{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/833 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1177<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/03/2025<br>NUMARASI\t: 2023/214 E. - 2025/87 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>Tarafların İddia ve Savunmaları:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1960 yıllarından beri fiili olarak \"...\" esas unsurlu markasını ... sektöründe kullandığını, şirketin başta 98/004811 tescil numaralı \"... ...\" markası olmak üzere \"...\" esas unsurlu birçok markasının 41. sınıfta tescil edildiğini, ... öğretim sektöründe aktif olarak kullanılan müvekkili markasının bu alanda ciddi tanınmışlık statüsünde olduğunu,  davalıların ise http://www.....com alan adlı internet sitesinde \"...\" ib+aresini kullanımının, \"...Merkezi San ve Tic. Ltd. Şti.\" unvanını kullanımının ve \"... ... KURUMLARI\" ibaresini tescil ettirmek üzere marka tescil başvurusunda bulunmasının müvekkillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalıların bu sayade haksız kazanç elde ettiklerini, davalı şirketin sahipleri olan davalı şahısların müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, bu durumun da kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, İstanbul Anadolu 2.FSHHM'nin 2016/12 D.İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitinde de söz konusu tecavüzün tespit edildiğini, bu sebeplerle marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL itibar tazminatının avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, www.....com internet sitesine erşimin engellenmesine ve içeriği ile birlikte yayından kaldırılmasına, hükmün masrafı davalıdan alınmak suretiyle tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Islah dilkeçesinde ize maddi tazminat talebini 4.123,57 TL ye çıkardıklarını beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu markanın ... ... A.Ş.'ne ait olduğunu, önce o şirket tüm halkın malı olan \"...\" kelimesinin davacının markasına kesinlikle bir tecavüz oluşturmadığını, davacının markasının \"... ...\", müvekkilinin markasının ise \"... ... MERKEZİ\" olduğunu, müvekkili markasının davacı markası ile hiç bir bağlantı içinde yer almadığını, markalar arasında ayniyet ve benzerlik de bulunmadığını, esas unsuru \"...\" olan binlerce marka bulunduğunu, bu markaların bir kısmının davacı şirketin marka tescilinden daha önceki tarihlerde üçüncü kişiler tarafından tescil edildiğini belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemenin 16/07/2019 tarih, 2017/429 E. 2019/213 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada; \"Ülkemizde şehir, bölge ve maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak bulunmamakta olup, davacı ... Şirketi'nin markalarının esas unsurunun \"...\"  olduğu, ayrıca tanımlayıcı ve tamamlayıcı sözcükler ile şekil unsurlarının da yer alacak şekilde tescil edildikleri, davalının \"... ... MERKEZİ\" şeklindeki  marka kullanımında da, “...” ibaresinin markanın esas unsurlarından biri olup, \"...\" ibaresinin, markayı davacının markasından ayırt etmeyi sağlamaya yeterli olduğu, \"...\" ibaresi İstanbul'da iyi bilinen bir semtin adı olması nedeniyle tek başına bir kimseye marka olarak verilemeyeceği, faaliyet alanı, sektörel adlar ya da ayırt edici ibareyi bir bütün olarak markasal algı yaratacak ilaveler eklenmesi halinde 556 sayılı KHK'nın 7/1-c hükmündeki tescil engelinin aşılabileceği, somut olayda da davalının kullandığı \"... ... MERKEZİ\" nden ibaret işaretin bir bütün olarak  markasal ayırt ediciliğe sahip olduğu, tarafların markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığı, davacının markalarının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, davalı şirket ortaklarının markaların sahibi olmayan davacı ... ... Kurumları A.Ş.'nin eski çalışanları olmalarının tek başına kötü niyetli olduklarını kanıtlamaya yeterli olmadığı, \"...\" ibaresini içeren pek çok markanın daha tescilli olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında \"...\" ibaresini kullanmasının da tescilli ticaret unvanı olması nedeniyle davacının marka haklarına tecavüz oluşturmayacağı, ayrıca yargılama sırasında davalıya ait iki adet \"...\" ibaresini içeren markanın tescil edildiği, \"...\" ibaresinin tek başına bir kişinin tekeline verilmesi mümkün olmayacağından davalı şirketin ticaret unvanının terkini koşullarının da mevcut olmadığı, davalının internet alan adında kullandığı \" ...