{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/12/2024<br>DAVA:Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ:30/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:03/11/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 23/01/2018 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde gümüş korumalı trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu diğer şeride geçip karşıdan kendi şeridinde ilerleyen sürücü ...'un yönetimindeki ... plaka sayılı vasıtayla çarpıştığı, meydana gelen trafik kazası sonucunda sürücü ...'un ve yönetimindeki araçta yolculuk eden ... ...'un olay yerinde, beraberindeki diğer yolcu ... ...'un ise kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü sırada vefat ettiği, araç içerisindeki diğer yolcular olan davacıların da aynı kazada yaralandığı, bu kazada hayatını kaybeden ...'un davacı ...'ın eşi ve diğer davacı ...'nın babası olduğu, yine vefat eden ...'nin ise davacı ...'ın çocuğu, diğer davacı ...'nın ise kardeşi olduğu, bu kaza neticesinde vuku bulunan ölümlerden dolayı eş- oğul - babanın maddi desteğinden mahrum kalındığı, kazaya ilişkin karşı arasın sürücüsü ve işleteni olan dava dışı gerçek kişiler hakkında Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasında dava ikame edildiği ve orada açılan dava sırasında temin edilen tazminat bilirkişi raporunda müvekkilleri için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, karşı aracın trafik sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin de hesaplanan bu tazminatlardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğu, yine müvekkiline ait aracın kazada hasarlanması nedeniyle de maddi zararlarının bulunduğunu beyanla ve fazlaya dair hakları saklı tutulması ve Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında hükmedilecek tazminat ile tahsilde tekerrür olmaması ve davalının poliçe limiti dahlinde  sınırlı sorumlu tutulması kaydıyla olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksunluk zararlarına karşılık davacılar için 616.975,73 TL ve ... ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksunluk zararına karşılık davacı ... için 155.524,93 TL maddi tazminatın ve ayrıca araç hasarından kaynaklı uğranılan zarara karşılık fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 05/12/2024 günlü dilekçesiyle, ...'un vefatından dolayı istenilen destekten yoksunluk zararını davacı ... için 139.202,69 TL ve davacı ... için 3.862,77 TL olmak üzere 143.065,46 TL olarak, ... ...'un vefatı nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma zararını ise 325.616,11TL olarak ıslah etmiştir.<br>Dava ilkin Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek bu mahkemenin ... esasına kaydı yapıldıktan sonra belirtilen dava dosyası üzerinden 28/11/2022 gün ve ... sayılı kararı ile hukuki ve fiili irtibat nedeniyle Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında birleştirilmesine hükmedilmiş ve dosya Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. <br>Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi birleştirme kararı üzerine gelen davayı mahkemenin ... esasına kaydetmiş ve Antalya Ticaret Mahkemelerine yönelik görevsizlik kararı vermiştir. Dava dosyası bu kez Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi olmuş ve ... esasına kaydı yapılmış, yargılamaya da bu esas üzerinden devam olunmuştur.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin olarak sigortalı aracın sürücüsü ve işleteni hakkında Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasında destekten yoksun kalma tazminat istemiyle dava açıldığı ve eldeki dava ile arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan davaların birlikte görülmesi icap ettiği, ayrıca davacıların müvekkili sigorta şirketine yaptığı müracaat üzerine davacılara 10/04/2018 tarihinde 34.383,89 TL ve 29/03/2018 tarihinde 162.329,36 TL ödeme gerçekleştirildiği ve yapılan bu tediyeler ile poliçeden kaynaklı tüm sorumluluğun yerine getirildiği ve bakiye tazminat alacağının da kalmadığı, yetersiz ödeme ve gerçek zarar ile yapılan tediye arasında fahiş oransızlık bulunduğu yönündeki iddiaların ve taraflar arasında yapılan anlaşmalarının geçersizliğinin 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, aksi durumda ise sigortalı araç sürücünün kusuru oranında sigorta genel şartları kapsamın ve bakiye poliçe limiti dahilinde sınırlı sorumlu olunduğu, kusurun, destek olgusunun ve zarar tutarının usulünce ispatı gerektiği, müterafik kusur durumunun tetkik edilerek saptanması halinde lüzumlu indirimlerin yapılması gerektiği, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları icap ettiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2019 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, trafik sigorta poliçesi örneği, kusur ve tazminat bilirkişisi raporları, nüfus kayıtları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; adli trafik bilirkişisinden alınan kusur raporuna göre davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün hadisenin vukunda asli