{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO 2025/1178 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1181<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK   MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2025<br>NUMARASI\t: 2022/65 Esas, 2025/27 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 08/10/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının markasının müvekkilinin “...-“* ibaresiyle başlayan markalarına oldukça benzediğini, markaların esas baskın unsurlarının aynı olduğunu, birebir aynı olan dört harfle başladığından görsel, işitsel ve bütünsel benzerlik arz ettiğini, “...” markasında yer alan “-...” ibaresinin üzerinde mülkiyet hakkı tesis k bir INN kökünden türetilmiş ve tamamlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu dolayısıyla ünün gerektiğini, bu ibarenin markayı ayırt edici ve orijinal bir marka kılmadığını, müvekkilinin ürününü aktif bileşen olarak “dasatinib” içerdiğinden tüketicilerin zaten “...-“ önekini “...” INN köküne yakın olarak görmeye alıştığını ve bu durumun markalar arasında bağlantı olduğu düşüncesini kuvvetlendireceğini ileri sürerek, davalı şirkete ait 2020/48381 sayılı “...” markasının, müvekkiline ait 2005/43179 sayılı “...” , 2006/33910 sayılı “... ...” 2007/32134 sayılı “... ...” markalarına tecavüzün ve hjaksın rekanetin tespitine, men'ine ve ref'ine, davalının 2020/48381 sayılı ... markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarının bütünüyle bıraktığı etki dikkate alındığında markaların ne görsel ne de işitsel olarak benzer olmadıklarını, davacıların markasında yer alan şekil unsurunun markaya ayırt edicilik kattığını, tüm harflerin büyük harf ile yazıldığını, standart yazı tipleri dışında bir yazı tipi ile yazıldığını, tam ortada yer alan V şekil unsurunun ön planda olan bir unsur olduğunu, müvekkilinin markasının düz yazı stili ile yazılmış olduğunu, taraf markalarının bütünsel olarak benzer olmadıklarını, ilaç Markaları bakımından “halk” tabirinin, doktor ve eczacılar olduğunu ve mesleklerinin gereği olarak yüksek dikkat ve özen gösterdiklerinden taraf markaları arasında iltibas ihtimali doğmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davalının davaya konu 2020/48381 numaralı  “...” markasının 05. Sınıfta, davacının ise  2005/43179 sayılı ... ibareli markasının 5. Sınıfta,  2006/33910 sayılı ... + şekil markasının 5. Sınıfta ve 2007/32134 numaralı ... + şekil ibareli markasının 16 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, taraf markalarının bu yönü ile 05. Sınıfta tescilli olması sebebiyle sınıfsal benzerliğin olduğu, kelime yapısı olarak incelendiğinde, taraf markalarının ... ibaresi ile başladığı, davacı markalarının da ... ibaresinden sonra ..., davalı markasında ise ... ibaresinin olduğu, ... ibaresinin Dünya Sağlık Örgütünün INN kodlarını anlatan rehberinde etken madde ekini içerdiği bu yönüyle jenerik bir ibare olduğu, bu şekilde taraf markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu ve bu yönüyle birbiri ile benzer olduğu, karıştırılma ihtimali bakımından markaların lösemi tedavisinde kullanılan ilaçlar üzerinde kullanıldığı, kullanıcı kitlesinin doktorlar ve eczacılar olduğu, her ne kadar bu yönüyle reçete edilen ilaçlardan olmuş ise de aldırılan bilirkişi raporlarında eczacı bilirkişilerin karıştırılma ihtimali olduğunun belirtildiği, doktor bilirkişisinin ise karıştırılma ihtimali olduğu ancak bu ihtimalin  düşük olduğu belirtilmiş ise de tecavüzün ve iltibasın varlığı için karıştırılma ihtimalinin olması yeterli olup düşük bir ihtimal olsa dahi iltibas tehlikesi mevcut olacağı gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek;  taraf markalarının ilaç markaları olması ve ilaç markaları bakımından da SMK m. 6/1 kapsamında “halk”, doktor ve eczacılar olduğundan ve bu kişiler de mesleklerinin gereği olarak yüksek dikkat ve özen gösterdiklerinden taraf markaları arasında yine iltibas ihtimali doğmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI: <br>İlk derece mahkemesince 18/03/2025 tarihli ek karar ile; gerekçeli kararın davalı tarafa 10/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği istinaf kanun yoluna başvurma süresinin 24/05/2025 tarihinde sona erdiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 03/06/2025 tarihinde verdiği anlaşılmış olup süresinde talep edilmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davalı vekili istinaf başvurusunun reddine dair ek karara karşı istinaf dilekçesinde; 14/07/2025 tarihinde kendilerine tebliğ edilen istinaf talebinin reddi kararında, kararın verildiğinden önceki bir tarih (sözlü yargılama duruşması tarihi) yer aldığını, yürürlükteki Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca değil, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432-426/f uyarınca karar verildiğiin, öte yandan mezkur karara karşı kanun yolu ve süresinin de gösterilmediğini, bu nedenlerle söz konusu kararın Anayasa ve Türkiye Cumhuriyetinin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılama hakkının bir görünümü olan gerekçeli karar hakkına da aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava,  markaya tecavüzün, tespiti, men'i, ref'i ile marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne  karar verilmiştir. Karar  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda verilen 18/03/2025 tarihli ek karar ile; gerekçeli kararın davalı tarafa 10/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği istinaf kanun yoluna başvurma süresinin 24/05/2025 tarihinde sona erdiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 03/06/2025 tarihinde verdiği  gerekçesiyle, süresinde talep edilmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilrekmiştir. Ek karar  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  gerekçeli kararın davalı tarafa 10/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf kanun yoluna başvurma süresinin 24/05/2025 tarihinde sona erdiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesini 03/06/2025 tarihinde verdiği, gerekçeli kararın sonunda  \"gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere\" denilerek kanun yoluna başvurma süresinin açıkça gösterildiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin  süresinde talep edilmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin ek karara karşı yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin ek karara karşı istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28c58fc738e07202","SID":"5f0ef6181015c320"}}