{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   17. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t              : 2025/913 <br>KARAR NO\t              : 2025/1679<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/03/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/32 Esas - 2020/202 Karar<br><br>DAVACI\t: ...  -...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: ... SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL            MÜDÜRLÜĞÜ <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t               : 18/11/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 18/11/2025<br><br>.... Asliye Ticaret  Mahkemesinin 13/03/2020  tarih ve 2016/32 Esas - 2020/202 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Müvekkilinin iş yeri işletmecisi olarak davalı kurumun su abonesi olduğunu, iş yerini kiracı olarak çalıştırdığını, ... tarafından sağlanan su kullanımı çerçevesinde müvekkilinin aylık su kullanım tutarının ortalama 500 ile 600 metreküp civarında iken zamanla bu tutarın arttığını, 1507 ile 4454 metreküp civarında sayaç sonuçlarının gösterildiğini, bu sonuçlar neticesinde 26/06/2015 tarihli faturanın metreküp kullanımları farklı gösterilmek suretiyle hayatın olağan akışına göre aykırı fahiş değerlerde kullanım gösterilerek fatura bedellerinin çok yüksek meblağlara çıkartılarak müvekkilinin haksız bir şekilde yüksek meblağların borçlusu konumuna getirildiğini, müvekkilinin talebi üzerine ... tarafından Temmuz 2015 döneminde yapılan kontrolde sayacın bozuk olduğu ve değişmesi gerektiğinin ... tarafından tutulan tutanakla belgelendiğini, sayacın 13/07/2015 tarihindeki değişiminden sonraki dönemlerde yapılan kontrollerde fahiş derecede su kullanım tutarlarının düştüğü, hayatın olağan akışına uygun olacak şekilde 150 ila 400 metreküplük kullanım aralığına düşerek, müvekkilinin yüksek gelen fatura bedellerinden sorumluluğunun olmadığını açıkça gösterdiğini belirterek, müvekkilinin ... tarafından düzenlenen faturaların borçlusu olmadığının tespitini, davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava konusu borç sebebiyle suyu kesilen müvekkiline suyun tekrar bağlanmasını istemiştir. <br>CEVAP : Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Öncelikle görevsizlik itirazında bulunarak görevli mahkemenin Tüketici mahkemeleri olduğunu, davacının abonelik sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davayı açtığını, davacının 3 yıldan fazla bir süredir müvekkili idarenin su abonesi olup abonelik ilişkisinin kurulmasından 3 yılı aşkın bir süre sonra tahakkuk hatası olduğu iddiası ile faturalara itiraz etmesinin hayatın olağan akışına ters olmakla birlikte menfi tespit davası yönünden bu davanın süresinde de açılmadığını, davacının davayı açmakta herhangi bir hukuki yararının ve iyi niyetinin bulunmadığının açık olduğunu, davacı abonenin itiraza konu faturalarda herhangi bir tahakkuk hatasının söz konusu olmayıp ödenmesi gerektiğini, davacının 22/01/2016 tarihinde yani dava tarihi olan 18/01/2016 tarihinden 4 gün sonra müvekkili kuruma müracaat ederek 2015/6. Dönem borcu da dahil olmak üzere tüm borçlarını taksitlendirerek ödeyeceğini, ödemediği takdirde borcunun muaccel hale geleceğini, kurumun yasal takip yapmasını kabul ettiğini, bu borçları ile ilgili olarak dava açmayacağını ve açmış olduğu davalardan vazgeçtiğini kabul ve taahhüt ettiğini, davanın davacı tarafça kötü niyetle ve kurumun alacağını sürümcemede bırakılması amacıyla açıldığını, burada idarenin bir mağduriyetinin söz konusu olduğunu, davacının haksız olduğu bir durumda haklıymış gibi kendini hukuki sorumluluktan kurtarmaya çalışmasının ne hukuk ne de adalet mantığı ile örtüşmeyeceğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla görev itirazının kabulü ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini, aksi halde davanın kötü niyetli olarak açılması nedeniyle reddini, davacının iyi niyetli olmaması sebebiyle alacağın asgari %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece\"....  Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi sonucunda;  davacının iş yeri işletmecisi olarak davalı kurumun su abonesi olduğu belirtilerek, 26/06/2015 tarihli faturanın metreküp kullanımları farklı gösterilmek suretiyle hayatın olağan akışına göre aykırı fahiş değerlerde kullanım gösterilerek, fatura bedellerinin çok yüksek meblağlara çıkartılarak müvekkilinin haksız bir şekilde yüksek meblağların borçlusu konumuna getirildiği, müvekkilinin talebi üzerine ... tarafından Temmuz 2015 döneminde yapılan kontrolde sayacın bozuk olduğu ve değişmesi gerektiğinin ... tarafından tutulan tutanakla belgelendiği, sayacın 13/07/2015 tarihindeki değişiminden sonraki dönemlerde yapılan kontrollerde fahiş derecede su kullanım tutarlarının düştüğü, müvekkilinin yüksek gelen fatura bedellerinden sorumluluğunun olmadığından  ... tarafından düzenlenen faturaların borçlusu olmadığının tespiti için dava açılmış olup, yeterli görülerek hükme esas alınan bilirkişi Makine Mühendisi ... tarafından düzenlenen 10/09/2018 tarihli rapor ile; dava konusu fazla su tüketimi yaptığı iddia edilen sayaçta sayacı arızalı veya fazla su tüketimine ait somut bir delil veya belge tespit edilmediği, davacının dava değeri 21.899,00 TL yi ...'ye ( faiz ve ferileri hariç) borçlu olacağı kanaatinin hasıl olduğu, faiz ve de su bedelinin harcandığı 2014 yılı ücret tarifesi ile ( 31/12/2014 tarihine kadar bedellerin tarifleri geçerli) ödeme talebinin hukuksal konu olup mahkemenin takdirinde olduğu, dosyada 1 ile 7 taksit tahsildar makbuzu olunduğu ödenen taksit tutarının 13.056,87 TL ödeme yapılmış olduğu, ... Belediyesi vergi barışı borç dökümü toplamı 18 taksit olup borç toplamının 33.569,82 TL görüldüğü bu işlemlere göre ... nin davacı taraftan 33.569,82 - 13.056,87 TL ödenen = 20.512,95 TL olacağı belirtildiği, mahkememize yazı cevabı ile teslim edilen sayaç üzerinde inceleme yapılarak mahkememiz dosyası içine sunulan tutanaklarda değerlendirilerek sayacın arızalı olup olmadığı konusunda rapor alınması için dosyanın tevdi edildiği Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/01/2020 tarihli rapordan anlaşıldığı üzere, davacıya ait iş yerindeki  su sayacının bütün mekanik ölçüm göstergelerinin çalıştığı, sayacın içinden geçen suyun gerçek miktarı ile sayacın gösterdiği değerin aynı olduğu, yaptığı bütün ölçümlerde akıtılan su hacmini, su sayacının doğru ölçtüğü, dolayısıyla su sayacının sağlam ve doğru ölçtüğü belirtildiği, alınan bu rapor kapsamında davacının iş yerindeki su saatinin arızalı olmayıp, ölçümlerinin doğru olması nedeniyle davacının 26/06/2015 tarihli 21.899,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davalıya borcunun 20.512,95 TL olduğu anlaşıldığından, 1.386,05 TL alacak yönünden borçlu olmadığının kabulü gerektiğinden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 26/06/2015 tarihli 21.899,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davalıya borcunun 20.512,95 TL olduğu anlaşıldığından, 1.386,05 TL alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmekle birlikte ihtiyati tedbirin uygulanmadığı anlaşıldığından ve koşulları oluşmadığından davalı vekilinin koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, borçlu hakkında takip yapılmadığından, bu nedenle haksız ve kötü niyetli takipten bahsedilemeyeceğinden ve koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİNE <br>Davacının 26/06/2015 tarihli 21.899,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davalıya borcunun 20.512,95 TL olduğu anlaşıldığından, 1.386,05 TL alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, <br>Fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>Mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmekle birlikte ihtiyati tedbirin uygulanmadığı anlaşıldığından ve koşulları oluşmadığından davalı vekilinin koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, <br>Borçlu hakkında takip yapılmadığından, bu nedenle haksız ve kötü niyetli takipten bahsedilemeyeceğinden ve koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,  ...