{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İZMİR<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2024/609<br>KARAR NO\t: 2025/415<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ: 26/01/2012<br>KARAR TARİHİ: 13/05/2025<br>Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;<br>İDDİA                     ;<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalının, kooperatif üyesi olduğunu ve üyelik aidatlarını yatırmaması üzerine hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/4395 sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP                     ;<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davacıya takipte belirtildiği gibi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca müvekkili tarafından yapılan sigorta giderlerinin, şerefiye bedellerinin aidat borcundan düşülmesi gerektiğini, yine müvekkilinin kooperatifin avukatlığını yaptığı dönemde baktığı işler ile ilgili olarak avukatlık ücretlerinin aidat borçlarından düşülmesi gerektiğini, istenen gecikme zam ve faizinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine ve müvekkili yararına inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLER              ;<br>Kooperatif kayıtları, icra dosyası, bilirkişi raporu.<br>GEREKÇE              ;<br>Dava; İİK’nın 67. maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.<br>İcra dosyası incelendiğinde; davacı kooperatifin, davalı aleyhine başlatmış olduğu ilamsız takipte 13.850,00-TL’si asıl alacak, 17.255,00-TL’si kooperatif genel kurul kararı gereği aylık % 10 gecikme faizi, 1.194,13-TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.399,13-TL alacağın tahsilinin istendiği, süresinde itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür.<br>Mahkememizin ... Esas ve...Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; “Davacının, davasının kısmen kabulüne; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/4295 sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 13.750,00 TL asıl alacak, 1.194,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.944,63 TL üzerinden devamına, Fazla istemin reddine,   Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Borçlunun itirazında haksız olduğu anlaşıldığından İİK’nın 67. maddesi gereğince istek de  nazara alınarak hükmolunan alacak olan 14.944,63 TL’nin itiraz tarihi itibari ile % 40 olarak hesaplanan 5.977,86 TL  inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz yoluna başvurması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; “...6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiğinin öngörüldüğü, aynı Kanun'un 298. maddesinde gerekçeli kararın kapsamı ve yazım şeklinin düzenlendiği, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmamasının gerektiği, mahkemece gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmasının yukarıda maddeleri yazılı usul hükümlerine aykırılık oluşturduğu” gerekçesiyle bozulmuş ve dava dosyası mahkememize tevzi edilerek yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır. <br>Taraf teşkili sağlandıktan sonra usul ve yasaya uygun olan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.  Bozma kararı öncesinde davacı kooperatifin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. <br>Kooperatifler konusunda uzman bilirkişi ... 18/05/2012 tarihli raporunda özetle; davacı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunu, dosyada vekalet ücreti ile ilgili herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, makbuz sunulmadığını, şerefiye tablosunun ise sunulmadığını, sigorta bedelleri ile ilgili ödeme iddiası konusunda da herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığını; yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davalının takip tarihi itibariyle 9.500,00 TL asıl alacak aidat borcunun bulunduğunu, genel kurulda alınan aylık % 10 gecikme zammı ile ilgili olarak genel işlem şartlarına aykırılığın düşünülmesi halinde yasal faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada istenebilecek gecikme faizinin 782,58 TL olduğunu, aksi durumda aylık % 10 üzerinden yapılan hesaplamada 10.435,00 TL gecikme faizinin oluştuğunu bildirmiştir.  <br>Aynı bilirkişi 12/03/2013 tarihli ek raporunda ise özetle; 2009/Şubat ayındaki borç bakiyesi de (6.900,00 TL) dahil edilecek olursa 2009/Mart – 2011/Mart aylarını kapsayan dönemde ödenmesi gereken aidatlarla (14.000,00 TL) birlikte parasal yükümlülüklerin tutarının 20.900,00 TL’ye yükseleceğini; buna karşılık davalı tarafından 7.150,00 TL ödeme yapıldığını; bu şekilde davalının 13.750,00 TL aidat borcunun oluştuğunu; 3.820,00 TL tutarındaki şerefiye alacağının mahsup edilmesi halinde davalının borcunun 9.930,00 TL’ye düşeceğini, gecikme faizi olarak genel kurulca belirlenen faiz oranı (aylık % 10) esas alındığında 21.620,50 TL, yasal faiz oranı (yıllık % 9) esas alındığında ise 1.621,60 TL istenebileceğini bildirmiştir. <br>Mahkememizce; “Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin örnek 10/03/2008 tarihli...Esas ve... Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi kooperatif ile üyesi arasındaki ilişkinin ticari iş olmaması ve genel kurulda alınan gecikme faiz oranlarının yasal faizin çok üstünde olması durumunun BK’nın 9 ve 20. madde hükümleri karşısında geçersiz olduğu düşünülerek istenen gecikme faizi ve bu nitelikteki gecikme cezası yönünden bilirkişinin yasal faiz üzerinden yaptığı hesaplamanın hukukun genel ilkelerine, BK’nın faiz ile ilgili son düzenlemelerine uygun olduğunun düşünüldüğü, özetlenen bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibari ile istenebilecek 9.500,00-TL asıl alacağın bulunduğu ve bir önceki paragrafta belirtilen gerekçelere göre de istenebilecek gecikme zammı adı altındaki gecikme faizinin bilirkişi tarafından yasal faiz üzerinden hesaplanan 782,58 TL olduğu, buna göre toplam 10.282,00 TL alacak üzerinden itirazın iptalinin gerektiği, bu rakama göre İİK’nın 67. maddesi gereğince hükmolunacak inkar tazminat miktarının ise 4.113,04 TL olduğunun belirlendiği, davalının takas mahsup iddiası ile ilgili olarak alacağını ispatlayamadığı, dolayısıyla takas şartlarının gerçekleşmediği” gerekçesiyle; “1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; a) İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu itirazının 9.500,00-TL asıl alacak, 782,58-TL işlemiş faiz toplamı 10.282,58-TL için iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, b)Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, c)Borçlunun itirazında haksız olduğu anlaşıldığından İİK’nın 67. maddesi gereğince istek de nazara alınarak hükmolunan alacak olan 10.282,58-TL’nin itiraz tarihi itibariyle % 40’ı oranında hesaplanan 4.113,04- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davalının şartlar oluşmadığından icra inkar talebinin reddine, takas talebinin şartlar oluşmadığından talebin reddine” ilişkin 22/05/2014 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı karar verilmiştir. 