÜRKİYE ...) NİN HİSSE DEVİR TARİHİ İTİBARİYLE (çeyrek dönemler esas alınarak 30 Eylül  2024 tarihi itibariyle) OLMASI GEREKLİ PİYASA DEĞERİNİN 452.298 EURO OLARAK TESPİT EDİLdiğini, sözleşmeye konu hisselerden ... ... A.Ş.'nin devir tarihi itibariyle değerlemesi yaptırılmış olduğunu, şirket Değerleme Raporunda ... ... A.Ş. (Türkiye ...) nin hisse devir tarihi itibariyle (çeyrek dönemler esas alınarak 30 Eylül  2024 ) olması gerekli piyasa  değerinin  345.297.285 TL. olarak tespit edildiğini, belirlenmiş tutarın o günkü kurdan EURO'ya çevrildiğinde (30.09.2024 tarihinde  T.C. Merkez Bankası alış kuru 1 EURO = 38.1714 TL.) olup, Türkiye ...'un Olması Gerekli Piyasa  Değeri 9.045.968 olduğunu, dolayısı ile karşı tarafın %5 hissesinin olması gereken değerinin ise 452.298 EURO olduğunu, sunulan \"Şirket Değerleme Raporu\", \"Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi\" ne konu hisselerin karşı tarafça fahiş bir değer üzerinden müvekkile devredildiğini, Karşı tarafın %5 şirket hissesi, kıdem tazminatı ve sözde prim alacağının 2.325.000 EURO olduğu hususunda aşağıda detaylı olarak açıklandığı üzere müvekkilini yanılttığını ve müvekkile hisse devir sözleşmesi ve teminat senetlerini  imzalattığını gösterdiğini, müvekkilinin ...'a şirket hisslerinin devir bedeli olarak Polonya ...'un %10 hisse değeri 175.000 EURO, Türkiye ...'un %5 hisse değeri 452.298 EURO TOPLAM 627.258 EURO olmasına karşın Hasan ...'ın müvekkilin'den şirketteki kıdem tazminatı ve prim alacakları ile birlikte 1.500.000 EURO nakit ödeme aldığını ve işbu dava konusu 250.000 EURO bedelli senedin de içinde yer alan 4 adet teminat senedi  imzalattığını, ayrıca ...'ın şirketten prim alacağı ve kıdem tazminatı alacağının da bu tutara dahil olduğunun belirtilmiş ise de Kasım 2023 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olarak görev alması ve şirket genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin prim verileceğine dair bir karar olmadığından  hiçbir prim alacağının da bulunmadığını, teminat senetlerinden hisse devir bedellerine ilişkin müvekkilinin borcu olmadığını, fazla ödeme nedeniyle ...'tan alacaklı olduğunu, karşı tarafın hiç bir şekilde sözleşmeye yer alan tutarda  alacağını ıspatlar kayıt sunmamış sunmaktan da imtina etmekte olduğunu, ... ... HALEN ... ... A.Ş. nama yazılı hisselere ilişkin cbaılan geçici ilmühanber'i icro edip müvekkiline teslim etmediğini, takip konusu lehdar ...'ın 02.10.2024 tarihli Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi uyarınca ... ... Anonim Şirketi'nin nama yazılı %5 hissesine ilişkin geçici ilmuhaberi ciro etmediğini, TEMİNAT senetleri içinde yer alan  takibe konu  teminat senedinin çift vadeli olup kambiyo senedi vasfında olmadığını, senetlerin Çift vadeli olduğuna ilişkin Teminat senetlerinden yukarıda belirtilen No:1 senedin  karşı tarafça icra takibine konu edilmesi üzerine  İstanbul Anadolu İcra Hukuk Mahkemesine takibin iptaline ilişkin şikayet dosyasına Sayın Prof.Dr. ...'dan alınan uzman görüşünün dosyaya sunulduğunu, söz konusu şikayetin reddine karar verilmiş ise de hatalı olduğunun tartışmasız olan karar  icranın durdurulması talepli olarak istinaf yoluna gidildiğini, ayrıca işbu dava konusu 2.takibe ilişkin de aynı kapsamda şikayet yoluna gidilmiş olup henüz karar verilmediğini, icra hukuk mahkemelerinin dar yetkili olduğu ve  farklı nitelik ve nicelikte olan menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmeyeceği gibi İİK 72. maddenin bu ihtiyaçtan düzenlendiğinin izahtan vareste olduğunu, vade, para borcunun muaccel olması için geçmesi gereken süre, bir başka deyişle muaccel olduğu gündür. Bonoda ödeme için  ibraz şarttır. Bono poliçe gibi vade süresi dolduğu gün/ödeme günü  veya takip eden iki iş günü içinde  ibraz edilmelidir. Üzerinde yer alan ödeme günü ile vadenin dolduğu günün aynı güne tekabül etmeyen bir bono, birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren bono olup,  batıl sayılması gerekmektedir. Dava Konusu Senette hem TTK 703.maddesinin 1. (c) ye göre “düzenleme gününden belirli bir süre sonra” vade belirlenmiş,  hem de TTK 703.maddesinin 1.