\" karar verilmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:  Davacı, gerçek kişi olup abonelik sözleşmesi ve diğer bilgi ve belgeler kendi adına düzenlenmiş ve imzalandığını, işyeri tüzel kişiliği adına tesis edilen herhangi bir abonelik söz konusu olmadığını,  davacı bir tüketici (Gerçek kişi ) olup somut uyuşmazlığın ve delillerin tartışılması gereken yerin Tüketici Mahkemesi olduğunu, davacı , abonelik sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten çok sonra işbu davayı açma gereği duyduğunu,  davacı ile Müvekkili İdare arasında imzalanan Abonelik sözleşmesinin niteliği özel hukuk ilişkisine ve tarafların karşılıklı rızai iradesine dayanmakta ve davacı da bu sözleşmenin tüm şartlarını daha başlangıçta kabul ettiğini, davacı  3 yıldan fazla  bir süredir Müvekkil İdarenin su abonesi olup abonelik ilişkisinin kurulmasından 3 yılı aşkın bir süre sonra tahakkuk hatası olduğu iddiası ile faturalara itiraz etmesi hayatın olağan akışına ters olduğunu, Menfi tespit davası yönünden bu dava süresinde de açılmadığını,  müvekkili İdarenin ... nolu abonesi olan davacı,19674 – 24128 m3 ler arası 4454 m3 olarak tahakkuk eden 2015/6.dönem faturası üzerine idaremize müracaat ederek sayacının kontrolünü istediğini, 07.07.2015 tarih ve ... sayılı dilekçeye  istinaden abonenin ... seri numaralı ... marka sayacı 10.07.2015 tarihinde 24235 m3 te sökülerek yerine ... seri numaralı Klepsan marka su sayacı takıldığını, itiraza konu ... seri numaralı sayaç , ... Sayaç Ayar Şefliği’ne gönderilmiş olup Sayaç Ayar Şefliği’nin 28.07.2015 tarihli raporunda sayacın 24235 m3 te doğru çalıştığının rapor edildiğini,  abonenin yüzüne karşı , sayacının doğru çalıştığı için söz konusu 2015/6.dönem faturasının ödenmesi gerektiğinin  ifade edildiğini, davacının   bununla da yetinmeyip yeni takılan ... seri numaralı sayacından geçen su miktarına da 31.08.2015 tarihli dilekçe ile itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesine istinaden 29.09.2015 tarihinde tesisat kontrol ekibi tarafından yerinde yapılan kontrolde sayacın sağlam ve endeksin 624 m3 te olduğu  ve  söz konusu işyerinin 12 ay boyunca faal olarak işletilen balık lokantası olduğu tespit edildiğini, abone ... , 02.10.2015 tarihinde İdareye gelerek söz konusu sarfiyatları kabul ettiğini ancak 2015/6.dönemine ait 4454 m3 lük sarfiyatın 21.08.2014 ile 26.06.2015 tarihleri arasını kapsadığını ve  2014 yılındaki ücret tarifesinin daha düşük (31.12.2014 tarihine kadar beldelerin tarifeleri geçerli idi ) olduğundan bahisle 2014 yılında kullandığı miktarın 2014 tarifesinden hesaplanması talebiyle 02.10.2015 tarih ve 181665 sayılı dilekçeyi sunuğunu,  davacı abonenin itiraza konu faturalarında herhangi bir tahakkuk hatası söz konusu olmayıp ödenmesi gerektiğini, abonenin yeni sayacı üzerinden endeks dökümü incelendiğinde ortalama tüketiminin , özellikle yaz aylarında çok yüksek  olduğu görüldüğünü  itiraza konu 10 aylık dönem için 4454 m3 lük su kullanımı normal görünmediğini, davacı  borcunu kabul ederek , davasından feragat etmesi nedeniyle davanın reddedilmesine ve borçlunun iyi niyetli olmaması sebebiyle asgari % 20 kötü niyet tazminatını da idaremiz lehine ödemesine  mahkum edilmesine karar verilmesi  gerektiğini,  davacının  davayı açmakta herhangi bir hukuki yararının ve iyi niyetinin bulunmadığını,  davaya  konu sayacın doğru çalıştığı şeklinde rapor verildiğinden ve Tarifeler Yönetmeliğinin 41/1. Maddesinde sayaçların kayıt ettiği miktar abone tarafından kullanılmış sayılır denildiğinden, sayacın doğru ölçüm yaptığı bir tahakkukun ortalamasının alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan ortalama hesap, sayacın bozuk olduğu ve doğru ölçüm yapmadığı durumlarda yapılan bir uygulama olup, doğru ölçüm yapan bir sayacın ortalamasının alınmasının doğru olmayacağı ve kurumumuzu zarara uğratacak örneklere teşkil edeceğini,  davacının iddialarını kabul etmediklerini beyanla, mahkeme tarafından eksik inceleme ile usul ve yasalara aykırı verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan borçtan borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek  yapılmıştır.