18/05/2012 tarihli rapor karara dayanak tutulmuştur.<br>Verilen bu karar taraf vekillerince temyiz edilmekle Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 19/01/2016 tarihli,  ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.<br>Daire’nin bozma kararında; <br>“1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; mahkemece karar verildikten sonra temyiz aşamasında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanunu'nun 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesinin “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “(1.fıkra) Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. (2.fıkra) Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz Türk Borçlar Kanunu'nun 120. maddede düzenlenen temerrüt faizidir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır.  3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'un 2/1. maddesi gereğince bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak faiz oranını belirlerken, yukarıdaki belirtilen 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır. Davacının takip konusu alacak kalemlerine uygulaması gereken azami faiz oranı TBK'nın 120/2. maddesine düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olup, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının % 100 fazlasını aşamayacaktır. <br>Somut olayda, davalı kooperatif genel kurullarında ödemelerde gecikme halinde aylık % 10 faiz uygulanacağının kararlaştırılmış olduğu fakat mahkemece, işlemiş faiz miktarını yasal faize göre hesap eden bilirkişi raporuna itibar edilerek, işleyecek faiz oranı da yasal faiz olarak kabul edilmiştir.<br>Bu durumda, mahkemece, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren anılan yasal düzenleme bu açıklamalar çerçevesinde somut olay bakımından değerlendirilerek, işlemiş ve işleyecek gecikme faizi oranı ve işlemiş faiz miktarı bakımından gerektiğinde bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle işlemiş faiz miktarının yasal faiz üzerinden hesaplayan bilirkişi raporu esas alınması ve takibin devamına karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi doğru olmamıştır.<br> 3-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı tarafın takas savunması her ne kadar takasa konu alacağı ispat edilemediği gerekçesiyle reddedilmiş ise de, dosya kapsamından davalı kooperatifin 21/06/2009 tarihli genel kurulunda şerefiye alacaklarının belirlenmesi ile ilgili komisyon kurulmasına karar verildiği ve davalı kooperatifçe dosyaya sunulan inşaat mühendisi Yılmaz Ersoy imzalı şerefiye tablosunun davalı kooperatifin 30/06/2010 tarihli genel kurulunda görüşülerek onaylandığı anlaşılmaktadır. Davalının davacı kooperatiften vekalet ücreti alacağı bulunduğu iddiasıyla alacağının tahsili için başlattığını belirttiği Selçuk İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takip dosyası ve bu takip dosyasındaki alacaklara dayanak Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyaları ve davalının davacı kooperatif adına yaptığını iddia ettiği ve numaralarını da belirttiği poliçeler celp edilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulmuştur.<br>Bu durumda mahkemece, davalının takas savunması ile ilgili tüm delilleri toplanıp, takip tarihi itibariyle davacı kooperatiften şerefiye alacağı, vekalet ücreti alacağı ve kooperatif lehine yaptığını iddia ettiği sigorta ödemesinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak uygun sonuç dairesinde takas savunması ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davalının bu talebinin reddi doğru olmamıştır.<br>4-Davacı kooperatif temsilcileri olan ... ve ... işbu davayı davacı THSS Selçuk Konut Yapı Kooperatifi'ni temsilen açmış olmalarına rağmen gerekçeli karar başlığında davacı olarak kooperatifin gösterilmeyip,  kooperatifi temsilen dava açan yöneticilerinin gösterilmesi de doğru olmamıştır.” denmiştir.<br>Karar düzeltme isteği aynı Daire’nin 29/05/2019 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 19/01/2016 tarihli,  ... Esas ve ...Karar sayılı bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.<br>Dava dışı Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi’ne yazılan yazıya verilen cevapta;... ve... numaralı poliçelerin ve poliçe bedellerinin ödenmesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı bildirilmiştir. Bir diğer cevapta da;... ve ... numaralı poliçelerin teklife ait olduğu, mevcut düzenlenen bir poliçe ve bu poliçelere ilişkin ödeme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.<br>Bilirkişi ... 15/01/2021 tarihli ek raporunda özetle; davalının 3.820,00 TL şerefiye alacağının bulunduğunu, ortaklık borçlarından mahsup edildiği takdirde, davalıdan istenebilecek asıl alacak miktarının 9.500,00 TL – 3.820,00 TL = 5.680,00 TL’ye düşeceğini; şerefiye alacağı mahsup edildikten sonra kalan aylık borç bakiyelerine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120/2. maddesindeki sınırlamaya riayet edilerek yıllık % 18 / aylık % 1,5 üzerinden gecikme faizi tahakkuk ettirilerek, takip tarihi itibariyle istenebilecek faiz miktarının 1.077,45 TL olarak hesaplandığını; davalı ...’un, Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası nedeniyle 375,00 TL alacaklı olduğunun kabul edilmesi halinde davacı kooperatifin isteyebileceği anapara alacağının 5.680,00 TL – 375,00 TL = 5.305,00 TL’ye; gecikme faizi alacağının 1.077,45 TL – 137,82 TL =  939,63 TL’ye düşeceğini bildirmiştir.   <br>Davalı taraf, davacıdan olan vekalet ücreti alacak kalemleri olarak; 1-Kooperatife verdiği düzenli danışmanlık ücretini; 2-... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasını; 3-İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı dosyasını; 4-İzmir ....İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı dosyasını; ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/603 sayılı dosyasını göstermiştir.<br>...