{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/198 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1435 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2022/125 Esas- 2023/790 Karar<br>TARİH 30/11/2023<br>DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Ayıplı Malın İadesi)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025                                                <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından 17.08.2015 tarihinde sıfır km. olarak satın alınmış olan, ... plakalı, 2015 model, ... marka, ... Sport 3.0 ... tipi aracın alındığı tarihten beri hayati tehlike teşkil eden arızalar yaşadığını, ilk motorun davalılardan ... ... tarafından değiştirildiğini ancak arızaların yine de devam ettiğini, aracın 100 km hızın üzerinde ve seyir halindeyken aniden durduğunu ve çalışmadığını, devamlı ve sık arızalanmalar sonucunda müvekkilinin aracı güvenle kullanamadığını, tüm arızaların tamirinin yetkili firmalarda yapılmasına rağmen giderilemediğini beyanla ayıplı aracın öncelikle misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde ise ayıplı aracın iadesi ile yeni otomobilin güncel serbest piyasa marka fiyatı ve Euro üzerinden faiziyle birlikte bedel iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ... Pazarlama ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ihtilafın, her iki tarafı tacir olan taraflar arasında gerçekleştirilmiş araç alım-satımından kaynaklandığını, dava konusu aracın 2015 yılında satın ve teslim alındığı ancak huzurdaki davanın iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmasının ardından 7 yıl geçtikten sonra  ikame edildiğini, davacının ihbar süresinin aracın teslim alındığı 2015 yılında başlamakta olduğunu, süresi içeresinde usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığını, davacı tarafın talebini belirlemesi neticesinde bedel iadesi talep etmesi durumunda, müvekkilinin dava konusu aracın ithalatçısı olduğunu, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması itibari ile bedel iadesi ve tazminat gibi mali yükümlülükleri bulunan taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, dava konusu aracın davacı tarafından yetkili servise getirildiğini, araç üzerinde gerekli incelemeler yapılarak aracın onarıldığını, dava konusu aracın Türk Lirası olarak satın alındığını, fatura da Türk Lirası olarak düzenlendiğinden Euro cinsinden araç bedelinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, zamanaşımı süresi geçmiş olmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Oto Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  Dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte, araçta gizli ayıbın mevcut olduğu bir an için düşünülecek olsa dahi, ayıp bildirimine ilişkin hak düşürücü sürelere riayet edilmediğini, değişim ve bedel iadesine ilişkin taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın, seçimlik haklardan birini talep etmek zorunda olduğunu, bahse konu seçimlik haklardan birinin kullanılması ile diğer haklardan vazgeçilmiş olunacağını, davaya konu ... marka aracın Türkiye distribütörünün ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin, ... ... tarafından ithal edilen bu araçların yetkili satıcısı ve servisi konumunda olduğunu, müvekkilinin davaya konu aracın satış aşamasında ve servis hizmetlerinin sağlanması noktasında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini,  davacı tarafın yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve araçtaki şikayetlerin onarımla sona erdiğini beyanla davanın hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerine ilişkin itirazları doğrultusunda öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih 2022/125 Esas- 2023/790 Karar sayılı kararında;\"...Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller, Mahkememizce araç üzerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalıdan satın aldığı dava konusu ... / ... Sport 3.0 ... marka ve modeldeki ... plakalı aracın davacı şirket yetkilisi tarafından kullanıldığı sırada 100-120 km hızla giderken ani durma şeklinde arıza geçirdiği, bu nedenle aracın defalarca yolda kalması nedeniyle oto kurtarıcı ile servise çekildiği, aracın tamir edilerek motorunun değiştirilmesine rağmen aynı arızayı tekrarladığı buna ilişkin servis kayıtlarının bulunduğu açık olup, dava konusu araçtaki arızanın onarıma rağmen giderilemediği sabittir, dava konusu araç üzerinde mahkememizce yapılan keşif sonrası makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlerle dava konusu araçtaki  üretimden kaynaklı olan arızanın ayıp ve ortaya çıkış şekli itibariyle gizli ayıp özellikleri taşıdığı tespit edilmekle, dosya kapsamındaki deliller ve keşif sırasındaki mahkeme gözlemi itibariyle makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen olaya uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava konusu aracın ayıplı olduğu, araçta arızanın meydana geldiği tarihler itibariyle aracın kilometresi ve modeli göz önüne alındığında bu arızanın oluşumunda kullanıcı etkisinin olmadığı, bunun aksi yönde davalılar tarafından arızanın kullanım hatasından kaynaklandığına ilişkin bir ispat ortaya konulmadığı, bu haliyle dava konusu aracın ayıplı mal olduğu, meydana gelen arızaların üretim hatasından kaynaklandığı, araçta kullanım amacını karşılamayan, alıcının makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran bir gizli ayıbın bulunduğunun tespit edildiği, davalılardan 0 km'de alınan aracın motor değişimini gerektirir şekilde ayıplı olması sebebiyle tüketicinin bu ayıba katlanma yükümlülüğünün bulunmadığı, kaldı ki motor değişimine rağmen arızanın giderilemediği ve araçtaki ayıbın devam ettiği bu nedenle alıcının aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine ilişkin talebinin haklı nedene dayandığı, araçtaki ayıbın üretim hatasından kaynaklı olması ve araçtaki arızanın türü ve niteliği itibariyle tekrarlamayacak şekilde giderilip giderilmeyeceğinin de belirsiz olması karşısında gizli ayıp olduğu bu nedenle davalıların ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ve zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, bu haliyle dava konusu aracın ayıplı olduğu sabit olduğundun davacının onarım seçimlik hakkını kullanmasına rağmen araçtaki arızanın ve ayıbın giderilmemesi nedeniyle davacının aracın misliyle değiştirilmesi hakkını satıcı ile birlikte üretici ve ithalatçıya karşı da kullanabileceğinden dava konusu ayıplı araç nedeniyle davalı satıcı ... Oto ile birlikte davalı ithalatçı ... Oto müteselsilen sorumlu olduklarından davanın kabulüne karar verilerek dava konusu ayıplı aracın ise takyidatsız olarak davacı tarafından davalılara iade ve teslimi şartıyla davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2022 tarih, 2021/866 Esas, 2022/192 Karar sayılı içtihatında da belirtildiği gibi dava konusu ayıplı aracın davacının kullanımındayken araçta meydana gelen hasar sonucu oluşan değer kaybı olan 350.000,00-TL'nin yeni aracın davacıya tesliminde davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, davacı vekilinin araç kiralama bedeli, çekici ve otopark ücretlerine yönelik talebinin dava dilekçesi talep edilmemiş olması yada bu yönde bir ıslah talebi de bulunmadığından dava konusu olmaması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davacı tarafça Davalılar aleyhine açılan DAVANIN KABULÜNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı ... Oto Servis ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmediklerini, araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek dahi olsa, hak düşürücü sürelerin aşıldığını, dava konusu aracın, 18.08.2015 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığını, davacının, dava dilekçesinde yer alan ayıp iddiasını Gaziosmanpaşa 4. Noterliği'nin 01.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile satın alma tarihinden yaklaşık 6 yıldan fazla süre geçtikten sonra müvekkili şirkete bildirdiğini ve nihayetinde 7 yıl gibi bir zamandan sonra işbu davayı açtığını, bu noktada akıllara, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle uygulanacak olan TTK m. 23/3 geldiğini, bu maddede yer alan düzenlemeye göre alıcı tacirin 8 günlük süre içerisinde aldığı mala ilişkin kontrolleri ve muayeneleri yaptırma külfeti olduğunu, somut uyuşmazlıkta ise, ayıp ihbarının 6 yıl sonra yapıldığını, TTK'da öngörülen hak düşürücü sürenin aşıldığını;Buna ek olarak, davaya konu ihtilafa ilişkin 6098 sayılı TBK m. 223 uyarınca da ayıp ihbarı için öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, ilgili maddede yer aldığı üzere gizli ayıplar derhal bayiye bildirilmediği takdirde alıcının, satım konusu malı bu haliyle kabul edilmiş sayılacağını, somut olayda ise davacının bu ayıp ihbarı için 6 yıl