{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1303 <br>KARAR NO\t: 2025/938<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/06/2021<br>NUMARASI\t: 2019/79 Esas, 2021/482 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 20/11/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>I. DAVA<br>Davacı vekili; davacı ile davalı şirketler arasında 09.07.2018 tarihli ve Ref. No: UKP-... sayılı sözleşme uyarınca İstanbul ili Ümraniye ilçesinde bulunan taşınmaz üzerinde inşa edilecek 3 blok 108 adet konuta ilişkin cephe kaplama işlerinin birim fiyat tarifleri, teknik şartname, mahal listesi ve projelere uygun şekilde yapılmasının kararlaştırıldığını, davacının sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirerek işi süresinde tamamladığını ve imalatların davalılarca teslim alındığını, buna rağmen taraflar arasında kesin hakediş bedeli konusunda uyuşmazlık çıktığını, davalılarca nefaset ve gecikme cezası düzenlendiğini ve bu hususun davacıya kabul ettirilmeye çalışıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili; taraflar arasında İstanbul ili Ümraniye ilçesi, Atatürk Mahallesi, ...pafta, ... ada, 12 parselde bulunan 3 blok ve 108 adet konutun yapımına ilişkin cephe kaplama işlerini kapsayan 09.07.2018 tarihli ve UKP-... referans numaralı sözleşmenin imzalandığını, işin süresinin yer teslimiyle başlayacak şekilde 150 takvim günü olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca alt yüklenicinin işi süresinde tamamlamaması hâlinde her bir gecikme günü için 1.500,00 TL tutarında kesin gecikme cezası ödemekle yükümlü olduğunu, 12.01.2018 tarihli ihtarname ile davacıya gecikmenin bildirildiğini, buna rağmen davacının işi geciktirmeyi sürdürdüğünü, sözleşmesel edimlerini gereği gibi ifa etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı alt yüklenici ile davalı ... ... arasında 09.07.2018 tarihli eser sözleşmesinin bulunduğu, işin sözleşme ve şartname hükümlerine uygun şekilde süresinde tamamlanmadığı ve 53 günlük gecikmenin oluştuğunun alınan bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, bu haliyle davalı ... tarafından 79.500 TL tutarındaki gecikme cezasının hakedişten kesilmesinin sözleşmeye uygun olduğu, buna karşılık hakedişten yapılan 30.000 TL tutarındaki nefaset kesintisine ilişkin davalı tarafından herhangi bir tutanak, ihtarname veya somut gerekçe sunulmadığından bu kesintinin yerinde olmadığı, davacıya iş sonrası yapılan 40.000 TL’lik ödemenin toplam alacaktan mahsup edilmesi gerektiği, bu suretle davacının dava tarihi itibarıyla 211.138,82 TL alacaklı olduğu, yapılan ödemenin mahsubu ile kalan 171.138,82 TL’nin davalı ...’tan tahsili gerektiği sonucuna varıldığı; diğer davalı ... ...’ın eser sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği bu davalı yönünden sorumluluk doğmayacağı; davacının 26.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 171.138,82 TL’ye yükselttiği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçeleriyle, davalı ... ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... ... yönünden ise davanın kabulü ile 10.000 TL’nin dava tarihinden, 161.138,82 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunda; davacının dava dilekçesi ile yalnızca hak edişin ödenmemesinden kaynaklandığını ileri sürdüğü maddi zararın tazminini talep ettiği, buna rağmen hak ediş alacağı yönünde bir talebi bulunmadığı hâlde bilirkişi ek raporunda taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde hak ediş hesabı yapıldığı, raporda davacının maddi zararını ispatlayamadığının ve temerrüt faizini aşan munzam zarara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmadığının açıkça belirtildiği, buna rağmen Yerel Mahkemece maddi zarar yönünden davanın reddi yerine hak ediş alacağı varmış gibi kabul kararı verildiği, HMK’nın 26. maddesi gereğince hâkimin taleple bağlı olduğu, talep dışına çıkamayacağı, davacının somut zararını kanıtlayamadığı gibi İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/126 D.İş sayılı tespit dosyasında davalı şirketin davacının kusurlu, eksik ve ayıplı imalatları nedeniyle KDV dâhil 275.648 TL zarara uğradığının belirlendiği, davacıya gönderilen ihtarnameler, ekspertiz raporları, malzeme listeleri ve faturaların ayıplı imalatı ve nefaset kesintisinin haklılığını ortaya koyduğu, buna rağmen bilirkişilerce bu deliller incelenmeden ve keşif yapılmadan nefaset kesintisinin hukuka aykırı kabul edildiği, davacının eksik ve ayıplı imalatlarının keşif ve bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerekirken talep dışı hak ediş hesabı yapılmasının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülerek, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz, hatalı ve çelişkili olduğu, taleple bağlılık ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin usul kurallarının ihlal edildiği, davacının zararını ispat edemediği, buna karşılık davalının zararının sabit olduğu gerekçeleriyle Yerel Mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.<br>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalılardan ... ... taşeron, diğer davalı ise asıl yüklenicidir. Dava; tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, taraflar arasında 09/07/2018 tarihli 3 blok 108 konut ... yapım işine ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanan hakediş bedeli alacağının tahsiline ilişkindir.Davacı yüklenici (alt taşeron), söz konusu sözleşme kapsamındaki işi eksiksiz şekilde tamamlayarak teslim ettiğini, ancak hakediş bedellerinin ödenmediğini, işin süresinden fazla uzamasının davalının yer teslimini geç yapmasından kaynaklandığını, nefaset ve gecikme cezaları kesilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek, hakediş alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı ... ... (taşeron) ise, söz konusu kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini,  davalı ... ... ise öncelikle husumet itirazı ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Uyuşmazlık; işin süresinden fazla uzamasında hangi tarafın kusurlu olduğu, işin nefaset kesintisini gerektirecek şekilde ayıplı olup,olmadığı ve davacının hak kazanabileceği bir hakediş alacağının bulunup bulunmadığı  hususlarında toplanmaktadır.Mahkemece keşif yapılmaksızın dosya üzerinden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, nefaset kesintisinin haklı olduğunun belgelendirilemediği gerekçesiyle, ıslah doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar mahkemece davacının hakediş alacağı belirlenirken, davalının mahsup itirazı kapsamında ileri sürdüğü nefaset kesintisi reddedilmiş ise de; dosyada mevcut delil tespiti raporu, sigorta için aldırılan alesta ekspertiz raporu ve davalı iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, işin nefaset kesintisini gerektirecek şekilde ayıplı yapılıp yapılmadığının tespitinin zorunlu olduğu, bu husus araştırılmaksızın keşif yapılmadan alınan bilirkişi raporuyla yetinilerek bu talep kalemi yönünden verilen ret kararının eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmakla, bu talep kalemi yönünden mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı ... ... ... Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... ... ... Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/06/2021 tarih, 2019/79 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ebe335baaffba98","SID":"b1bc0487af586a3e"}}