{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/477 Esas   2025/1157 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/477 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1157<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:27/03/2019<br>NUMARASI\t\t:2014/1436 Esas 2019/277 Karar<br><br>DAVA\t: Hisse Devir İşleminin İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 04/07/2003<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/10/2025<br><br>Taraflar arasındaki hisse devir işleminin iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekilinin süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ve ...’ün aynı zamanda ... Marketler Zinciri’nin sahibi bulunan ... İnşaat Turizm Gıda ve Temizlik Ürünleri Limited Şirketi’nin 22/11/2002 tarihine kadar ortakları olduğunu, bu tarihe kadar başka ortakları bulunmadığını, anılan şirket ve ortakları davalıların davacı bankanın ... şubesinin müşterisi iken anılan şubenin müdür yardımcısı ...’nin  19/12/2001 tarihinde işe gelmemesi üzerine başlatılan soruşturma ve inceleme sonucunda iki yılı aşkın bir süredir banka kayıt ve hesaplarının anormal bir biçimde birbirine karıştığı ve trilyonları aşan miktarların çeşitli mudilerin hesaplarından çekilerek davalıların hesaplarına aktarıldığı ve gerek davalıların  şahsi gerekse devir işleminin iptali istenilen şirketin çek ödemelerinde kullanıldığının tespit edildiği, yapılan suç duyurusu üzerine sanık ... hakkında Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan ceza davası devam etmekte iken davalılardan ...’ün sanık ...’nin suç ortağı ve azmettiricisi olduğunun anlaşılması üzerine ...’ün tutuklanmasına karar verildiği, açılan ceza davasının 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/54 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davalılar ... ve ... ile ... Limited Şirketi hakkında Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/2002 tarih 2002/74 Değişik İş sayılı kararı ile davalıların taşınır taşınmaz mal, hak ve alacakları ile üçüncü şahıslarda bulunan hak ve alacakları üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, ... Limited Şirketinin 22/11/2002 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan karar ile davalılar ... ve ...’ün üzerine ihtiyati tedbir konulan şirket hisselerini diğer davalılar ..., ... ve ...’a devrettiklerini, devam etmekte olan ceza davası ve davalılar aleyhine Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/875 Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davası nedeniyle davalıların mallarını elden çıkarma gayret ve telaşı içerisinde iptali istenilen tasarrufu gerçekleştirdikleri, açıklanan nedenlerle yargılamanın yapılarak muvazalı şirket hisse devir işlemlerinin iptaline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/875 Esas ve Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2002/54 Esas sayılı dosyalarından da anlaşılacağı üzere ... ... Bankası Şubesi müdür muavini ...’nin bankayı dolandırdığı, Fransa’ya kaçtığı, imzasız bir mektup ile davalı ...’ün para aldığını bildirmesi üzerine tedbir olarak davalının tutuklandığını, sonrasında tahliye edildiğini, banka hesapları üzerinde oynanarak 22 kişinin hesaplarından para alınarak para yatırıldığı, sonuçta bankanın müdür muavini tarafından soyulduğunu, davalının hisselerine ihtiyati tedbir konulması halinde devrin mümkün olmayacağını, iddia edildiği gibi bir tedbirin bulunmadığını, üstelik bu şirkete ait tüm çeklerin devralan kişiler tarafından ödendiğini, iddia edildiği gibi bankadan alınan paralarla ödenmiş olmadığını, iddiaların somut bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili beyan dilekçesinde şirket hisse devri nedeniyle alıcıların ödemelerine ilişkin belgelerin şirket kayıt ve belgeleri içerisinde olmadığını, bu işlemleri yapan kişilerin elinde olması icap edeceğinden sunulamadığını bildirmiştir.