{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/959 <br>KARAR NO\t: 2025/1512<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 07.03.2022<br>NUMARASI\t: 2021/314 Esas - 2022/238<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tekel bayisi olan davacının, restoran işleten davalıya tekel ürünü sattığını, davacının keşide ettiği Bakırköy 22.Noterliğinin 04.09.2020 tarihli ihtarı ile 50.000 TL alacağın ödenmesinin istendiğini, ihtarın 01.10.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu,  takip talebinde sehven 47.423,44 TL asıl alacak bulunduğunun yazılmasına rağmen, gerçekte 50.420,44 TL fatura ve cari hesap borcu bulunduğunu, işlemiş faiz dahil toplam alacağın 57.171,08 TL olduğunu, davalının vergi dairesine bildirdiği BA formu ile mal tesliminin kanıtlandığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacının hesap hareketlerinde gözüken satışların ‘POS SATIŞ’’ ve ’PEŞİN SATIŞ’ açıklamalarıyla banka hesap kayıtlarında yer aldığı, dolayısıyla davacının alacağına ilişkin ek bir tespit yapılamadığı, kanaati ile rapor düzenlenmiş,Bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda taraflar arasında ticari alım-satım ilişkisinin doğrulandığı ,ba-bs formları ile  vergi dairesine bildirim yapıldığı  her iki tarafın defterlerinde de davacı alacağının rapor düzenlenme tarihinde  228.029,80 TL olarak kaydı yapıldığı davalının yaptığı bir kısım ödemeler mahsup edilmekle bakiye   50.420,44 TL  borç kaldığının ve bu tutar içeriğinin takibe konu edildiğinin  anlaşıldığı ancak davalı tarafın iş bu tutarı ödediği savında bulunduğu ,ödeme savına yönelik yapılan araştırma doğrultusunda ödemelerin ispatlanmadığı bu hali ile takip tarihinde davacının davalı taraftan   50.420,44 TL  alacaklı olduğu ancak takibe  asıl alacak 47.423,44 TL nin konu edildiği ,asıl alacak üzerinden işlemiş faiz hesabı usul ekonomisi ilkesi gereği resen yapılarak;Davacı taraf davalı tarafa , Bakırköy 22.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarname keşide etmiş 01.10.2020 tarihinde tebliğ alınan ihtarname doğrultusunda davalının 17.10.2020 tarihinde  temerrüde düştüğü görülmekle; 265,05-TL hesaplanarak (17.10.2020-02.11.2020 -  21.08.2015 tarihleri arasında 16  gün için 47.423,44 TL  x %12.75 / 365 x 16 = 265,05-TL) bu miktar üzerinden işlemiş faiz alacağı kabulü ile ;Davacının  asıl alacak 47.423,44 TL asıl alacak + 265,05 TL işlemiş faiz toplamı = 47.688,49 TL üzerinden alacaklı olduğunun...\"  gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Küçükçekmece 3. İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 47.423,44 TL asıl alacak  265,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamı 47.688,49 TL üzerinden iptali ile takibin devamına fazlaya ilişkin istemin reddine, 47.423,44 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline,  karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının arabuluculuk toplantılarına katılmaması nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A/11.maddesi uyarınca tüm yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gibi, davalı lehine vekalet ücreti de verilemeyeceğini, takip dosyasında asıl alacağın sehven 47.423,44 TL yazılmasına rağmın gerçekte 50.420,44 TL asıl alacak bulunduğunu ve faiziyle birlikte alacağın 57.171,08 TL'sına ulaştığını, davadan önce gönderilen ihtarda 50.000 TL alacak istendiğini ve bu miktara davalının itiraz etmediğini, alacağın daha yüksek olmasınına rağmen mahkemece davanın kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının tacir olmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu ve davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece delillerin hatalı değerlendirilerek karar verildiğini, takibe dayanak gösterilen 4 adet faturanın kapalı fatura olarak düzenlendiğini ve bu faturadan kaynaklı borcun ödendiğinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin defterlerinde de kapalı faturaların bedelinin kasa hesabından nakden ödendiğinin yazıldığını, bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, bilirkişi raporunda da bu durumun belirlenmesine rağmen mahkemece, raporun ve hukuki karinenin dikkate alınmadan karar verildiğini, satıcı ile alıcının borçlarını birlikte ifa ettiğini ve faturanın kapalı düzenlenmesinin de bu yasal karineye uygun olduğunu, tüm Yargıtay kararlarında bu durumda ispat yükünün satıcıda olduğunun kabul edildiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın  tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece 3.