{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/1034 <br>KARAR NO\t: 2025/1495<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2024<br>NUMARASI\t: 2020/562 Esas - 2024/378 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/10/2025<br>Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin hisselerinin tamamı TMSF'ye ait olup, takip konusu kredi alacağının da TMSF 'ye devredilmiş olan ...'ın alacağı olduğunu, alacağın TMSF tarafından müvekkiline temlik edildiğini, dava dışı ... ve Metal  ... Ltd. Şti. ile ... arasında akdedilmiş olan 2 adet genel kredi sözleşmesi ve 2 adet ek kredi sözleşmesi ile borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, davalının da sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığını, oluşan kredi borcunun ödenmesinin 12.01.1998 tarihli kat ihtarı ile ihtar edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle borçlular aleyhine İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (eski ...) esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini  belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, alacağın varlığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davanın dayanağını oluşturan  İstanbul  7. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının yeni esasa kaydedilerek ... esas numarası üzerinden takip işlemine devam edildiği, temlik tarihinden önce davalı hakkında aynı alacak ile İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, anılan icra dosyasının imha edildiği gerekçesi ile aynı borçlu hakkında aynı kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için bu kez İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, itiraz üzerine işbu davanın açıldığı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/2814 esas 2021/1402 karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere, İstanbul 7. İcra Dairesinin ... esas dosyasındaki takibin mükerrer olduğu, ilk takipten feragat edilmeksizin aynı alacak için yeni bir takip yapılması halinde ikinci takibin mükerrer olduğu, usulüne uygun bir takip bulunmasının itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu, iş bu davada özel dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin, alacağın müvekkiline temlik edilmesinden önce başlatıldığını, mükerrer olduğu iddia edilen İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin ise müvekkili şirket tarafından başlatıldığını, alacağın müvekkiline temlikinden önce başlatılan icra dosyası imha edildiğinden, müvekkilinin alacağı tahsil imkânı kalmadığını, bu sebeple tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yeni takip başlatılmak zorunda kalındığını, aynı alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla birden fazla takip yapılmasına hukuki bir engel bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazı iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; TMSF'ye devredilmiş olan ... ile dava dışı asıl borçlu ... ve Metal ... Ltd. Şti. arasında 03.06.1996 ve 13.03.1996 tarihli genel kredi sözleşmeleri ile 02.10.1997 ve 14.03.1997 tarihli ek genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalının da tüm sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, ayrıca davalı kefil adına kayıtlı taşınmaz üzerine 29.09.1997 tarihinde asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere alacaklı ... lehine ipotek tesis edildiği, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek 12.01.1998 tarihli ihtarname ile borcun ödenmesinin ihtar edildiği ve ihtarnamenin 13.01.1998 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı ... tarafından asıl borçlu ile davalı kefil aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak 59.838.300.000-eTL alacak için ilamsız takip başlatıldığı, dosya 12.04.2010 tarihinde imha edilmiş olup borca itiraz edilip edilmediği, edilmişse akıbeti hakkında bir bilgi bulunmadığı, İstanbul 6. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ... tarafından aynı borçlular aleyhine 30.07.1997 vade tarihli 2.000.000.000-eTL bedelli senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, yetki itirazı nedeniyle dosyanın Malatya 2. İcra Dairesinin... esasına kaydedildiği, 08.04.2002 tarihli alacak temlik sözleşmesiyle ... tarafından borçlu şirkete kullandırılan kredilerden kaynaklanan tüm alacak, takip ve dava dosyalarındaki hakların TMSF'ye, TMSF tarafından da 17.02.2006 tarihli sözleşme ile davacı şirkete temlik edildiği, temlik sonrasında aynı sözleşmelerden kaynaklanan alacağın tahsili için bu kez temlik alan tarafından 28.06.2013 tarihinde aynı borçlular aleyhine İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takip başlatıldığı, davalı kefilin borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Öncelikle davalı kefil tarafından davacı banka lehine tesis edilen ipotek, davalının kefaletten kaynaklanan borcunu teminat altına almadığından, TBK'nın 586. maddesi kapsamında davalı kefile başvuru koşulları oluşmuştur.Devam etmekte olan bir icra takibine rağmen yeniden aynı alacak için aynı borçluya karşı icra takibi gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme 2004 sayılı İİK'da yer almamaktadır. HMK’daki derdestliğe ilişkin düzenlemenin icra takiplerine de kıyasen uygulanması gerekir. Derdestlik kurumunun amaçları davada ve icra takibinde ortaktır. Dava bakımından bir dava engeli olan derdestlik, icra takibi bakımından da bir takip engelidir. Dolayısıyla olumsuz bir dava şartı olarak nitelendirilen derdestlik aynı zamanda olumsuz bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, tıpkı davada derdestlik gibi icra takibinde de derdestlik takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilen ve taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir. İcra takibinde derdestlikten söz edebilmek için; icra takibinin daha önce aynı veya başka bir icra dairesinde başlatılmış olması, tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Somut olayda da aynı kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için aynı borçlular aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılmış bir ilamsız takip mevcutken, aynı alacak için aynı borçlular aleyhine başlatılan işbu dava konusu İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında başlatılan takip mükerrerdir. ...'ın kullandırmış olduğu tüm kredilerden kaynaklanan tüm alacak, takip ve dava dosyalarındaki haklar TMSF'ye ve onun tarafından da davacıya temlik edilmiş olmakla, ilk takibin temlik eden banka tarafından başlatılmış olması da sonuca etkili değildir. İlk takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine alacaklı bakımından itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali davası açma hakkının süre nedeniyle düştüğü ve bu nedenle ilk takibin düştüğü konusunda da davacı tarafça herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b84c1d83b89065b","SID":"550fe7375eca5069"}}