{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/719 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1137<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/02/2021<br>NUMARASI\t: 2021/229 E. - 2021/23 K.<br>DAVANIN KONUSU: ... (... Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanın 2013/... kod numaralı markayı tescil ettirmesinin müvekkili olan firmanın koruma altında alınan haklarına aykırılık oluşturduğunu, davalı yanın 2013/... başvuru numaralı \"...\" ibareli markasının 26/01/2015 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirkete ait ... markasının TPMK nezdinde ... ... olarak tespit edildiğini, davalı yanın markasını müvekkili olan şirketle aynı sınıflar olan 21.sınıfta tescil ettirdiğini, davalı yanın kötüniyetli olarak müvekkili olan şirketin tanınırlığından faydalanmakta olduğunu, davalı yan markası ile müvekkili şirkete ait ... arasında iltibas teşkil edecek derecede benzerlik olduğunu, yüksek mahkemenin müvekkili olan şirkete ait ... markası ile davalı yana ait ... arasında iltibas oluşup oluşmadığına yönelik huzurdaki davayı aydınlatacak emsal kararların mevcut olduğunu ve söz konusu kararların var olduğunu beyan ederek davalı yana ait dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın ayakkabı ve benzeri ürünlerin imalatı, alımı, satımı, ithalatı ve ihracatı alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili olan şirketin temizlik gereçleri ürünleri imalatı, satımı ve ihracatı alanlarında faaliyet gösterdiğini, ... ve ... markalarını kullandığını, müvekkili eylemlerinin ... hakkı ihlali veya başkaca hukuka aykırılık ve haksız rekabet teşkil etmediğini, taraflara ait markaların bütünsel olarak genel izlenimleri ve şekilleri itibariyle görsel ve işitsel olarak birbirinden farklı olduğunu, markaların farklı sektörlerde olduğunu,  dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların haksız, dayanaksız olduğunu ve hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, davacı yan markasının müvekkili şirket markasının tescilinden sonra ... ... olarak tescil edildiği için davacı yanın markasının tanınmışlığından faydalanmasının mümkün olmadığını, davacı markasına yönelik daha önce TPMK nezdinde itirazda bulunduklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI;  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin19/02/2021tarihli  2021/229 E. - 2021/23 K. sayılı kararıyla; \" Dosyaya sunulan  tüm deliller ışığında davalının davaya konu olmayan 2003/28286 tescil numaralı \"...\" markasının da sahibi olduğu, davaya konu edilen markayı tescil ettirmek için 26/01/2013 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davalının bu başvuruya 03/03/2014 tarihinde itiraz ettiği, itiraz üzerine yapılan inceleme ile itirazın kısmen kabul, kısmen reddi ile 26/01/2015 tarihinde tescil edildiği, dosyaya davalı tarafça sunulan ticari evraklar, kataloglar, fuar görüntüleri ve davalının birbirine benzer mahiyette olan markaları 2001 yılından itibaren tescillerine konu etmiş olması karşısında, davalının uzun yıllardır birbirine benzer markalara yatırım yaptığı ve davaya konu edilen markasını da tescil tarihinden önce kullanmaya başladığı, davacının bu kullanımdan ve markadan habersiz olduğunun başvuruya 2014 tarihinde yapmış olduğu itiraz nedeni ile düşünülemeyeceği, işbu davanın ise beş yıllık sürenin dolmasına iki gün kala ikame edildiği; bu hali ile davacının uzun süre sessiz kalarak davalının yatırım yapmasına, ticari işletmesini söz konusu ... çevresinde şekillendirmesine sebep olduğu ve M.K.md.2 çerçevesinde hükümsüzlük talebinin hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar davacı yan kötüniyetli tescil iddiasında bulunmuşsa da başlı başına davacı markalarının ... olmasının kötüniyet için yeterli kabul edilemeyeceği, kötüniyetli tescili tevsike yarar başkaca bir delil bulunmadığı, kötüniyet iddiasının sübut bulmadığı,\" gerekçeleriyle, Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin \"...ayakkabımı seviyorum! Şekil\", \"Flozof\" ve benzeri ibareli markaların sahibi olduğunu, Türkiye genelinde 500'ü aşkın \"...\" markası adı altında mağaza işlettiğini, 2001 yılında kurulan \"...\" Türkiye'de, Ayakkabı Marketi Sisteminin öncülüğünü de yapan bir mağazalar zinciri olduğunu,  \"...\" mağazalarında; \"...