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının SS Selçuk Doğa Konut Yapı Kooperatifi, davalılarının ...olduğu, dava tarihinin 28/02/2005 olduğu, davanın ortaklığın giderilmesi davası olduğu, davada davacı kooperatifin vekili olarak ...’un gözüktüğü, davada 21/07/2015 tarihli karar ile ve “…davacı ve davalı arasındaki müşterek mülkiyet hususuna son verilmiş olduğu, bu haliyle davanın konusuz kaldığı, davacının davayı açmakta haklı olduğu” gerekçesiyle “Dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına” şeklinde karar verildiği, aynı kararda davacı kooperatif yararına 375,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği görülmüştür.<br>Selçuk İcra Müdürlüğü’nün 2011/603 sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., takip borçlusunun davacı kooperatif olduğu, takibin ilamsız takip olduğu, takip tarihinin 21/04/2011 olduğu, takipte 24.260,00 TL’si asıl alacak ve 5.188,92 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.448,92 TL’nin tahsilinin istendiği, takibin dayanağı olarak AAÜT’ye göre kooperatif vekilliğinden doğan vekalet alacağının gösterildiği, ödeme emrinin tebliğ üzerine borçlu kooperatifin 05/05/2011 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, 1 yıl süre ile takip edilmeyen dosyanın icra müdürlüğünün 07/11/2013 tarihli kararı uyarınca takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı görülmüştür.<br>İzmir... İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının Avea İletişim Hiz. A.Ş., takip borçlusunun ... olduğu, takipte faiz ve fer’ileri ile birlikte toplam 357,94 TL’nin tahsilinin istendiği, takibin dayanağı olarak faturaların gösterildiği görülmüştür.<br><br>İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı (yeni hali ile 2012/11401 sayılı) dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının Akbank T.A.Ş., takip borçlusunun Yener Aksu olduğu, takipte faiz ve fer’ileri ile birlikte toplam 238,49 TL’nin tahsilinin istendiği, takibin dayanağı olarak kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin gösterildiği görülmüştür.<br>Davacı vekili; davalının müvekkilden vekalet alacağı olduğuna ilişkin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi kendisini maaşlı vekil atadıkları konusunda da herhangi bir kararın bulunmadığını, sadece dosyaya sunduğu bir vekaletnameye dayalı olarak böyle bir savunma ileri sürdüğünü, şerefiyeye ilişkin olarak hiç kimse lehine alınmış bir karar ve ödenmiş bir paranın olmadığını, sigorta şirketinin ise davalının kendisinin sahip olduğu ya da ortağı olduğu bir sigorta şirketi olduğunu, dolayısıyla kooperatif lehine yapmış olduğu bir sigorta ödemesinin bulunmadığını, kooperatifin davalıdan kooperatife sigorta yaptırması yönünde bir başvurusu ya da isteğinin bulunmadığını belirtmiştir.<br>Hesap uzmanı bilirkişi...11/05/2021 tarihli ek raporunda özetle; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 (yenileme 2012/11401) sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde; alacaklının... T.A.Ş., borçlunun ...olduğunu, davanın tarafları ile ilgisinin olmadığını, davalının, bu takip dosyasına istinaden davacıdan alacağının olmayacağı kanısına varıldığını; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde; alacaklının ... İletişim Hizmetleri A.Ş., borçlunun... olduğunu, davanın tarafları ile ilgisinin olmadığını, davalının, bu takip dosyasına istinaden davacıdan alacağının olmayacağı kanısına varıldığını; davacı SS. ... Konut Yapı Kooperatifi vekili Av. ... tarafından davalılar... ve ... hakkında ...Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada; mahkemenin 21/07/2005 tarihli kararı ve... Karar sayılı kararı ile “dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına 375,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine” karar verildiğini, taraflar arasında düzenlenen yazılı avukatlık ücret sözleşmesinin dava dosyası kapsamında görülemediğini, bu sebeple, davalının davacıdan isteyebileceği vekalet ücretinin belirlenmesinde Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde yer alan “taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” hükmünün uygulanması gerekeceği kanısına varıldığını; AAÜT’ye ve yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre; ortaklığın giderilmesi davası, konusu para ile ölçülemeyen dava olduğundan davalının bu dava için davacıdan isteyebileceği vekalet ücretinin 375,00-TL olacağı ve bu alacağın karar tarihi itibari ile muaccel hale geleceği kanısına varıldığını; davalı tarafından davacı hakkında Selçuk İcra Müdürlüğü’nün 2011/603 sayılı dosyası ile 21/04/2011 tarihinde yapılan icra takibinde; 02/05/2006-02/02/2011 tarihleri arasındaki (58) aylık dönem için AAÜT’ye göre belirlenen vekalet ücretinden kaynaklanan 24.260,00-TL asıl alacak ile 5.188,92-TL işlemiş faiz alacağının tahsilinin istendiğini, davalı tarafın “alacaklı ile aylık maaş ödenecek şekilde yapılmış bir ücret sözleşmesi olmadığını; alacaklıya aylık maaş ödenecek şekilde vekil atamak konusunda ne genel kurulda ne de yönetim kurulunda alınmış karar olmadığını, davacıya sadece 2004 yılında kooperatifin hissesi olduğu taşınmaz için vekalet verildiğini; bu dava için davacıya 2004 yılında 1.450,00-TL vekalet ücreti ödendiğini” beyan ederek borca itirazda bulunduğunu, dava dosyası kapsamında; davalının, davacıya danışmanlık hizmeti verdiği ve bu konuda davacı tarafından davalıya aylık ödeme yapılacağı hususunda herhangi bir delil görülemediğinden; davalının, bu konuda davacıdan alacağının olmayacağı kanısına varıldığını; davalı vekili tarafından, dava dosyasına fotokopisi sunulan Ankara Sigorta şirketine ait sigorta poliçelerinde belirtilen poliçe prim bedellerinin 1.155,78 TL olduğunu; 30/06/2010 tarihli genel kurulda “Şerefiye için ek 1’de yer alan tablo genel kurula sunuldu. 1 red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildi.” kararının verildiğini; inşaat mühendisi ... tarafından hazırlanan şerefiye bedeli tablosundan davalıya ödenecek olan şerefiye bedelinin 3.820,00-TL olduğunun anlaşıldığını; davacı tarafından hazırlanan çizelgede davalının, davacıya yapmış olduğu ödemelerin asıl borçtan mahsup edildiği anlaşıldığından bu konuda davacının kabulü ile bağlı kalınarak yapılan hesaplamada; davalının takip tarihi itibari ile davacıya olan asıl borcunun 8.579,32-TL olacağını; işlemiş gecikme tazminatı alacağının 3.635,78-TL olacağının hesaplandığını, (şerefiye bedeli, diğer üyelerden toplanacak şerefiye bedellerinden ödenecekse de; davalının, şerefiye bedelinin karara bağlandığı tarihte davacıya borcu olduğundan davalıya ait şerefiye bedelinin karar tarihi itibari ile borcundan mahsup edildiğini) bildirmiştir.