\" ibaresinin de davacının markalarına tecavüz teşkil etmediği, bu nedenle alan adının iptaline de karar verilemeyeceği\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dairemiz 2020/1586 Esas ve 2023/989 K. Sayılı kararı ile yapılan incelemede; \"Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının yeterli incelemeye dayalı denetime elverişli  olmadığı, davacı vekilince raporlara itiraz edildiği, raporların itirazları tam olarak karşılar mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında taraf markalarının aynı hizmet sınıfında kullanıldığı, davacı markalarının tanınmış olmadığı ve ... ibaresinin coğrafi yer adı olduğu tespit edilmişse de; davacı markalarının tescil başvuru tarihleri gözetilerek sunulan deliller kapsamında kullanımla ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı, davalıların davacı şirketin eski çalışanları olup olmadığı, markanın somut olayın özelliklerine göre kötüniyetli olarak tescil edilip edilmediğinin ve davalı tarafın kullanımının bulunduğu hizmet sınıfı gözetilmek suretiyle ... ibareli kullanımlarının davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediğinin değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği\" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece  Mahkemesince; Taraf markaları ve markaların kullanımları dikkate alınarak yapılan incelemede; kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında alınan raporlarda da açıklandığı üzere davacı markalarının asli unsurunun ... ibaresi olduğu, davalı markasının asli unsurunun ... ibaresi  olduğu, davalı markasındaki ... ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediği ile taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağı, davalıların kurduğu şirketin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalıların davacı şirkette çalışırken kendi adlarına İSTANBUL ... ... MERKEZİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasını kurdukları davalıların davacı firmada 4-6 sene arasında çalışmış olduğu, davacı tarafın marka sicil inceleme kısmında verilen ... asli unsurlu markalarının başvurusunun yapıldığı 2014 tarihinde de davacı firma da çalışmaya devam ettikleri, bu bağlamda davacı firmanın markalarından haberdar olmama gibi bir hususun hayatın olağan aşışı içerisinde olamayacağı, kaldı ki davacı firmanın aynı zamanda ... öğretim sektöründe ... MERKEZİ, KÜLTÜR  MERKEZİ, DANIŞMANLIK gibi hizmetleri verirken, davalıların bu hizmetler kapsamında sunulan, kitap, test, defter vb. tanıtım unsurları üzerindeki ... ibaresinden haberdar oldukları, her ne kadar davalıların ... ibaresini markaların asli unsurundan ziyade tali unsuru olarak kullandığı, ticaret unvanında da İSTANBUL ... şeklinde tali unsur olarak kullandığı, davalı kullanımlarındaki ... ... +ŞEKİL VE ÖZEL ...+ŞEKİL ibareleri ve http://www.....com şeklindeki kullanımın ve şekil unsurlarının davacı markalarındaki ... şeklindeki kullanımdan ve   davacı tarafın markasal ... şeklindeki marklarındaki asli unsur olan yer belirten kullanımından  farklılaştığı, anadolu ... şeklindeki kullanımda ... ibaresinin semt belirtir ifade olarak algılanamayacağı, tanımlama hali olan tamamlama eki olarak kullanıldığının çok açık olduğu, bu şekildeki kullanımda fetheden anlamının yoğunluk kazanacağı, yer belirten halin anlaşılmayacağı dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği kabul edilerek marka hakkına tecavüz şartlarının ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup,  istinaf dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirket ... ... Kurumları A.Ş.'nin eski çalışanları olup aralarında işçilik alacaklarına dair davaların da mevcut olduğunu, davanın en başından beri dava konusu 2015/82171 numaralı ... ... merkezi ibaresi kullanan davalıların müvekkili şirketin eski çalışanı olduğu, hatta kurdukları şirketin müvekkili şirkette eski çalıştıkları şubeyle aynı sokakta olduğu, zaten dava dosyasındaki değişik iş dosyasında yapılan keşifte de şirketin konumunun belli olduğunun tekrar edildiğini ancak markaya bizzat etki edecek bu haksız rekabet fiilinin dikkate alınmadığını, davalılıarn amacının müvekkili şirketi zarara uğratmak olduğunu, müvekkilinin yanında halen çalışırken aynı isimli şirketi müvekkili şirketi ile aynı sokakta açarak müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanmayı ve haksız kazanç sağlamayı amaçladıklarını, işbu dava açıldığında davalıların işbu ticari unvanlarını dayandırdıkları bir tescilli markaları dahi bulunmadığını, davalıların yalnızca müvekkiline zarar verme amacıyla bu eylemde bulunduklarını, işbu davranışın müvekkili şirket ile aralarında imzalanan İşyeri Disiplin Yönetmeliği ve İşyeri Personel İş Yönetmeliği'nin haksız rekabet yasağını