(d) ye göre “belirli bir günde” ödeme günü olarak 05.02.2025 tarihine ve senet metni içerisinde 05 ŞUBAT  2025 yer verilerek gün, ay ve yıl olarak ayrı bir vade daha belirlendiğini, Prof. Dr. ... tarafından (1) nolu senede ilişkin  HMK Madde 293 kapsamında dava konusu olayla ilgili olarak, Prof. Dr. ...  tarafından 12.03.2025 tarihli  bilimsel mütalaada konuya ilişkin  TTK ilgili  maddelerine yer verilerek takibe konu senet ve dolayısıyla  tüm teminat senetlerinin de çift vadeli olduğunu teyit etmektedir. (Ek.15- Prof.Dr. ...'dan alınan uzman görüşü)  Hukuki görüşte, (1) nolu teminat senedine ilişkin mütalaa kapsamında vadenin 240 gün olarak hesaplandığında  ve 2 iş günü ibraz süresi dahi eklendiğinde ödeme günü olan 05.06.2025 tarihine denk gelmemektedir. Bu nedenle takibe ve açılacak menfi tespit davasına konu 05.06.2025/240 gün vade kaydı içeren senet çift vadeli olduğunu, müvekkilinin, İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibi takibe konu senet  çift vadeli olarak tanzim edilmiş ve teminat senedi olarak düzenlenmiş olduğundan 250.000-EURO tutarındaki\" teminat senetten kaynaklanan kambiyo borcu da bulunmadığını, kural olarak, borçlu tarafından İİK’nın 72/3. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılması halinde, alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Borçlunun, mahkemece tayin edilen teminattan ayrı olarak icra müdürlüğüne talep anına kadar fer’ileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunu nakit olarak yatırması ya da tamamını karşılayan ve her an paraya çevrilebilir muteber, kesin banka teminat mektubunu vermesi halinde alacaklı tarafından takibe devam edilemez. Tüm bu nedenlerle müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı açık olduğundan, icra takibi neticesinde müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ve mahkemece belirlenecek teminatı yatırmalarına müteakip, \"02.10.2024 düzenleme tarihli, vade 240 gün/ ödeme Günü: 05.06.2025 olan  teminat vasfında  çift vadeli olarak tanzim edilmiş bono niteliği taşımayan ve geçersiz olan, 250.000-EURO tutarındaki teminat senedine\"  ilişkin İİK 72/3. maddesine göre açılacak olan menfi tespit davasına esas olmak üzere ihtiyati tedbir talep ettiklerinden bahisle icra takibi sebebiyle müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması için iik72/3 kapsamında ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın karşı tarafa ödenmemesine, yargılama giderleri ve vekaletin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 24/06/2025 TARİH VE 2025/776 D.İŞ ESAS- 2025/776 D.İŞ KARAR SAYILI  KARARI İLE; \"1-Talebin KABULÜ ile, İİK'nin 72/3. Maddesi uyarınca takip değerinin %15'i olan 1.705.301,25 TL nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati süresiz ve muteber banka teminat mektubu teminat karşılığında, İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında ÖDEME GÜNÜNDEKİ DOSYA KAPAK BORCUNUN TAMAMI NAKTEN ÖDENDİĞİ TAKDİRDE BORÇLU TARAFÇA İCRA VEZNESİNE YATIRILAN PARANIN ALACAKLIYA VERİLMEMESİNE,\"  karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmiştir.  