<br>Davacı vekili 18/06/2021 tarihli dilekçesi ile; davalının kooperatif hissesini tüm hak ve borçları ile birlikte ... adlı kişiye devrettiğini bildirmiş, dilekçesi ekinde devir  sözleşmesi örneğini sunmuştur.<br>Selçuk Noterliği’nin 14/07/2021 tarihli 4916 yevmiye numaralı kooperatif hisse devri sözleşmesi incelendiğinde; devir eden ...’un üyesi olduğu davalı Tasfiye Halinde SS Doğa Konut Yapı Kooperatifi’ndeki hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifi ile birlikte devir alan ... isimli kişiye 240.000,00 TL devir bedeli ile devrettiği görülmüştür.<br>Mahkememizin... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının Tasfiye Halinde ... Konut Yapı Kooperatifi olduğu, dava tarihinin 02/11/2020 olduğu, davada davacı vekilinin dava dilekçesi ile birlikte “davacı ...’ın, davalı kooperatifin ortaklarından olan, (kooperatifin inşa ettiği İzmir ili,... ilçesi Tavşantepe mevkiinde bulunan tapunun 19 M 3 pafta, 3530 ada 7 sayı... parsel üzerindeki zemin kat 1 numaralı meskene isabet eden kooperatif hissesinin sahibi olan) 03/03/1976  doğumlu ... isimli kişiye ait kooperatif hissesini ... Noterliği’nin 14/07/2020 tarihli ve 4867 yevmiye numaralı kooperatif hisse devri sözleşmesi ile devraldığının, davalı kooperatif tarafından ‘devir sözleşmesi gönderildiği taktirde, kooperatif ana sözleşmesi uyarınca üyeliğe kabul edilmenizde bir engel bulunmadığı anlaşılması halinde, devir eden üyenin üyelikten kaynaklanan kooperatife olan tüm aidat borcu ve üyeler arasındaki eşitlik ilkesi gereğince gecikmeden kaynaklanan gecikme tazminatı ile varsa açılmış dava ve takip masraflarının ve vekalet ücreti dahil tüm borçlarının ana sözleşme uyarınca borçların ödenmesi halinde üye kaydının yapılabileceği’ hususunun bildirildiğini... kooperatif hissesini devreden ortak ...'un borcunun mevcut olup olmadığının adli yargı aşamasında olduğunu, buna karşın ...’un, yerel mahkeme tarafından karar verildiği anda mahkeme kararında yazan borcunu ödediğini, ...'un borcunun kalmadığını, yerel mahkeme tarafından bu karardan başkaca bir borç kararı bulunursa bu borcun da o anda müvekkili veya ... tarafından ödeneceğini, en azından bu borcun mahkemelik olmasının davalının müvekkilinin ortaklığına izin vermemesini gerektirmeyeceğini, davalı kooperatifin, müvekkili ...'ın kooperatif üyeliğini devir almasını kabul etmemesinin ve kendisini üyelik defterine kaydetmemesinin yasaya aykırılık oluşturduğunu” ileri sürerek, “davacı ...’ın davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine ve bu tespitin kooperatif kayıtlarına düzeltilerek işlenmesine” karar verilmesini istediği, davanın derdest olduğu görülmüştür.<br>Devreden davalı ...’un, üyesi olduğu davalı kooperatifteki hissesinin tamamını ... Noterliği’nin 14/07/2021 tarihli 4916 yevmiye numaralı kooperatif hisse devri sözleşmesi ile ... isimli kişiye devretmesi, devir sözleşmesinde “bundan sonra tüm sorumluluk ve ödemelerin devir alana ait olduğunun” kararlaştırılmış olması, buna karşılık devir alan ... tarafından söz konusu hisse devri dayanak tutulmak suretiyle davalı kooperatif hakkında mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında “davalı kooperatif üyeliğinin tespiti” istemiyle dava açılmış bulunması ve davanın derdest olması karşısında; 1163 sayılı KK’nın 14/2 maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi ve davamızın konusu borçtan devreden davalının mı yoksa devralan ...’ın mı sorumlu tutulacağı, diğer bir anlatımla dava konusu borcun ...’a devredilmiş olduğundan söz edilip edilemeyeceği noktasında; ...’ın davalı kooperatif üyeliğine kabul edilip edilmeyeceği önem taşıdığından, ... Esas sayılı dava dosyasında verilecek karara göre dava konusu borçtan kimin sorumlu olacağı belirleneceğinden; eldeki bu davada mahkememizin...Esas sayılı dava sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. <br>Sonucu beklenen kooperatif üyeliğinin tespiti isteğine ilişkin bu davada ... Esas ve ... Karar sayılı karar ile; mahkemece “yargılama sırasında 2021 yılı Ocak ayında davalı kooperatif tarafından davacının kooperatif üyesi olduğunun tespiti işlemi yapılarak genel kurul toplantılarına da çağrıldığı, davanın konusuz kaldığı” gerekçesiyle “Karar Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 28/12/2021 tarihli karar verilmiştir.<br>1163 sayılı KK’nın 14/2 maddesinde; “Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>1163 sayılı KK’nın 14. maddesi uyarınca, kooperatif ortaklığının devredilmesi mümkün olmakla birlikte, ortaklık sıfatı payın devralınması ile doğrudan kazanılamaz. Devralanın giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip bulması hâlinde, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi hâlde isteği reddetmesi gerekir.<br>Eldeki dava yönünden;... Esas ve ...Karar sayılı karar içeriği ile birlikte devralan ...’ın davacı kooperatif tarafından devrin benimsenmiş olması nedeniyle davalı ... yerine üyeliği devraldığı ve dolayısıyla dosyada taraf sıfatını kazandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu aşamadan sonra üyeliği devralan davalı ... vekili dosyaya vekaletnamesini sunmuştur.<br>Mahkememizce “davalı tarafın takas savunması çerçevesinde davacıdan vekalet ücreti alacağının bulunup bulunmadığı, varsa ne miktar olduğu” konusunda bilirkişi raporu aldırılmıştır.