beklediğini, davacı tarafın, aracı bir süre boyunca sorunsuz kullandıktan sonra üretimden kaynaklı gizli ayıp olduğu iddialarında bulunarak müvekkili şirkete bildirim yaptığını, kısacası TBK'da ayıba ilişkin bildirim süresinin \"derhal\" şeklinde belirlenmiş olmasına rağmen davacının beklemeyi tercih ettiğini ve kanundaki hak düşürücü süreleri yine aştığını;Yerel Mahkeme tarafından davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve ayıp iddialarına ilişkin ihbar yükümlülüğünü hak düşürücü süreler içerisinde yapıp yapmadığı hususu dikkate alınmaksızın bir hüküm kurulduğunu, Kanunun açık hükmü ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, hak düşürücü süre içerisinde ihbarda bulunmayan davacının aracı satın aldığı hali ile kabul ettiğinin ve seçimlik haklarını artık kullanamayacağının kabulü gerektiğini ancak Yerel Mahkeme tarafından bu hususların değerlendirilmediğini, tüm bu sebeplerle usule ilişkin itirazları değerlendirmeye almayan Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini;Davacı tarafın misliyle değişim ve bedel iadesine ilişkin taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, Yerel mahkeme tarafından verilen hükümde zamanaşımına yönelik itirazlara yer verilmediğini ve bu hususun hiç dikkate alınmadığını, sadece bu durumun dahi işbu kararın hatalı olduğunu açıkça gösterdiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesinde ise zamanaşımına ilişkin \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde başka bir düzenleme de bulunduğunu, aracın teslim tarihinin üzerinden yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra işbu davanın ikame edildiğini ve davacı tarafın ayıba yönelik iddia ve taleplerinin hepsinin zamanaşımına uğradığını, bu durumda, davacının aracı satın aldığı hali ile kabul ettiğinin ve misliyle değişim ve bedel iadesi taleplerinin müvekkili şirketçe karşılanamayacağının kabulü gerektiğini;  Dava konusu araçta üretimden kaynaklı gizli bir ayıbın söz konusu olmadığını, davacı taraf her ne kadar aracın yetkili servislerde bakıma götürüldüğünü iddia etse de araca ilişkin bakım yükümlülüğüne uyulmadığının servis kayıtlarından açıkça görüldüğünü, İlk derece mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporunda yetkisiz servislerde yaptırılan bakımların adeta yok sayıldığını ve mahkemenin de bu eksik rapora dayalı bir hüküm kurduğunu, dava konusu ... marka aracın Türkiye distribütörünün diğer davalı ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin, ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş tarafından ithal edilen bu araçların yetkili satıcısı ve servisi konumunda olduğunu, davaya konu aracın 18.08.2015 tarihinde müvekkili şirket tarafından satıldığını, satış tarihinden sonra davacının müvekkili şirketten herhangi bir servis hizmeti almadığını; Dava dilekçesinde bahsi geçen arızalara ilişkin diğer davalı tarafından gerekli onarımların sağlandığı ve aracın hali hazırda sorunsuz biçimde kullanıldığını, davacı taraf her ne kadar meydana gelen arızaları üretimden kaynaklı bir ayıpmış gibi lanse etmiş ve arızaların yetkili serviste giderildiğini öne sürmüş ise de, bu noktada bakım yükümlülüğüne uyulup uyulmadığının da büyük önem arz ettiğini, dava konusu aracın satış tarihinden sonra müvekkili şirketten servis ya da bakım hizmeti almadığını ancak diğer davalıya ait yetkili servisten hizmet aldığının servis kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu kayıtlar incelendiğinde tescil tarihi itibariyle 11 adet bakımının bulunması gereken aracın yetkili servislerden sadece 6 kez bakım hizmeti aldığını, davacının kullanıcı olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bahse konu arızalara bu bakım yükümlülüğüne uyulmamış olmasının da sebebiyet vermiş olabileceğini;Motor içerisinde yer alan parçaların görevlerini etkili bir biçimde yerine getirebilmesi için motor yağının periyodik aralıklarla değişimi ve bakımların zamanında yaptırılması gerektiğini, dolayısıyla araç sahibinin yani davacının motorun periyodik bakımlarını üretici standartlarında ve zamanında yaptırması yükümlülüğü bulunduğunu, davacının ise bu yükümlülüğe aykırı davrandığının aşikar olduğunu, bilirkişi raporunda da benzer açıklamaların yer aldığını ancak bu ifadelere rağmen bilirkişi tarafından servis kayıtlarında açıkça görünen bakım periyotlarına uyulup uyulmadığı ve bakımların yetkisiz