Karşı taraf vekili ihtiyati tedbir kararına karşı verdiği itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talep edenin yazılı ve imzası ikrar edilmiş sözleşmelere, kambiyo senetlerine karşı hiçbir somut delile dayanmaksızın, ayıp kabilinden iddia, iftira ve yalanlarla mahkememiz huzurunda da ihtiyati tedbir talep ettiği ödeme günü 05.06.2025 olduğunu, vadesi gelen 250.000 Euro bedelli senedi ödememek adına daha önce ihtiyati tedbir taleplerinde bulunmuş ve davacının kötüniyetle aynı  anda iki farklı mahkemeye sunmuş olduğunu, bu 2 ayrı ihtiyati tedbir talebinin de, HMK md. 389'daki şartları karşılamadığını, yerinde olmadığını, yaklaşık ispat kuralını karşılamayıp, ispata muhtaç olduğu tespit edilerek isabetle reddedildiğini, somut olay koşullarında davacının senetlere ilişkin talep ettiği tedbir talebinin yerinde olmadığını, yaklaşık ispat kuralını karşılamadığını, ispata muhtaç olduğu birbiri ardında verilen kararlarla defalarca kez teyid ve tevsik edilmiş vaziyette olduğunu, somut olay koşullarında davacının senetlere ilişkin talep ettiği tedbir talebinin yerinde olmadığını, yaklaşık ispat kuralını karşılamadığını, ispata muhtaç olduğunu, birbiri ardında verilen kararlarla defalarca kez teyid ve teşvik edilmiş olmakla ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ettiklerini, dahası Müvekkil ...'ın borçlu ...'un, 02.10.2024 imza tarihli Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesinden doğan borcuna karşılık kendisine verdiği ilk senedin tahsili için İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, şeklindeki isabetli gerekçelerle borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verildiğini, kaldı ki davacı tarafından dosyaya sunulan sözde değerleme raporu, bizzat yine davacının vekili saygın hukuk bürosu'nun ortağı olduğu edit bbb A.Ş. tarafından düzenlenmiştir. yani müvekkili ile borçlu arasındaki anonim şirket hisse devri sözleşmesine konu Flekxkon ... A.Ş.'ye ilişkin düzenlenen şirket değerleme raporu adı altındaki bu belge sipariş üzerine hazırlanmış ve suç teşkil ettiğini, bu suç teşkil eden belgeye ve bu belgeyi tanzim edenlere karşı ihbar ve suç duyurusunda bulunma hakkımız da bu aşamada saklı olduğunu, ayrıca davacının; yazılı ve imzası ikrar edilmiş sözleşmelere, kambiyo senetlerine karşı hiçbir somut delile dayanmaksızın, ayıp kabilinden iddia, iftira ve yalanlarla ödeme günü 05.02.2025 olan 250.000 euro bedelli 1. senet bakımından talep ettiği ihtiyati tedbir, yukarıda kısaca izahına çalışılan ve mahkememizce resen gözetilecek nedenler ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla birlikte, itirazlarının kabulü ile, Mahkemenin 2025/776 Değ. İş - 2025/776 K. Numaralı ve 24.06.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacının haksız, kötü niyetli sırf borcunu ödememek adına yaptığı İhtiyati Tedbir talebinin reddine, Mahkemece itirazlarının kabul edilmemesi halinde teminat miktarının hakkaniyet kuralları uyarınca arttırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 16/07/2025 tarih ve 2025/776 D.İş Esas- 2025/776 D.İş Karar sayılı ek kararında;\".........2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72 nci maddesinin 3 üncü fıkrası \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.\" hükmünü düzenlemiştir. İhtiyati tedbir talep eden anonim şirket hisse devir sözleşmesinde irade bozukluğuna uğratıldığından bahisle ödeme amaçlı vermiş olduğu bononun icra takibine konu edildiğini iddia etmiş ve açacağı menfi tespit davası öncesinde İİK 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talep etmesinde ihtiyati tedbir verilmesi şartları oluştuğu gibi sunduğu delillerden davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat da ettiği, kaldı ki esas davada yeni deliller ortaya çıktıkça her zaman tedbirin kaldırılmasının talep edilebileceği, alınan teminatın makul olduğu anlaşıldığından karşı tarafın ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır.\" gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin 24/06/2025 tarih ve 2025/776 Değişik İş Esas 2025/776 Karar sayılı ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir kararına itiraz eden karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İhtiyati tedbir kararına itiraz eden karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının haksız, dayanaksız ve kötü niyetli ihtiyati tedbir talebinin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/776 Değ. İş nolu dosyası üzerinden yapılan incelemeyle hiçbir gerekçe olmaksızın usul ve yasaya aykırı olarak kabul edildiğini, bahse konu ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz edilerek kaldırılmasını talep ettiklerini ancak mahkemece itirazlarının reddedildiğini, davacının sırf borcunu ödememek için haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olarak aldığı bu usulsüz ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Davacının haksız ve dayanaksız ihtiyati tedbir başvurusunun talep ettiği diğer Asiye Ticaret Mahkemeleri ve İcra Mahkemesince reddedildiğini, ilk iki tedbir talebi reddedildiği halde hemen akabinde kötü niyetle tekrar aynı talepte bulunduğunu ve İhtiyati Tedbir talebinin bu kez de İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/302 Değişik İş Sayılı 05.06.2025 tarihli  kararı ile reddedildiğini, görüldüğü üzere somut olay koşullarında davacının senetlere ilişkin talep ettiği tedbir talebinin yerinde olmadığını, yaklaşık ispat kuralını karşılamadığını ve ispata muhtaç olduğunu, bunun birbiri ardında verilen kararlarla defalarca kez teyid ve tevsik edildiğini,  tedbir talep edenin öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, somut olayda ise davacının yazılı ve imzası ikrar edilmiş sözleşme ve senetlere karşı tek yaptığının iftira kabilinden senaryolar yazmak olduğunu,İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/776 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden aynı senede dayalı olarak ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ve bu talep önceki önceki taleplerle aynı vakıa ve hukuki temele dayanmasına rağmen, mahkemenin 24.06.2025 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir kararı tesis edildiğini, öncelikle davacının aynı senet için aynı sebeplere dayanarak 4 ayrı dosyadan ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olmasının da Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine açıkça aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanıldığını, davacının ilk ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/694 D.İş sayılı kararının istinaf yolu açık olmasına rağmen istinaf yoluna başvurulmadığını ve kararın kesinleştiğini, Ayrıca aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayalı, aynı senet hakkında koşullarda değişiklik olmamasına rağmen yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun  yeni  tedbir talebinin derdestlik itirazıyla karşılaşmasına ve bu konuda açılmış olan bir dava var ise 2. davanın redde mahkum olmasına yol açacağını, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının usulen incelenmemesi gerektiğini, işbu kararın hem usulen hem de hukuken sakat ve yok hükmünde olduğunu,  kesinleşmiş ret kararı ve ardından gelen benzer ret kararları karşısında bu son tedbir kararının verilmesinin hukuki güvenlik ilkesine ve yargı kararlarının bağlayıcılığına aykırılık teşkil ettiğini, Somut olayda davacının imzası ikrar edilmiş yazılı sözleşmeye ve senetlere karşı  kurguladığı hayali senaryo dahilindeki tüm iddia ve isnatların gerçek dışı olduğunu, kendisini kandırılmış, baskıya maruz kalarak iradesi sakatlanmış, en basit hesap kitaptan dahi anlayamayacak durumda zavallı bir ihtiyarcık gibi lanse edilen davacı ...'un gerçekte Türkiye, Amerika ve İngiltere’de sayısız gayrimenkulün sahibi olarak çok sayıda işyeri ve konutun kiracıları ile ilişkileri, sözleşmeleri yürütmekte olduğunu, yurtiçi ve Avrupa’daki çeşitli şirketlerdeki yönetim kurulu başkanlıkları kapsamında yıllık cirosunun yaklaşık 500-600.000.000. TL olduğunu ve gelir ve finans yapısını da bizzat kendisinin idare ettiğini, davacının;• Türkiye’de kurulu ... ... Anonim Şirketi'nin kuruluşundan bu yana Yönetim Kurulu   Başkanı, %100 hisse sahibi ve şirketi yöneten tek imza yetkilisi,• Polonya'da kurulu ... EU'nin ise %90 hissedarı