<br>Bilirkişi Esen Yeğin 18/07/2022 tarihli raporunda özetle; davalının, davacıdan olan vekalet ücreti alacağı yönünden; 1-Kooperatife verdiği düzenli danışmanlık ücretini; 2-Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasını; 3-İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı dosyasını; 4-İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı dosyasını gösterdiğini; 1-Danışmanlık hizmeti ücreti yönünden; davacı kooperatif tarafından 15/09/2004 tarihinde kooperatif adına 3530 Ada 5, 6, 7 parsellerde Meşküre ve ... hisselerinin kaldırılarak müstakil tapularının alınması ve dava edilmesi için İzmir Barosuna kayıtlı Avukat ...'a noterden vekalet verilmesine karar verildiğini, davalının, 2004 tarihinden itibaren kooperatifin düzenli danışmanlığını yaptığını ileri sürdüğünü ve tahsil edemediği 58 adet asıl alacak vekalet ücreti yönünden Selçuk İcra  Müdürlüğü'nün 2011/603 sayılı dosyası ile ... tarafından ... Konut Yapı Kooperatifini temsilen ... -... aleyhine ilamsız takip ile 24.260,00 TL asıl alacak  +  5.188,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.448,92 TL’nin tahsilinin istendiğini, borcun sebebinin “58 adet asıl alacak Barolar Birliği Asgari Ücret Tarifesine göre kooperatif vekilliğinden doğan vekalet ücreti” olarak gösterildiğini; takibe itiraz edildiğini ve takibin 07/11/2013 tarihinde takipsizlik nedeni ile işlemden kaldırıldığını, davalının cevap dilekçesi ile danışmanlık ücreti alacağına  mahsuben davacı aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi sonucunda itirazın iptali davası açtığını dava dosyasını ve sonucunu dava dosyasına sunacağını beyan etmiş ise de dava dosyasında bu yönlerde bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını; dava dosyası incelendiğinde; davacı kooperatifin  çeşitli tarihlere ait genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının sunulduğunu, ilgili toplantıların hiç birinde davalının davacı kooperatife ait danışmanlık hizmeti vermesine ait karar olmadığını, toplantılarda kooperatife ait bütçe, gelir ve gider tablolarının gündem maddesi olarak geçirildiğini, üye aidat miktarlarının belirlendiğini fakat davalının danışmanlık ücreti ve ücret alacağına mahsuben bir hüküm  ya da gündem maddesinin bulunmadığını, toplantılara katılan davalı tarafından ise alacağının tahsili ya da danışmanlık ücretinin belirlenmesi yönünden herhangi isteğinin olmadığını, davalı, davacı kooperatife  danışmanlık hizmetini verdiğini iddia etmiş ise de dava dosyası kapsamında verilen danışmanlık hizmetine ait bir bilgi ya da belgenin bulunamadığını, davalının, davacı kooperatife ait danışmanlık hizmet alacağına mahsuben sadece Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2011/603 sayılı icra dosyasının varlığının belirlendiğini, bu icra dosyasına ise davacı tarafından “borcun olmadığına” dair itiraz edildiğini, takibin durduğunu ve davalının itirazın iptali davası açmadığı gibi herhangi bir alacak davası olmadığının görüldüğünü, davalının, danışmanlık hizmeti ücretinin hesaplanabilmesi için verilen hizmetin, emeğin ve mesainin biliniyor olması gerekirken dava dosyasında danışmanlık hizmeti lehine hiç bir delil sunulmadığından ve bilirkişi ihtimal üzerine hesaplama yapamayacağından, davalının danışmanlık hizmeti yönünden hesaplanacak bir  vekalet ücreti olmadığı kanaatine varıldığını; 2-İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2012/11401 ( 2010/290 ) sayılı icra dosyası yönünden; dosya alacaklısının ... A.Ş., borçlunun ise ... olduğunu, icra dosyasının  davanın tarafları ile bir  ilgisinin bulunmadığı ve davalının vekalet ücreti isteyemeyeceği kanaatine varıldığını; 3-İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı icra dosyası yönünden; dosya alacaklısının ...Hizmetleri A.Ş., borçlunun ise ...lolduğunu, icra dosyasının  davanın tarafları ile bir ilgisinin bulunmadığını ve davalının vekalet ücreti isteyemeyeceği kanaatine varıldığını; 4... Sulh Hukuk Mahkemesinin... esas ve ...karar sayılı dosyası yönünden; davacının ...Konut Yapı Koop. vekili Av ..., davalının... olduğunu, davanın ortaklığın giderilmesi davası olduğunu, 21/07/2005 tarihinde karara bağlandığını, “davanın konusuz kalması sebebi ile hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verildiğini, davalı ile davacı arasında bir ücret sözleşmesinin bulunmadığını fakat davacı kooperatif tarafından alınan 05/09/2004 tarihli kararda bu dava konusu için; “Noter Masrafı, Mahkeme Masrafları, Keşif Masrafları ve Avukatlık Ücreti için  1.450,00 TL’nin ödenmesine oy birliği ile karar verildiği” hususunun belirlendiğini fakat bu rakamda vekalet ücretinin ne kadar olduğunun belirtilmediğini, bu durumda emsal kararlara göre davalının, takip ettiği iş sebebi ile vekalet ücretinin hesaplanması için Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesi ışığında dava karar tarihi itibari ile yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplama yapılması gerektiğini, mahkeme kararının delillerin toplanması ara kararından sonra  verildiğini, ..: 04 Aralık 2004 - 25660 -Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesine göre ortaklığın giderilmesi ve taksim davaları için vekalet ücretinin 375,00 TL olduğunu, davacı vekilinin davalıya Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyasına mahsuben davacı kooperatif tarafından alınan 05/09/2004 tarihli karar  gereği 1.400,00 TL ödeme yapıldığını ve 17/02/2021 tarihli beyan dilekçesinde  davalıya 1.400,00 TL ödeme yapıldığının ve ödeme belgesinin dava dosyasında olduğunun ileri sürüldüğünü, ayrıca davacı vekilinin 01/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalıya Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki dava dosyası için bu kez de 1.450,00 TL ödeme yapıldığını ve 18/05/2021 tarihli dilekçesi ile de “2005 yılında davalıya 1.450,00 TL ödeme yapıldığına dair yönetim kurulu karar defteri ilgili sayfasının fotokopisi sunulduğunu” ileri sürdüğünü; dava dosyasında bulunan yönetim kurulu karar defteri fotokopisinde Noter Masrafı, Mahkeme Masrafları, Keşif Masrafları ve Avukatlık Ücreti için  1.450,00 TL’nin ödenmesine oy birliği ile karar verildiğini fakat ödemenin hangi yoldan yapılacağına dair bir beyanın bulunmadığının belirlendiğini, yönetim kurulu kararının davalıya ödeme yapıldığına dair belge niteliği taşıyıp taşımadığının  hukuki değerlemesinin mahkemeye ait olduğunu, bu nedenle 2 ayrı hesaplama yapılacağını; 1.450,00 TL ödeme yapıldığının kabulü halinde; Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyasına AAÜT’ye göre 375,00 TL vekalet ücretinin olması sebebi ile 1.450,00 TL - 50,00 TL (davacı tarafından masraf olarak kabul edilen) -375,00 TL= 1.025,00 TL olduğunu, söz konusu dava ile ilgili olarak davacı kooperatifin davalıya 1.025,00 TL fazla ödeme yaptığını; 1.450,00 TL ödeme yapılmadığının kabulü halinde; Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyasına AAÜT’ye göre karar tarihi olan 21/05/2015 itibari ile  375,00 TL vekalet ücreti hesaplandığını bildirmiştir.<br>Gerek bilirkişi ... raporunda gerekse bilirkişi ... raporunda davalı tarafın ileri sürdüğü takas kalemleri bakımdan; İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı ve İzmir ....İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı dosyalarının taraflarının kooperatif olmaması, ilgisiz kişiler olması nedeniyle bu dosyalar yönünden davalı ...’un alacağının bulunmadığı konusunda aynı görüş ileri sürülmüştür.