{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/420 <br>KARAR NO\t: 2025/1200<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I\t<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/07/2019<br>NUMARASI\t: 2017/276 Esas -  2019/687 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalıya mal satışı yaptığını ve faturalar düzenlediğini, malların da teslim edildiğini, ancak davalının 5 adet fatura konusu borcu ödemediğini, bunun üzerine Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine de itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı taraftan satın aldığı tüm ürün bedellerini ödediğini, bu nedenle davacıya borcu bulunmadığını, alacağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Bilindiği üzere bir kimsenin fatura düzenlemesi ve bunu ticari defterlerine kaydetmiş olması salt alacaklı oldu anlamına gelmez. Fatura düzenleyen kişinin alacağını usulen ispat etmesi gerekir. Bu anlamda faturaya konun mal veya malların da  tesliminin ispatı şarttır. Davacı dayanak faturaları kendi ticari defterlerine kaydetmiş ise de faturaları tebliğ ve faturalara konu malı da teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Davacının sunduğu irsaliyelerin ikisinde imza bulunduğu, diğerlerinde ise imza bulunmadığı, imzalı  irsaliyelerdeki imzaların ise davalı şirket yetkilisi veya çalışanlarına ait olup olmadığı belirsizdir. Davalının savunması dikkate alındığında ispat yükü davacıdadır. Ancak davacı bu hususları ispat edecek beyan ve delil sunmamıştır. İmzalı bir  irsaliyede ismi bulunan kişinin davalı şirket çalışanı olmadığı cevabi yazılardan saptanmıştır. Mahkememizce hatırlatılması üzerine davacı, bu hususları ispat için yemin deliline dayandığını bildirmiş; davalı şirket yetkilisi ise usulüne uygun yaptırılan yeminle alınan beyanında \" dayanak faturalara konu malları şirket yetkilisinin ve çalışanlarının almadığını, imzalı irsaliyelerde ismi geçen kişilerin ise şirketleri ile bir bağlantısının bulunmadığını, davacıya dayanak faturalardan dolayı borçlu olmadığını\" bildirmiştir. Hal böyle olunca davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça kendisine verilen süre içerisinde ticari defterlerin sunulmadığını, bu durumun ticari defterlerin tam olarak incelenebilmesine engel teşkil ettiğini, bu durumda HMK 222. maddeye göre sunulmayan ticari defterlerde de davacı şirketin alacaklı olduğuna dair kayıtlar mevcut olduğunu, incelenemeyen defter kayıtlarının davacı şirket lehine delil oluşturduğunun sabit olduğunu, huzurdaki davanın kabulü gerekmekte iken davanın reddine karar verilmesinin açıkça kararın kaldırılması nedeni olduğunu, Yargıtay'ın da yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğunu, sunulmayan ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacıya ait incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiğini, davalının defterlerinin incelenmesine engel olması ve söz konusu ticari defterlerin bilerek mahkeme dosyasına sunulmaması karşısında, ilgili defterlerde davacı şirket lehine kayıt olduğu hususu kabul edilerek yargılamaya devam olunması gerekirken yemin deliline başvurulmasının kabul edilemez olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine  karar verilmiştir. Karara karşı davacı  vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra takibine dayanak faturalar içeriği malın davalıya teslim edilip edilmediği ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \" ... numaralı 30.09.2013 tarihli 8.454,44 TL tutarlı fatura, B334746 numaralı 30.09.2013 tarihli 877,79 TL tutarlı fatura, B334767 numaralı 02.10.2013 tarihli 349,42 TL tutarlı fatura, B334782 numaralı 03.10.2013 tarihli 1.298,00 TL tutarlı fatura, ... numaralı 03.04.2014 tarihli 1.084,10 TL tutarlı fatura \" sebebine dayalı olarak 10.998,66 TL asıl alacak, 3.578,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.577,36 TL'nin tahsili istemiyle 10/11/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu cari-açık hesaba ilişkin faturalar ile satılan emtianın davalı tarafa teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler HMK’nın 219 ve 220. maddeleridir. Her ne kadar mahkemece, davacıya yemin delili hatırlatılarak, davalının şirket yetkilisi ise yemin ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, belgelerin/ticarî defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilememelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK’nın 220. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira ileri sürülen hususların ispatında münhasıran davalı defterlerine dayanılmamış olması durumunda uygulanmayacak hüküm TTK’nın 83/2. maddesi olup somut olay bakımından HMK’nın 220. maddesi geçerliliğini korur(Yargıtay HGK'nın 17.02.2022 tarihi ve 2019/11-328 E. - 2022/154 K. sayılı kararı).Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; davacının ticarî defterlerine göre 10,998,66 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Öte yandan dava konusu satışa ilişkin faturaların ve malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği hususlarındaki belirsizliği gidermek amacıyla davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmediği gibi buna ilişkin herhangi bir mazeret de ileri sürülmemiştir. Mevcut durum itibariyle satılan mallara ilişkin faturaların davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunun, taraflar arasında çekişme konusu vakıalar ve davanın aydınlatılması kapsamında belirlenmesi zorunludur. Dolayısıyla HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde davalının ticarî defterlerinin, davacı tarafça ileri sürülen hususların ispatına elverişli olduğu ve ibrazına ilişkin talebin kanuna uygun olduğu açıktır.Davalı tarafa ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3. maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçların ihtar edilmiş olması ve davalı tarafça ibraz etmeme nedenine ilişkin herhangi bir mazeretin sunulmamış olması karşısında mahkemece, HMK’nın 220/3. maddesi ve ticarî defterlerin ibrazına ilişkin hükümler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerekir. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın  HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 Esas ve 2017/2944 Karar sayılı İlamı - Yargıtay 11. HD'nin 07/02/2017 tarih ve 2015/12365 Esas - 2017/648  karar sayılı ilamı - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 Tarih, 2015/5491 Esas ve 2016/506 Karar sayılı ilamı). Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın  konusunu oluşturan faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir. Hal böyleyken mahkemece,  davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar  verilmesi isabetli olmamıştır.Buna karşın, aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmediği gibi icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2-Davalı-takip borçlusunun, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının 10.998,66 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine. 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz yürütülmesine, 4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 2.200,00- TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 248,95 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Başlangıçta peşin olarak alınan 248,95 TL harcın  alınması gerekli olan 751,31 TL harçtan mahsubu ile bakiye 502,36 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 31,40 TL, posta ve tebligat gideri 500,65 TL, bilirkişi ücreti 1.100,00 TL, olmak üzere toplam 1.632,05 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.231,38 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.998,66 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 3.578,70 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL  istinaf başvuru harcı, 78,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 299,30 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  25/09/2025<br><br>\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65ecbf9a2006654b","SID":"049a4c6d8e741679"}}