servislerde yaptırılmış olmasının motor aksamında ne tarz olumsuz durumlara yol açabileceğinin incelenmediğini, bunun yerine aracın direkt olarak üretimden kaynaklı gizli ayıplı olarak atfedildiğini, sonuç itibariyle davacının kullanım ve bakım şartlarına dikkat çekilmişken bu hususun somut olay bakımından incelenmediğini ve eksik ve hatalı birtakım tespitlerde bulunulduğunu, Yerel Mahkeme tarafından da işbu eksik ve hatalı tespitleri içeren bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle hüküm tesis edildiğini;Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde aracın, ayıplı olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği ve değer kaybı hususlarında tespit yapılmak üzere  İTÜ ... Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden ve ... kürsüsünden oluşturulacak yeni üçlü bilirkişi heyeti ile, gerekli teknik donanıma sahip laboratuvar ortamında üzerinde yeniden keşif ve inceleme yapılmak suretiyle bir bilirkişi raporu alınmasına, bu talepleri kabul edilmediği takdirde yine belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması adına dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmesinin talep edildiğini, ancak Mahkemece yüksek meblağlı dava dosyasında tek kişilik bilirkişinin raporunun yeterli bulunduğunu, 3 kişilik bilirkişi heyeti kurulması talpelerinin görmezden gelindiğini ve ek rapor dahi hazırlatılmadığını, Yargıtay'ın içtihat halini almış uygulamalarında böylesine yüksek meblağlı dosyalarda 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğinin belirtildiğini, mevcut bilirkişi raporunun yukarıda anlatılan hususlar bakımından eksiklikler içermesi nedeni ile hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarının incelemeye elverişli olması ve tahmini verilerden uzak olması gerektiğine ilişkin birçok Yargıtay kararı mevcut olduğunu;Davacı tarafın yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve araçtaki şikayetlerin onarımla sona erdiğini, bu nedenle somut olayda diğer seçimlik hakların kullanılmasının söz konusu olamayacağını, araçtaki şikayetlerin onarım sonrası tamamen sona ermesine rağmen diğer seçimlik haklarını kullanmak isteyen davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu araçta meydana gelen motor arızasının motor değişimi neticesinde giderilmiş olduğunu, aracın sorunsuz şekilde kullanıldığını, davacının ücretsiz onarıma ilişkin seçimlik hakkını kullanıp tükettiğini, diğer seçimlik haklardan olan ayıpsız misliyle değişim talebinde bulunmasının TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini; Her ne kadar davaya konu aracın ayıplı olmadığı ortada ise de Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları doğrultusunda, aracın ücretsiz onarılmasına ya da bedel indirimine karar verilmesi gerekirken bedelinin iadesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, araçta üretimden kaynaklı herhangi bir ayıp olduğunu kabul ettikleri anlamına gelmemekle beraber dava konusu şikâyet nedeniyle davacının talebi doğrultusunda aracın misliyle değişimine veya bedelinin iadesine hükmedilmesi halinde verilen kararın, müvekkilinin hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozacağını;Mahkeme tarafından dava sonunda, aracın müvekkili şirkete iadesine ve aracın misli ile değiştirilmesine hükmedilirse aracın aynı modeli müvekkilinin elinde bulunmadığı için İİK'nın 24. maddesi kapsamında satış bedelinin davacıya iadesinin söz konusu olacağını ve bu halde, müvekkili şirketin bahse konu aracı davanın sonunda davacıdan iade alacağını ve ancak dava sonunda aracı iade aldıktan sonra 2. el olarak 3. şahıslara satışını gerçekleştirebileceğini, huzurdaki davanın en iyi ihtimalle 1 sene daha süreceği göz önünde bulundurulursa; davacı tarafın aracı satın aldığı 2015 yılından davanın sona ereceği tarihe kadar (en iyi ihtimalle 2024 yılının sonuna kadar) hem aracını sorunsuzca kullanmış olacağını, hem de davanın sonunda aracının bedelini eksiksiz olarak müvekkili şirketten iade alacağını, müvekkili şirketin ise dava sona erene kadar belki 8-9 sene kullanılmış olacak olan aracı dava sonunda davacıdan iade aldıktan sonra, 2. El piyasasında çok düşük fiyatlara 3. şahıslara satabileceğini ve büyük oranda zarara uğrayacağını, bu durumda müvekkili şirketin büyük bir zarara maruz kalacağını söylemenin izahtan vareste olacağını, bunun yanında ağır yargı masrafları da müvekkili şirket