<br>Dahili davalı ... 27/03/2019 tarihli celsedeki beyanında; şirketle bir ilgisi olmadığını, bu nedenle savcılığa suç duyurusundada bulunduğunu, davalı şirketten hisse devralmadığını,nasıl ortak kılındığını anlayamadığını ifade etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; Davalı şirketin davalı ... ve ...’e ait  şirket hisselerini taraflar arasında yapılan protokol çerçevesinde bir kısım davalılara devredildiği, protokol gereği şirket borçlarının şirket hisselerini devralan davalılarca ödendiği, şirket borçlarının davalılar tarafından üçüncü kişilere verilen kambiyo senetlerinin ödenmesi suretiyle kapatıldığı, bu yolla hisse bedelinin davalılar ... ve ...’e ifa olunduğu savunması getirilmiş ise de protokoller gereği şirket adına yapılan ödemelere dair hiçbir ödeme belgesinin dosyaya kazandırılmadığı, en son hisse sahibi dahili davalı ... celsede davalı şirketle hiçbir irtibatının olmadığını, hatta bu yönde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu beyan etmesi karşısında yapılan hisse devirlerinin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı, hisse devirleri nedeniyle bedel ödenmediği, işlemlerin muvazalı gerçekleştirildiği anlaşıldığından,  muvazalı iş ve işlemler yok hükmünde olduğundan açılan davanın kabulüne, davalılar ... ve ...’ e ait  davalı ... İnşaat Turizm Gıda ve Temizlik Ürünleri Sanayı ve Ticaret Limited Şirketi hisselerinin devrine ilişkin 22/11/2002 tarihli ve sonrasında alınan ortaklar kurulu kararı ile gerçekleştirilen muvazalı tüm hisse devir işlemlerinin iptaline  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada mübrez söz konusu tebligatlara bakıldığında davalı ... ile hiçbir alakası olmayan \"... ....\" adresine tebligatların yapıldığını, söz konusu adresi haiz tebligatlar iade döndüğünde, tebliğ işlemlerini tamamlamak adına davalıya yönelik T.K 35'e yönelik tebligat çıkartıldığını, söz konusu adresin bir depo olduğunu, söz konusu adresin davalı ile herhangi bir ilişiği bulunmadığını, davalının, işbu davadan 11/10/2022 tarihinde gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, davalılardan ... ile oğlu ..., 2002 yılında faaliyette bulunan ... İnş. Tur. Gıda ve Tem. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti. nin sahibiyken, şirketin içerisinde bulunmuş olduğu maddi sıkıntılar sebebiyle tüm hisselerini davalı ... ile ...’e devrettiklerini, davalı ...’un ... ile almış oldukları ve davalıya ait ... İnş. Tur. Gıda ve Tem. Ürün. San. Ve Tic. Ltd. Şti. nin piyasaya olan borçları sebebiyle taraflar arasında birtakım protokoller imzalandığını, bu protokoller, şirket adına ve davalı ... adına tanzim edildiğini, hali hazırda vadesi gelmiş ya da gelecek borçlara ilişkin ödeme planlarını düzenlediğini, davalı, şirket borçlarını taahhüt ettiği şekilde tasfiye ettiğini, bir süre sonra şirketteki paylarının bir kısmını 2003 yılında, geriye kalan kısmını ise 2004 yılında ...’e devrettiğini, davalı şirketteki hissesinin bir kısmını ...’e devretmesi üzerine, ...’ün de tarafı olduğu 25/01/2003 tarihli bir protokolün tanzim edildiğini, söz konusu protokole göre, ...’e ait bir takım borçların  ... tarafından üstlenildiğini  ve bu kapsamda ... tarafından ...’e, protokolde yazılı senetler verildiğini, davalı ile ... arasındaki mahsuplaşma haricinde davalının ,  davalı ...’den alacağı kalmış olmasına karşılık bu alacakların tahsil edilmediğini, ...’in üstlenmiş olduğu ve ...’e ödenmesi gereken borçların  ödendiğini ve davalı ile ... arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi kalmadığını, Marketlerin fiilen devir tesliminin yapılacağı sırada, yapılan ortalama