<br>Davacı vekili 16/04/2021 tarihli dilekçesi ile; davalının icra dosyalarında takas mahsup isteğinin reddine, Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyası için ...’a ödenen 1.400,00 TL’den davalının yasal vekalet ücreti ve yaptığı masrafların düşümü ile kalan bölümün davalının takas mahsup istediği alacak kalemlerinden düşülmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Mahkememizce, gerekçesinde; “Eldeki dava davacı kooperatifin üyesi olan ...’un davacı kooperatife olan aidat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle açılmıştır. Mahkememizce verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin 22/05/2014 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararda ...’un İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası yönünden borcu 9.500,00-TL’si asıl alacak ve 782,58-TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.282,58-TL olarak belirlenmiştir. Bu karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 19/01/2016 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesi; işlemiş ve işleyecek faiz yönünden 6098 sayılı TBK’nın 120/2 maddesi ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması; davalı tarafın takas isteğinin incelenmesi yönündedir. Yani hükmedilen asıl alacak miktarına ilişkin bir bozma söz konusu değildir. Bu çerçevede aldırılan raporlar ve ek raporlara göre; davalı tarafın takas savunması kapsamında ileri sürdüğü ve bozma kararında belirtilen İzmir ....İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı ve İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı dosyalarının eldeki bu davanın tarafları ve konusu ile aynı olmaması nedeniyle bu icra dosyaları yönünden davalı tarafın takas savunmasının haklı olmadığı; Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında davacı kooperatifin vekili sıfatıyla kooperatifi temsil ettiği, anılan davada davanın konusuz kalması nedeniyle mahkemece “karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği ve davacı kooperatif lehine 375,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davacı kooperatif ile ... arasında düzenlenmiş yazılı bir avukatlık sözleşmesinin bulunmadığı, ...’un vekil olarak takip ettiği ortaklığın giderilmesi davasında Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince AAÜT’nin uygulanması gerektiği, bu tür davaların konusu para ile ölçülemediğinden ...’un hak kazanacağı vekalet ücreti tutarının mahkemenin kararında da hükmedildiği şekilde 375,00 TL olduğu ancak davacı vekilinin dosyaya sunduğu 1.450,00 TL tutarlı belgede “hukuki danışmanlık” olduğunun yazılı olduğu, arada başkaca bir alışveriş bulunmadığından 375,00 TL’nin bu belge kapsamında ödendiği kanaatine ulaşıldığı, bu dosya  yönünden ...’un takas isteğinde haklı olmadığı; Selçuk İcra Müdürlüğü’nün 2011/603 sayılı icra dosyasında ...’un 02/05/2006-02/02/2011 tarih aralığında 58 ay için AAÜT’ye göre hesapladığı vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiş ise de; mesleği avukatlık olan ...’a davacı kooperatif tarafından aylık maaşlı olarak avukatlığını üstleneceği konusunda alınmış bir genel kurul kararının veya yönetim kurulu kararının bulunmadığı, böyle bir yazılı sözleşmenin de düzenlenmediği, bu çerçevede de verilen hizmetin ... tarafından kanıtlanamadığı, bu icra dosyası yönünden de ...’un takas iddiasının haklı bulunmadığı; davacı kooperatifin 30/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 12. maddesinde “şerefiye için ek 1’de yer alan tablo genel kurula sunuldu. 1 red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildi.” şeklinde karar alındığı, şerefiye bedeli konusunda inşaat mühendisi... tarafından düzenlenen raporun sunulduğu, söz konusu genel kurul kararının iptali yönünde bir davanın açılmadığı, bu rapora göre zemin katta yer alan 1 ve 2 numaralı dairelerin her birine 3.820,00 TL şerefiye bedeli ödenmesi gerektiği, ...’a isabet eden dairenin zemin katta olması ve şerefiye bedelinin ödendiğinin ileri sürülmemiş olması nedeniyle 3.820,00 TL şerefiye bedeli ile ilgili takas iddiasının haklı olduğu, davacı vekili şerefiye ile ilgili 30/06/2010 tarihli genel kuruldaki karardan dönüldüğünü savunmuş ise de 30/07/2011 tarihli genel kurulda “…30/06/2010 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 12. maddesinde kabul edilen şerefiye paylarının nasıl ödeneceği konusunda ve son ödeme tarihinin belirlenmesinin bir sonraki genel kurulda görüşülmesine oy çokluğu ile karar verildi…” dendiği, bu kararın 30/06/2010 tarihli toplantıda karar altına alınan şerefiye ödenmesine (inşaat mühendisi tarafından belirlenen şerefiye ücretlerini) ilişkin kararı ortadan kaldıran nitelikte olmadığı, kaldı ki; 30/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında şerefiye bedeline ilişkin rapor kabul edilmiş ise de ödeme tarihi belirlenmemiş olup, uygulamada ödeme tarihi belirlenmeyen parasal yükümlülüklerin genel kurul toplantısını izleyen ay içinde yerine getirilmesi gerektiği, şerefiye alacağı için son ödeme tarihinin 31/07/2010 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu çerçevede de takip tarihi itibariyle davalının şerefiye bedeli alacağının olduğu; Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından gönderilen cevabi yazıya göre ... numaralı poliçelerin teklife ait olduğu, düzenlenen poliçe ile poliçeye ilişkin ödemenin olmaması nedeniyle davalı tarafın poliçelere ilişkin takas isteğinin haklı olmadığı; sonuç olarak davalının 3.820,00 TL şerefiye bedeli dışında takas yapabileceği alacağının bulunmadığı, davalının icra dosyası kapsamında davacı kooperatife üyeliği nedeniyle icra takip tarihi itibariyle ve 3.820,00 TL şerefiye bedeli alacağı takas edildikten sonra 5.680,00 TL’si asıl alacak ve 1.077,45 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.757,45 TL borcunun bulunduğu, bu miktar borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denmek suretiyle “1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2011/4295 sayılı dosyasında davalının  5.680,00 TL’si asıl alacak ve 1.077,45 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.757,45 TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren % 18'i  geçmeyecek şekilde yürütülmek suretiyle devamına, 2-Fazlaya ilişkin isteğin reddine, 3-İİK’nın 67. maddesi gereğince hükmolunan alacak olan 6.757,45 TL’nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat isteğinin reddine” ilişkin 20/12/2022 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı karar verilmiştir.