{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/902 <br>KARAR NO\t: 2025/1434<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16.02.2022<br>NUMARASI\t: 2020/678 Esas - 2022/82 Karar <br>DAVA: Blokenin Kaldırılması <br>Taraflar arasındaki emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinin davalı bankanın Fatih Şubesinden kullandığı kredilere kefil olduğunu,  2017 yılında SGK emekli maaş promosyon protokolü imzalanacağı belirtilerek, maaşının tamamının kefalet borcuna mahsup edilmesi için muvafakat yazısı imzalatıldığını,  imzalanan belgenin içeriğine başlangıçta vakıf olmadığını, emekli maaşının tamamının borç için kesilmesine muvafakat vermediğini, bankanın tüm emekli maaşına el koyması nedeniyle 2017 yılından beri emekli maaşını alamadığını, emekli maaşının tamamının üzerine haciz veya bloke konulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin serbest meslek sahibi olduğunu, son yıllardaki olumsuz ekonomik gelişmeler nedeniyle zor günler geçirdiğini, emekli maaşını hiç kullanamadığını, banka ile yapılan görüşmelerden olumlu sonuç alınmaması üzerine İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2019/374 esas sayılı dosyasından açılan davanın görevsizlik kararı sonucu gönderildiği İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/105 Esas sayılı dosyasında zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, arabuluculuk görüşmesinde de uzlaşma sağlanamadığını, ileri sürerek, müvekkilinin emekli maaşı üzerindeki bankaca konulan haciz ve kesintilerin tümden kaldırılmasına, bu mümkün olmazsa haciz ve kesintilerin maaşın ¼’üne indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davasının haksız olduğunu, davacının 28.09.2017 tarihli kendi el yazısı ile verdiği taahhütnamesi ve 28.09.2017 tarihli kredi sözleşmesine ek taahhütname ile, banka müşterisi ... ...-... Balıkçılık işletmesinin kullandığı ticari kredilerin kefili olduğunu, ayrıca emekli maaşının tamamının kredilerin geri ödenmesinde kullanılmasını kabul ettiğini, bankanın da verilen talimat ve muvafakat gereğince ... ...'nın borçlarını kefilin emekli maaşından kesinti yaparak borçtan mahsup ettiğini, davacının SMMM olarak çalıştığını ve üniversite mezunu olduğunu, buna rağmen kendi el yazısı ile yazarak imzaladığı taahhüdünü yanlışlıkla imzaladığını ileri sürmesinin <br>iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, bankanın bu taahhüde inanarak, başka teminat istemeden kredi kullandırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda, davacı Hamza ...’nın, davalı banka ile  dava dışı ...... Balıkçılık şirketi arasında 06/01/2015 tarihli  Genel Kredi Sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, bu sözleşme uyarınca kredi hesaplarının 28/12/2016 tarihinde kat edildiği, ihtarnamenin müteselsil kefil davacıyla 30/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği,  28/09/2017 tarihinde davacının kendi el yazısı ile  yazmış olduğu “Taahhütname” başlıklı belgede,  SGK emekli maaşının tamamının ... ...’nın kredi borçları nedeniyle mahsup edilmesini kabul ettiği, ayrıca davacının  yine 28/09/2017 tarihinde Bireysel Kredi Sözleşmesine Ek Taahhütname ve Virman-Takas-Mahsup talimatı verdiği ,muvafakat yazısının davacının el yazısı ile olduğu ve tarihinin de kredi  hesaplarının kat ihtarının tebliğinden sonra yapıldığı, dolayısıyla muvafakat yazısının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının  dava dilekçesindeki maaş pomosyonu verilmesi zannı ile kredi akdine ek muvafakatnamenin imza ettirildiği iddiası ile blokenin kaldırılması talebinin, talimat tarihinden 3 yıl sonra talep edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup  TMK m. 2 dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu,  bankanın davacının talimatına uygun olarak SGK maaşından kesintiler yaptığı anlaşıldığı...