{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/560 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1146<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2022<br>NUMARASI\t: 2022/391 E. - 2022/899 K.<br>DAVANIN KONUSU:  İtirazın İptali (Bonoya dayalı icra takibine yönelik) <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalıya 12.750.TL borç vermiş olduğunu, davalıya ödenmesi hususunda kararlaştırılan süre geçmiş olmasına rağmen borcunu ödemediğini, davalı müvekkile borcun dayanağı olarak 31/12/2007 vade tarihli, 2.750.TL ve 15/05/2007 vade tarihli 10.000.TL bedelli iki adet senet verdiğini, bu nedenle verilen borcun tahsili için İstanbul 34. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası vasıtasıyla takip başlatıldığını, davalı/borçlu, alacağın tahsilini engellemek amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini bu sebeplerle davalının haksız ve kötü niyetli borca itirazının iptali ile takibin asıl alacak 12.750,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte devamını, davalının haksız itirazı üzerine takip durduğundan %20 'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, takip konusu senedin alacağının zaman aşımına uğradığını, vade süreleri geçen bu senetlerin davacıdan alınan borç paraya istinaden düzenlenmiş olduğunu ve müvekkilinin davacıya olan borcunu defaten, elden ve nakden ödeyerek ifa ettiğini, bu zamana kadar bedelleri ödenmiş senetleri kötü niyetli olarak elinde bulunduran davacının müvekkil aleyhine vade tarihinden 10 sene sonra icra takibi başlatması davacının haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, bu nedenlerle işin esasına girilmeksizin görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini, zaman aşımı def'ilerin kabulü ile davanın reddini, işin esasına girilecekse her halükarda maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi  2017/309 E. - 2018/274 K.  21/03/2018 tarihli kararı ile; \"Dosya kapsamına ibraz edilen dilekçeler ile İcra takip talebine konu senetlerin her iki tarafın kabulünde olduğu üzere davalı tarafça davacı taraftan alınan borç para karşılığı düzenlendiği hususu mahkememizce sabit bulunmuştur. Davacı tarafın senet bedellerinin tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafın borcunun bulunmadığına yönelik itirazı ile takibin durduğu, davacı tarafın davasının İ.İ.K.' nun 67.md de ifadesini bulan İtirazın İptali Davası olduğu ve hak düşürücü süre  içinde davanın açıldığı görülmüştür. Davalı taraf cevap dilekçesi ile Mahkememizin Görevli Mahkeme olmadığı ve alacağın zamanaşıma uğradığı iddiasında bulunmuş ise de; davalı tarafın bu itirazları düzenlenen ara karalarda ki gerekçelerle reddedilmiştir. Davada 6100 Sayılı Kanunun 190.md uyarınca ispat yükü borcu kabul eden ancak ödediği  iddiasında bulunan davalı tarafa aittir. Davalı tarafın tanık dinletme talebi 6100 sayılı Kanunun 201.md uyarınca dava miktarı göz önünde bulundurularak mahkememizce kabul edilmemiştir. Davalı tarafın borcu ödediği yönünde ki iddiasını icra takibine konu senetlerle Aynı Kuvvetteki Yazılı Delille İspatlayamadığı anlaşılmakla davacı tarafın dava konusu senetlerden dolayı davacı tarafa borçlu olduğu kabul edilmiş, Taraflarca ibraz edilen ve talep edilen delillerin toplanılmasını müteakiben Mali Müşavir Bilirkişi Vasıtası ile yapılan inceleme ile yapılan icra dosyasında ki talep edilen ferilere yönelik hesaplamalar yerinde görülmüş olmakla davacı tarafın davasının kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş,davalı tarafın icra dosyasına  yapmış olduğu itirazın haksız ve davacı tarafın alacağını geç almasına sebep olacak nitelikte bulunduğu anlaşılmakla davalı taraftan icra inkar tazminatının alınarak davacı tarafa verilmesi yönünde\" karar  vermiştir,Dairemizin  2020/985 esas,  2022/611 karar sayılı, 14/04/2022 tarihli kararı ile; ''Zamanaşımına uğramış bono, delil başlangıcı niteliğinde olup, temel ilişki yönünden on yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, ispat yükü davacıdadır. Davacı,  dava dilekçesinde dava konusu takibe konu edilen bononun nakdi borcun teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı da cevap dilekçesinde borç olarak parayı aldığını beyan etmiştir.  