ve tam kusurlu olduğu, davacılar desteği müteveffa sürücü ...'un ve araç içerisinde yolcu konumundan bulunan diğer desteklerin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının olmadığı, tazminat bilirkişi raporunda evvela ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığı ve tediyelerin gerçekleştirildiği tarih itibariyle yapılan ödemelerin gerçek zararı karşılamadığının tespit edildiği, devamında ise TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak profrasif rant yöntemine göre ve desteklerin gelir durumuna ilişkin belge sunulmadığından asgari ücret düzeyinde kazanç sağladığı kabul edilerek davacı ... için eşi ...'in vefatı nedeniyle mahrum kaldığı maddi desteklik zararı bakımından %2 oranında yeniden evlenme ihmali indirimi uygulandığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncel tutarlarının belirlenip zarardan indirildiği, bundan ayrı olarak ölen ...'un dava dışı hak sahibi babası ... için de Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığı, önceki ödemeler dikkate alındığında bakiye poliçe limitinin 143.065,46 TL kaldığı, davacılar için hesaplanan desteklik zararının bakiye poliçe limitinden fazla olduğu ve yapılan garame hesabına göre eş - baba ...'un ölümü nedeniyle davacı ... için 139.202,69 TL ve davacı ... için 3.862,77 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, ... ...'un vefatı nedeniyle ödenen tazminatın gerçekleştirilen ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamada gerçek zararı karşılamadığı ve raporun devamında davacı ... için evladının ölümü dolayısıyla mahrum kaldığı destekten yoksun kalma zararının 989.367,24 TL olduğu ve hesaplanan bu rakamın bakiye poliçe limiti 325.616,11 TL'nin üstünde olması nedeniyle sigorta şirketinin bakiye poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulması gerektiği yönünde görüş bildirildiği, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, hesaplanan zarar tutarlarının aynen hüküm altına alınması gerektiği, öte yandan bakiye zarar iddiası ile sigorta şirketine davacılar tarafından tekrar müracaat edilerek 24/06/2021 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin temerrüte düşürüldüğü benimsenerek davanın kısmen kabulüne ve  Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatları ile tahsilde tekerrür oluşturmaması kaydıyla olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksunluk zararlarına karşılık davacı ... için 139.202,69 TL ve davacı ... için 3.862,77 TL olmak üzere 143.065,46 TL maddi tazminatın ve yine ... ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararına karşılık davacı ... için 325.616,11TL maddi tazminatın 24/06/2021 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya dair destekten yoksun kalma zararı istemlerin ve araç hasarına ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece poliçe teminat limiti kadar sınırlı sorumlu olduğunu, yerel mahkeme kararında sigortalı araç işleteni ile sürücüsü aleyhine Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen dava neticesi hükmolunan tazminatlar bakımından tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla denilmiş ise de hükmün kuruluş biçimi itibariyle icrasında tereddüt oluşturacağını, sigortalı ile araç sürücüsü olan gerçek kişilerin davalı olarak yer aldığı dosya ile eldeki davanın hukuki ve fiili irtibatı bulunduğundan davaların birlikte görülmesi gerektiğini, dava ikamesinden önce hak sahiplerine yeterli ve gerçek zararı karşılayacak şekilde destekten yoksun kalma zararı ödemesi yapıldığını, bakiye tazminat alacaklarının kalmadığını, riziko tarihi itibariyle sigorta poliçesi teminat limitinin 360.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve davacıların her ikisinin müracaatı üzerine ...'in vefatından dolayı ödenen 162.329,36 TL'nin davacıların toplam zararına karşılık geldiğini, yine kazada ölen ...'in babası olan dava dışı ...'a Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca oğlunun desteğinden yoksun kaldığı için 193.729,84 TL ödendiğini, belirtilen şahsın ölümünden dolayı bakiye poliçe teminat limitinin 3.940,80 TL kaldığını, ... ...'un vefatından dolayı mahrum kalınan destekten yoksun kalma zararına karşılık davacı ...'ya velayeten ...'a 34.383,89 TL ödeme yapıldığını, başvurana yapılan ödemenin üzerinden 2 yılı aşkın süre geçtiği ve hak düşürücü süre içerisinde ödemenin yetersizliğinin ileri sürülmediğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı sorumlu olunduğu ve hadisenin vukunda sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olup davacı desteği olan müteveffa sürücünün aşırı hızlı gitmesinin kazanın meydana gelmesine etkisinin araştırılması ve taraf kusur durumlarının tespiti gerektiğini, ayrıca müterafik kusur yönünden inceleme yapılarak tespiti halinde müterafik kusurdan dolayı da %20 oranında tazminattan indirim yapılmasını, dava öncesi müvekkilinin temerrüte düşürülmediğinden faize hükmedilmemesi icap ettiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmamıştır.<br>İSTİNAFA CEVAP: <br>Davacılar vekili istinafa cevap vermemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun 53/3. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sürücü ...'un yönetimindeki ... plaka sayılı vasıtanın çarpışması sonucu meydana gelen ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında sürücü ... ve yönetimindeki araçta yolculuk eden ... ... olay yerinde, beraberindeki diğer yolcu ... ... ise kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü sırada vefat etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. kaza yapan ... plaka sayılı aracın trafik sigortacısıdır. Bu kazada hayatını kaybeden ..., davacı ...'ın eşi ve diğer davacı ...'nın babasıdır. Yine vefat eden ... ...'da, davacı ...'ın çocuğu ve diğer davacı ...'nın kardeşidir. Davacılar trafik kazası sonucu husule gelen ölümler nedeniyle eş- baba - çocuğun maddi desteğinden mahrum kalındığını, ayrıca kazada aracın uğradığı hasar nedeniyle de maddi zararlarının bulunduğunu ileri sürerek destekten yoksun kalma zararı adı altında bir miktar paranın ve araç hasarından kaynaklı maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda araç hasarına ilişkin talep olunan maddi tazminatın feragat nedeniyle reddine, destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin talep olunan maddi tazminatların ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2019 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı nezdinde sigortalı aracın sürücüsü olan sanık ...'nin davacıların yakını ..., ... ve ...'a karşı işlediği taksirle ölümüne neden olma ve davacılara karşı işlediği taksirle yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nun 85/2 ve 62. maddeleri gereği 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi 23/12/2020 gün, ... esas ve ... sayılı kararında, her ne kadar sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmiş ise de sanığın kusurunun yoğunluğu ve hadisenin neticesinin ağırlığı göz önünde bulundurularak daha üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğinden bahisle yerel mahkeme kararını ortadan kaldırarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle daha evvel sanık hakkında tatbik olunan ceza maddelerini aynen uygulayarak neticeten 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).<br>1-Davalı vekilinin, davacı ... ... hakkında hükmedilen maddi tazminat yönünden yaptığı istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Davacıların aynı haksız fiil nedeniyle desteklerinin gelirinden mahrum kaldıkları, usul ekonomisi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları, esasında her bir davacının davasının diğerinden bağımsız olduğu ve esasen birden fazla dava olduğu dikkate alındığında yasa yolu kesinlik sınırının her bir davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre belirlenmesi gerekir.<br>02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 44. maddesi ile 6100 Sayılı HMK'na eklenen ek madde 1 ve HMK’nun 341/2 maddesi uyarınca karar tarihinde miktar ve değeri 28.250,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.<br>Somut olayda, davacı ... ... için 3.862,77 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmiş olup, istinaf incelemesine konu olan tutar 28.250,00 TL'ye ulaşmadığından, davalının, ... ... hakkında hükmedilen tazminata yönelik istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 Sayılı HMK.'nun 341/2 maddesi gereğince miktar yönünden reddine karar verilmelidir.<br>2-Davalı vekilinin, davacı ... hakkında hükmedilen maddi tazminat yönünden yaptığı istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>a-Karayolları Trafik Kanu'nun 111/2 maddesine göre davadan önce yapılan uzlaşma veya anlaşmayı içeren sözleşmenin iptali için 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması zorunludur. Somut olayda, davacılara davadan önce bir kısım ödemeler yapıldığı anlaşılmış ise de, bu ödemeler nedeniyle dosyaya sunulmuş ibraname mahiyetinde bir uzlaşma veya anlaşma belgesi bulunmamaktadır. Bu durumda, Karayolları Trafik Kanu'nun 111/2 maddesinin somut olayda uygulanması mümkün olmadığından, davalı vekilinin hak düşürücü süreye yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>b-Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağında, direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelen ve davacıların da içinde yolcu olduğu araca çarpan davalının sigortalısı olan araç sürücüsünün, şerit ihlali yaparak karşı araca çarpmasından dolayı tam kusurlu olduğu, davacıların da içinde yolcu olduğu karşı aracın sürücüsü olan dava dışı müteveffa ...'un ise bir kusurunun olmadığının tespit edildiği; somut olaya ilişkin olarak ceza dosyasında alınan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporu ve somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda da aynı kural ihlali tespit edilerek davacıların içinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davalının sigortalısı olan araç sürücüsünün ise şerit ihlali yaparak karşı araca çarpmasından dolayı tam kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup; bu haliyle, somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan raporun, soruşturma dosyasında ATK'dan alınan kusur raporu, kaza tespit tutanağı, olayın oluş şekli ve diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle, somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan kusur raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiş, ceza dosyasında trafik bilirkişisinden alınan raporda yapılan kusur tespitinin olayın oluş şekline uygun olmaması nedeniyle bu rapora itibar edilmemesinin yerinde olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle istinaf eden davalı vekilinin kusur durumuna yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.