{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1648 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1446 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2025/629 D.İş- 2025/626 Karar<br>TARİH: 20/05/2025<br>DAVA: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025                                                   <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında hesap mutabakatı bulunduğu, borçlu hakkında takibe başlayacakları ve icra takibinden haberdar olduğu takdirde mallarını kaçırmasından endişe ettiklerinden bahisle şimdilik muaccel  467.506,42-TL alacak için borçlu şirketin menkul, gayrimenkul malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 20/05/2025 tarihli kararı ile;\"İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜNE,1-Alacak miktarı ile sınırlı kalmak ve teminat koşulunun yerine getirilmesi kaydıyla, İ.İ.K'nun 257. Maddesi gereğince borçlunun/borçluların menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının İHTİYATEN  HACZİNE, 2-Talepte bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere talep edilen toplam alacak miktarının %15'i oranında teminat bedelinin güvence altına alınmasına,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Borçlu vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde;  Mahkemenin 2025/629 D.İş. Sayılı dosyası ile verilen hatalı ve hukuka aykırı İhtiyati Haciz Kararı ile, İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğünün ... ESAS. Sayılı dosyası üzerinden haciz işlemi tesis edildiğini, ihtiyati haciz kararı muteber bir belgeye dayanmamakta olup asılsız iddialar öne sürülerek ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve bu haksız talep gerekli araştırmalar yapılmaksızın kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararına konu olan alacak iddiasının, birtakım genel hukuk kaideleri yok sayılarak, objektif dürüstlük kuralları çiğnenerek ve kötü niyetli bir şekilde ileri sürüldüğünü ve dava hakkının kötüye kullanıldığını, bilindiği üzere değişik iş dosyalarının mahiyeti gereği UYAP Sistemi üzerinden de incelendiğini, davacı tarafın bu durumu kötüye kullanarak, müvekkili şirketin mal kaçıracağını iddia ettiğini, hiçbir somut dayanak göstermeksizin, henüz muaccel ve tahsili kabil olmayan bir alacak için ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı verebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunmasının zorunlu olduğunu, ihtiyati haciz şartlarının belli ve sınırlı olduğunu, keyfilik ve kanaate yer bulunmadığını, karar öncesi müvekkilinin böyle bir davranışının olmadığı yahut dosyada buna dair bir delilin bulunmadığını, 21/05/2025 tarihinde ''Gülsuyu Mah. Kelebek Sok. ...Maltepe/İstanbul\" adresinde menkul haciz işlemi yapılmış ve haczedilen menkullerin muhafaza altına alınmış olduğunu, bu işlemler sırasında şirkette olmayan şirket yetkilisinin olaylara müdahale edemediğini, şirketin büyük bir zarara uğradığını, aynı işlemler sırasında daha önce müvekkili şirketin mülkiyetinden çıkan bazı mallara dahi haciz ve muhafaza tedbiri uygulandığını, haksız bir şekilde başlatılan ilamsız takibin durdurulması için itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla müvekkili  şirket aleyhine haksız ve usule aykırı bir şekilde verilen ihtiyati haciz kararına itirazın  kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 20/05/2025 tarih ve 2025/629 D.İş- 2025/626 Karar sayılı ek kararında;\"Mahkememizin  tarih ve 2025/ 629 Değişik İş sayılı dosyasından 2025/626 sayılı Karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği, müterriz vekili   28.05.2025  tarihli  dilekçesi ile ihtiyati haciz kararına itiraz beyanlarını sunduğu, Mahkememizce murafaa duruşma günü verilerek taraflara tebliğ edildiği, mürafaa duruşmasında hazır bulunan  ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından itirazın reddine karar verilmesi ile sunulu dilekçelerini tekrar ettiklerini bildirdiği, yasal süre içerisinde ihtiyati haciz kararına itiraz edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede; alacağın varlığının cari hesap ektresi ve mutabakat formu ile yaklaşık ispat şartını oluşturduğu, ihtiyati hacze itiraz edenin borcun muaccel olmadığı veya vadesinin gelmediği yönünde bir delil sunmadığı, belirtilen sebeplerle