Zamanaşımına uğramış bono, tek başına temel ilişkiyi ispata yeterli bir delil olmayıp, sadece delil başlangıcı niteliğindedir. Bu durumda ispat yükü davalıda değil, davacıda ve  ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından  ispat külfeti davalının cevap dilekçesinde borcu ikrar etmesi nedeniyle  yerine getirilmiştir. Davalı borç olarak aldığını ikrar etmiş olmakla, ödemeye ilişkin ispat yükünü üzerine almıştır. Dava konusu uyuşmazlığın miktarı tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan ödeme savunmasının tanıkla ispatı da  mümkün değildir. Mahkemece, ispat yükünün davalıya düştüğü, davalıların cevap dilekçesinde yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak davalılara yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasından sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir'' gerekçeleri kapsamında davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi  2022/391 esas,  2022/899 karar, 09/11/2022 tarihli kararı ile; \"Davanın KABULÜ ile, taleple bağlılık ilkesi gereği davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 12.750,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek kaydıyla devamına, İİK m.67/2 kapsamında 2.550,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk kararda 23.864,70 TL üzerinden takibin devamına karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçmiş olduğunu, yalnızca davalının yemin deliline dayanması sebebiyle bu delilin hatırlatılmasının gerektiğini,  miktara ilişkin hiçbir tereddüt olmadığını ve bu haliyle rakamın kesinleştiğini, ilk yargılama sonrasında kabul edilen rakam istinaf incelemesinden geçip kesinleştiğini, dolayısıyla mahkemece istinaf ilamı doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yeni bir karar oluşturulmasının usulsüz olduğunu, ayrıca dava dilekçesi ile 12.750 TL olan taleplerinin 19.01.2018 tarihli ıslah dilekçemizle arttırılarak 23.864,70 TL'ye çıkarıldığını, fakat kararda bu ıslah dilekçesinin de hiçbir şekilde dikkate alınmadığını beyan ederek İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/391 E. ve 2022/899 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve  itirazının iptali ile takibin\t23.864,70 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu senetlerin artık kambiyo senedi olarak değil ispat vasıtası olarak dayanılan belgeler olduğunu, dolayısıyla senet vasfı olmayan belgelere karşı tanık dinlenmesi mümkün iken, talebinin reddi ile müvekkilin adil yargılanma hakkı da zedelenmiş ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkilin 2004-2007 ile 2013-2014 yılları arasında davacının yönetiminde olan iş yerinde çalıştığı ve müvekkilin 2014 yılında bu iş yerinden ayrılması dolayısıyla taraflar arasında bazı hukuki ihtilafların meydana geldiğini, ancak davacının kendisine olan borcunu ödemediğini iddia ettiği müvekkilden yıllar boyunca alacağın tahsili için herhangi bir talepte bulunmadığını  ve bu hususta müvekkilin borcu olmadığını  açıklamasına rağmen huzurdaki davanın kötü niyetle ikame edildiğini, alacağının kendisine ödenmediği iddiasında olan bir kişinin 10 seneyi aşkın bir süre bekledikten sonra bu senetler için icra takibi başlatması ve 2007 vade tarihli senetleri elinde bulundurup ancak 10 sene sonra takibe konu etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek, 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/391 E. 2022/899 K. sayılı kararının kaldırılarak, öncelikle zamanaşımı bakımından reddine, bu talebi kabul görmeyecekse görevsizlik talebinin kabulü ile dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, ıslah ile artırılan miktar bakımından davanın reddine, her halükarda haksız davanın tamamen reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK m.67 kapsamında, bonolara dayalı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesinin yukarıda yazılı Dairemizin kaldırma kararından önceki kararında; davacı tarafın davasının kabulü ile, davalı tarafın İstanbul 24.İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak  ve takip tarihinden  sonra asıl alacağa değişen oranlarda yasal  faiz yürütülmesine yönelik itirazın iptaline, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile (23.864,70 TL) nin %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş ve Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından duruşma açılarak davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı, dayanmakta ise yemin metninin sunmak üzere süre verildiği ve davalı vekilinin 30/05/2022 tarihli dilekçesi ile yemin teklifinde bulunduğu, davacı asilin duruşmada söz alarak; \"Davalı ...'a borç olarak verdiğim parayı elden ve nakden teslim almadığıma, senetleri yırtıp atmak suretiyle imha ettiğimi söylemediğime, icra takibine ve davaya konu ettiğim senetlerin hatır senedi olmadığına, ... tarafından borç verdiğim paranın tarafıma geri ödenmediğine,  Sayın Mahkemenizde görülmekte olan bu davayı haksız ve hukuka aykırı amaçlarla ikame etmediğime namusum, şerefim  ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.