düzenleyen maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, ancak davalıların rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, şirket yetkililerinden ... ... tarafından müvekkili şirkete ikame edilen işçilik alacaklarına dair dosyada davalının kıdem tazminatının, davlaının müvekkili şirkette çalışmaya devam ederken şirket kurması sebebiyle reddedildiğini, davalının kötü niyetinin mahkemece görüldüğünü ve kıdem tazminatının reddine karar verildiğini, davalara ait www.....com internet sitesine bkaıldığındad müvekkili şirket eski çalışanlarına ait fotoğrafların görüleceğini, 2015 yılında kurulmuş olmalarına rağmen hakkında kısmında 2008 yılından bu yana faaliyet sürdürdüklerini beyan ettiklerini, müvekkili şirkette çalışırken tanıdıkları öğrenci ve velileri kendi yanlarına çekme amaçlı hareket ettiklerini, Yargıtay emsal kararları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin markalarına kendi emekleri ile ayırt edicilik kazandırdığını, davalının şirket ismi ile müvekkili markasına iltibas oluşturduğunu, karşı taraf adına usul ve yasaya aykırı surette tescil başvurusu yapılan ... esas unsurlu markanın müvekkili şirket markaları ile aynı/benzer hizmetlerde kullanıldığını, müvekkili şirketin tescilli markalarının 41. Sınıfta yer alan emtialar ile itiraza konu markanın tescil edilmek istendiği 41. Sınıfın aynı olduğunu, müvekkili şirketin ... markasını ... sektöründe 46 yıldır fiili ve 98 yılından beri tescilli olarak kullandığını, 1969 yılında İstanbul'un ... semtinde tek şubeli bir dershane olarak eğitime başladığını, ... markası ve türevlerinin müvekkili adına tescilli olduğunu, bu markayı gören ve duyan tüketicilerin aklına ilk gelen markanın müvekkili şirketin markası olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:<br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile aynı sokakta herhangi bir ... kurumu bulunmadığını, davacı şirketin söz konusu sokaktaki dershanesini kapatıp \"... Bilimleri Temel Lisesi\" adı altında lise yaptığını, davacıya ait aynı sokaktaki söz konusu lisenin adının içerisinde ... kelimesinin dahi geçmediğini, müvekkillerinin ise aynı sokakta \"... ... Merkezi\" adı altında \"orta okul öğrencilerine\" etüt merkezi olarak hizmet verdiğini, öğrenci kitlesinin dahi farklı olduğunu, davacının disiplin yönetmeliğine göre davacının şirketten ayrıldıktan sonra 2 yıl süreyle aynı iş kolunda başka bir işte çalışmayacağının kararlaştırıldığını iddia etmekte olup bu iddianın davaları ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, disiplin yönetmeliğindeki veya iş sözleşmesindeki böyle bir hükmün geçersiz olacağı bir tarafa söz konusu iddianın başka bir dava konusu olabileceğini, bu davanın konusu olmadığını, müvekkillerinin bir işte çalışırken şirket çalışanlarının aynı iş alanında şirket açmalarını engelleyen yasal bir kısıtlama olmadığını, müvekkili şirketin kuruluş tarihinin 28/05/2015 olduğunu ancak bahsedildiği gibi ... ...'un 07.07.2015, ... ...’un 07.07.2015, ...’in 13.07.2015 tarihlerinde işten ayrıldıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkillerinin davacı şirkette çalışırken 1 Haziran 2015 tarihinde resmi yıllık izinlerine çıktıklarının davacı firma yıllık izin defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağını, işten ayrılma sebep ve tarihlerinin ayrı bir dava konusu olduğunu, ihbarlar yapılıp işten ayrıldıktan sonra şirketin fiili olarak çalışmaya başladığının şirketin faaliyet belgesiyle sabit olduğunu, müvekkillerine ait markanın asli unsurun \"Anadolu\" ibaresi, davacı tarafın markasına ait asli unsurun ise \"...\" ibaresi olduğunu, bunun yanında ... merkezi, kültür merkezi, danışmanlık ve etüt merkezi ibarelerinin tali ve tanımlayıcı ibareler olduğunu, bu yönüyle müvekkilleri markası ile davacı tarafın arasında hiçbir görsel veya işitsel benzerlik olmadığını, tüm bu hususların bilirkişi raporlarında da tespit edildiğini, ülkemizde şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanınamayacağını, kötüniyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markalarının aynı veya benzerinin davalılar tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanılması ile  marka hakkına  tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. Mahkemece; 16/07/2019 tarih,  2017/429 E. - 2019/213 K. Sayılı  karar ile \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiş, istinaf üzerine dairemizin 2020/1586 Esas-2023/989 Karar sayılı kararı ile \"  Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının yeterli incelemeye dayalı denetime elverişli  olmadığı, davacı vekilince