{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/544 <br>KARAR NO\t: 2025/1546 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/12/2021<br>NUMARASI\t: 2018/582 (E) - 2021/1172 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye (eski unvanı ... AŞ) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı sürücüsü davalı ...'ın yönetimindeki ...plakalı otomobilin, 5/5/2018 günü Basım Ekspres Yolunda seyir halinde iken, davacıların miras bırakanı ...'un yönetimindeki motosiklete çarparak adı geçen miras bırakanın ölümüne neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde miras bırakanın eşi ...için 10.000 TL, miras bırakanın kızı ... için 5.000 TL, miras bırakanının kızı Çağla ... için 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...için 150.000 TL, davacı ... için 75.000 TL, davacı Çağla ... için 75.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18/11/2021 günü sunulan dilekçeyle davacı ...için talep ettiği maddi tazminatı 848.310 TL'ye, davacı Çağla ... için maddi tazminatı 293.718 TL'ye yükseltmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.  İlk derece mahkemesince, 848.310 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 1.000 TL cenaze gideri olmak üzere toplam 849.310 TL'nin davalı ... AŞ'nin (eski unvanı ... AŞ) 267.411,67 TL tutarındaki bölümünden, davalı ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla, davalı ... AŞ'den temerrüt tarihi olan 6/6/2018 gününden itibaren, davalı ...'dan ise haksız eylem tarihi olan 5/5/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı Belgin ...'a verilmesine; 293.718 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ'nin 92.588,33 TL tutarındaki bölümünden, davalı ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla, davalı ... AŞ'den temerrüt tarihi olan 6/6/2018 gününden itibaren, davalı ...'dan ise haksız eylem tarihi olan 5/5/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı Çağla ...'a verilmesine; davacı ...'un maddi tazminat isteminin reddine; atiye bırakılan motosiklet hasarına ilişkin talep yönünden karar verilesine yer olmadığına; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ...için 100.000 TL, davacı Çağla ... için 50.000 TL, davacı Ilgın ... için 50.000 TL manevi tazminatın davaya konu kazanın meydana geldiği 5/5/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsil edilerek, adları geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; dosyaya sundukları bilgi ve belgeler değerlendirilmeden ve dilekçeler dikkate alınmadan nihai karar verildiğini; dilekçelerinde de belirttiği gibi davacılar miras bırakanın danışman olduğunu belirtmişlerken, bilirkişinin dayanaksız biçimde proje müdürü olarak kabul ettiğini, kabul edilen ücretin miras bırakana ödendiğine dair banka dekontu ya da muhasebe belgesi sunulmadan, içeriği itibarıyla gerçek olup olmadığı kuşkulu belgenin gelire esas alınıp pek aşırı (fahiş) hesaplamaya neden olduğunu, paranın kapalı zarf içinde verildiğini söyleyen davacı tanıklarının, içine bakmadıkları zarfta 20.000 TL olduklarını beyan ederek çelişkili anlatımda bulunduklarını; miras bırakanın ölümünden sonra aynı işi mevcut personelin yaptığını söyleyen tanık ...'ün beyanının, işin ekip tarafından yapıldığını gösterdiğini; bu hususlar dikkate alınmadan miras bırakanın sürekli gelirinin 20.000 TL olduğuna ilişkin kanının, hukuki tespitten öte vicdani yaklaşım olduğunu; bu haliyle isabetsiz maaş tespiti esas alınarak düzenlenen rapora dayanılarak, pek aşırı tazminata hükmolunduğunu; TÜİK verilerine göre miras bırakanın olası yaşam süresinin 75,9 olduğu gözetilerek hesaplama yapılması gerekirken, raporun 77 yaşına kadar yaşayacağı varsayılarak düzenlendiğini; dava dosyasında miras bırakanın ana-babasının sağ olup olmadığı ve bakıma gereksinim duyup duymadıklarının belli olmadığını, bu bilgilerin sunulması durumunda pay dağılımında değişiklik olabileceğini; davacı Belgin için evlenme olasılığı indirimi yapılması gerektiğini; bilirkişi raporunda maddi hesap hatası yapıldığını, miras bırakanın 17 yıllık işleyecek pasif devre peşin değerinin 460.360,10 TL olması gerekirken, 521.748,36 TL olarak toplandığını, bu toplama hatasından dolayı aynı dönem için davacı Belgin için 230.183,10 TL tazminat hesaplanması gerekirken, 260.874,18 