\" şeklinde yemin etmekle Dairemizin kararı doğrultusunda yemin eda edildiği ve davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.Davalı tarafından ilk derece mahkemesinin görevli olmadığı, bononun zamanaşımına uğraması nedeni ile senet vasfı olmayan belgelere karşı tanık dinlenmesi mümkün iken talebinin reddi ile adil yargılanma hakkının zedelendiği gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de davanın bonoya yönelik başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olmakla 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin gerektiği, diğer esasa yönelik istinaf sebeplerinin de Dairemizin önceki tarihli kararı kapsamında; takibe konu bonoların zamanaşımına uğradığı, bu nedenle delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davalının borç olarak aldığını ikrar etmiş olmakla, ödemeye ilişkin ispat yükünü üzerine aldığı, dava konusu uyuşmazlığın miktarının tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan ödeme savunmasının tanıkla ispatının  mümkün olmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak davalıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması gerektiği hususlarının kesin olarak karara bağlandığı görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği, Davacının istinaf sebeplerine bakıldığında ise; ilk derece mahkemesi tarafından taleple bağlılık ilkesi gereğince davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının 12.750-TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin takip talepnamesindeki şartlarla asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek kaydıyla devamına, İİK m.67/2 kapsamında 2.550,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup davacı taraf istinaf başvurusunda; dava dilekçesi ile 12.750-TL olan taleplerinin 19/01/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılarak 23.864,70-TL'ye çıkarıldığını, fakat kararda ıslah dilekçesinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını beyan ederek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Dosya kapsamında yapılan incelemede; davacı vekilinin kaldırma kararından önceki yargılama sırasında 19/01/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini (bilirkişi hesaplaması ile tetkik edilen icra takip dosyasına konu olan asıl alacak ve faiz toplamı olan)  23.864,70-TL'ye yükselttiği, ıslah harcını ikmal ettiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesinin kaldırma kararından önceki kararında da ıslah dilekçesi esas alınarak davanın kabul edildiği, davalı tarafın takip dayanağı bonoya konu borcu ödediğini yazılı delil ile ispat edemediğinden davacı tarafa yemin teklifinde bulunduğu ve davacının da teklif edildiği şekilde yemini eda ettiğinden icra takibine konu borcun davalı tarafından ödenmemiş olduğu anlaşılmakla, davanın ıslah edilmiş miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken ıslah dilekçesi dikkate alınmadan dava dilekçesinde yazılı bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulü ile, davalı tarafın İstanbul 24.İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına 23.864,70 TL yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile 23.864,70 TL'nin %20'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KABULÜ ile,3-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2022 tarih, 2022/391 E., 2022/899 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davanın KABULÜ ile; Davalı tarafın İstanbul 24.İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına 23.864,70-TL yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline,5-Davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile; 23.864,70 TL'nin %20'si oranında  icra inkar tazminatının  davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin 6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.630,19-TL karar harcından peşin alınan 98,42 TL'nin mahsubu  ile 1.531,77-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40-TL başvurma harcı, 98,42 -TL peşin harç, 189,81-TL ıslah harcı 4,60-TL vekalet harcı, 300,00-TL bilirkişi ücreti,  557,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.181,23-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 23.864,70 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 7/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  870,95-TL  istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 262,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 308,95-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>7/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 72,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 564-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/e-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7/f-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef34751a2a7cabd5","SID":"c4c8e2f99be0d0f6"}}