{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1076 <br>KARAR NO\t: 2025/1104<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/07/2025  ara karar <br>NUMARASI\t: 2025/119 E. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili tarafından sunulan tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... tarafından hazırlanan ve sunulan “...” adlı radyo programının 2021 yılının Eylül ayından bu yana ... Radyo 1’de canlı olarak yayınlanmakta olduğunu, https://www..../... adresinden de çevrimiçi olarak dinlenebilmekte  ve indirilebilmekte olduğunu, ayrıca müvekkillerinin aynı isimle ve aynı formatta bir televizyon programının da ... televizyon kanallarında yakında yayınlanmasının planlanmakta olduğunu, davalının haksız marka tescili gerçekleştirdiğini, Mahkemece verilecek bir İhtiyati Tedbir Kararıyla  markanın yayınlanacak dizinin ismi olarak kullanımının yasaklanmasını, \"...\" ismiyle anılan Türk dizisinin ... üzerinden 23 Temmuz 2025 tarihinde yayınlanmasının engellenmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket'in 2023/... başvuru numaralı ve “...” ibareli marka başvurusuna ilan edildiği 13.11.2023 tarihinden itibaren iki ay içerisinde herhangi bir itiraz yapılmadığını, 28.02.2024 tarihinde tescil ücreti ödenmiş ve 29.02.2024 tarihinde Müvekkili Şirket adına 2023 ... tescil numarası ile “...” ibaresinin müvekkili adına tescil edildiğini, dava dışı eserin senaristi olan Sn. ... ...'in söz konusu ibarenin tescilinden çok daha önce olacak şekilde 27.09.2021 tarihinde söz konusu “...” ibaresinin sertifikasını aldığını, davacının iddia ettiğinin aksine söz konusu ibarenin halk nezdinde sıkça kullanılmakta olan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, davacı tarafça öne sürülen “öncelik hakkı” iddialarının somut olayda geçersiz olup Müvekkili Şirketin tescilli marka sahibi olarak 6769 sayılı SMK uyarınca yasal koruma altında olduğunu, Müvekkili Şirket'in “...” markasının 2023 yılı itibarıyla tescil edildiğini ve tescil sürecinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilan edilerek kamuya açık şekilde yürütüldüğünü,  Davacı tarafın, bu sürece herhangi bir itirazda bulunmadığını, dizinin adının Kasım 2024 tarihinden itibaren tanıtım materyalleri ve kamuya açık platformlar aracılığıyla geniş şekilde duyurulduğunu, davacının uzun sessizlik döneminin, ileri sürdüğü zarar iddiasını zayıflattığını, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 17/07/2025  tarihli ara kararla yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelere göre, davanın niteliği ve bulunduğu aşamadaki mevcut deliller gözetilmekle, tedbire ilişkin talep ve sonuç kısmında belirtilen tedbir talebine ilişkin tedbir kararı verilmesi gerektiğini gösterir emarelerin bu aşamada dosya kapsamında yer almadığı, İstinaf ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere eser ve hak sahipliğine ilişkin iddiaların, eser vasfına ilişkin iddiaların, hükümsüzlük değerlendirmelerinin yargılama gerektirdiği, talep edenin tedbir talebi yönünden tespit olunacak iddia ve savunmalarının bu aşamada yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut delillerle orantısız tedbire hükmedilemeyeceği, yargılama sürecinde delillerin toplanıp değerlendirilebileceği, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesini gerektirir delillerin bu an için dosya kapsamında bulunmadığı ve bu noktada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşılmakla talebin reddine\"  karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Kararın gerekçesiz olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi uyarınca aykırılık teşkil ettiğini,-Davanın konusunun marka hukuku olduğunu, kararın yanlış perspektifle verildiğini, Davanın, 6769 sayılı SMK hükümleri çerçevesinde bir marka hükümsüzlüğü davası olduğunu,  ancak verilen kararda, eser hukuku ve FSEK ile ilgili soyut açıklamalara yer verildiğini,-Yaklaşık ispat şartının somut olayda mevcut olduğunu, ... ile imzalanmış sözleşme ve yayın kayıtları, Programın tanıtım materyalleri ve izlenme verileri, ... yayının 23 Temmuz 2025 tarihinde başlayacağına  ilişkin kamuya açık duyuruların delil niteliğinde olduğunu, -Müvekkilinin markayı uzun yıllardır kullandığını,  dizinin yurt dışı gösterimler için kullandığı İngilizce başlığının \"...