<br>Verilen karara karşı davacı kooperatif vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.<br>Mahkememiz kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11/06/2024 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.<br>Bozma gerekçesinde; <br>“...2.1.Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurulda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alınabileceği gibi, daha önce alınan ve uygulanan kararların değişen koşullar ve eşitlik ilkesi gerektirdiğinde, değişen koşullarda eşitlik sağlanmak üzere değiştirilmesi mümkün ve geçerli olup, bu durumda kazanılmış hakların ihlalinden söz edilemez. Aksi halde bu ilkelere uyulmadan alınan sonraki genel kurul kararı, kazanılmış hakları ihlal edeceğinden yok hükmündedir.<br>2.2. Şerefiye, konutlar arasındaki farklılık nedeniyle ortakların rant farkının denkleştirilmesi amacına yönelik bir işlem olup, şerefiye farkına ilişkin alınan genel kurul kararı kesinleştikten sonra bu alacağın dava ve takip yoluyla istenilmesi ve takas defi olarak ileri sürülmesi mümkündür. <br>2.3.Davalı kooperatifin 30.06.2010 tarihli genel kurulunun 12. maddesiyle ekteki tablo gereği şerefiye bedelinin oy çokluğuyla kabul edildiği, 30.06.2011 tarihli genel kurulda, 30.06.2010 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 12. maddesinde kabul edilen şerefiye alacaklarının nasıl ödeneceği konusunda ve son ödeme tarihinin belirlenmesinin bir sonraki genel kurulda görüşülmesine, 30.06.2010 tarihinden sonra şerefiye bedeli ödemiş olan üyelerin, ödedikleri şerefiye bedellerinin 30.06.2011  sonra aidat  ödemelerine mahsup edilmesine karar  verildiği,  27.12.2012 tarihli genel kurulda ise şerefiye bedellerinin tespiti için komisyon kurulmasına, komisyonda bir inşaat mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir makina mühendisinin bulunmasına karar verildiği, dosya kapsamındaki  genel kurul  kararlarında şerefiye bedelinin ödenmesine yönelik başka bir kararın bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>2.4. Dosya kapsamından, davalının şerefiye borçlusu değil alacaklısı olduğu anlaşılmaktadır. Kooperatif, şerefiye borçlularıyla alacaklıları arasında şerefiye alacaklarının alınıp ödenmesi konusunda aracı konumunda olup, şerefiye borçlularının ödemelerinden sonra bu miktarların alacaklı ortakların hesaplarına aktarılması gerekmektedir. Mahkemece, davalının şerefiye alacağı doğmadığı gözetilerek, 3.820,00-TL'nin mahsup edilmemesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.” denmiştir.<br>Usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.<br>Bilirkişiden Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11/06/2024 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı kapsamında “davalının şerefiye alacağının bulunmadığı” hususu dikkate alınarak 3.820,00 TL şerefiye bedeli düşülmeden, 9.500,00 TL asıl alacak tutarı için 6098 sayılı TBK’nın 120/2 maddesi ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak takipte istenebilecek işlemiş faiz miktarının ne olacağı konusunda ek rapor aldırılmıştır.<br>Bilirkişi...26/02/2025 tarihli ek raporunda özetle; dava konusu icra takibinin 2009/Mart-2011/Mart dönemine ait parasal yükümlülüklerle (aidatla) ilgili olup, toplamının 14.000,00 TL olduğunu, yerine getirilmesi gereken parasal yükümlülükler konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, kooperatif kayıtlarına göre, takip döneminde davalı tarafından 2009 yılında 1.000,00 TL, 2010 yılında 4.500,00 TL olmak üzere toplam 5.500,00 TL ödeme yapıldığını, bu verilere göre davalının 14.000,00 TL - 5.500,00 TL = 8.500,00 TL ortaklık borcunun oluşacağını ancak davacı tarafın iddiasına göre 2009/Nisan ayında ödenen 1.000,00 TL’nin 2009/Mart ayından önceki döneme (takip dönemi öncesine) ait olduğunu, bu kabule göre davalının ödemeleri 4.500,00 TL'ye düşeceğinden ortaklık borcunun 14.000,00 TL - 4.500,00 TL = 9.500,00 TL'ye yükseleceğini, bu nedenle kök raporda ortaklık borcunun 9.500,00 TL olduğunun belirtildiğini, bu hususun mahkeme ve Yargıtay tarafından da benimsendiğini, böylece davacı kooperatifin isteyebileceği asıl alacak miktarının (9.500,00 TL) sabit hale geldiğini, yine mahkeme kararlarına göre şerefiye alacağı olarak bir mahsup yapılamayacağını, davacı kooperatifin uygulayabileceği faiz oranının yıllık % 18’i (aylık 1,5'e tekabül ettiğini) aşamayacağını, bu veriler esas alınarak davacı kooperatifin takip tarihi itibariyle, takip dönemi için (2009/Mart-2011/Mart) davalıdan asıl alacak olarak 9.500,00 TL, işlemiş faiz olarak 1.917,75 TL isteyebileceğinin hesap ve tespit edildiğini bildirmiştir.<br>Toplanan deliller, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya içeriği göz önüne alındığında; eldeki dava davacı kooperatifin üyesi olan ...’un davacı kooperatife olan aidat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle açıldığı, mahkememizce verilen “davanın kısmen kabulüne” ilişkin 22/05/2014 tarihli, ... Esas ve...Karar sayılı kararda ...’un İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası yönünden borcu 9.500,00-TL’si asıl alacak ve 782,58-TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.282,58-TL olarak belirlendiği, bu kararın Yargıtay ... Dairesi’nin 19/01/2016 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozmanın; “işlemiş ve işleyecek faiz yönünden 6098 sayılı TBK’nın 120/2 maddesi ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması; davalı tarafın takas isteğinin incelenmesi gerektiği” yönündeki gerekçeye dayandığı, yani hükmedilen asıl alacak miktarına ilişkin bir bozmanın söz konusu olmadığı, davalı tarafın takas savunması kapsamında ileri sürdüğü ve bozma kararında belirtilen İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2009/1269 sayılı ve İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün 2010/290 sayılı dosyalarının eldeki bu davanın tarafları ve konusu ile aynı olmaması nedeniyle bu icra dosyaları yönünden davalı tarafın takas savunmasının haklı olmadığı; Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında davacı kooperatifin vekili sıfatıyla kooperatifi temsil ettiği, anılan davada davanın konusuz kalması nedeniyle mahkemece “karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği ve davacı kooperatif lehine 