ve yine Yönetim Kurulu Başkanı,• İngiltere/Londra'da 2 daire,• İngiltere de Eczaneye kiralanmış bina• Amerika/Miami'de okyanus manzaralı 2 daire,• Amerika/Orlando'da 4-5 dükkanlı Alışveriş Merkezi,• İstanbul/Acarkent'te Akbank'ın kiracısı olduğu dükkan,• İstanbul/Çekmeköy'de ... Süpermarketin kiracısı olduğu dükkan, • İstanbul/Koşuyolun'da Vakıfbank'ın kiracısı olduğu dükkan,• İstanbul/Beykoz Acarverde'de 2 daire,• İstanbul/Ümraniye'de 6 katlı Plaza,• İstanbul/Ümraniye'de 5 katlı Plaza,• İstanbul/Beykoz - Beykoz Konakları'nda 3 Katlı Villa,• İstanbul/Çekmeköy'de Pastaneye kiralanmış dükkan,• İstanbul/Ataşehir Trendist'te muhtelif sayı ve metrekarelerde daireler,• İstanbul'un çeşitli ilçelerinde sayısı belirsiz arsa, dükkan ve daireler,• Bodrum'da birkaç adet yazlık olmak üzere bir gayrimenkul ordusunun sahibi olduğunu, kiralama işlemlerini yöneten ve müteahhitlerle kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapan, • Tüm banka hesaplarını yöneten,• Her ayın birkaç haftasını yurt dışında geçiren, her ay sayısız sözleşme yapan ve milyonlarca liralık kararların, tekliflerin altına tek başına tek yetkili olarak imza atan, iş hayatının içinde olan aktif bir iş insanı olduğunu, davacının kolayca kandırılabilecek, hesap kitaptan anlamayan bir insan profiline uymadığını, Davacının ilk iddiasının 02.10.2024 tarihinde imzalanan Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin bizzat davalı ... tarafından hazırlandığı ve aynı gün “…..ben hesap kitap işlerinden anlamam” dediği iddia edilen davacı ...’a ısrar edilerek imzalatıldığı, ...’un kimselere danışacak vaktinin bile olmadığı yönünde olduğunu, bu gerçek dışı iddiaya bizzat ... tarafından cevap verilmesi gerekirse; sunulan imzalı yazışmada davacının müvekkil ...’ın ayrılışından sonra oğlunu şirkete genel müdür atadığını bildirmek için kaleme aldığı bu yazıda, “şirketin Finans bölümündeki sorumluluklarını, finans ekibiyle birlikte yürütmeye devam edeceğini” söylediğini, bu yazıdan;• ... şirkette Finans sorumluluklarını yönetmeye devam edecektir; yani şirkette Finansı geçmişte yönetmiştir, bugün de yönetmektedir ve gelecekte de yönetmeye devam edecektir,• ...’un istediği zaman danışabileceği bir finans ekibi vardır, ki bir şirket sahibi olarak gayet de normaldir ve doğaldır.• ..., ...’ın tam da ayrılık mektubunda anlattığı gibi mobbinglerle hisseleri alınıp yollandıktan sonra hedefi ve planları doğrultusunda oğlu ... ...’u şirkete Genel Müdür yapmıştır. • En önemlisi de ..., ... şirketten ayrıldıktan yaklaşık 1 ay sonra kaleme aldığı bu yazıda ona teşekkür etmektedir.sonuçlarına ulaşılabileceğini, bir insanın kendisini kandıran, baskı altına alarak zorla anlaşma, hatta senetler imzalatan birine teşekkür etmesinin mümkün olmadığını, davacı ...'un 2024 yılında ... EU’daki ortakların %20 hissesini ticari deneyimi ve hesap yeteneğiyle devralırken iradesinin sakatlanmadığını, bilinçli bir yatırımcıyken, yalnızca birkaç ay sonra, aynı şirketten ve ana şirket ... A.Ş’ den ...’ın hisselerinin devrinde kendisini yaşlanmış, kandırılmış ve tehdit edilmiş biri olarak göstermeye çalıştığını, bu tutarsızlığın, davacının gerçek dışı iddialarla süreci ve Yerel Mahkeme'yi manipüle etme çabasını açıkça ortaya koyduğunu, Nihayet davacı ...'un, bahse konu sözleşmenin imza ve ifasının ardından aylarca müvekkile ne sözlü ne yazılı hiçbir itirazda bulunmadığını, borçlu olduğu ilk senedin ödeme vadesine sadece 1 gün kala keşide ettiği Üsküdar 10. Noterliği'nin 04.02.2025 tarihli ve 02788 Yevmiye Nolu ihtarnamesinde yine herhangi bir irade sakatlığından söz etmediğini, yalnızca -ödemiyorum- demiş olmasının da baskı, tehdit, zorlama gibi hayali isnatların sonradan kurgulandığının apaçık göstergesi olduğunu, davacının Hisse Devir Sözleşmesi ve senetlerle ile ilgili temel iddialarının;•  Bu sözleşmeyi ve senetleri ...’