\" markası adı altında ayakkabı, bot, çizme terlikler, patikler, kemer, çanta ve benzeri birçok ürün satıldığını, müvekkilinin Türkiye Genelinde \"...\" markası ile ... olduğu gibi dünya çapında 33 ülkeye de ihracat yaptığını,  \"...\" markası, TPE nezdinde 02, 03, 04, O5, 06, O7, O8, O9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 35. sınıflarda tescilli olduğunu,  TPE nezdinde \"... ...\" (... ...)  olarak  tespit edildiğini, ... markaların sadece tescilli olduğu sınıflarda değil, tüm sınıflar bakımından kanun koyucu tarafından koruma altına alındığını, davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin, Türk Patent Enstitüsü'ne 26.01.2013 tarihinde 2013/... başvuru numarası ile başvuruda bulunduğunu ve 26.01.2015 tarihinde \"...\" markasını 21. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazlarının kısmen reddedilip davalının “...\" markası 26.01.2015 tarihinde 21. sınıfta tescil edilen markasının  hükümsüz kılınması ve sicilden terkin edilmesi talepli davanın taraflarınca açıldığını, mahkemece reddedilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hakkın kötüye kullanıldığı ve 5 yıllık sürenin dolmasına 2 gün kaldığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun kabul edildiğini, karıştırılma tehlikesi ve iltibas açıkça ortadayken, davalının haksız bir şekilde müvekkil şirkete ait markanın tüketici nezdinde kazanmış olduğu güvenden yararlanma kastı söz konusuyken, davasının reddedilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 14/03/2024 tarihli, 2021/523 Esas-2024/517 Karar sayılı kararıyla; \"Somut olayda hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2013 ... tescil nolu  markanın  26/01/2015 tarihinde tescil edildiği,  davanın bu 5 yıllık süre dolmadan öncesinde 24/01/2020 tarihinde açıldığı, davacının kötüniyetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacının elektrikli temizlik gereçleri ve elektrikli mutfak aletleri konusunda 21. sınıfta tescilinin bulunduğu, ... markasının ... ... olduğu, davalının ... ibareli 21.sınıfta elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri sınıfında tescilli ... ile iltibas yaratma, davacı markası serisi olarak algılanma ve tüketici nezdinde sunulan mal ve hizmetinden işletmesinden geldiği yönünde işletmesel bağlantı ihtimali bulunduğundan markanın hükümsüzlüğü koşullarının  gerçekleştiği\" gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2024/3476 Esas- 2025/1973 Karar sayılı kararıyla; \"6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/6 hükmüne göre; ... sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli ... tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Kanun maddesinin lafzından da anlaşıldığı gibi hükümsüzlüğü istenen markanın, tescili itibari ile değil kullanılmaya başlanıldığı tarih itibariyle, hükümsüzlük nedenini bilen menfaat sahibinin 5 yıl boyunca sessiz kalması yaptırıma bağlandığı, bir başka deyişle hükümsüzlük isteyen kişinin, markanın tescilden önce de kullanıldığını biliyor ve markadan haberdarsa saptanabilen bu tarih itibariyle kanuni süresinin değerlendirilmesi gerektiği.Yukarıda yazılı Kanun maddesi ve yapılan değerlendirmeler ışığında somut olaya bakılacak olursa; davalının dava konusu ... başvurusunun 26.01.2013 tarihinde yapıldığı, davacının ise bu başvuruya tescil aşamasında iken 14.10.2013 tarihinde itiraz ettiği, davalının anılan markasını 2014 yılında kullanıldığının da dosya kapsamında tespit edilebildiği anlaşılmakla 24.01.2020 dava tarihi itibari ile davacı taraf bakımından sessiz kalma ile hak kaybının gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna hilafen Bölge Adliye Mahkemesince kanunen aranan 5 yıllık hak kaybı süresinin ... tescil tarihi itibari ile başlayacağından hareketle markalar arasında iltibasa ilişkin değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı\" gerekçesiyle; Dairemizin kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili Dairemizin kararında direnilmesini, davalı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE;<br>Dava, davalı adına tescilli  2013/...  tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilşkindir.TPMK kaydına göre, 2013/...  