tarafından ödendiğinde toplamda yüklü miktarda bir bedelin müvekkilinin hesabından zarar olarak çıkacağını, davacı taraf açısından bakacak olurlarsa hali hazırda sorunsuzca kullanabileceği aracın bedelinin tamamını iade alarak uzun süre aracı kullanmış olmasının yanına kar kalacağını, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları doğrultusunda, aracın ücretsiz onarılmasına ya da bedel indirimine karar verilmesi gerekirken bedelinin iadesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini; Davacının karışmış olduğu kazalar neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda hesap edilen tutarın üzerinde olduğunu, bu hususta da yeniden inceleme talep ettiklerini, her ne kadar davacının bedel iadesine yönelik taleplerinin kabul görmeyeceğine inansalar da bilirkişi raporu ile aracın tampon, sol sis farı, sağ far, ön cam, motor kaputu, sol ön ve arka kapı, tavan sacı, bagaj kapağı ve camı vb. gibi çeşitli yerlerden hasar alarak 6 farklı kazaya karıştığının tespit edildiğini, bu denli kazaya karışmış araçta 350.000 TL değer kaybı meydana gelmesinin piyasa koşullarının oldukça altında kaldığını, bu hususun da yeniden incelenmesini talep ettiklerini beyanla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/125 Esas, 2023/790 Karar sayılı, 30.11.2023 tarihli  kararının, yapılacak inceleme ile kaldırılarak davanın tüm yönleriyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, ancak söz konusu hüküm usul ve yasaya aykırı, haksız, dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle yasal garanti ve zamanaşımı süreleri dolmuş olduğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu aracın 2015 yılında diğer davalı şirketten satın alındığını, davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını; Dava konusu ihtilafın, her iki tarafı tacir olan taraflar arasında gerçekleştirilmiş araç alım-satımından kaynaklandığını; bu yönüyle ticari bir satış işlem ve ilişkisinin söz konusu olduğunu, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6098 sayılı yeni TBK’nun, tacirler arası ilişkilere de uygulanacak olan “Zamanaşımı” başlıklı 231 nci maddesinin somut olayda uygulanması gerektiğini, gerek yasal düzenlemeler ve gerekse garanti belgesi içeriği birlikte değerlendirildiğinde, huzurdaki ihtilafın iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun izahtan vareste olduğunu, buna karşın dava konusu aracın 2015 yılında satın ve teslim alındığını ancak huzurdaki davanın iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmasının ardından 7 yıl geçtikten sonra  ikame edildiğini;Dava konusu talepler yönünden uygulanacak olan 2 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermesi ve emsal nitelikteki Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde; davanın esasına girilmeden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak Yerel mahkeme tarafından \"...araçtaki arızanın türü ve niteliği itibariyle tekrarlamayacak şekilde giderilip giderilemeyeceğinin belirsiz olması karşısında gizli ayıp olduğu bu nedenle davalıların ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ve zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından...\" denilmek suretiyle gerek mevzuatta ve Yargıtay içtihatlarında, gerekse de doktrindeki gizli ayıp tanımına tamamen aykırı bir şekilde aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ve zamanaşımına yönelik itirazların usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini;Davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, bu nedenle de dava hakkının ortadan kalktığını, menkul mallara ilişkin satım sözleşmelerinde, alıcı yönünden, malı muayene ve ihbar yükümlülüğü öngörüldüğünü ve anılan yükümlülüğe uyulmaması durumunda, satılan malın olduğu gibi kabul edildiği ve dava hakkının ortadan kalkacağının kabul edildiğini, nitekim  Türk Ticaret Kanunu'nun “Ticari satışlar ve Mal değişimi” başlığını taşıyan  23/c madde hükmü ile ilgili maddede atıf yapılan Türk Borçlar Kanunu'nun “Gözden Geçirme ve satıcıya bildirme” başlığını taşıyan 223/II madde hükümlerinde işbu hususun belirtildiğini; Ticari alım-satım işlemlerinde alıcının ihbar ve ayıp yükümlülüğü uyarınca mevzuatta belirtilen süre içerisinde ve usulüne uygun olarak satıcıya ayıp ihbarının yapılması gerektiği aksi halde dava hakkının ortadan kalkacağının Yargıtay içtihatlarınca da sabit olduğunu, huzurdaki davaya ilişkin