ın hazırladığı,•  Zavallı ihtiyar müvekkilinin kimselere danışamadığı,•  Ailesini düşünerek, önüne konan sözleşmeyi ısrarlar karşısında aynı gün imzalamak zorunda kaldığı,   düşünecek süresi bile olmadığı gibi asılsız iddialar olduğunu, bu iddialara karşı öncelikle zaman kronolojisine bakmak gerekirse;• 25.09.2024: ...’ın veda ve işten ayrılma mektubunu gönderdiği tarihtir, (Davacı da bu  mektuba delil olarak dayanmaktadır)• 26.09.2024: ...’ın mail ve mesaj yoluyla ayrılma görüşmesini yapma isteğini bildirdiği  tarihtir, (EK-6 26.09.2024 tarihli email görüntüsü)• 29.09.2024: Taraflar şirkette ertesi gün buluşmak üzere anlaşmışlardır,• 30.09.2024: Taraflar şirkette, ...’un ofisinde buluşmuş ve 2.500.000 Euro üzerinde el sıkışıp   anlaşmışlardır,• 30.09-02.10.2024: ... Mali müşaviri ve Finans müdürü ile hisse devir sözleşmeleri ve       ödemelerin vadeleri konusunda toplantı yapmış toplantıda talimat vererek bunları hazırlatmıştır. ... bizzat imzalamıştır• 02.10.2024: ..., hesabının bulunduğu ... Bankası şubesine ...’ı davet etmiş ve kendisinin önceden imzaladığı şirket hisse devir sözleşmelerini ve senetleri ...’a vermiş, ayrıca aynı anda “02.10.2024 A.Ş. Hisse Devir Sözleşmesine istinaden” açıklamasıyla 1.500.000 Euro da peşinat ödemesi yapmıştır. ... da sözleşmeleri orada imzalayarak bir kopyasını ... da kalacak şekilde bırakarak bankadan ayrılmışlardır.• 03.10.2024: Bunlar da yetmemiş taraflar ertesi gün, bir ek protokol daha yapmışlardır.Yani en basit anlatımla dahi; zaten şirkette finansı yöneten kişi olarak en tecrübeli isim olmasına rağmen ...’un gerekli halde mali müşavirine, avukatına, finans ekibine danışacak tam 8 günü olduğunu, davalı ...’ın hazırladığı sözleşmeyi zavallı ihtiyar ...’a ısrarla, ikrahla imzalattığının da bir diğer iddia olduğunu, oysa ki; ...’un kendisinin de belirttiği gibi bir şirket yöneticisi olarak mali müşaviri, finans müdürü, finans ekibi olduğunu, şirketiyle ilgili tüm karlılığı, bilançoları, ciroları çok iyi bildiği üzere rakam konusunda yanıltılmasının imkansız olduğunu, ancak  ...'un bununla yetinmediğini, aldığı karar ile ilgili mali müşaviri ve Finans müdürü ile konu hakkında toplantı da yaptığını, buna ilişkin Yeminli Mali Müşavir Yavuz Halıcı’nın Whatsapp mesaj görüntülerinin dosyaya sunulduğunu, şirketin Yeminli Mali müşaviri Yavuz Halıcı İle şirket Finans Müdürü ... bizzat ...’un çağrısı üzerine bir araya geldiğini, toplantı yapıldığını, ... tarafından üzerinde anlaşılan rakam, ödenecek peşinat, kalan ödemelerin miktarının konuşulduğunu, vadelerin bizzat belirlendiğini ve en önemlisi bu toplantı neticesinde; 02.10.2024 Tarihli Anlaşmanın ...'un talimatıyla, Mali Müşaviri tarafından, ...’un belirlediği koşullara vade ve ödeme şartlarına istinaden hazırlandığını, şirket mali müşaviri ve finans müdürü tarafından hazırlanan Türkiye ve Polonya’daki ... şirket hisselerinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesi ve senetlerin öncesinde ... tarafından imzalandığını, sonra da sözleşme kısmının ... Bankası Kozyatağı Şubesi'nde Şube Müdürünün ofisinde, şube müdürü ve müşteri temsilcisi huzuruna davet edilen ... tarafından 02.10.2024 tarihinde imzalandığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi şirket merkezinde yalnızca davacı ve davalının bulunduğu bir imzanın da söz konusu olmadığını, buna ilişkin 02.10.2024 tarihli Sözleşmeler, 03.10.2024 tarihli Ek Protokol ve kambiyo senetlerinin dosyaya sunulduğunu, davacı tarafın bu hususu bildiği halde ihtiyati tedbir alabilmek ve alacağın ödenmesini geciktirebilmek amacıyla yerel mahkemeye yalan söylediğini, Zaten bu hususun aksinin iddiası hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, zira hiçbir alacaklının alacağını 430 günlere varan vadelere bölmeyeceğini ve peşin almak isteyeceğini, alacağın bu kadar ileri tarihli vadelere bölündüğü bir sistemin ancak borçlunun düzenlemesiyle