TL olarak hesaplandığını, son üç tazminatın da 817.619,10 TL yerine 848.310,10 TL olarak hatalı belirlendiğini; davalının aracına yol vermeyerek ilk çarpmaya neden olan  diğer araç sürücüsü...'nun, kazaya ilişkin görüntü olmamasından yararlanarak sorumluluktan kurtulduğunu, kazada ölene çarpan araç sürücüsü davalıya bütün kusurunun yüklenmesinin ağır ve haksız sonuçlara neden olduğunu, vicdani olarak kazaya etken üçüncü araç sürücüsünün kusurunun göz ardı edilmesinin, hakkaniyette aykırı karara neden olduğunu; tazminatın zenginleşme aracı olmadığının da dikkate alınması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınmadan düzenlenen raporun Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına uygun olmadığını;  Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarıyla doğrulanmayan  desteğin geliri dikkate alınarak hatalı hesaplama yapıldığını; ölenin anne ve babasının hayatta olup olmadıklarını dair dosyada herhangi bir bilginin olmadığını, bu itibarla talepte bulunmayan destek alacaklılarının paylarının da hesaplamada göz önünde bulundurulması gerektiğini; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limitiyle sınırlı olmasına karşın hükmolunan maddi tazminatın tamamı üzerinden hesaplanan harç ve yargılama giderinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 29/4/2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda ölen destek ... ile ... plakalı araç sürücüsü...'nun kusurunun olmadığı, ...plakalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun bildirilmesi; davaya konu trafik kazanı nedeniyle Bakırköy 22'nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2018/416 (E) sayılı davada, Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından, olaya ilişkin kolluk tarafından düzenlenen tespit tutanağı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımı ve keşif tutanağı incelenerek ve kaza anı görüntüsü içeren CD izlenerek düzenlenen raporda, yönetimindeki otomobille tetikte seyretmesi, sol tarafa yönelme manevrasını gerisinden gelen araçların seyir durumu dikkate alarak kontrollü biçimde yapması gerekirken, bu hususlara uymayıp kontrolsüz biçimde sol şeride geçmek için sola yönelme manevrası yaptığı esnada, sol gerisinden gelen sürücü...'nun yönetimindeki otomobille çarpışması ardından savrulup direksiyon hakimiyetini yitirerek önünde seyreden ölen sürücü ...'un yönetimindeki motosiklete çarpan sürücü ...'ın tam kusurlu; yönetimindeki otomobille sol şeritte seyir halinde olduğu esnada orta şeritte önünde seyir halinde iken, kontrolsüzce manevrayla sol tarafa yönelen ...'ın yönetimindeki otomobille çarpışan sürücü...'nun kusursuz; yönetimimdeki motosikletle seyri sırasında geriden gelen sürücü ...'ın yönetimdeki otomobilin çarptığı ölen sürücü ...'un kusursuz olduğunun bildirilmesi; böylece  davalı sürücü ...'ın yönetimindeki...plakalı otomobille, dava dışı...'nun yönetiminde ... plakalı otomobilin ve destek ...'un yönetimindeki ... plakalı motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişinin kusura ilişkin raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş;  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) 90'ıncı maddesinde yer alan \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise  Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararın, olası yaşam süresi bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış; nüfus kaydına göre 7/6/1965 doğumlu olup kazanın meydana geldiği 5/5/2018 günü itibarıyla 52 yaşını tamamladığı anlaşılan ve kaza günü itibarıyla 18 yaşından küçük çocuğu olan davacı Belgin ...'un evlenme olasılığının bulunmadığı kabul edilerek nihai karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yönden, ölen destek ...'un inşaat mühendisi olarak çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, inşaat yüksek mühendisi olarak çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen ödeme bilgilerine ilişkin belgelerden 2018 yılı mayıs ayı itibarıyla 2.800,88 TL emekli maaşı aldığı anlaşılan adı geçen ölen desteğin, büyük inşaat projelerinde üst düzey yönetici ve danışman olarak çalıştığını ileri sürmüş; TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının 30/1/2019 tarihli yazısında, destek ...'un 26/12/1986 günü 33899 sicil numarası ile odaya kayıtlı