raporlara itiraz edildiği, raporların itirazları tam olarak karşılar mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında taraf markalarının aynı hizmet sınıfında kullanıldığı, davacı markalarının tanınmış olmadığı ve ... ibaresinin coğrafi yer adı olduğu tespit edilmişse de; davacı markalarının tescil başvuru tarihleri gözetilerek sunulan deliller kapsamında kullanımla ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı, davalıların davacı şirketin eski çalışanları olup olmadığı, markanın somut olayın özelliklerine göre kötüniyetli olarak tescil edilip edilmediğinin ve davalı tarafın kullanımının bulunduğu hizmet sınıfı gözetilmek suretiyle ... ibareli kullanımlarının davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediğinin değerlendirilmediği \"  gerekçesi ile  HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş mahkemece yargılamaya devam olunmuştur. 24.04.1998 başvuru tarihli  193161 numaralı \"... ...\" markasının 27.04.1999 tarihinde, 41. Sınıfta (... öğretim hizmetleri) davacı adına tescil edildiği, bu tarihten sonra \"...\" ibaresi yer alan (... yayıncılık, ... ile çalışan kazanıyor, ... dersanesi hep birinci v.b) çok sayıda markanın davacı adına tescilli olduğu, son olarak   2014/... numaralı \"... ... MERKEZİ\" ibareli markanın  15.04.2016 tarihinde davacı  ...  şirketi adına tescil edildiği anlaşılmıştır.Dava tarihi itibariyle davalı adına tescilli marka olmadığı ,2015/82171 numaralı \"... ... KURUMLARI\" ibareli markanın 41.sınıfta kurum nezdinde başvurusunun olduğu, ancak itiraz üzerine iptal edildiği yargılama devamı sırasında  \"...+Şekil\" markasının ve \"ÖZEL ...+Şekil\" markasını 41. sınıfa tescil davalı adına tescil edildikleri  görülmektedir.   Ticaret Sicil kayıtlarına göre, davalı İstanbul ... ... Merkezi Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalılar ..., ... ... ve ... ...'un davalı şirketin ortakları olduğu görülmüştür.   Dairemiz kaldırma kararı öncesi dosyada mevcut ikisi  heyetten olmak üzere  alınan üç adet  bilirkişi raporunda özetle;  davacı markaları ile davalının marka kullanımlarının   aynı hizmet sınıfı kapsamında  olduğu, davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunmadığı,  davacı markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davalının marka kullanımında esas unsurun \"...\" ibaresi olduğu, \"...\"in İstanbul'da bir ilçe adı olduğu, coğrafi alan adlarının bir kimsenin tekeline bırakılamayacağı, başkaca unsurlar eklenmek suretiyle herkes tarafından markasal olarak kullanılabileceği, ... ibaresine ayırt edici başka unsurlar eklemek suretiyle markayı kullanmanın hukuka aykırı olarak nitelenemeyeceği, taraf markalarının bir bütün olarak benzer olmadığı,  davalı markasının davacı markasından farklı olması sonucu hizmet alıcıları tarafından farklı algılanacağı için marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği belirtilmiştir.Mahkemece  kaldırma kararı sonrasında alınan; 31.07.2024 tarihli Ek raporda; Davacı markasının asli unsurunun ... olduğu, davalı markasının asli unsurunun ... olduğu, davalı markasındaki ... ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediği, davalıların davacı firmada çalıştıkları, bu sebeple davalıların davacı markasından haberdar olmalarına rağmen ve davacı firma ile iş sözleşmelerinin sona ermesinden sonra, birçok marka seçme özgürlüğüne sahipken, ... ETÜT MERKEZİ şeklinde davacı markasını tali unsur olarak kullanmalarının, iyi niyetli karşılanamayacağı .\"  görüşü bildirilmiştir. 27.02.2025 tarihli 2. Ek  raporda; “Davacı adına yapılan marka sicil incelemelerinde, dava tarihi olan 24/10/2016 tarihine kadar yapılmış ve davaya konu Nice 41. Sınıf “... öğretim hizmetleri” kapsamında  2014 12101 tescil numaralı \"... ... MERKEZİ+ŞEKİL\" markasının, 2014 12480 tescil numaralı \"... KÜLTÜR MERKEZİ+ŞEKİL\" markasının,  2014 12926 tescil numaralı \"... DANIŞMANLIK +ŞEKİL\" markasının davacılar adına tescilli olduğu, bu bağlamda, marka sicilleri incelendiğinde, bu markalara ait tanınmışlık şerhine ulaşılamamış olup, dosya kapsamındaki delillerde de bu yönde verilmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönündeki iddiaların heyetce olumlu karşılanmadığı, davacı markasının asli unsurunun ... olduğu, davalı markasının asli unsurunun ... olduğu, davalı markasındaki ... ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın  marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediği ile taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağı, davalıların kurduğu şirketin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalıların davacı şirkette çalışırken kendi adlarına İSTANBUL ... ... MERKEZİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasını kurdukları davalıların davacı firmada 4-6 sene arasında çalışmış olduğu, davacı tarafın marka sicil inceleme kısmında verilen ... asli unsurlu markalarının başvurusunun yapıldığı 2014 tarihinde de davacı firma da çalışmaya devam ettikleri, bu bağlamda davacı firmanın markalarından haberdar olmama gibi bir hususun hayatın olağan aşışı içerisinde olamayacağı, kaldı ki davacı firmanın aynı zamanda ... öğretim sektöründe ... MERKEZİ, KÜLTÜR MERKEZİ, DANIŞMANLIK gibi hizmetleri verirken, davalıların bu hizmetler kapsamında sunulan, kitap, test, defter vb. tanıtım unsurları üzerindeki ... ibaresinden haberdar oldukları, her ne kadar ek raporda bu hususun hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu belirtilmiş ise de davalıların ... ibaresini markaların asli unsurundan ziyade tali unsuru olarak kullandığı, ticaret unvanında da İSTANBUL ... şeklinde tali unsur olarak kullandığı, T.C. İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/12 D.İş dosyası kapsamında alınan ve davalıların markasal kullanımlarını gösterir fotoğraflarda da tescilli markalarının ayırt edici karakterini zedelemediği görüldüğünden, ... ibaresini dikkat çekecek seviyede ve ön planda kullanmadıklarından, davalıların marka tescilinin kötü niyetle yapıldığına dair somut bir hususa rastlanmadığı\" görüşü bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre, tespit mahallinde tabelalarda davalının ... ... MERKEZİ ve İSTANBUL ... ... MERKEZİ markalarını kullanıldığı, davacıya ait  tescilli markalarındaki esas unsurun  ... ibaresi olduğu, 1998/ 193161 numaralı \"... ...\" markasının 27.04.1999 tarihinde, 41. Sınıfta (... öğretim hizmetleri) davacı adına tescil edildiği ve sürekli kullanıldığı, ... ibaresi coğrafi bir yer adı olmakla birlikte tek anlamının coğrafi yer adı olmadığı, bir sıfat olmasının yanında yaygın  şekilde bir erkek ismi olarak da kullanıldığı, davacının   \"... ile çalışan kazanıyor\" \"... sbs\" gibi markalarına bakıldığında ... ibaresinin bir coğrafi kaynak belirtir nitelikte olmadığının açık olduğu,  davacının ... esas unsurlu markalarının   1999 yılından itibaren çok sayıda ... esas unsurlu marka tescillerinin bulunduğu, ... ibaresinin  hizmeti tanımlayan tasvir eden bir anlamı  olmadığı dikkate alındığında 41. Sınıf hizmetler yönünden zayıf ibare olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki   davacı tarafından  markalarının   uzun süreli yoğun kullanımı suretiyle ayırt edicilik kazandığının kabulü gerekmiştir.  Davalı yanın  ... İSTANBUL ... şeklindeki kullanımlarında da ... ibaresinin esas unsur olduğu,  tescilsiz markaların başında kullanılan  ... ve İ....l ibarelerinin  markalara ayırt edicilik kazandırmadığı davalının coğrafi isimler olan bu eklerle  birlikte kullandığı  markalar ile  davacı markalarının esas unsurlar itibari ile ayniyet teşkil ettiği,davalının davacı markasının esas unsurunu oluşturan sözcük unsuruna ayırt edici bir ibare eklemeden markasını davacı markasından yeterince farklılaştırmadan aynen kullandığı dikkate alındığında, ,işaretlerin görsel işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri,  davalının davacı markalarının esas unsuru olan ... ibaresini aynı hizmet sınıfında , aynı bölgede  markasal kullanımının  ortalama tüketici nezdinde  hizmetin kaynağının bağlantılı olduğu , davacının seri markalarından biri olduğu algısını oluşturma ihtimali bulunduğu bu nedenlerle davalının sözü edilen markasal kullanımlarının iltibasa neden olacağı , 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. Maddelerine göre davacının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kanaatine varılmıştır. Haksız rekabet yönünden ise ; Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\" haksız rekabet hâllerinden biri olarak belirlenmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının, internet alan adının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Somut olayda , davalılara ait davalı şirketin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin diğer davalılarca davacı şirket nezdinde çalıştıkları dönemde kurulduğu    davalı yanın  markasal kullanımlarının karıştırılma tehlikesi yarattığı tespit edilmiş olup, davalının davacıya ait  markanın  esas unsurunu kendi ticari faaliyetinde aynen  kullanmalarının  ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı anlaşılmakla  aynı zamanda  haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Markanın  aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olup, seçilecek