alacağının muaccel olduğu, verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya uygun olduğu, itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle itirazlar yerinde görülmemiş ve  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''İhtiyati haciz kararına  yapılan itirazın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Muteriz vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyaya alacaklı tarafça sunulan mutabakat belgesinde herhangi bir vade ve ödeme tarihi bulunmadığını, mutabakatın borcun miktarını belirleyen standart ve şirketler arasında yapılan rutin bir uygulama olup sözlü olarak yapılan cari hesap sözleşmesi gereğince ancak ve ancak yıl sonunda muaccel olabileceğini;İhtiyati haciz kararının muteber bir belgeye dayanmadığını, asılsız iddialar öne sürülerek ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve bu haksız talebin gerekli araştırmalar yapılmaksızın kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararına konu olan alacak iddiasının, birtakım genel hukuk kaideleri yok sayılarak, objektif dürüstlük kuralları çiğnenerek ve kötü niyetli bir şekilde ileri sürüldüğünü ve dava hakkının kötüye kullanıldığını, değişik iş dosyalarının mahiyeti gereği, dava dilekçelerinin karşı tarafa tebliğ edilmediğini, UYAP sistemi üzerinden de incelenemediğini, davacı tarafın bu durumu kötüye kullanarak, hiçbir somut delile dayanmaksızın müvekkili şirketin mal kaçıracağını iddia ettiğini, henüz muaccel ve tahsili kabil olmayan bir alacak için ihtiyati haciz kararı verildiğini,  oysaki kararda da yazılı olduğu üzere, ihtiyati haciz kararı verebilmek için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunmasının zorunlu olduğunu, ihtiyati haciz şartlarının belli ve sınırlı olduğunu, keyfilik ve kanaate yer bulunmadığını, karar öncesi müvekkilinin böyle bir davranışının olmadığı yahut dosyada buna dair bir delil bulunmadığının aşikar olduğunu;21/05/2025 tarihinde ''Gülsuyu Mah. Kelebek Sok. ...Maltepe/İstanbul\" adresinde menkul haczi işlemi yapıldığını ve haczedilen menkullerin muhafaza altına alındığını, bu işlemler sırasında şirkette olmayan şirket yetkilisinin olaylara müdahale edemediğini, şirketin büyük bir zarara uğradığını, aynı işlemler sırasında daha önce müvekkili şirketin mülkiyetinden çıkan bazı mallara dahi haciz ve muhafaza tedbiri uygulandığının öğrenildiğini, adı geçen dosya üzerinden müvekkili şirkete ödeme emri tebliğ edildiğinin öğrenilmesi ve icra takibine muttali olunması üzerine, haksız bir şekilde başlatılan ilamsız takibin durdurulması için itiraz yapıldığını, haksız icra takibine, ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine yapılan itiraz sonucunda takibin durduğunu;Davacı taraf lehine verilen ihtiyati haciz kararının hem orantısız ve ölçüsüz hem de kötüniyetli davranışlara ve işlemlere kapı aralayan bir uygulama olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın özellikle şirketin elektronik eşyalarına ve muhasebesinin tutulduğu bilgisayarlara haciz ve muhafaza işlemi tatbik ederek şirketi çalışamaz hale getirdiğini, bu orantısız işlemlerin şirketin tüm faaliyetinin durmasına neden olduğunu, ayrıca, haciz işleminin hemen ardından kalan eşyaların bir takım şahıslar tarafından adeta yağmalandığını, tanınmadık bazı kişilerin de şirket merkezine gelerek alacaklı olduklarını iddia ederek tehdit ve baskılarla işçileri korkuttuğunu, şirketin işçilerinin iş yerini terk ettiğini, ticari faaliyetin sona erdiğini;Davacı-alacaklı tarafın, hukuken tartışmalı alacağının neredeyse onda biri kadar büyük bir masraf yaparak hızlı bir şekilde, hiçbir mühlet ve şans vermeksizin muhafaza işlemi uygulayarak, elde edilecek menfaatten çok daha fazla bir zararı şirkete vermiş olması, muhasebe ve satış işlemlerinin sona ermesi, şirketin marka değerinin yok edilmiş olması, şirketin ana müşterileri ile aynı gün tüm ticari ilişkilerin kesilmiş olması gibi olağanüstü zararlar düşünüldüğünde ihtiyati haciz kararının hatalı olduğunun anlaşılabileceğini;İcra takibi haksız bir şekilde başlatılmış olduğundan ve asıl alacak henüz talep edilebilir olmadığından; vadesi gelmemiş  olan alacak, dosya masrafı, vekalet ücreti, faiz ve diğer ferilerin takip yoluyla istenemeyeceğini, Borçlar Kanunu olmak üzere ilgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında alacaklı olduğunu iddia eden şirkete karşı muaccel hale gelmiş borcu bulunmadığını, karara dayanak gösterilen alacak bakımından henüz temerrüdün gerçekleşmediğini, alacağın tahakkuk etmediğini, icra takibine konulabilecek bir borcun oluşmadığını, müvekkili şirketi temerrüde düşürecek herhangi bir ihtar ve ihbar da bulunulmadığını, muteber bir kıymetli evraka, kayıtsız şartsız kabul edilmiş bir çek, bono veya yazılı evraka da dayanılmadığını, ihtiyati haciz karar verilmesinin isabetsiz olduğunu;İhtiyati haciz sonrası başlatılan ve itiraz edilen icra takibi ilamsız nitelikte olup, söz konusu icra takibine konu edilebilecek kesinleşmiş, tartışmasız, likit ve tahsili derhal kabil olan bir borç bulunmadığını, alacağın konusu yargılamaya muhtaç olduğundan peşinen icra takibi başlatılması ve mahkeme kararı ile ihtiyati haciz tatbik edilmesinin de yersiz olduğunu, icra dosyası üzerinden yapılan incelemede, talep edenin takibine takip dayanağı olarak gösterilen belgelerin bir muhasebe mutabakatı ve cari hesap ekstresi olduğu, bu uygulamanın zaten ticari faaliyet yürüten şirketler arasında rutin bir işlem olduğu, alacağın vadesini ve ödeme zamanını belirtmediğinin izahtan vareste olduğunu, bu açıklamalar çerçevesinde ihtiyati haciz kararının hukuki dayanağının bulunmadığını;Cari hesaba dayanan tarafın, yazılı bir cari hesap sözleşmesini dosyaya sunmak ve cari hesap alacağının muaccel hale geldiğini de hukuken ispatlamak zorunds olduğunu, kendi üzerine düşen hukuki vecibelerini şimdiye kadar tam, eksiksiz ve zamanında yerine getiren müvekkili şirkete karşı haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ihtiyati haciz talep eden davacı tarafın bu talebinin sırf teminat göstermiş olması nedeniyle kabul edilmesinin, telafisi imkansız zararların da önünü açtığını, mevcut zararın kısmen de ola giderilebilmesi için ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini; Taraflar arasında sürmekte olan ticari ilişki devam ederken icra takibi başlatmak veya ihtilaf yaratmanın, dürüstlük kuralına aykırı, iyi niyetten uzak bir tutum olduğunu, ticari hayatın gereklerine ve teamüllere aykırı hareket eden alacaklı tarafın cari hesap ilişkisine dayanmış olması, böyle bir cari hesap sözleşmesinin varlığı bir an için kabul edilse dahi, cari hesap ilişkisinin ancak ve ancak yazılı sözleşmede belirtilen dönem sonunda yahut yıl sonunda tahakkuk edeceğinin göz ardı edilmesinin, basiretli tacir yaklaşımı ile ve ticari hayatın gelenekleri ile uyumsuz olduğunu, karara bu yönüyle de itiraz ettiklerini;Haksız ihtiyati haciz sebebi ile tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını ancak teminatın davacıya iade edilmemesini talep ettiklerini, 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğunun düzenlendiğini, ihtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklının kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğunu beyanla Yerel mahkemenin 2025/629 D.İş - 2025/626 K. Sayılı kararı ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ve yeni bir hüküm kurularak itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasında düzenlenen hesap mutabakatı uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bu karar üzerine karşı tarafın yapmış olduğu itirazın ise reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; talep edenin, ihtiyati haciz talebini, muteriz tarafından imzalanmış hesap mutabakatına dayandırdığı, söz konusu hesap mutabakatının muteriz tarafından kabul edildiği ancak taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, alacağın muaccel olmadığına yönelik itiraz ve istinaf sebeplerinin ileri sürüldüğü, hesap mutabakatının 16/05/2025 tarihli olduğu ve bu tarih itibariyle taraflar arasındaki alacak-borç durumunu gösterdiği, muteriz tarafından alacağın vadeli alacak olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, mutabakat tarihinde alacağın muaccel olduğu ve varlığı ile miktarı yaklaşık olarak ispat edildiğinden, Mahkemece değişik iş karar tarihi itibariyle ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu gözetilerek itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuş, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a2e9808bccb994d","SID":"b3cd4b35631e9e9d"}}