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin, 2017 yılında eşi ...adına onaylanan ve peyderpey çekilen bir ticari krediye,  banka şubesi tarafından emekli maaş promosyon protokolü imzalanacağı söylenip, yanıltılarak, eşinin kredisine ek zeyil ile kefil yapıldığını, ayrıca bu kredi ile ilgili maaş haciz kesintisi muvafakatnamesi imzalattırıldığını, işlemi yapan memurun okumana gerek yok demesi üzerine evrakların okunmadan imzalandığını, devlete ait bir bankanın bu şekilde bir işlem yapmasına ihtimal verilmediğinden evrakın imzalandığını, kesinti ile evrakın hile ile imzalatıldığından haberdar olunduğunu, tüm maaşı üzerine haciz ve kesinti uygulamasının hukuka aykırı olduğunu, 2017 yılından buyana emekli maaşı alamayan müvekkilinin acziyete düştüğünü, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, davacının SGK tarafından bağlanan emekli maaşına davalı banka tarafından konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından yapılan kesintinin iadesi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının eşi ...ile davalı banka arasında düzenlenen 06.01.2015 tarihli genel kredi sözleşmesini davacı müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katılmıştır. Davacı tarafından el yazısı ile verilen 28.09.2017 tarihli taahhütname belgeli yazı ve mahsup talimatında ...işletmesine kullandığı ticari kredinin kefili olarak SGK emekli maaşının tamamını, kredinin geri ödemesine muvafakat ettiği görülmüştür.Genel kredi sözleşmesi borçlunun kredi borcunun ödememesi üzerine, bankacı düzenlenen 28.12.2016 tarihli iddia ile hesabın kat edildiği ve kat ihtarının davacıya tebliğ edilerek temerrüt oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davacı, iradesini fesada uğratılarak promosyon anlaşması yapılacağı belirtilerek kendisine muvafakat imzalatıldığını ileri sürmektedir. Dava dilekçesindeki anlatıma göre hile ile sözleşmenin imzalatıldığı ileri sürülmüştür. Ancak bir hukuki fiil olan ve TBK'nın 36.maddesinde düzenlenen aldatma eyleminin banka çalışanları tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin hiçbir kanıt sunulmamıştır. Muvafakat belgesi ile yazısı ile yazılmış olup, başka bir evrakla karıştırılmayacak kadar açık ve net şekilde yazılmıştır. Bu durumda davacının iradesinin fesada uğratılarak muvafakat alındığına ilişkin iddianın kanıtlanmadığı sonucuna varılmıştır. Emekli maaşının haczine ilişkin olanak yasalarımızda çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. İİK'nın 82, 83 ve 83/a. maddelerinde  cebrî icraya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu maddelerin icra takibi yapılmadan önce alacaklı tarafından tek taraflı bloke işleminin uygulandığı durumlarda kıyasen uygulanması gerekip gerekmediği daha önce bir çok yargı kararında tartışılmaktaydı. TBK'nın 27. maddesinde sözleşme yapma özgürlüğünün sınırları belirtilmiş olup anılan düzenlemeye göre; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sosyal güvenlik amacıyla bağlanan emekli aylığının haczedilemeyeceğine ilişkin kanuni hükümler, emredici hükümler olup sözleşme yapma özgürlüğünün de sınırını oluştururlar. Bu nedenle, haczi kabil olmayan bir hakkın haczedilebileceğine ilişkin önceden yapılan anlaşmaların da geçersiz olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.Birçok yargı kararı arasında farklı uygulamalar bulunması üzerine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarih ve 2022/2 Esas, 2025/1 Karar sayılı kararıyla, Yargıtay daireleri arasındaki içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme görüşmeleri sonucu Yargıtay Büyük Genel Kurulunca sonuç olarak, tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup vb. onay ve rıza talimatlar nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. Daha önce Yargıtay daireleri arasında farklı görüşlere yol açan emekli maaşına bloke uygulanması, içtihadı birleştirme kararı ile kesin ve bağlayıcı şekilde çözülmüştür. Yukarıda belirtildiği gibi davacının iradesinin fesada uğratılmadığı gibi, usulüne uygun şekilde konulan blokenin kaldırılmasını gerektirir herhangi bir somut neden veya delil de bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan inceleme, tespit edilen maddi vakıalar ve dürüstlük ilkesine ilişkin tespitler yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraflara tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br><br>\t </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a215a9ca6996af76","SID":"1a6a47e56853a557"}}