{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/2298 <br>KARAR NO\t: 2025/1779<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/11/2018<br>NUMARASI\t: 2016/1200 Esas -  2018/1194 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>  K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı otobüsün 22.06.2016 tarihinde seyri sırasında meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde yaralandığını, kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle trafikten çekildiğini ve trafik sigortası bulunmaması nedeniyle müvekkilinin zararından davalı Kurumun sorumlu olduğunu, trafikten men edilen aracın yeniden trafiğe çıkmasının davalı Kurumun sorumluluğunu kaldırmayacağını, davadan önce yapılan başvuruya rağmen davalı tarafça, aracın trafikten çekildiği gerekçesi ile ödeme yapılmadığını, trafikten men edilen aracın noterde satışının yapılamayacağını ancak dava konusu aracın, noter satışı yapıldıktan sonra dönerken kazanın meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile geçici iş göremezlik için 100,00-TL ve sürekli iş göremezlik için 100,00-TL olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 03.07.2017 tarihli dilekçe ile; davalı tarafça cevap dilekçesinde kazaya karışan aracın dava dışı  ...şirketi nezdinde kaza tarihi itibariyle sigorta poliçesi bulunduğunun savunulduğunu, aracın devredilmesi halinde de, devir tarihinden itibaren 15 gün süre ile poliçenin geçerli olacağını belirterek HMK'nın 124. madde hükmü gereğince davanın, ...şirketine yöneltilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta poliçesi bulunduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, aracın satılmış olması halinde sigortacıya bildirilmesi gerektiğini aksi halde aracın sigortalı sayıldığını, davanın aracın işleteni ve sürücüsüne ihbarı gerektiğini, aracın tescilsiz ve trafikten çekme belgeli olduğunu, trafik sigortası yaptırmak zorunda olmayan araçlar bakımından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, hatır taşıması nedeniyle hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, ticari faiz isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; kazaya karışan ve zorunlu trafik sigortası bulunmadığı iddia edilen ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi bulunduğu, 07/01/2016-07/01/2017 tarihlerini kapsayan poliçe örneğinin... AŞ. tarafından dosya kapsamına gönderildiği gerekçesi ile;\"Davacının davasının REDDİNE\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; yargılama aşamasında dava dışı ....şirketinin hatalı olarak bildirdiği cevabi yazı gereğince davanın reddine karar verildiği ancak cevabi yazıya binaen yaptıkları başvurunun sigorta şirketi tarafından poliçenin kaza tarihi itibariyle teminat sağlamadığı gerekçesi ile reddedildiği, kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle geçerli sigortasının bulunmadığı hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.(1)Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat  gösterme  yükümlülüğü  konusunda  “yabancılık”  ölçütü  esas alınmıştır. Buna  karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde   kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.Davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup, ilk derece mahkemesince davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, öncelikle davacının hukuki statüsünün ne aldığı, teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa  kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. (2)Kabule göre de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Tarafta iradi değişiklik\" başlıklı 124. maddesi \"Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.\" şeklinde düzenlenmiştir. İradi taraf değişikliği, mahkemeye yönelik tek taraflı usuli bir talep içeren ve kural olarak, karşı tarafın rızası ile hâkimin iznine ihtiyaç olmadan sonuç doğuran bir taraf usul işlemidir. HMK’nın 124/3. maddesi kapsamına giren hallere, dava dilekçesini hazırlayan davacı veya vekilinin hukuki veya fiili bir yanılgısı sonucu tarafın yanlış gösterilmesi, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin verdiği yanlış bilgiye dayalı olarak tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi veya temsilcide yanılma halleri girmektedir. İradi taraf değişikliğinin amacı usul ekonomisini gerçekleştirmektir. Yukarıdaki yasal düzenlemeyle 6100 sayılı HMK’nın 124/4. maddesi gereğince, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, 22.06.2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle kazaya karışan aracın trafik sigortası bulunmadığı iddiasıyla dava, ... Hesabına yöneltilmiş, yargılama aşamasında dava dışı ... Sigorta şirketinin cevabi yazı içeriğine göre, aracın adı geçen şirket nezdinde trafik sigortası bulunduğu iddiası ile davacı tarafça, 03.07.2017 tarihli dilekçe ile; HMK'nın 124. madde hükmü gereğince taraf değişikliği talebinde bulunularak davanın ... Sigorta şirketine yöneltilmesi talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece davacının iradi taraf değişikliği talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.(3) Bundan ayrı; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 21/1. maddesinde \"tescil edilen araçlar, tescil belgesi ve tescil plakası alınmadan karayollarına çıkarılamaz\" düzenlemesine; aynı Kanun'un 23/2. maddesinde ise \"araç tescil belgesini araçta bulundurmayan veya tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takan sürücülere 92 Türk Lirası idari para cezası verilir. Araç bilgileri doğrulanıncaya ve plaka uygun yere takılıncaya kadar araç trafikten men edilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.Diğer taraftan; ... Hesabı'na başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve ... Hesabı Yönetmelik'inin 9/1-b maddesi gereği, ... Hesabı'nın sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde bu sigortası yapılmamış olan bir aracın 3. kişinin zararına sebep olması gerekmektedir. Zorunlu olan trafik sigortasının yaptırılması bakımından da her şeyden önce, sigortası yapılacak aracın kanun kapsamında kalan tescilli bir araç olması gereklidir.Bu nedenle, eldeki davada, ... Hesabı'na trafik sigortasız aracın neden olduğu zarar iddiası ile husumet yöneltildiği, ... Hesabı'nın sorumluluğunun ancak ZMSS yaptırabilecek tescilli bir araç bulunması halinde sözkonusu olabileceği, davalıya husumet düşüp düşmediğinin doğru biçimde tespit edilmesinin gerekliliği ve bu hususun re'sen gözetileceği dikkate alınmalıdır.Davaya konu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağının incelenmesinde; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın trafikten çekili olduğunun belirtildiği, ancak ilk derece mahkemesince, aracın, kaza tarihi itibariyle trafikten çekilmiş olup olmadığı, çekilmiş ise hangi sebeple trafikten çekildiği hususunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı görülmüştür. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, kazaya karışan ... plaka sayılı araca ait trafik tescil dosyasının tamamının (aracın ilk tescil kaydından itibaren) ilgili merciden getirtilmesi ile aracın tescil kaydının silinip silinmediğinin, silinmiş ise silinme sebebinin ve yeniden tescilinin yapılıp yapılmadığının saptanması ile, davanın yöneltildiği ... Hesabının hukuki durumunun yukarıda açıklanan yasa ve mevzuat hükümleri kapsamında takdir ve tayini gerekirken anılan hususlar için yeterli araştırma yapılmadan ve bu hususlar karar yerinde tartışılmadan karar verilmesi isabetsizdir.Sonuç olarak ilk derece mahkemesince, yukarıda (1) numaralı maddede açıklanan dava koşulu üzerinde durulması, dava konuşulunun sağlanması durumunda 2 ve 3 numaralı maddede açıklanan hususlarda noksanlıklar giderilerek ve söz konusu maddedeki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükümleri gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapmak üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  / Gerekçe uyarınca,<br>1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2018 tarih ve 2016/1200 Esas 2018/1194 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davacıya  İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9cd96bab85beffe","SID":"98a17e3e0fd28de0"}}