<br>c-Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.<br>Somut dosyada, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına göre, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününden sonra başlatılacak şekilde temerrüt tarihi belirlenerek işlemiş faize hükmolunması gerekir. İlk derece mahkemesi tarafından sigortaya ikinci başvuru tarihi olan 14/06/2021 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasına isabet eden 24/06/2021 gününün temerrüt tarihi olduğu belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmolunmuştur. İlk derece mahkemesinin faiz başlangıç tarihine ilişkin kararı yukarıda açıklanan ilkelere uygun olduğundan, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>Her ne kadar, somut dosyada ilk başvurunun ve ödemenin 2018 yılında yapılmış olması nedeniyle bu ilk başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününden sonra başlatılacak şekilde temerrüt faizi isteme imkanı mevcut olup, dava ve ıslah dilekçelerinde de bu yönde talepte bulunulduğu anlaşılmış ise de, ilk derece mahkemesince  24/06/2021 gününün temerrüt tarihi olduğu belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmolunduğu, ancak davacılar vekilinin faiz başlangıç tarihi yönünden davacıların aleyhine olan bu kararı istinaf sebebi yapmadığı dikkate alınarak, kamu düzenine ilişkin olmaması nedeniyle kaldırma sebebi olmayan bu hususa değinilmesi ile yetinmek gerekmiştir.<br>ç-Somut olayla ilgili trafik kazası tespit tutanağında, müteveffa destek ...'nin kaza anında araç içerisinde emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı hususu ile ilgili olarak herhangi bir belirleme yapılmadığı, müteveffa destek ...'un ise emniyet kemeri kullanıp kullanmadığının tespit edilemediğinin işaretlendiği, ceza dosyası ve somut dosya kapsamındaki diğer tahkikat evraklarında da müteveffaların emniyet kemeri kullanmadığına dair herhangi bir tespitin mevcut olmadığı, somut dosyada da bu hususu ispata yarar delil sunulmadığı, müteveffaların ölüm sebeplerine göre de emniyet kemeri takıp takmadıklarının kesin bir biçimde tespitinin mümkün olmadığı, bu itibarla ölen desteklerin emniyet kemeri takmadıkları kesin olarak ispatlanamadığından davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.<br>d-Somut dosyada, davalı vekili tarafından yargılama sırasında ve istinaf dilekçesinde ...'un babası olan dava dışı ...'a 193.729,84 TL ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, Antalya (Kapatılan) 7. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında dava dışı ... tarafından sigorta şirketi aleyhine uyuşmazlık hakem heyeti kararı gereğince hükmolunan tazminatın tahsili için icra takibi başlatıldığı, bu icra takibine konu olan uyuşmazlık hakem kararında ...'un oğlu olan ...'un ölümünden dolayı ...'a 54.605,18 TL tazminat ödenmesine karar verildiği, icra takibinde de bu miktarın asıl alacak olarak davalı sigorta şirketinden talep edildiği, diğer alacak kalemlerinin ise farklı hukuki sebeplere dayandığı (...'un eşi olan ... ...'un ölümü nedeniyle talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri), bu haliyle dava dışı ...'a müteveffa ...'un ölümünden dolayı 54.605,18 TL asıl alacak ödemesi yapıldığı sabit olduğuna göre, ...'un ölümünden dolayı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesinde bu ödeme miktarının dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmış ve davalı tarafın aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>Bu durumda, somut dosyada destek ...'un ölümü nedeniyle; davacılar ... ve ...'ya 29/03/2018 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından toplam 162.329,39 TL ödeme yapıldığı, ayrıca dava dışı olan ...'a da 30/10/2019 tarihinde 54.605,18 TL ödeme yapıldığı dosya arasına alınan belgelerle sabittir. O halde, davacılar ve dava dışı ...'a, destek ...'un vefatından dolayı ödenen toplam tazminat miktarı 216.934,57 TL olup, sigorta şirketinin sorumlu olduğu sigorta poliçe limiti olan 360.000,00 TL'den ödenen bu miktarlar mahsup edildiğinde kalan sigorta poliçe limiti 143.065,43 TL'dir. Somut dosyada alınan aktuer bilirkişi raporu incelendiğinde, aktuerya bilirkişisi tarafından da davalı sigorta şirketinin ...'un ölümünden dolayı kalan poliçe limitinin 143.065,46 TL olduğu belirlendiğinden ve aktuer bilirkişisinin raporu denetime elverişli şekilde düzenlendiğinden, davalı vekilinin ...'un ölümünden dolayı davacı ... lehine hükmolunan tazminat miktarlarının hatalı ve fazla hesaplandığına yönelik istinaf taleplerinin yersiz olduğu ve reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.