<br>Davacı vekilince, davalı  tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen su faturasına konu borçtan borçlu olmadığının tespiti istemi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/32 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 13/03/2020 Tarih, 2016/32 Esas ve 2020/202 Karar sayılı karar ile \"davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 26/06/2015 tarihli 21.899,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davalıya borcunun 20.512,95 TL olduğu anlaşıldığından, 1.386,05 TL alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde İstinaf kanun yoluna müracaat edilerek kararın kaldırılması isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.<br>HMK'nın 346. maddesine göre istinaf dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar. <br>Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.\tHMK'nın 346. maddesi hükmüne göre kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilmemiş ise 01/06/1990 tarih, 1989/3 Esas -1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması sonucu aynı Kanun'un 352. maddesi kapsamında yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.<br>02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 41. maddesiyle değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinde 3.000,00TL'yi geçmeyen hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Yine aynı yasanın 44. maddesiyle 6100 sayılı HMK'na getirilen ek madde gereğince bu miktara yeniden değerlendirme oranı uygulandığında kesinlik sınırının 2020 yılında 5.390,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.<br>04.06.2025 yürürlük tarihli 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik HMK’nın Ek 1/2. maddesi ile hükmün verildiği tarih ibaresinin, davanın açıldığı tarih olarak değiştirildiği, HMK’nın 448. maddesine göre ise değişen kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı, ilk derece  mahkemesi tarafından hüküm kurulmakla usul işleminin tamamlandığı, bu nedenle 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlarda kesinlik miktarın tespiti için karar tarihi; anılan tarihten sonra verilen kararlarda ise dava tarihinde talep edilen miktara göre kesinlik tespit edilecektir.<br>Buna göre; karar tarihi olan 13/03/2020 itibariyle kesinlik sınırı 5.390,00 TL olup davacının dava dilekçesinde dava değerini  toplam 21.899,00 TL olarak gösterdiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, karar tarihi olan 2020 yılı itibariyle mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne (1.386,05 TL) yönelik kararın alacak miktarı dikkate alındığında, davalı yönünden istinaf sınırının altında kaldığı ve kararın davalı yönünden kesin nitelikte olduğu, gerekçeli kararda sehven istinaf kanun yolunun açık olduğunun gösterilmesinin kesin olan karar hakkında taraflara istinaf yoluna başvurma hakkı sağlamayacağı anlaşılmıştır.<br>Bu yasal düzenlemeler karşısında ilk derece mahkemesince verilen karar kesinlik sınırı içerisinde olmakla; istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince  usulden reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;      <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun (kararın kesin olması nedeniyle) HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden REDDİNE, <br>2-Peşin alınan 615,40 TL İstinaf maktu karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, <br> 4-Kararın tebliği, harç vb. işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 359/4 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine;<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 18/11/2025\t\t<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0c4ea3ff625a6ad","SID":"76dd3518e67d4dd5"}}