{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2025/1051 <br>KARAR NO\t: 2025/1503<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/02/2025<br>NUMARASI\t: 2023/770 (E) -  2025/156 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/10/2025<br>Kukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta AŞ nezdinde kara taşıtları kasko poliçesi bulunan ve müvekkili... Nakliyat İnşaat Tarım Gıda Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli ... plakalı aracın kaza tutanağında belirtildiği gibi 01/04/2023 günü tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini, müvekkilinin meydana gelen kaza ile ilgili olarak hasar dosyası açtırarak gerekli işlemleri yaptırdığını, meydana gelen bu kazasına istinaden davalı sigorta şirketinin müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın tespiti için eksper görevlendirdiğini, görevli eksper raporu tanzim edildiğini, düzenlenen bu eksper raporunun afaki olup müvekkilinin aracında ortaya çıkan gerçek hasarı yansıtmadığını, müvekkilinin aracında ortaya çıkan zararın sigorta şirketinin görevlendirmiş olduğu eksperin belirlemiş olduğu 120.000 TL'den daha fazla olduğunu,  eksper tutanağından da anlaşılacağı şekilde sigorta eksperi tarafından hazırlanan raporda müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın 371.299.84 TL olduğunun tespit edildiğini, dosyanın bilirkişiye gönderilmesi durumunda müvekkilinin aracında ne kadar hasar olduğunun netlik kazanacağını, müvekkiline sadece 120.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin aracında meydana gelen gerçek hasarın tespiti için atamış olduğu ekspere ödenen 750 TL ücretin de sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek müvekkili şirketin maliki bulunduğu kazaya konu ... plakalı araçta meydana gelen zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat talebini artırmak üzere şimdilik 10 TL alacağın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 21/08/2024 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle araç onarım bedeline mahsuben olan alacağını 122.965,80 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın  usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinde görülen davanın derdest bir dava olmayıp davanın derdestlik ilkesi gereği usulden reddedilmesinin hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, 11/11/2023 tarihinde davayı açtıklarını, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurunun ise daha sonra 26/12/2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, buna göre derdestlik itirazının ikinci davaya karşı ileri sürüleceği için ikinci olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna 2023.E.554043 sayılı  dosyanın hakeminin her iki davanın taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olup olmadığını inceleyeceğini, hakemin her iki davanın da aynı olduğunu tespit etmesi durumunda ikinci davanın açılmamış sayılmasına karar vereceğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun mahkemede açılan davadan sonra olduğunu, bu durumda derdest olan mahkemenin değil Sigorta Tahkim Komisyonunun dosyası olduğunu, ... Sigorta Anonim Şirketinin yapmış olduğu asıl alacağa ilişkin ödemenin  214.736 TL olduğunu, bilirkişi raporuyla da sabit olan asıl hasar bedelinin 242.965,80 TL'den kalan alacaklarının 28.229,80 TL olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye mahal vermemesi adına 94.736,00 TL'nin bedel artırım dilekçesinden tenzil edilerek geri kalan miktar olan 28.229,80 TL üzerinden davanın kabulünü mahkemeden talep ettiklerini, ancak mahkemenin işbu taleplerinin değerlendirmediğini ve haklı davanın reddedildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır.Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde \"Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması\" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir.HMK'nin 303. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarını, her iki davanın dava sebeplerini ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının \"i\" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.Diğer yandan HMK'nin 115. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Dosyada içeriğinden; davacı sigortalı tarafından davalı kasko sigortacısına karşı 01/04/2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza nedeniyle araçta oluşan hasarın tazmini talepli dava açıldığı, eldeki dava açıldıktan sonra davacı vekili tarafından aynı kaza nedeniyle eksik ödemenin tazmini için 26/12/2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığı, başvurunun kısmen kabul edildiği, itiraz üzerine de İtiraz Hakem Heyetinin 31/08/2024 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.  Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;  Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine eldeki dava açıldıktan sonra başvuru yapıldığından eldeki davanın HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının \"ı\" bendinde öngörülen aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmamasına ve anılan maddenin \"i\" bendinde belirtilen aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasına ilişkin dava şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyecektir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince  yatırana  iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/10/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb2ca7894281c189","SID":"79f0cbf3abf59596"}}