ortaya çıkabileceğini, keza anlaşma metnine bakıldığında ...’un “senetlerin 3. Kişilere devredilmemesi” gibi kendi lehine şartları da koyduğunun görüleceğini,Davacının dava dilekçesinde “müvekkilimizin ayrıldıktan sonra bu işi yapmayacağını” sözlü olarak söylediğini, müvekkilinin de buna inandığını iddia ettiğini, hatta bazı yerlerde ancak bir hukukçunun kaleme alabileceği şekilde “…ülke sınırı olmaksızın süresiz rekabet etmeme, çalışmama taahhüdü vermesi” iradesinden bahsettiğini, dünyanın bütün hukuklarına aykırı bu hayali iddianın gerçek olmadığını, olsa dahi ancak başka bir davanın konusu olabileceğini,Müvekkil ...'ın işletme mastırı da yapmış bir makine mühendisi olduğunu ve işe girdiği 1998 yılından itibaren ilk 10 yıl boyunca şirketin proje ve satış konusunda tek mühendisi olarak çalıştığını, müvekkilin ortaklığından ve Proje yöneticisi pozisyonundan itibaren ücret dışında şirketin yıllık Projelerinin satış cirosundan %5 prim aldığını, şirketteki bu proje satışları cirosundan yazılı olmamak kaydı ile prim verme sisteminin müvekkilin işe girdiği 1998 tarihinden itibaren, yani 26 yıldır bu şekilde devam etmekteyken ve şirkete gelmiş tüm satış mühendislerinin de primleri değişik oranlarda bu şekilde ödenirken son yıllarda şirketin cirosunun önemli ölçüde büyümesiyle artık davacıyı rahatsız eder bir hale geldiğini ve bütün motivasyonu “nasılsa şirket oturdu, artık oğlum da yapar diye düşünerek” müvekkilden kurtulmak olduğunu, Müvekkilin şirketten ayrılma sürecini, bu süreçte yaşananları ve taraflar arasındaki 02.10.2025 tarihli Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesinin hazırlanma ve imza aşamalarını kronolojik sırayla izah etmek gerekirse; müvekkilin, ...'un son yıllarda gelişen sistemli mobbinglerine daha fazla dayanamayarak 25.09.2024 tarihinde kendisine bir mesaj göndererek; “Bu yollayacağım veda mektubunu sonuna kadar okursanız sevinirim. İnanılmaz bir sabırla düzelmenizi bekledikten sonra artık sizin bana karşı düzelmeyeceğinizden, şimdi veya sonra ...'in yöneteceği bu şirkette ise bir geleceğimin olmadığından emin olduktan sonra çok da zorlanılarak kaleme alınmıştır.” diyerek uzun gözlem ve değerlendirmeler sonucunda, üzülerek ancak kaçınılmaz biçimde almak mecburiyetinde kaldığı ayrılık kararını ilettiğini, müvekkilin Perşembe günü gönderdiği bu mesajı ...'un \"Hasan Bey günaydın, Pazartesi İstanbuldayım, konuşalım tabii. Adaletli bir hisse devir bedeli konuşuruz.\" şeklinde yanıtladığını, akabinde 30.09.2024 pazartesi günü ...'un ofisinde biraraya gelip yüz yüze yürüttükleri pazarlık süreci sonucunda, müvekkil ... tarafından talep edilen 3.200.000 EUR hisse devir bedeline karşılık, ...'un teklif ettiği 2.500.000 EUR bedel üzerinde uzlaşılıp el sıkışılmasının ardından ...'un  konuyu derhal şirket finans müdürüne aktardığını, ardından da onun vasıtasıyla durumu şirket mali müşavirine aktarılmasını sağlayarak bizzat buluşup konu üzerine üçlü toplantı yaptıklarını, bu toplantıda hisse devir sözleşmesini oluşturma hazırlığına girişildiğini, şirket finans müdürü ve mali müşaviri tarafından hazırlanan Türkiye ve Polonya’daki ... şirket hisselerinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesi ve senetler öncesinde ... tarafından imzalandığını, sonra da ... Bankası Kozyatağı Şubesi'nde Şube Müdürünün ofisinde, şube müdürü ve müşteri temsilcisinin de olduğu bir ortamda sözleşmelerin ... tarafından da 02.10.2024 tarihinde imzalandığını, görüldüğü üzere ...'un iradesinin sakatlandığı yönündeki iddiaların tümüyle gerçek dışı olduğunu, hisse devir bedelinin belirlenmesinden, sözleşmenin imzasına, senetlerin düzenlenmesinden teslimine kadar yaşanan sürecin baştan sona bizzat ...'un inisiyatifi ve tam kontrolünde ilerleyip sonuçlandığını, Dava dilekçesinde yer alan ...'un; baskı altında olduğu, zorlandığı, ikna edildiği, kandırıldığı yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, bu uğurda müvekkile yöneltilen isnatların akla mantığa sığan, somut olayla örtüşen, hayatın olağan akışına uygun tek bir somut bilgi, belge, delil ve dayanağının da bulunmadığını, davacı ...’un sadece birkaç ay önce 2024 yılında ... EU’daki ortakların %20 hissesini devralmasının dahi bu husustaki ticari deneyimini ve hesap yeteneğini, iradesini ispatladığını, davacının sonrasında bazı aile fertlerini devreye sokarak “Sana bu işi yaptırmayız” türü tehdit telefonları açtırdığını, devamında da “Madem kabul etmiyorsun bizden haber bekleyenler vardı. Biz aradan çekiliyoruz artık. Seni artık başkaları arayacak” şeklindeki tehditlerle daha karanlık seviyelere çektiğini, bugün de bunların üstüne, imzaladığı tüm sözleşmeleri inkâr etmekten medet umduğunu,  Davacının, kesin borcunu ödememek adına bahane kabilinden ileri sürdüğü bir diğer hususun da sözleşme uyarınca hisse devir bedelinin 1.000.000 EUR olan bakiyesine ilişkin müvekkile verilen 250.000 EUR bedelli 4 adet senedin çift vadeli olduğu gerekçesiyle kambiyo senedi vasfında olmadığı yönünde olduğunu, oysa ki dava konusu senette çift vade bulunmadığını, senedin üzerinde ödeme günü olarak hem rakamla hem de yazıyla birbirine uyumlu olarak belirtilmiş olan 05.06.2025 tarihinin kesin vade olduğunu, bu tarihin taraflar arasındaki hisse devri sözleşmesi ile de uyumlu olduğunu ve kesin vade olduğunu, senetler çift vadeli olarak düşünülür ise bu durumun  senetleri hazırlayan davacı ...'dan kaynaklanacağını, kimsenin kusurundan bir hak çıkartamayacağını, davacının bu senetlerin geçersizliğini ileri süremeyeceğini, zira senetlerin müvekkil tarafından değil, ...'un belirlediği vadelerle ve kendisinin talimatıyla şirketin finans müdürü tarafından hazırlandığını, davacının kendi belirlediği hem sözleşmeye hem de senetlere derç ettiği vadeleri gayet iyi bildiğini, bu sebeple de davacının kendi kusurundan hak çıkarma çabasının da hukuken dikkate alınamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine konu bonodan kaynaklı talep dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerden kaynaklı borçlu olmadığını ileri sürerek bu yönde açacağı menfi tespit davası öncesinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde   ihtiyati tedbir kararı  verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, talebin kabulü ile; Paranın tedbiren icra takibi yapan alacaklıya ödenmemesi/verilmemesi şeklinde ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından itiraz edilmiş ve İlk Derece Mahkemesi 16/07/2025 tarihli ek karar ile tirazın reddine, karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir kararına itiraz eden karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası uyap sisteminden incelendiğinde; Karşı taraf ... tarafından talep eden ... hakkında 250.000,00 EURO Miktarlı, 02/10/2024 Tanzim Tarihli, 05/06/2025 Vade Tarihli bonoya dayalı olarak toplam: 250.000,00 EURO alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.  6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda, talep eden vekili tarafından talep dilekçesine ekli delillere göre HMK. 390 maddesi  uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, karşı taraf vekilince ileri sürülen itiraz ve istinaf sebeplerinin yargılamayı gerektirdiği ve açılacak menfi tespit davasında tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine dair yönelik verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşılmış olup, itiraz eden vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-İhtiyati tedbir kararına itiraz edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muteriz tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden muteriz tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden muteriz üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0dc36dd7600804a2","SID":"ed65b3a712647ea9"}}