ihtilaf belirtilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacının ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını,  zira davacının ihbar süresinin aracın teslim alındığı 2015 yılında başladığını, kendilerine süresi içeresinde usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığını;Müvekkili, dava konusu aracın ithalatçısı olup, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması itibari ile bedel iadesi ve tazminat gibi mali yükümlülükleri bulunan taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, bu bağlamda husumet itirazları doğrultusunda esasa girilmeden davanın reddedilmesi gerekirken davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir başka anlatımla davacı taraf ile sözleşmesel ilişki içinde olan ve satış bedelini tahsil eden tarafın müvekkili şirket olmadığını, dolayısıyla satış bedelini tahsil etmeyen taraftan bedel iadesi ve tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki Türk Borçlar Kanunu’ndan doğan ayıplı mal sorumluluğunun da ithalatçıya yöneltilemeyeceğini, keza TBK’nın ilgili maddelerinde de “ithalatçı sorumluluğu”nun düzenlenmediğini, bir an için müvekkili şirketin ithalatçı ve dolayısıyla garanti sorumluluğu nedeniyle sorumlu olabileceği düşünülse dahi sonucun değişmeyeceğini, keza garanti sorumluluğunun muhatabı tüketiciler olduğu gibi, bu tür bir sorumluluğun kaynağının da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olduğunu, bu düzenlemede ise bedel iadesini içeren taleplerden ithalatçının sorumlu olmayacağının açıkça düzenlendiğini, Yargıtay'ın emsal kararlarının da bu yönde olduğunu;Dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, dava konusu aracın üretimden kaynaklı ayıplı olmadığını, nitekim \"ayıptan sorumluluk\" hususu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde satıcının ayıptan sorumluluğun kapsamını ifade ederken, \"ayıplı mal\"ın tanımını da yaptığını, bu tanım ve somut olay incelendiğinde, dava konusu aracın üretimi ile alıcıya satışı esnasında niteliğini doğrudan veya dolaylı olarak azaltan herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi, alıcının kullanım amacını azaltan ve araçtan beklediği faydalara zeval getiren herhangi bir durum da olmadığını,  dava konusu araç, alıcı tarafından 2015 tarihinde satın alınmış olup, arızanın meydana geldiği ileri sürülen tarihe kadar tam verimle çalıştığını ve davacı tarafa fayda sağladığını, 7 yıldan fazla süre boyunca dava konusu aracın kullanıldığını;Araçta müvekkilinin söz ve vaat ettiği bir hususun eksiklik olmadığı gibi, dava konusu araçtan yararlanma olanağını \"önemli ölçüde\" azaltan nitelik ve vasıf eksikliğinin bulunmadığını, davacı tarafın araçtan yararlanma hususuna ilişkin subjektif yorum ve yaklaşımda bulunarak araçta üretimden kaynaklı ayıp olduğunu iddia ettiğini, ne var ki, doktrin ve Yargıtay'ın davacı tarafın yaklaşımının aksine, \"önemli ölçü\" kıstasını malın objektif olarak sağladığı faydayı gözeterek uyguladığını, aracın yaklaşık 7 yıllık bir süreçte sorunsuz çalışması ve davacı tarafa tam verimle fayda sağladığı gözetildiğinde, aracın üretimden kaynaklı bir ayıba sahip olmadığı sonucuna ulaşılacağının açık olduğunu, ayrıca dava konusu aracın, yaklaşık 7 yıldan fazla süre boyunca davacı uhdesinde bulunduğunu ve davacı tarafından kullanıldığını, bu durumdan hareketle, araçta bulunduğu ileri sürülen hasarların kullanıcı hatasından kaynaklı olduğunun da muhtemel olduğunu, nitekim yaklaşık 7 yıldan fazla süre boyunca davacı uhdesinde bulunan aracın kullanıcı hatalarından kaynaklı sorunlarının sorumlusunun da müvekkili şirket olmadığını;Davacı tarafın karşılaştığını öne sürdüğü problem sonrasında aracın yetkili servise getirildiğini, yetkili servis tarafından  davacının araca ilişkin bakımları gereği gibi yapıldığını ayrıca beyan ettiği şikayetler doğrultusunda da aracın kontrol edildiğini, müşteri memnuniyeti çerçevesinde arızaların, araçta gereken tamir garanti kapsamında ücretsiz olarak yapıldığını ve kullanıcıya tam verim verebilecek bir durumda davacı tarafa teslim edildiğini, her şeyden önce, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olması aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, müşterinin iş emrine geçirilmesini istediği şikayetlerin de her zaman gerçeği yansıtmayabildiğini, nitekim bir aracın sınırsız olarak yetkili servise getirilebildiğini ve