hesaba göre şirketin borçlarının 5.000.000 TL olduğu görüldüğünden, ..., müvekkilden işlemler neticelene kadar teminat maksadıyla senet talep edildiğini, müvekkilinin , vermiş olduğu teminat senedine karşılık olarak, davalı ...’e vermiş olduğu senedin iadesinin sağlanması ve çıkması muhtemel borçları güvence altına almak amacıyla, vermiş olduğu teminat senedi nisbetinde teminat senedini ...'ten aldığını, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/248 Esas sayılı dava dosyası kapsamında,  vade tarihi bulunmayan teminat senedine, davalıların vade tarihini eklemesi suretiyle işlenmiş belgede sahtecilik suçuna ilişkin dava açıldığını,  davalıların , zamanaşımına uğramış 26/11/2002 düzenlenme tarihli teminat senedine, 5/11/2011 vade tarihini atmak suretiyle Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2018/1300 Esas numarasıyla icra takibi başlattıklarını  ve davalı ... tarafından III. kişi şirket olan ... Gıda isimli şirkete ait taşınırlar üzerinde istihkaklı haciz işlemi yapıldığını, davalı  ...'e karşı açılmış menfi tespit davasının  da Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/399 Esas sayılı dosyasıyla görüldüğünü, dosya kapsamında alınmış  bilirkişi raporlarında; \" devralan 3. Kişilerin borçlunun malvarlığını eksiltmek  amacıyla hareket ettiğini bildiklerinin  veya bilmeleri  gerektiğinin kabulünü gerektirici bir durum bulunmadığı \" şeklinde tespitte bulunulmuş olup  mahkeme tarafından aksi yönde karar verilmiş olmasının hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 27/03/2019 tarihli gerekçeli karar tarafına 08/10/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ilgili dosyadan 08/10/2022 tarihinde gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, bu zamana kadar ilgili dosya kapsamında tarafına hiç bir evrak gelmediğini, herhangi bir iş ve işlem yapılmadığını, sunmuş olduğu ticaret sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere 23/12/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ilgili şirkette hisse sahibi olduğunu, kendisinin ilgili şirketteki hissesini ...'dan aldığını, kendisinin diğer davalı ... ile hiç bir ilgisinin olmadığını, ticaret sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere 16/07/2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ile de hissesini ... ve ...'ye devrettiğini, kendisinin şirket ile ilgisinin bundan ibaret olduğunu, dava konusu olan ... ile alakalı olayların hiç birinden haberinin olmadığını, ilk defa bu gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazında da bulunduğunu, iş bu dava açılmadan önce 16/07/2004 tarihinde şirket hissesini devrettiğini, kendisinin ilgili dava konusu olaylar ile ilgisinin bulunmadığını, tarafınca yapılan hisse alımı ve satımı işlemleri gerçek işlemler olduğunu,  tarafına ait olan hisseler devredildiğinden bu davada taraf sıfatım bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince  işbu yargılamada kendisine  herhangi bir tebligat yapılmadan, davadan haberi olmadan ve savunma ve delilleri sunma imkânı vermeden karar verilmesinin usul yasaya aykırı olduğunu, davanın, tarafına tebliğ edilmediği ve davadan haberdar olmadığı için “dava konusu hisse devrinin muvazaalı” olmadığına ilişkin iddia ve belgelerini sunma imkânı verilmeden karar verilmiş olması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu,  öte yandan yargılamanın başlangıç tarihi olan 2003 yılında davadan haberdar edilmiş olsaydı, dava konusu hisse devrine ilişkin protokolde belirtilen ödemelere ilişkin belge ve bilgileri sunma imkânının  daha kolay olacağını, yerel mahkemenin, davalı ... İnşaat Turizm Gıda Ve Temizlik Ürünleri Sanayi, Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları ile tüm belgeler incelenmeden karar verilmiş