{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/993 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1136<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 18/04/2025<br>NUMARASI\t: 2025/341 Esas<br>DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalı şirketin ruhsat sahibi olduğu ... Tıp Merkezi'nin müvekkili tarafından işletilmesinin sağlanması için 03.10.2022 tarihli hizmet alım sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin imzalanması ile müvekkilinin işletmeye yönelik yatırımlar yapmaya başladığını, ancak  davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin ihtarname ile; gerekli işlemlerin yerine getirilmesi, aksi halde cezai şart ve yapılan masraf ve harcamalarının tahsili yoluna gidileceğini ihtar ettiğini, davalının zararların giderileceği, tıp merkezi ruhsatının satılması halinde önalım hakkı tanınacağı ve aykırılıklar halinde cezai şartın artırılacağı yönünde yeni vaatlerde bulunması üzerine taraflar arasında 01.06.2023 tarihli Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, 30.07.2024 tarihinde 01.06.2023 tarihli sözleşmeye ek protokol yapılarak tıp merkezi ruhsatının 2 yıl sonra müvekkiline devredileceğinin vaat edildiğini, ancak davalının 2025 yılı Mart ayında herhangi bir bildirimde bulunmadan müvekkiline verdiği tüm vekaletleri iptal ettiğini ve kullanılan bilgisayarların şifrelerini değiştirerek müvekkilini iş yapamaz hale getirdiğini, böylece sözleşmenin haksız bir şekilde sonlandırıldığını ileri sürerek sözleşmenin haksız feshi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 USD cezai şart alacağının, 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL gelir kaybının ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, müvekkili şirkete önalım hakkı tanınan ... Tıp Merkezi Ruhsatının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece Mahkemesi 18/04/2025 tarihli ara kararı ile; davanın yalnızca yapılan ödemeler ve uğranılan zararların tazminine yönelik para alacağına ilişkin olduğu, hal böyle olunca davaya konu uyuşmazlığın para alacağı olduğunun kabulü gerektiği, ihtiyati tedbirin kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda talep edilebileceği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme gereği, tıp merkezi ruhsatının satışında müvekkili şirketin ön alım hakkı sahibi olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan koşulların mevcut olduğunu, müvekkilin hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi tehlikesi bulunduğunu belirterek ara kararın kaldırılmasını ve ruhsatın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tedbir konulmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, sözleşmenin haksız feshedildiği ileri sürülerek cezai şart alacağı, yapılan masraf ve ödemeler ile gelir kaybı zararlarının tazmini istemlerine ilişkindir.Dava dilekçesinde ayrıca, taraflar arasındaki sözleşme ile, tıp merkezi ruhsatının satılması halinde davacıya önalım hakkı tanındığı belirtilerek ruhsatın üçünce kişilere devir ve temlikinin tedbiren önlenmesi talep edilmiştir.Mahkemece, ihtiyati tedbir şartlarının sağlanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.HMK. 389/1. maddesi, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkça belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İhtiyati tedbir öğretide \"...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda  meydana  gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.\" şeklinde  tarif edilmiştir. İhtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında  ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde  dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.    İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır. İhtiyati haciz sadece para alacaklarına ilişkin dava veya takiplerde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeylere ilişkin davalarda ve aynı çekişmeli olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgilidir. Somut uyuşmazlıkta; sözleşmenin haksız feshedildiği ileri sürülerek yapılan sözleşmenin ifa edileceği inancıyla yapılan masraf ve ödemeler ile uğranılan gelir kaybının tazmini, ayrıca cezai şart alacağının tahsili istenilmiş olup, davada tıp merkezi ruhsat hakkının aidiyeti çekişme konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi para alacağı talebi yönünden de ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul\tAnadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/341 Esas  sayılı ve  18/04/2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 beni ile aynı kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be68ec4c80788a19","SID":"c08e8f9b99c54168"}}