{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1125 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1201<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/05/2025<br>NUMARASI\t: 2025/6 Esas, 2025/504 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2019 yılında kurulduğunu ve ağırlıklı olarak araç alım satımı kiralama işi perakende ürünleri ile iştigal ettiğini, küresel salgın nedeniyle emtia maliyetlerinin yükseldiğini, maliyetlerin geçici yüksekliğinin ise daha fazla sermaye ihtiyacı duyulmasına neden olduğunu, daha fazla sermaye gerekliliğinin de kredi ihtiyacını artırdığını, dünya genelinde ve ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntı sonucunda, döviz kurlarının ve buna bağlı olarak kredi faizlerinin de yüksek olması nedeniyle müvekkilinin dahil olduğu  sektörde durağanlığa ve daralmaya neden olduğunu, pazarda yaşanan sıkıntı ve daralma nedeniyle müvekkilinin finansal dar boğaza düştüğünü, sınaı ve ticari süreçlerinin aksamaya başladığını, müvekkilinin nakdi sıkışıklık içine girdiğini, müvekkilinin ileri tarihli borçlarını ödeyebilmek için zamana ihtiyacı olduğunu, şirketin adi borçlarını ödemesi için konkordato tasdik karar tarihinden itibaren ödenmek üzere, konkordato ön projesindeki tekliflerinin bir vade konkordatosu  teklifi niteliğinde olduğu, borçların % 100'ünün  36 aylık sürede %24 ek faiz ödemesi ile ödenmesinin planlandığını, müvekkilinin borca batık durumda olmadığını belirterek konkordato tasdik talebinde bulunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  Şirket dosyasındaki verilerden, şirket merkezi toplantısından ve ziyaretinden elde edilen bilgiler ışığında şirketin faal olduğu, şirket kayıtlarına göre personel maaşlarının ödendiği, kamuya olan yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmediği, şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı, şirketin 30.11.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer Öz Kaynaklarının 6.088.287,82 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, 30.04.2025 tarihli rayiç değer bilançosunda ise şirketin rayiç değer Öz Kaynaklarının (-)32.173.513,78 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, borca batıklık bilançolarının hazırlanması esnasında yeni bir somut mali veriye rastlanmamış ve şirketinin aktifini pozitif yönde ve borca batıklığı değiştirecek biçimde yeni bir hususun da tespit edilmediği, bu bağlamda şirketin en son güncel mali verileri dikkate alınarak yapılan yeni hesaplamada davacı borçlu şirketin (-) 32.173.513,78 TL borca batık çıktığı, mevcut mali veriler ışığında şirketin projesinin gerçekçi inandırıcı ve uygulanabilir görülmediği, şahısların projesinin de kişisel taşınmazlarının satışına dayandığı ancak bu satış sonrası kalacak bakiye bedelin projenin gerçekleşmesine yeteceğine dair somut bir mali veri olmadığı, bu aşamada şirket ve şahısların projelerinin süreç içerisinde ticari faaliyetlerinin projenin gerçekleşmesine elverir koşulları taşımadığı, ciddi ve inandırıcı görülmediği,  açıklandığı üzere konkordato nihai projesinin başarıya ulaşmasının mümkün  olmadığı gerekçesi ile  konkordato talebinin reddine, ... ... Otopark Ve Kuyumculuk İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin  İİK'nun 177/4 Maddesi uyarınca  iflasına,  İflasın 06/05/2025 günü, saat 15:31 itibariyle açılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin kalp krizi nedeniyle duruşmaya katılamayacağını belirtmesine rağmen müvekkilinin mazereti yönünden herhangi bir karar verilmediğini, savunma hakkının açıkça ihlal edildiğini, ilk derece Mahkemesinin kalp krizi sorunu gerekçesiyle duruşmaya katılamayan müvekkillerinin dinlenmeden iflas kararı vermesinin açık bir usul hatası olduğunu, duruşmadan bir gün önce komiser raporunu sunup ve duruşmada taraflarına savunmada bulunmak üzere süre verilmek yerine duruşmada iflas kararı verilmesinin açıkça savunmak hakkının ihlali olduğunu, somut olayda müvekkili şirket yönünden iflas kararının hukuki dayanakları oluşmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konkordato sürecinde iyileşme olmamasının tek başına iflasa yeterli olmadığını, ilk derece Mahkemesi gerekçesine bakıldığında sadece komiser raporuna dayanarak şirketin konkordato sürecinde herhangi bir mali iyileşme göstermediği, borçlarını ödeme gücünü ispat edemediği ve faaliyet yürütmediği gerekçeleriyle iflas kararı verildiğini, komiser raporunun mahkemeye sunduğu tespitlerin tek başına karar verilmesine neden olamayacağını, bu nedenle borçlu dinlenmeden iflas kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesinin verdiği iflas kararının en son başvurulması gereken tedbir olması gerekirken salt komiser