olduğunu , dava konusu hisse devri, kesinlikle muvazaalı bir devir işlemi olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında da atıfta bulunulmuş olduğu gibi yazılı bir protokol ile devir işlemi gerçekleştirildiğini, devir işlemlerinin protokolde de belirtilmiş olduğu gibi şirketin, devir tarihindeki borçlarının üstlenilmesi suretiyle yapıldığını, bu ödemelerde şirket kayıtlarından tespit edilebilecek hususlar olduğunu, bu hususlar incelenmeden, “protokoller gereği şirket adına yapılan ödemelere dair hiçbir ödeme belgesinin dosyaya kazandırılmadığı,” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin  de usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br><br>Davalı ...  istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 27/03/2019 tarihli gerekçeli karar tarafına 11/10/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ilgili dosyadan 11/10/2022 tarihinde gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, bu zamana kadar ilgili dosya kapsamında tarafına hiç bir evrak gelmediğini,  sunmuş olduğu ticaret sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere 22/11/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ilgili şirkette hisse sahibi olduğunu, ticaret sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere 26/11/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile de hissesini devrettiğini, kendisinin şirket ile ilgisinin bundan ibaret olduğunu, dava konusu olan ... ile alakalı olayların hiç birinden haberinin olmadığını, ilk defa bu gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesi ile haberdar olduğunu, iş bu davanın açılış tarihi 04/07/2003 olup dava açıldığı tarihte şirkette hissesinin bulunmadığını, bu nedenle tarafına husumet yöneltilemeyeceğini,  zamanaşımı itirazında bulunduğunu, tarafınca yapılan hisse alımı ve satımı işlemleri gerçek işlemler olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava;  davacıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan  şirket hisse devir işleminin TBK'nun 19.maddesi uyarınca muvaza ile iptali istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>Davalı  şirketin sicil kayıtları incelendiğinde; davalı şirketin 05/06/1996 tarihinde tescil edildiği, davalı ... ve ...’ün 13/02/1997 tarihinde ortak olduğu, ...’ün 26/11/2002 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, 22/11/2002 tarihli ortaklar kurulu  karar tarihine kadar şirket hisselerinin ½ oranında davalılar ... ve ...’e ait olduğu,<br> 22/11/2002 tarih 45 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...’e ait 20 payın ...’a, 10 payın ...’e, 10 payın ...’a devredildiği, şirketin yapılan hisse devirleri neticesinde 100 payının ...'e , 60 payının ...'e 20 payının ...’a, 10 payın ...’e, 10 payın ...’a ait olduğu, <br>26/11/2002 tarih, 46 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'ün 60 payının, ...'ün 100 payının, ...'ın 20 payının ...'a devredilmesi sonucunda da şirketin  10 payının ...'e, 190 payının ...'a ait olduğu, <br>23/12/2002 tarih 47 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'un 23 payının ...'e, 50 payının ...'e, 33 payının ...'a, 50 payının ...'e devredilmesi sonucunda şirketin 33 payının ..., 50 payının ..., 50 payının ..., 33 payının ..., 34 payının ...'a ait olduğu, <br>08/01/2003 tarih 49 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'un 33 payını ...'e devretmesi sonucunda şirketin 33 payının ..., 83 payının ..., 50 payının ..., 34 payının ...'a ait olduğu, <br>27/06/2003 tarih 51 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'in 16 adet payının ...'un 2 adet payının ...'e devredilmesi sonucunda şirketin 17 payının ...'e, 32 payının ...'a, 101 payının ...'e, 50 payının ...'e ait olduğu, <br>30/06/2004 tarih 71 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'in 17 payını, ...'un 32 payını ...'e devrettiği, şirketin ortaklarının ... ve ... olduğu, <br>Yargılama devam ederken 16/07/2004 tarih 77 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, ...'in 150 payının ...'a, ...'in 49 payının ...'a, ...'in 1 payının ...'ye devretmesi sonucunda şirketin 199 payının ...,  1 payının ... adına kayıtlı olduğu ve  mahkemece   ... ve ...’nin davaya dahil edilmesi suretiyle yargılamaya devam edildiği görülmüştür.