tescil nolu ... markasının davalı adına 21.sınıfta 26/01/2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescil edildiği, davacı adına 2010/48427, 2006/48708, 2002/30620, 2001/22441 tescil nolu markaların mevcut bulunduğu, davacının ... markasının 10/08/2012 tarihli başvuru üzerine T/0225 özel sayılı ile ... ... olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 15/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı yana ait davaya konu markanın davacı yana ait dayanak markalar ile benzer olduğu, davalı yana ait markanın gerek SMK 6/1.madde hükmü gerekse de SMK 6/5.madde hükmü çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı yanın müktesep hak iddialarına dayanak olarak göstermekte olduğu markasının müktesap hak iddialarına dayanak teşkil etmeyeceği ancak davalı yanın dosya arasına sunduğu cd içerisinde davalı yanın ... görselini çok uzun süredir kullandığına ilişkin verilerin olması (2004 yılına dayanan) ve davacı yan ile davalı yan arasında TPMK nezdinde dava konusu ... bakımından 2013 yılında yaşanmış ihtilaf göz önünde bulundurulduğunda, davacı yanın ilgili hükümsüzlük talebi bakımından uzun süre sessiz kalması sebebiyle hak kaybına uğradığının değerlendirilebileceği, ilgili cd içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin doğruluğu ve geçerliliğinin mahkemenin takdirinde olduğu beyan edilmiştir.Uyuşmazlık, davacının hükümsüzlük davasının 5 yıllık sessiz kalma süresi içerisinde açıp açıp açmadığının tespiti ile sessiz kalma süresinin başlangıç tarihinin tespiti, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığının tespitinden kaynaklanmıştır.Mahkemece davacının uzun süre sessiz kaldığı, davalıya ait markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmasına 2 gün kala dava açılmasının kötü niyetli olduğu gerekçesi  ile davanın reddine karar verilmiş, sessiz kalma süresinin tescil tarihinden başlatıldığı, ancak dava tarihine kadar  5 yıllık süre geçmemesine rağmen 2 gün kaldığından bahisle davacının davasının MK 2 maddesine göre hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu kanaatine varılmıştır.Dairemizce verilen 14/03/2024 tarihli, 2021/523 Esas-2024/517 Karar sayılı kaldırma kararında ise, 5 yıllık sessiz kalma süresinin tescil tarihinden başlatılacağı, dava tarihine kadar sessiz kalma süresinin dolmadığı, taraf markalarının (davacının 2010/48427 başvuru numaralı ... markası ve davalının hükümsüzlüğü istenen 2013/...  tescil nolu ... markasının ) 21. Sınıfta aynı/benzer emtialarda tescilli olduğu, davalı markasının tescil başvuru tarihi olan 26/01/2013 tarihinde tanınmışlığı tespit edilen davacı ... markası ile karıştırma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle hükümsüzlük kararı verilmiştir.Yukarıda aktarılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2024/3476 Esas- 2025/1973 Karar sayılı bozma ilamında ise;  kanun maddesinin lafzından hükümsüzlüğü istenen markanın, tescili itibari ile değil kullanılmaya başlanıldığı tarihten itibaren, menfaat sahibinin 5 yıl boyunca sessiz kalmasının yaptırıma bağlandığı, hükümsüzlük isteyen kişinin, markanın tescilinden önce de kullanıldığını biliyor ve markadan haberdarsa, saptanabilen bu tarih itibariyle kanuni sürenin değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.556 Sayılı KHK'nın 42/1-a maddesinde, ... markalar yönünden, tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre getirildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2002 tarihli ve 10860/3275 sayılı ilamı ile ... markalar için geçerli olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin diğer markalar için açılacak hükümsüzlük davaları için de uygulanarak yasal boşluğun doldurulmasına karar verildiği ve uygulamada 5 yıllık sürenin yerleştiği anlaşılmaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2012 tarihli, 2010/12137 Esas-2012/16604 karar sayılı ilamında, ... olmayan markalar yönünden de, tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağına vurgu yapıldıktan sonra; \"...Ayrıca, dava konusu markanın tescilsiz olarak kullanıldığı dönem için davacı tarafından 556 Sayılı KHK'nın 9 ve 61. Maddelerine dayalı bir davanın açılması halinde tescilsiz kullanım süresi bakımından dikkate alınacak olan MK 2. Maddesinin ; uyuşmazlık konusu markanın davalı tarafça tescil ettirilmesinden sonra ve süresinde açılmış olan işbu 556 Sayılı KHK'nın 42. Maddesine dayalı hükümsüzlük davası bakımından da önceki tescilsiz kullanıma karşı sessiz kalındığından bahisle hak kaybı oluşturacağı şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir.O halde, mahkemece davalı markasının sicile tescil edildiği tarihe göre hükümsüzlük davasının esası incelenmek suretiyle çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle MK 2. Maddesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.