375,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davacı kooperatif ile ... arasında düzenlenmiş yazılı bir avukatlık sözleşmesinin bulunmadığı, ...’un vekil olarak takip ettiği ortaklığın giderilmesi davasında Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince AAÜT’nin uygulanmasının gerektiği, bu tür davaların konusu para ile ölçülemediğinden ...’un hak kazanacağı vekalet ücreti tutarının mahkemenin kararında da hükmedildiği şekilde 375,00 TL olduğu ancak davacı vekilinin dosyaya sunduğu 1.450,00 TL tutarlı belgede “hukuki danışmanlık” olduğunun yazılı olduğu, arada başkaca bir alışveriş bulunmadığından 375,00 TL’nin bu belge kapsamında ödendiği kanaatine ulaşıldığı, bu dosya yönünden ...’un takas isteğinde haklı olmadığı; Selçuk İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı icra dosyasında ...’un 02/05/2006-02/02/2011 tarih aralığında 58 ay için AAÜT’ye göre hesapladığı vekalet ücreti alacağının tahsili istenmiş ise de; mesleği avukatlık olan ...’a davacı kooperatif tarafından aylık maaşlı olarak avukatlığını üstleneceği konusunda alınmış bir genel kurul kararının veya yönetim kurulu kararının bulunmadığı, böyle bir yazılı sözleşmenin de olmadığı, bu çerçevede de verilen hizmetin ... tarafından kanıtlanamadığı, bu icra dosyası yönünden de ...’un takas iddiasının haklı bulunmadığı; nitekim bu hususların Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11/06/2024 tarihli, 2023/1911 Esas ve 2024/2075 Karar sayılı bozma kararındaki gerekçe dikkate alındığında uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı, mahkememizce verilen 20/12/2022 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11/06/2024 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile özetle “davalının şerefiye alacağının doğmadığı, 3.820,00-TL'nin mahsup edilmemesi gerektiği” gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararında da belirtildiği şekilde; şerefiye farkına ilişkin alınan genel kurul kararı kesinleştikten sonra bu alacağın dava ve takip yoluyla istenilmesinin ve takas defi olarak ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı kooperatifin 30/06/2010 tarihli genel kurulunun 12. maddesinde ekli tablodaki şerefiye bedelinin oy çokluğuyla kabul edildiği, 30/06/2011 tarihli genel kurulda 30/06/2010 tarihli genel kurulda gündemin 12. maddesinde “kabul edilen şerefiye alacaklarının nasıl ödeneceği konusunda ve son ödeme tarihinin belirlenmesinin bir sonraki genel kurulda görüşülmesine, 30/06/2010 tarihinden sonra şerefiye bedeli ödemiş olan üyelerin ödedikleri şerefiye bedellerinin 30/06/2011 tarihinden sonra aidat  ödemelerine mahsup edilmesine” karar  verildiği,  27/12/2012 tarihli genel kurulda ise “şerefiye bedellerinin tespiti için komisyon kurulmasına, komisyonda bir inşaat mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir makina mühendisinin bulunmasına” karar verildiği, dolayısıyla genel kurul kararlarında şerefiye bedelinin ödenmesine yönelik başka bir kararın bulunmadığı, bu çerçevede de davalının şerefiye borçlusu değil, alacaklısı olduğu, kooperatifin, şerefiye borçlularıyla alacaklıları arasında şerefiye alacaklarının alınıp ödenmesi konusunda aracı konumunda olduğu, şerefiye borçlularının ödemelerinden sonra bu miktarların alacaklı ortakların hesaplarına aktarılmasının gerektiği, davalının şerefiye alacağının doğmadığı; aldırılan son ek rapordaki hesaplamaya göre davalının davacı kooperatife 9.500,00 TL asıl alacak (aidat) ve 1.917,75 TL işlemiş faiz borcunun bulunduğu, bu miktarlara yönelik itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davalının icra dosyasında toplam 11.417,75 TL borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM  ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-Davanın  KISMEN KABULÜ ile; <br> İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/4295 sayılı dosyasında davalının 9.500,00 TL’si asıl alacak ve 1.917,75 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.417,75 TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren % 18'i  geçmeyecek şekilde faiz yürütülmek suretiyle devamına, <br>2-Fazlaya ilişkin isteğin reddine, <br>3-İİK’nın 67. maddesi gereğince hükmolunan alacak olan 11.417,75 TL’nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat isteğinin reddine,<br>5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 779,95 TL harçtan peşin olarak alınan 319,15 TL harcın düşülmesi ile 460,80 TL harç kalmış ise de bozma önceki verilen kararlardan sonra 30/05/2013 tarihli 2013/111 harç numaralı yazı ile 383,55 TL bakiye karar harcının ve 25/08/2014 tarihli 2014/117 harç numaralı yazı ile 383,25 TL bakiye karar harcının tahsili için yazılar yazıldığından, kalan 12,85 TL harcın Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 106. maddesine göre 20,00 TL'nin altında olduğundan, eksik 12,85 TL harç için harç tahsil yazısı yazılmasına yer olmadığına,<br>6-Davacının yatırmış olduğu 18,40 TL'si başvurma harcı ve 319,15 TL'si peşin harç olmak üzere toplam 337,55 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,<br>7-Davacının bozma öncesi yapmış olduğu 310,00 TL'si posta-tebligat gideri ve 1.550,00 TL'si bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.860,00 TL yargılama giderinin ve bozulan karar sonrasında yapılan 239,35 TL'si posta-tebligat gideri ve 2.500,00 TL'si bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.599,35 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 1.620,85 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>8-Davalının bozma öncesi yapmış olduğu 206,85 TL'si posta- tebligat gideri ve 450,00 TL'si bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 656,85 TL yargılama giderinin ve bozulan karar sonrasında yapılan 25,15 TL'lik posta-tebligat gideri toplamı olan 682,00 TL'lik yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 441,66 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,<br>9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 11.417,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,<br>10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 20.981,38 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,<br>11-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>10-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2025<br><br>Katip ...<br> ¸E-imza<br> <br> <br>Hakim ...<br>¸E-imza <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44dff10ca6a8905d","SID":"df041f486b201fd3"}}