\" yani ... olduğunu, Türkçe başlığın ise ... yerine ... olarak seçilmiş olmasının müvekkilinin önceki kullanımın halk arasında yarattığı tanınmışlıktan paraziter yararlanmaya yönelik kötü  niyetini açıkça ortaya koyduğunu, -... platformunda söz konusu dizinin 23 Temmuz 2025 tarihinde yayınlanacağını, müvekkilinin uzun yıllar boyunca titizlikle inşa ettiği marka değeri, algısı ve itibarının geri dönüşü olmayan biçimde zedeleneceğini, Yayın gerçekleştiği anda marka, tüketicilerin zihninde bambaşka bir bağlama taşınacağını, müvekkilinin asli faaliyet alanı ile marka arasındaki ilişkinin kopacağını,-ihtiyati tedbir kararı verilirken orantılılık ilkesinin gözetilmesi gerektiğini,  Mahkemenin, bu dengeyi gözetmeden talebimizi reddettiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -kararın gerekçeli olduğunu, Mahkemenin gerekçesinin hem olayın özüne hem hukuki çerçeveye uygun olduğunu, Davacı tarafın, ihtiyati tedbir talebinin esasını 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/3 ve 25. maddelerine dayandırdığını,  davacı tarafın esasen detaylı bir yargılama süreci gerektiren “önceki kullanım hakkı” (SMK m.6/3) ve “kötü niyetli tescil” (SMK m.25) iddialarının nihai yargılama sonunda hükme bağlanabilecek nitelikte iddialar olduğunu, Müvekkili Şirket'in prodüksiyon ve yapımcılık yaptığını, önceki hem ulusal hem de uluslararası projelerinde olduğu gibi marka hukuku kapsamında doğan ve doğacak haklarını korumak adına “...” ibaresi ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 13.10.2023 tarihinde marka başvurusunda bulunmuş olduğunu, Müvekkili Şirket'in 2023/... başvuru numaralı ve “...” ibareli marka başvurusuna ilan edildiği 13.11.2023 tarihinden itibaren iki ay içerisinde herhangi bir itiraz yapılmadığını, 28.02.2024 tarihinde tescil ücreti ödenmiş ve 29.02.2024 tarihinde Müvekkili Şirket adına 2023 ... tescil numarası ile “...” ibaresinin tescil edildiğini, dava dışı eserin senaristi olan Sn. ... ... 'in söz konusu ibarenin tescilinden çok daha önce olacak şekilde 27.09.2021 tarihinde söz konusu “...” ibaresinin sertifikasını aldığını, davacının iddia ettiğinin aksine söz konusu ibarenin halk nezdinde sıkça kullanılmakta olan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, davacı tarafça öne sürülen “öncelik hakkı” iddialarının somut olayda geçersiz olup Müvekkili Şirketin tescilli marka sahibi olarak 6769 sayılı SMK uyarınca yasal koruma altında olduğunu, Müvekkili Şirket'in “...” markasının 2023 yılı itibarıyla tescil edildiğini ve tescil sürecinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilan edilerek kamuya açık şekilde yürütüldüğünü,  Davacı tarafın, bu sürece herhangi bir itirazda bulunmadığını, dizinin adının Kasım 2024 tarihinden itibaren tanıtım materyalleri ve kamuya açık platformlar aracılığıyla geniş şekilde duyurulduğunu, davacının uzun sessizlik döneminin, ileri sürdüğü zarar iddiasını zayıflattığını, Müvekkili Şirket'in tescilli markasının “...” olduğunu, 2023 yılından itibaren bu adla sürdürülen planlama, yapım, tanıtım ve dağıtım faaliyetleri kapsamlı ve maliyetli olduğunu,  “orantılılık” ilkesinin, yalnızca davacı tarafın iddia ettiği muhtemel zararlar üzerinden değil; davalı tarafın mevcut pozisyonuna etkisi üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli istinaf başvurusunun tümden reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescil edilmiş olan 2023/... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü ve  markanın dizinin ismi olarak kullanılmasının tedbiren yasaklanması talebine ilişkindir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafça marka hükümsüzlüğüne ilişkin olarak, öncelik hakkı ve kötüniyet iddialarına dayanmış olup, SMK 6/3 maddesi hükmüne göre,  Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Dosya kapsamına göre, davalı markasının 29.02.2024 tarihinde  2023 ... tescil numarası ile “...” ibaresinin davalı adına tescil edildiği, davacının önceki kullanım ve   kötüniyet iddialarının incelenmesinin yargılamayı  gerektirdiği, davalının ise anonim bir ibare olup, zayıf marka iddiasının da yargılama gerektirdiği,  bu aşamada davacı tarafından dosyaya  sunulan delillerle davalı kullanımlarının tedbiren önlenmesi isteminin kabulüne olanak verecek şekilde yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı,  HMK 389.maddesindeki yasal koşulların mevcut olmadığı,  mahkemece davalının online ve fiziki tüm mecralarda kullanımlarının önlenmesi   yönündeki tedbir taleplerinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/07/2025    tarih ve 2025/119 E.,  sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  18/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c534f70010e317c","SID":"badebbda7b99bc3f"}}