üye olduğu belirtilerek mesleki kıdem yaşı ve oda kayıt tarihi esas alınarak hesaplanan 5/5/2018 günü alabileceği önerilen aylık net ücretin 17.449,24 TL olduğu bildirilmiş; ölen destek ... ile 17/11/2014 günü belirsiz süreli iş sözleşmesi bağıtlanan... konut aş tarafından düzenlenen ve davacı vekili tarafından 24/1/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgede ise şirketin İstanbul İli, Kemerburgaz mevkinde bulunan \"Kemerlife XXIII\"   ve \"Real Life\" projelerinde 1 yıldan beri mühendis olarak danışmanlık yapan  ...'a ölüm tarihinde aylık düzenli 20.000 TL danışmanlık bedeli ödendiğini bildirmiş; adı geçen şirket tarafından 17/4/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan bordroda ise destek ...'a 2017 yılı ekim ayında net 2.690,78 TL ödendiği belirtilmiş; duruşmada dinlenen tanıklar ... ve ... yeminli anlatımlarında danışman proje müdürü olarak çalışan ...'un... Konut AŞ'den aylık 20.000 TL aldığını beyan etmiştir.  Bilindiği gibi, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, desteğin ve destek alacaklılarının olası yaşam süreleri yanında, desteğin gelirinin belirlenmesi de önem taşımaktadır. Belirli bir işte ücret karşılığı çalışan kişiler ile bedensel çalışma ya da ticari işletmesinde sürdürdüğü faaliyet karşılığında kazanç elde eden kişilerin sürekli destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında esas alınacak gelirin farklı değerlendirilmesi zorunludur. Bu bağlamda ücret karşılığı çalışan kişilerin gelirinin sürekli ve düzenli olması gerekmektedir.Bu itibarla, 9 Eylül Üniversite Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1984 yılımda mezun olan ve... Konut AŞ'ye verdiği mesleki geçmişine ilişkin belgede bir çok konut projesinde proje müdürü, şantiye şefi ve projeler koordinatörü olarak çalıştığı anlaşılan destek ...'un mesleki geçmişi ve deneyimi dikkate alındığında, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından aylık ücretinin 17.449,24 TL olabileceği değerlendirilen adı geçen desteğin aylık gelirinin 20.000 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.Öte yandan hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, %10 artış ve %10 iskontoya tabi  peşin değer tutarı yılda 30.691,08 TL olarak hesaplanan bir yıllık pasif devrenin 17 yıllık toplamının (17 x 30.691,08 TL) 521.748,36 TL olarak doğru hesaplandığının anlaşılması karşısında, davalı ... vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalı ...'ın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, kusura ilişkin bilirkişi raporu ile ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davalı ... vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü manevi tazminat hükmüne yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, davacılar lehine hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatından ZMSS poliçesinde öngörülen teminat limitiyle sorumlu olan davalı ... AŞ'nin, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden de, teminat limiti oranında sorumlu tutulması gerekirken, adı geçen davalı sigorta şirketinin tazminatın tümü üzerinden hesaplanan yargılama gideri ve vekâlet ücretinden müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan, dosyaya eklenen nüfus kaydı içeriğine göre ölen destek ...'un annesi ...'un, adı geçen destekten sonra 7/11/2021 günü öldüğünün anlaşılması karşısında, destek ...'un, 5/5/2018 gününden, annesi ...'a 7/11/2021 gününe kadar destek olacağı varsayımına dayanılarak, adı geçen annesi için bir pay ayrılacağı kabul edilip buna göre davacılar ...ve ...'un destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararların hesaplanması gerekirken, bu konuda inceleme içermeyen yetersiz aktüerya hesap bilirkişisi raporuna dayanılarak nihai karar verilmesinde isabet görülememiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :<br>1-Davalı ... vekili ile ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı ... AŞ tarafından istinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince adı geçen sigorta şirketine geri verilmesine,4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,    5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davalı ... ve ... AŞ tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea9ff2f55f994ef3","SID":"5b2d95d21bfdb51b"}}