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 47.423,44 TL asıl alacak, 6.750,64 TL faiz olmak üzere toplam 54.174,08 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan araştırmada, davacı ve davalının bilanço esasına  göre defter tuttukları ve birinci sınıf tacir oldukları anlaşıldığından ticaret mahkemesince ticari dava niteliğinde olan uyumazlığın çözülmesi yerindedir.İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, takip talebinde istenmeyen bir alacağın bu davaya konu edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, alacağının takip talebi ile ödeme emrinde istenenden fazla veya farklı bir alacak olduğunun iddia edilerek, takibe konu olmayan bir alacak için veya takip miktarından fazla bir alacak için itirazın iptali davası açılamaz. Bu tür bir alacak şartlarının bulunması halinde ancak, alacak veya tazminat davasına konu edilebilir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Satım sözlemesinde kural olarak emtianın alıcıya/davalıya teslim edildiğini satıcı kanıtlamalıdır. Mahkemece yapılan incelemede, tarafların ticari defterlerinin satılan emtianın miktarı konusunda mutabık olduğu ve davacının satım konusu emtiayı davalıya teslim ettiği sabittir. Bu durumda, emtiayı teslim alın davalının satım bedelini ödediğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Satım sözleşmesinde kural olarak alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi esastır. Peşin satım karinesi gereğince, alıcı teslim anında mal bedelini de ödemiş sayılacaktır.İlk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesinde davacının satım için düzenlediği satım faturalarının kapalı fatura olarak düzenlendiği görülmektedir. Satım faturasının kapalı olarak düzenlenmiş olması TBK'nın 207. maddesindeki peşin satım karinesine uygun şekilde mal bedelinin peşin ödendiğini göstermektedir. Emtia bedelinin peşin ödenmediğinin ise satıcı/ davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bu davada ispat yükü davacıda olup, emtia bedelinin ödenmediğini davacı kanıtlamalıdır. Davalı vekili 23.06.2021 tarihli dilekçesinde, fatura bedellerinin kredi kartı ile tahsil edildiğini belirterek kapalı faturaya göre ve satımın peşin olduğuna ilişkin karineye uygun şekilde bir savunma ileri sürmüştür. Bu savunmada, bağlantılı birleşik ikrar bulunmamaktadır. HMK'nın 191. maddesinde diğer tarafın, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında  delil sunabileceği, karşı ispat faaliyeti için delil sunan tarafın, ispat yükünü üzerine almış sayılamayacağı, davalı vekilinin bu beyanının da karşı ispat faaliyeti içinde bir beyan olduğu ve ispat yükünün davalı tarafa geçmediği, bu nedenle davalının ödemeyi kredi kartıyla veya nakit olarak yaptığı konusunda bir kanıt sunmasının gerekmediği benimsenmelidir. Esasen bilirkişi raporundan da bir takım ödemelerin kredi kartıyla yapıldığının davacı defterinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece ispat yükü davacıda olmasına rağmen, somut bir gerekçe de göstermeksizin ek bilirkişi raporundaki, davacının hesap hareketlerinde görünen satışların ve kapalı fatura bedellerinin kredi kartı ile ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Dava dilekçesinin incelenmesinde, davacının yemin deliline de dayandığı görüldüğünden, ispat hukukuna ilişkin yukarıda belirtilen ilkeye göre inceleme yapılması ve gerekirse yemin delilinin de hatırlatılarak karar verilmesi gerekirken deliller toplanmadan, ispat yükü hatalı değerlendirilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle, davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvuru nedeni incelenmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 26.09.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80987b55d66b8d77","SID":"99756e39da6ac22a"}}