\" şeklindeki kararı ile, sessiz kalma yoluyla hak kaybı yönünden, tecavüz davalarında uygulanan tescilsiz kullanım süresinin hükümsüzlük davasında, tescil tarihi ile birleştirilemeyeceğine vurgu yapılmıştır. 556 Sayılı KHK'nın yürürlükte olduğu dönemde, yasal düzenleme ve uygulamada tescil tarihi esas alınırken, 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SMK 25/6 bendi düzenlemesinde farklılık getirilip getirilmediği incelenmelidir. Kanun maddesinde; ... sahibinin sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu durumu birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli ... tescili kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez, hükmü düzenlenmiştir. Madde de \"tescil tarihinden itibaren 5 yıl\" ibaresine yer verilmemiş, \"markanın kullanıldığını bilme veya bilmesi gerekme\" ifadesi kullanılmıştır. Esasen ... tescil edilmeden, henüz başvuru yapılmadan, yahut başvuru aşamasında  hükümsüzlük davası açılamayacağı, açılmışsa mevsimsiz açıldığından bahisle reddine karar verileceği gözetilerek, sessiz kalma suretiyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin tescil tarihinden önceye götürülmesi mümkün görülmemektedir. Bununla birlikte, uygulamada 5 yıllık sürenin başlangıcında mutlak olarak, markanın tescil tarihinin  dikkate alınmasının da hakkaniyete uygun olmayan sonuçlara sebep olduğu, özellikle tescil edilmesine rağmen ... sahibi tarafından kullanılmayan, kullanılmadığı için de bilinmeyen markalarda sessiz kalma süresinin tescilden itibaren başlatılması sürenin geçirilmesine yol açmıştır. Birçok uyuşmazlıkta menfaat sahibinin sonraki tarihli markanın tescil edildiğini ve tescil tarihini bilmesinin beklenemeyeceği, bu durumda menfaat sahibinin sonraki tarihli markadan ancak markanın kullanılması ile haberdar olacağı, bu durumda markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiğinin tespitinin daha hakkaniyetli sonuca ulaştıracağı gözetilerek, markanın kullanımını bilme yada bilmesi gerekme durumu, tescilden sonraki tarih ise bu tarihin esas alınması, tescilden önce ise tescil tarihinin esas alınması gerektiği, 5 yıllık dava açma hak düşürücü sürenin tescil tarihinden önceye götürülmesinin, henüz dava açma hakkı bulunmadan sürenin işletilmesi sonucunu da doğuracağı gözetilerek, somut olayda 5 yıllık sessiz kalma süresi dolmadığından, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, ... tescil kayıtları, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  davalı markasının davacının tescilli ... ile iltibas yaratma, davacı markası serisi olarak algılanma ve tüketici nezdinde sunulan mal ve hizmetinden işletmesinden geldiği yönünde işletmesel bağlantı ihtimali bulunduğundan markanın hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılmakla, Dairemizin 14/03/2024 tarihli, 2021/523 Esas-2024/517 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, karar verilerek davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Dairemizin 14/03/2024 tarihli, 2021/523 Esas-2024/517 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,2-Davacı  vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2021 tarih, 2021/229 E, 2021/23 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davanın kabulü ile davalı adına tescilli  2013/...  tescil nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine,5-Karar kesinleştiğinde TPMK'na bildirilmesine,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 136,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.253,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre  40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-İstinaf ve temyiz  aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 471,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam  633,60-TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/c-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/ç-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan temyiz  2.107,80 TL başvurma harcı,  350,00 TL  tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.457,80-TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d5f7f01432a64db7","SID":"705fb1f644c3c495"}}