müşterinin beyan ettiği her türlü şikayet ve beyanın iş emrine aynen geçirildiğini, bu bağlamda, dava konusu aracın da davacı tarafından yetkili servise getirildiğini; araç üzerinde gerekli incelemeler yapılarak aracın onarıldığını;Öte yandan, aracın satım ve teslim tarihi itibariyle herhangi bir ayıp ihtiva ettiğine dair bir davacı delili veya tespiti de mevcut olmadığını, olaya bu bağlamda bakılacak olursa, davacının, dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren üretimden kaynaklı herhangi bir kusur veya ayıbın söz konusu olmadığını, dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafça bilfiil kullanıldığını ve araçtan kesintisiz yarar sağlandığını, bu sebeple üretimden kaynaklı ayıp ve kusur iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu;Diğer yandan davacı tarafla 2018 tarihli motor değişimi işlemi neticesinde düzenlenen sulh protokolü ile davacı tarafın motor değişimi işleminden kaynaklanan bütün haklarından gayrikabili  feragat ettiğini,  bu kapsamda davacı tarafın söz konusu motor onarımından 4 yıl sonra huzurdaki davayı ikame etmesinin açıkça kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, kaldı ki davacı tarafın söz konusu sulh protokolü ile dava açmayacağını taahhüt ettiğini, davanın her ne kadar reddi gerekmekteyse de, bir an için kabul edileceği düşünülse de davacı tarafın araçtan elde ettiği faydaları ve sulh protokolü neticesinde kendisine tanınan hakkın maddi karşılığını iade etmesi gerektiğini, her ne kadar değer kaybı adı altında davalı taraflara iade edilmesi gereken bir meblağ belirlenmiş olsa da Sulh Protokol'ü Yerel mahkemece hiçbir şekilde incelenmeksizin karar verildiğini;Dava konusu aracın hangi şartlar altında ve ne şekilde kullanıldığı belirsiz olup, kullanıcı hatası/dış etken faktörleri göz ardı edilmek suretiyle kurulan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar dava konusu aracın üretim hatası nedeniyle ayıplı olduğu iddia edilmekteyse de, bu iddiaları ispatlayıcı bir delil ya da bulgu bulunmadığını, davaya konu aracın, davanın açıldığı dönemde ve dahi şu an herhangi bir sorununun mevcut olmadığını, davacı tarafın dava konusu aracı halihazırda 6 yıldır kullanılmakta olduğunu beyan ettiğini, aracın bu süreç içerisinde hangi şartlarda ve ne şekilde kullanıldığının belirsiz olduğunu, şayet davacının iddia ettiği sorunlar araçtaki üretim hatasından kaynaklansa idi davacı tarafın aracı ile uzun mesafeli yolculuklar yapmasının mümkün olmayacağını, kaldı ki araç satın alındıktan sonra birden fazla kez kazaya karışmış olup gerçekleşen kazalar ile davacının iddia ettiği arızalar arasındaki illiyet bağının araştırılması gerektiğini beyanla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.11.2023 Tarih, 2022/125 E., 2023/790 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın misli ile değiştirilmesi, aksi halde ise satıcıya geri verilmesi ile bedelinin iadesi talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulü ile dava konusu aracın misli ile değiştirilmesine ve davacı tarafından aracın davalılara iadesine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davalı ... Oto vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının ayıp ihbarını yasada öngörülen hak düşürücü süre içerisinde yapmadığı, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı, dava konusu araçta gizli bir ayıbın söz konusu olmadığı, davacının aracın bakımlarını zamanında yaptırıp yaptırmadığının ve zamanında yaptırılmamış olan bakımların araçta meydana gelen arızaya etkisinin değerlendirilmediği, davacının onarım hakkını seçtiği ve arızanın diğer davalı şirket tarafından onarılmak suretiyle giderildiği, bir hakkın kullanılmasından sonra başka bir seçimlik hakkın kullanılamayacağı, aksi halde ise yine onarım veya bedelde indirime karar verilmesi gerekirken aracın bedelinin iadesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, bilirkişi raporunun tek bir bilirkişi tarafından düzenlendiği, üç kişilik heyetten rapor alınmadığı gibi itirazları doğrultusunda bilirkişi ek raporunun da alınmadığı, aracın geçirdiği kazalar nedeniyle oluşan değer kaybının raporda tespit edilenden fazla olduğuna;Davalı ... ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının ayıp ihbarını yasada öngörülen hak düşürücü süre içerisinde yapmadığı, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı, araçta üretimden kaynaklı herhangi bir gizli ayıbın söz konusu olmadığı, davacının aracı 7 yıl süreyle kullandığı, araçta daha önce meydana gelen motor arızasının garanti kapsamında giderildiği ve davacı ile sulh protokolü düzenlendiği, Mahkemece sulh protokolünün dikkate alınmadığı, davalı müvekkili satış sözleşmesinin tarafı olmadığından kendisine karşı bedel iadesi talebinde bulunulamayacağı, aracın hangi şartlar altında kullanıldığının da değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Aynı Kanun'un 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.TTK'nın 23. maddesinin atfı ile uygulanan ve ayıptan doğan haklara dair zamanaşımının düzenlendiği TBK'nın 231. maddesi hükmü uyarınca satıcı, daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayrıca satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Somut olayda; davacı tarafından, 17/08/2015 tarihinde davalı ... Oto'dan, dava konusu  ... plakalı, ... marka ve 2015 model aracın satın alındığı, diğer davalının satım sözleşmesinin tarafı olmadığı, aracın ithalatçısı olduğu, araçta 29/01/2018 tarihinde motor arızasının meydana geldiği ve davalı ... ... tarafından garanti kapsamında aracın motorunun tümü ile değiştirildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, aracın servis kayıtlarının incelendiği ve motor değişiminden sonra 18/06/2018 tarihinde silindir kapağı contası değişimi ile motor revizyonu ve 18/06/2021 tarihinde ise gaz kelebeği değişiminin yapıldığı, aracın motorunda onarımla giderilmesi mümkün olmayan gizli ayıbın bulunduğunun tespit edildiği, eldeki davanın 28/02/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece verilen gerekçeli kararda, aracın gizli ayıplı olması sebebiyle, davalıların ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığına dair itirazlarının yerinde olmadığı ve araçtaki ayıbın onarıma rağmen giderilememesi nedeniyle davacının, aracın misli ile değiştirilmesi hakkını satıcı ile birlikte ithalatçıya karşı da ileri sürebileceği açıklanmış ise de, az yukarıda açıklanan yasa maddeleri ile gizli ayıplar yönünden de gerek ayıp ihbar süreleri, gerekse de zamanaşımı süreleri öngörülmüş iken, bu gerekçenin hangi yasal düzenlemeye dayandığı anlaşılamamıştır. Dosyada dava konusu araç için satış sırasında verilmiş garanti belgesi mevcut değildir. Davalı ... ... tarafından 29/01/2018 tarihinde aracın motoru garanti kapsamında değiştirilmiş olduğundan, bu tarih itibariyle anılan davalı tarafından verilmiş bir garantinin mevcut olduğu, yine davacı ile imzalanan 24/07/2018 tarihli sözleşme ile garanti süresinin 2 yıl daha uzatıldığı anlaşılmakta ise de, ilk anda verilen ve uzatılan garanti sözleşmesinin neleri kapsadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Mahkemece söz konusu sözleşme hakkında da bir değerlendirme yapılmamıştır.Buna göre Mahkemece, öncelikle dava konusu araca ilişkin olarak, satış tarihinden itibaren kim tarafından, hangi süre ile ve hangi hususlarda garanti verildiği, bu garanti süresinin hangi tarihe kadar uzatıldığı ve uzatılmış garanti süresinden kimin ve hangi taleplere ilişkin olarak sorumlu olduğunun, davalı ... ... aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı konumunda olduğu ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği, satım sözleşmesinde ayıptan doğan talep hakları kendisine karşı ileri sürülemeyeceğinden, garanti sözleşmesi kapsamında aracın misli ile değiştirilmesi talebinin anılan davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğinin, davacının iddia ettiği ayıbın aracın motorunda mevcut olduğu ve bu hususta taraflara servis kaydından önce herhangi bir ihbarda bulunulmadığı gözetilerek, ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı ve TBK'nın 231. maddesinde yer alan zamanaşımı süresinin her bir davalı yönünden dava tarihi itibariyle geçip geçmediğinin tespit edilmesi, bu iki hususun değerlendirilmesi ve reddine karar verilmesi halinde ise, davalıların bilirkişi raporundaki teknik tespit ve değerlendirmelere yönelik itirazları değerlendirilip, gerekli olması halinde bilirkişiden ek rapor alınması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalıların istinaf başvurularının işaret edilen gerekçelerle ayrı ayrı kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih ve  2022/125 Esas ve 2023/790 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e8f08d810962459","SID":"a38eb2a5791eb5b1"}}