<br>e-Somut dosyanın, ilk derece mahkemesinin 30/11/2022 tarihli kararı ile Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği, ancak Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince birleştirilen bu dosya yönünden tefrik kararı verilip mahkemenin ... esas sırasına kaydedildiği ve 08/06/2023 tarihli karar ile  görevsizlik kararı verildiği, bu görevsizlik kararı üzerine dosyanın yeniden Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesine döndüğü ve yeniden istinaf incelemesine konu olan esas numarasını (...) alındığı; Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen davanın ... karar sayılı ve 19/03/2024 tarihli karar ile karara bağlandığı ve bu kararın istinaf edilmemesi üzerine 08/05/2024 tarihinde kesinleştiği, Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından tefrik edilen yine Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasında da hasara ilişkin talep yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup; bu haliyle yargılama sırasında ilk derece mahkemesince davalı vekilinin birleştirme talep ettiği dava dosyası ile birleştirme yapılmasına rağmen, birleşen bu dosya tefrik edilerek görevsizlik kararı verildiği ve mahkeme sıfatlarının farklı olması nedeniyle birleştirmenin uygun olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından somut dosyada yeniden alınan esas ile yargılama devam olunduğu, gelinen aşama itibariyle ilgili dava dosyasının kesinleştiği dikkate alındığında bu aşamadan sonra birleştirme imkanının da kalmadığı, keza davaların birlikte görülmesinin de zorunlu olmadığı dikkate alınarak, davalı vekilinin birleştirmeye yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>f-Somut olayla ilgili olan Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasının, Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından tefrik edilen araç hasar bedeline yönelik dava olduğu, Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasının somut davadaki destekten yoksun kalma taleplerini kapsamadığı ve bu haliyle somut davadaki destekten yoksun kalma talepleri açısından derdestlik veya kesin hüküm durumunun söz konusu olmadığı, araç hasar bedeline yönelik olan Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, ilgili dava dosyasının dava dilekçesi incelendiğinde, davalı sigorta şirketinin ilgili dosyada taraf olmadığı, ancak her nasılsa karar başlığında taraf olarak yer aldığı (yukarıda açıklandığı üzere somut dosyada yapılan birleştirme sonrasında sigorta şirketinin ilgili dosyada da davalı taraf sıfatını aldığı, ancak ilgili dosyada verilen görevsizlik kararı sonrasında davalı sıfatının kaldırılmadığının anlaşıldığı), bu haliyle, davalı sigorta şirketi Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasında taraf olmadığından ilgili dosyada verilen araç bedeline yönelik kararın somut dosya açısından kesin hüküm niteliğinde olamayacağı, keza davalının ilgili dosyada taraf olduğu kabul edilse dahi, ilgili dava dosyasının hasar talebine yönelik olduğu ve feragat nedeniyle reddine karar verildiği, somut dosyadaki hasara ilişkin taleplerin de feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu haliyle her iki dosyadaki araç hasar bedeline yönelen talepler açısından davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği dikkate alındığında ilk kararın kesin hüküm olup olmamasının sonuca her hangi bir etksinin olmadığı, sonucu itibariyle verilen red kararının isabetli olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin kesin hükme yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>Hal böyle olunca, açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı vekilinin, davacı ... ... hakkında hükmedilen tazminata yönelen istinaf talebinin 6100 sayılı HMK.'nun 352. ve 341/2 maddeleri gereğince miktar yönünden usulden reddine, davalı vekilinin davacı ... hakkında hükmedilen tazminata yönelik istinaf talebinde ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin, davacı ... ... hakkında hükmedilen tazminata yönelen istinaf talebinin 6100 sayılı HMK.'nun 352. ve 341/2 maddeleri gereğince miktar yönünden USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin, davacı ... hakkında hükmedilen tazminata yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>3-Davalı tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (615,40 TL + 7.187,60 TL + 1.201,00 TL) 9.004‬,00 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 22.747,77 istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 30/10/2025 tarihinde, davacı ... ... hakkında hükümler yönüyle 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca KESİN olmak üzere, davacı ... hakkındaki hükümler yönüyle 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f24de1bd97c5d3f2","SID":"2a8d294e54c44522"}}