{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/417 <br>KARAR NO\t: 2025/1199<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI\t: 2020/503 Esas -  2021/814 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinde faaliyet göstermekte olup müşterilerine profesyonelce hizmet veren, uzman kadrosu ile güven ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde sektör içerisinde tanınan, öncü ve başarılı bir şirket olduğunu, davalı... İnş. ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Taah. İnş. San. Ve Tic. A.Ş. ve müvekkili şirketin aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olduğunu, davalı şirketlerin, müvekkili şirket aleyhinde gerek sosyal medya üzerinden gerek sektör içerisinde gerçeğe aykırı, itibar sarsıcı paylaşımlarda ve beyanlarda bulunmakta olduğunu, davalı şirketlerin ilk olarak...@....com.tr adlı mail adreslerinden  05/03/2020 tarihli yazılarını mail yolu ile müvekkili şirkete iletmiş olduklarını ve söz konusu yazılarında müvekkilinin haksız rekabette bulunduğunu iddia ettiklerini, müvekkili şirket tarafından 16/03/2020 tarihli yazısı ile davalılara iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aksine söz konusu iddialarının haksız rekabet teşkil ettiğini bu sebeple söz konusu davranışlarına son verilmesinin ihtar edildiğini, davalı şirketler tarafından 16/03/2020 tarihli yazıya cevaben yine mail yoluyla 20/03/2020 tarihli yazıyı, müvekkili şirkete göndererek, haksız ve mesnetsiz iddialarını tekrarlamış olduklarını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından 21/03/2020 tarihli yazı keşide edilerek, haksız iddialarını ve taleplerini kabul etmediğini, söz konusu ihtarların müvekkili şirket üzerinde baskı oluşturarak haksız rekabet teşkil ettiğini, bu sebeple söz konusu davranışlarına son verilmesinin tekrar ihtar edilmiş olduğunu, davalılara 16/03/2020 tarihli yazılarında bildirdikleri ve gerçeği yansıtmayan iddialarından vazgeçmelerinin ihtar edildiği halde davalı ... ...'a ait facebook ve instagram adlı sosyal medya hesapları üzerinden kamuoyu duyurusu başlığı adı altında müvekkili şirket aleyhinde gerçeği yansıtmayan, yanlış, yanıltıcı paylaşımlarda bulunulduğunu, davalılardan Fazli ...'ın sosyal medya hesaplarından hem şahsı adına hem de yetkilisi olduğu diğer davalılar adına, gerçeğe aykırı, itibar sarsıcı paylaşımlarda bulunmakta olduğunu, iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, gerçek dışı fiilleri müvekkilinin icra ettiğini bu sebeple savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu beyan ederek, müvekkili hakkında olumsuz algı oluşturmakta ve bu şekilde haksız rekabet ile müvekkili şirketin kişilik haklarını ihlal etmekte olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün basın organlarında yayımlanmasına, söz konusu fiillerden dolayı müvekkilinin kişilik hakları ihlal edilmiş olup 25.000-TL manevi tazminatın avans faizi ile davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davaya cevap vermedikleri görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Somut olayda,  bilirkişi rapora itibar edilmeyerek, sosyal medyada, eylemin gerçekleştiriliş şekli itibariyle, doğrudan doğruya davacının  kişilik hakkına yöneltilmediği, çok ağır ve üzüntü verici mahiyette olmadığı gibi, beyanın davalıların kişisel değer yargısı niteliğindeki görüşleri olduğu, ifade ve düşünce özgürlüğü hakkı kapsamında kalıp rahatsız edici de olsa, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte bulunmadığı, eylemin muhatapları etkilemeyeceği, davacı tarafından,  manevi tazminat gerektirecek şekilde zarar gördüklerini, davalıların bu eylemiyle, yani yaratıldığı iddia edilen bu olumsuz intiba nedeniyle pazarının, ticari hayatının  etkilendiğine yönelik yasal delillerle inandırıcı şekilde kanıtlanamadığı, davacının kişisel  hakkının zedelendiğinden bahsedilemeyeceği ve iş bu nedenle, davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil edecek mahiyette olmadığı ve dolayısıyla manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre  mahkememizde,  TTK.55/1-a maddeleri gereği davalıların  eyleminin  haksız rekabet oluşturmadığı, davacının TTK 56/e, TBK 58 maddeleri gereği manevi tazminat talebinin yasal şartlarının oluşmadığı kanaati oluştuğundan, davacının davasının reddine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hüküm tesis edildiğini, davalıların davranışlarının ve söz konusu paylaşımlarının haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, davacı şirketin kişilik haklarını ihlal ettiğini, davalı tarafların üstü örtülü beyanları ile davacı şirketi dürüstlük kurallarına aykırı hareket eden bir şirket gibi göstererek sektördeki itibarını sarsmak ve davacı şirketin müşterilerinin kendilerini tercih etmeleri amacının güdüldüğünü, davalı tarafların davacı şirketin ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, davacı şirketin defter ve belgelerinin de incelenmediğini, davada davayı aydınlatma görevinin hakime ait olduğunu, mahkemece bu hususta araştırılma yapılmadan hüküm tesis edildiğini,  usul ve yasaya aykırı kararın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, haksız rekabetin men'i ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; taraflara isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise TTK 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturması halinde davacının bu yüzden uğradığı   manevi zararın ödetilmesi noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.\" şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56.  maddesi ise  \"Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,   d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların  bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. \" düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise; ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı haksız rekabet fiilinin davacının  kişilik haklarına  zarar vermiş olmasıdır.Somut olayda davaya konu  paylaşımın davalı  ... ...'ın hem kendi hemde hemde yetkilisi olduğu davalı şirketler adına, yapıldığı iddia edilmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ekran görüntülerinin davalı ... ...'ın sosyal medya hesaplarından yapıldığı ispatlanamadığı  gibi  suç duyurusunda bulunulacağına ilişkin  yasal bir hakkın kullanılacağına ilişkin açıklama da  haksız rekabet teşikli etmeyeceğinden  mahkemece davanın reddine karar verilmesinde  bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  25/09/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f74a7690242e5cd","SID":"6fded40dbc5387f1"}}