alan adının başkasının markası ile karışıklığa neden olacak şekilde belirlenmemesi gerekmektedir,  davalı tarafın ticari faaliyetinde kullandığı, www.....com  alan adının 2016 yılında alındığı , alan adında ve  içeriğinde ... markasının  41. Sınıfta ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığı  anlaşıldığın internet sitesine erişim engeli getirilmesi  gerektiği anlaşılmıştır. Davacı  dava dilekçesi ile 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL itibar tazminatının avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilkeçesi ile  maddi tazminatı   4.123,57 TL  olarak talep etmiştir. Dosyada mevcut  19.01.2018 tarihli raporda;  muhasip bilirkişi 556 sayılı KHK'nin 66/1-b maddesi kapsamında markaya tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden davacının 28.05.2015 ile 24.10.2016 tarihleri arasında  4.123,57 TL maddi tazminat talep edebileceği yönünde görüş bildirmiştir. Davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğu bu nedenle maddi tazminat talebinin yerinde olduğu yine somut olayın özelliğine göre ihlal oluşturan kullanım nedeniyle talep olunan manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu, buna karşın itibar zedeleyici bir kullanım söz konusu olmadığından itibar tazminatı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ticaret unvanı terkin talebi ayrı bir dava konusu olup, dava dilekçesinde netice talep olarak bu yönde bir talep bulunmadığı, ticaret unvanının terkini için açılmış bir dava bulunmadığı,  markaya tecavüzün meni refi talebi kapsamında unvan terkini kararı verilemeyeceği anlaşıldığından bu konuda değerlendirme yapılmamıştır. Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olmadığı  davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğı  sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/03/2025 tarih, 2023/214 E., 2025/87 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, Davalıların  \"... İSTANBUL ...\" markalarını 41. Sınıfta \"... öğretim  hizmetleri\" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, internet alan adında , ticaret unvanında  kullanmak suretiyle, davacıya ait 41. Sınıfta tescilli  \"...\" esas unsurlu markalarına  tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE, \"...\"  markasının davalının iş yeri tabelasında,  her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından, KALDIRILMASINA,  www.....com internet sitesine erişimin ENGELLENMESİNE , Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabeladan \"...\" ibaresinin üzeri kapatılarak tabeladan kaldırılmasına, ,  tanıtım evrakına EL KONULMASINA, tanıtım evrakının  karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMESİNE,  4.123,57 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın 24/10/2016  tarihinden itibaren işleyecek ticari avans  faiziyle birlikte davalılardan  alınarak davacıya verilmesine, Davacının itibar tazminatı talebinin REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti davası yönünden 615,40 TL, , maddi tazminat davası yönünden 615,40 ve manevi tazminat davası yönünden 615,40 TL olmak üzere 1.846,20 TL TL karar harcından peşin alınan 112,40 TL'nin mahsubu  ile 1.733,80  TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı, 58,40 peşin harç, 51,20 TL vekalet harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 666,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 9.805,20 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 7.353,90 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 50 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul edilmiş olması nedeniyle 12,50 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davalılara verilmesine,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan  4.123,57 TL  TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Davacı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Davalı vekiline reddedilen itibar tazminatı  davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara ödenmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 465,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.831,20 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 25/09/2025<br> MUHALEFET ŞERHİ:<br>Davacılar marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas,  2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken  mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacılara  en iyi giderim imkanı sağlayan KHK marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. <br><br>\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0faa8f42d0d65f95","SID":"2be787e3a124511e"}}