{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2020/428 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2020/455<br>DAVA\t\t\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 16/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 06/10/2020<br><br>\tMahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>TALEP\t:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile davalı banka ile müşterisi ... arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine ... tarihli kefalet ile bağımsız müteselsil kefil sıfatı ile kefil olduğunu, kefalet sözleşmesi uyarınca davacı taraf Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun azami ...  TL'sine kefalet verdiğini,  kefalet sözleşmesi uyarınca kefaletinin teminatı olarak ...  ili ...  ilçesi ...  ... ada ...  parsel sayılı taşınmaza ...  tarihinde ipotek tesisi edildiğini, bankaca talep edilen tüm kredi borcu ve ferilerine karşılık ödeme yapıldığını takibin iptali ile birlikte yapılan ödemenin istirdatı hakkı davacı için gerekli olduğunu davacının dava dışı kredi borçlusunun borcundan kaynaklanan kefaletinin azami miktarı ...  TL olmakla birlikte borcun tespit edilmesinin mümkün olmadığını bu nedenle davalarının kabulüne yersiz tahsil edilen alacağın  faizi ile birlimkte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP\t: <br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; davacının kefil olduğu ve taşınmazını ipotek olarak tescil ettirdiği genel kredi sözleşmesi ticari kredi sözleşmesi olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, uyuşmalığa konu alacağın miktar ve değeri belirli iken işbu dava belirsiz alacak davası olarak açıldığını,  davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, ...  İli ...  İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel Sayılı taşınmazının kefaletinin teminatı olarak ipotek ettirildiğini iddia etmektiğini, ... Tapu Müdürlüğü tarafından düzenlenen ... Tarih ve ... Yevmiye Sayılı İpotek Belgesi ve resmi senet incelendiğinde iddianın gerçeği yansıtmadığı görüleceğini, Antalya ... . Noterliği'nin ... Tarih ve ... Yevmiye Sayılı İhtarnamesi ... tarihinde davacıya tebliğ edildiğini davacı yapılan tüm uyarı ve ihtarlara rağmen borcunu ödenemediğini, Antalya .... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı İcra Takip İşleminin İptal Edilmediği Sadece İcra Emrinin İptal Edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVA\t:<br>\tDava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasıdır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: <br>\tDava, ... tarihinde Antalya ... .Tüketici Mahkemesinde açılınmış, anılan mahkemenin ...  tarih ... /...  E. ... /... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzi olunmuştur.<br>\tAntalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...  E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçluların ... ve ...  ...  olduğu, ...  TL kredi alacağı, ...  TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ...  TL için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, alacaklı vekilinin ...  tarihinde alacaktan vazgeçme dilekçesi sunduğu görüldü.<br>\tAntalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ...  tarih ... /...  E. ... /...  K. sayılı kararının incelenmesinde davacının, işbu dosya davacısı, davalının işbu dosya davalısı olduğu, icra emrinin iptali ve takibin iptali talebi ile satışın durdurulması talebinin reddine karar verildiği görülmüş, kararın istinafı üzerine; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ...  tarih ... /...  E. ... /...  K. sayılı kararıyla; \"Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kabulü ile Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...  tarih, ... /...  Esas – ... /....   Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Şikayetin kabulü ile Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...  Esas sayılı dosyasından düzenlenen icra emrinin iptaline \" karar verildiği, kararın temyizi üzerine, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ...  tarih ... /...  E. ... /...  K. sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. <br>\tAntalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. ... /... K. sayılı kararında; \"...Yargıtay ... . Hukuk Dairesinin ... /...  Esas ... /...  Karar sayılı karanıda belirtildiği üzere tüketici kredesini dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlatılamayacağına ilişkin şikayet İİK 16/2 maddesi gereğince süresizdir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a 4822 sayılı Yasanın 15. maddesi ile eklenen 10. maddesinde; “tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. ... Bankası cevabı yazı ekinde gönderilen kredi sözleşmesine göre borçlu ... ' ın kullandığı ihtiyaç kredisinin teminatı olarak ...'un taşınmazı ipotek edilmiş olup ipotek alacağının varlığı, miktarı ve muaccel olup olmadığı Tüketici Kanunu'na tabi olmakla kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içermediğinden, bu tür bir ipoteğe dayalı olarak ilamlı takip yapılamaz...\" denilmiştir.<br>\tYargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlaması beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşması, bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir. Bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıkların oluşabilmesi doğaldır. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan yüksek mahkemenin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez. Ancak bu yargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir. Yüksek mahkemeler, yargı sistemine olan güveni sağlamak amacıyla aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek nitelikteki mekanizmaları çalıştırarak söz konusu içtihat farklılıklarını ortadan kaldırmalıdır (Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm'ün 09/06/2020 tarih 2015/4255 başvuru numaralı kararı).<br>\tBir kanun hükmüne ilişkin içtihadın henüz yerleşik hâle gelmediği bir aşamada o hükmün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi hukukun doğası gereğidir. Zira hukukta nesnelliğin sağlanabilmesi açısından hukuk kurallarının belli ölçüde soyut kavramlar içermesi kaçınılmazdır. Nesnel hukuk kurallarının maddi âlemde gerçekleşen olaylarla bire bir örtüşmesi ve bunlara uygulanması ise her zaman mümkün olmayabilmektedir. Öte yandan hukuk kurallarının kapsamının tespitinde kural koyucu ne kadar titiz davranırsa davransın kuralın yürürlüğe girmesinden ve uygulanmaya başlanmasından sonra öngörülemeyen bazı yeni durumların ortaya çıkması da mümkündür. Bu gibi hâllerde kuralın yetkili otoritelerce ve özellikle yargı organlarınca yorumlanması zorunlu hâle gelmektedir. Kuralı yorumlayan otoritelerin birden fazla olması, bazı hâllerde kuralın birden fazla yorumlanmasını önlenemez kılmaktadır. Dolayısıyla hukuk kurallarının bu niteliği dikkate alındığında bir kanun hükmünün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklı içtihatların varlığı tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu yargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadın varlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan bireyin davranışını yönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzeninin bozulduğundan söz edilebilir. Bu durumda bireylerin davranışlarını hangi içtihada göre yönlendirecekleri belirsizleşeceğinden öngörülebilirlik ortadan kalkar (Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm'ün 23/06/2020 tarih 2017/16292 başvuru numaralı kararı).<br>\t  Davamıza gelince; davacı tüketici kredisi için dava dışı kişi adına yaptığı ödemenin icra takibinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile iptal edildiğinden bahisle iadesi talebi ile Antalya ... . Tüketici Mahkemesine dava açmış, anılan mahkemece dava konusu kredinin ticari kredi olduğundan bahisle ...  tarih ... /...  E. ... /...  K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememize tevzi olmuştur. Dava konusu kredinin niteliği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /...  K. sayılı kararında \"tüketici kredisi\" olarak nitelendirilmiş ve \"Şikayetin kabulü ile Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...  Esas sayılı dosyasından düzenlenen icra emrinin iptaline\" karar verilmiş, Yargıtay ... . Hukuk Dairesinin ...  tarih ... /...  E. ... /... K. sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bir kanun hükmünün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklı içtihatların varlığı tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu yargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadın varlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan bireyin davranışını yönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzeninin bozulduğundan söz edilebilir. Dava konusu kredisi sözleşmesinin niteliği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ve Yargıtay .... Hukuk Dairesince \"tüketici kredisi\" olarak nitelendirilmiş, davacı da yüksek mahkeme kararlarında kabul doğrultusunda talepte bulunmuştur. Dava konusu kredinin niteliği yüksek mahkeme kararları ile belirlenmişken, bu nitelendirilmenin dışına çıkılması,  hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine ve  Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucu doğacağından dava konusu kredinin \"tüketici kredisi\" olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin düzenlendiği tarihinde yürürlükte olan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Kanunun 3/e maddesine göre tüketici, “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,” ifade etmekte olup, işlemin tüketici işlemi olması nedeniyle uyuşmazlığın bu yasa kapsamında bulunmasına göre, aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörüldüğünden Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, <br>2. Görevli mahkemenin Antalya ... . Tüketici Mahkemesi olduğuna,  <br>3. Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya ... . Tüketici Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın resen mercii olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,  <br>4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya  ... . Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,<br>5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, <br>6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacı ve davalıya iadesine, <br>\tDair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/10/2020<br><br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e005e0cbb79bfc8","SID":"515e7f9e6ea2521e"}}