raporuna dayanılarak iflas kararı verilmesinin ölçülülük ve hakkaniyet kurullarına aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu  vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100  sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından; Mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacılar lehine  03/01/2025 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser atandığı, bilahare geçici mühletin 03/04/2025 tarihinden başlamak üzere 7 gün süre ile geçici mühlet kararının uzatıldığı, yine 09/04/2025 tarihinden başlamak üzere 1 ay süre ile geçici mühlet kararının uzatıldığı, 06/05/2025 tarihli duruşmada, davacıların konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddi ile davacı şirketin iflasına karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır. Komiser heyeti tarafından sunulan 02.05.2025  tarihli  raporda  raporda özetle;Konkordato geçici komiser heyeti olarak 2021, 2022, 2023 ve 2024 tarihli mali veriler kapsamında ve Şirket faaliyetlerinin gözlemlenmesi neticesinde; şirket dosyasındaki verilerden, şirket merkezi toplantısından ve ziyaretinden elde edilen bilgiler ışığında şirketin faal olduğu, şirket kayıtlarına göre personel maaşlarının ödendiği, kamuya olan yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmediği, şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı, şirketin 30.11.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer Öz Kaynaklarının (+) 6.088.287,82 TL olarak hesaplandığı ve BORCA BATIK OLMADIĞI, 30.04.2025 tarihli rayiç değer bilançosunda ise Şirket'in rayiç değer Öz Kaynaklarının (-) 32.173.513,78 TL olarak hesaplandığı ve BORCA BATIK OLDUĞU, borca batıklık bilançolarının hazırlanması esnasında yeni bir somut mali veriye rastlanmadığı ve şirketinin aktifini pozitif yönde ve borca batıklığı değiştirecek biçimde yeni bir hususun da tespit edilmediği, bu bağlamda şirketin en son güncel mali verileri dikkate alınarak yapılan yeni hesaplamada davacı borçlu şirket (-) 32.173.513,78 TL borca batık çıktığı, mevcut mali veriler ışığında şirketin projesinin gerçekçi inandırıcı ve uygulanabilir görülmediği, şahısların projesinin de kişisel taşınmazlarının satışına dayandığı ancak bu satış sonrası kalacak bakiye bedelin projenin gerçekleşmesine yeteceğine dair somut bir mali veri olmadığı, bu aşamada şirket ve şahısların projelerinin süreç içerisinde ticari faaliyetlerinin projenin gerçekleşmesine elverir koşulları taşımadığı, ciddi ve inandırıcı görülmediği belirtilmiştir.1-Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili ... ...'ın kalp krizi nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve ... ...'ın yanında refakatçi olarak bulunduğunu, bu durumun duruşma günü hem sözlü hem de yazılı olarak Mahkemeye beyan edildiğini, hastaneden alınan tıbbı raporun duruşma günü Mahkemeye ibraz edildiğini ve yaşanan olağanüstü durum sebebiyle müvekkillerinin  bir sonraki celse hazır edilmek üzere duruşmanın ertelenmesinin talep edildiğini, ilk derece Mahkemesince duruşma günü mazeret yönünden olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadan,   müvekkilleri dinlenmeden iflas kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Davacılar vekili 06.05.2025 tarihli Uyap üzerinden gönderdikleri dilekçe ile müvekkili ... ...'ın kalp krizi geçirmesi sebebiyle duruşmada hazır bulunamayacağı, bu nedenle konkordato geçici mühlet gereği ek bir ay süre verilmesini talep etmiştir.İlk derece Mahkemesince 06/05/2025 tarihli duruşmada, davacı şirket yetkililerine tebligat yapıldığı, imza sirkülerinden her iki davacı gerçek kişinin şirket yetkilisi oldukları, hazır olmadıkları, şirket yetkililerinden ... ...'ın mazeret sunduğu, belgelendirmediği belirtilmiştir.İİK'nın 292. maddesi kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması halini düzenlemektedir. Maddenin son fıkrası; \"Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.\" hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 287/5 fıkrası gereği anılan hüküm geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanır.Yargıtay HGK'nın 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 15. HD'nin 2021/490 Esas, 2021/752 Karar sayılı kararında; İcra ve İflas Kanunu’nun 292/son maddesi hükmünün emredici nitelikte olduğu, bu hüküm uyarınca konkordato talep eden hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda, konkordato talep eden borçlunun duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerektiği, bu hususun istinaf sebebi yapılmasa dahi resen gözetilmesi gerektiği  belirtilmiştir. Somut olayda,  davacı şirket yetkililerinin yargılama sırasında usulüne uygun olarak mahkemeye çağrıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde her ne kadar mazeret dilekçesi hakkında  olumlu ve olumsuz bir karar verilmeden ve şirket yetkilileri dinlenmeden iflas karar verildiğini ileri sürülmüş ise de, davacı şirket yetkilisinin sağlık durumuna ilişkin sunulan belgelerde  koroner anjiyografi için istem tarihinin 28.04.2025 tarihi,  rapor tarihinin ise 30/04/2025 tarihi olduğunun görüldüğü,  davacı şirket yetkilisinin duruşma günü itibariyle hastanede yatarak tedavi gördüğüne,  diğer şirket yetkilisinin de yine duruşma tarihi itibariyle   refakatçi olarak hastanede olduğuna dair bir belgenin dosya kapsamına sunulmadığı anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece İİK 292/ son maddesi kapsamında  kanunun amir hükmünün yerine getirildiği anlaşılmış, davacıların istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2-Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, duruşmadan bir gün önce komiserin raporunu sunduğunu, duruşmada taraflarına savunmada bulunmak üzere süre verilmek yerine duruşmada iflas kararı verilmesinin savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dosya kapsamı incelendiğinde, geçici Komiser Heyeti raporunun 02/05/2025 tarihinde uyap üzerinden sunulduğu, 05.05.2025 tarihinde de dosyaya aktarıldığı anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesince, karar tarihli duruşmada geçici komiser heyeti raporunun sunulduğu zapta yazılmıştır.   Konkordato talep eden vekillinin karar tarihli duruşmada, bir kısım beyanlarda bulunduğu ancak rapora karşı beyanda bulunmak üzere herhangi bir süre talebinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile konkordato talep eden vekilince taraflarına süre verilmeden karar verildiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.3-Konkordato talep edenler vekili; müvekkili şirket yönünden iflas kararının hukuki dayanağı bulunmadığını,  salt komiser raporuna dayanılarak iflas kararı verilmesinin ölçülülük ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali \"konkordatonun başarı şansı\" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Bu durumlardan biri de aynı maddenin b bendinde; konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali olarak düzenlenmiştir. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.Somut davada, davacı şirketin en önemli borç ödeme kaynağı olarak,  ticari faaliyetlerden elde edecek kar ile dönem başı nakit ve hazır değerler gelirini göstermiştir.   Komiser raporunda, şirketin ilk madde ve malzeme kalemindeki tutarın fiilen mevcut olmayan fiktif kalem olduğunu, bu tutarın rayiç değer bilançosundan çıkartılmasıyla şirketin borca batık hale geldiği,  2025 yılı içerisinde hiç bir ticari faaliyeti olmayan şirketin, iş konusu gereği her ne kadar dönemsel durgunluk kaynaklı hareketsiz bir süreci yaşamış olsa da, ileride olası bir kar halindeki kazancının işletmenin projesindeki öngörülerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı,  mevcut mali veriler ışığında şirketin projesinin gerçekçi inandırıcı ve uygulanabilir görülmediği, şahısların projesinin de kişisel taşınmazlarının satışına dayandığı ancak bu satış sonrası kalacak bakiye bedelin projenin gerçekleşmesine yeteceğine dair somut bir mali veri olmadığı, bu aşamada şirket ve şahısların projelerinin süreç içerisinde ticari faaliyetlerinin projenin gerçekleşmesine elverir koşulları taşımadığının belirtilerek borca batıklık bilançolarının hazırlanması esnasında yeni bir somut mali veriye rastlanmadığı ve şirketinin aktifini pozitif yönde ve borca batıklığı değiştirecek biçimde yeni bir hususun da tespit edilmediği, bu bağlamda şirketin en son güncel mali verileri dikkate alınarak yapılan yeni hesaplamada davacı borçlu şirketin (-) 32.173.513,78 TL borca batık olduğunun tespit edildiği,  bu hali ile  konkordatonun başarıya ulaşma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı gerçek kişilerin konkordato projesinin şirketin konkordato projesinin başarısına bağlanıp, kendine özgü konkordato projesi bulunmadığı, davacı şirketin de faaliyetlerinin olumlu ilerlemediği gözetildiğinde Mahkemece davacıların kesin mühlet talebinin reddedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna göre Mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı ve davacı şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve davacın şirketin iflasına karar verilmesinden isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/6 Esas,  2025/504 Karar sayılı ve 06/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından ayrı ayrı yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025<br>\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d27e35bfacd4d60f","SID":"f27ad4fbac4c947e"}}