<br>Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/875 Esas 2008/353 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı TC. ... Bankası tarafından davalılar ... ve ... İnşaat Ltd. Şti aleyhine tazminat davası açıldığı, yargılama neticesinde bir kısım kurumlar adına yapılmış havalelerin davalı ...’ün sahibi olduğu ... Ltd. Şti. hesabına aktarıldığı, aktarılan bu paraların ...’ün çek ve diğer ödemelerinde kullanıldığı, keza şubenin farklı müşterilerine ait hesaplarından çekilerek aracı hesaplara aktarılan ve daha sonra davalı ...’ün hesabına geçirilen paraların şube müşterilerinin hesaplarından çekilerek ...’ün kızı ... ve oğlu ... ve hayali hesaplara aktarıldıktan sonra davalıların hesaplarına devredildiği, ayrıca şube müşterilerine ait hesaplardan çekilerek davalı ...’ e doğrudan ödendiği veya sahibi olduğu ... Pazarlamaya aktarıldığından davanın kabulü ile 1.203.153,43 YTL alacak ile 878.136,18 YTL faizin davalılardan tahsiline karar verildiği, mahkeme kararının Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  05.07.2011 tarih,2011/7701 E,  2011/8342  K sayılı ilamı ile onanması sonucu   geçerek kesinleştiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamında alınan  bilirkişi raporunda özetle;  davacı bankanın ... Şubesi Müdür Yardımcısı ...’nin usulsüz işlemleri ile hesaplarına para geçirilen davalılar ... ve ...’ün diğer davalı ... İnşaat Limited Şirketi’ndeki hisselerini 23/12/2002 tarihinde davalılar ..., ..., ... ve ...’a devrettikleri, 16/07/2004 tarihinde hisselerin ... ve ...’ye devredildiği, TTK geçici 7. maddesi gereği davalı ... Limited Şirketi’nin sicilden silindiği, ilan edildiği, şirket hisselerinin devri işleminin tasarrufun iptali hükümlerine göre gerektirici şart ve sebeplerin bulunmadığı, kaldı ki şirket tüzel kişiliğini kaybetmiş bulunduğundan hisse devir işlemlerinin iptalinin ancak şirketin ihyasından sonra mümkün olabileceği görüş ve kanaati bildirildiği,  ek raporda  ise; devralan üçüncü kişilerin borçlunun mal varlığını eksiltmek amacıyla hareket ettiğini bildiklerinin veya bilmeleri gerektiğinin kabulünü gerektirici bir durum bulunmadığı, ancak bu konudaki nihai kararın mahkemeye ait olduğu, davacının tasarrufun gerçekleştiği tarihden itibaren iki yıl içinde haciz ve iflas takibinde bulunduğu itirazı getirilmiş ise de  tasarrufun vuku tarihinden itibaren alacaklının iki sene içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas takibinde bulunulmuş olduğuna dair bir bilginin dosyada yer almadığının ifade edildiği görülmüştür.<br>Mahkemece davalı şirketin ihyası yönünde dava açılmak üzere davacı vekiline süre verildiği, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2017 tarih, 2016/527 E., 2017/464 K.sayılı  kararı ile davalı şirketin eldeki dava dosyası ve devamı işler yönünden sınırlı ihyasına karar verildiği, ilgili karara yapılan istinaf başvurusunun Dairemiz 26/04/2018 tarih, 2017/1163 E., 2018/416 K.sayılı ilamı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine istinaf kararına karşı süresine temyiz başvurusunda bulunulmayarak hükmün 15/06/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>Davacı tarafça, davalılar ..., ... ve davalı şirketin davacının davalılar aleyhine açtığı tazminat davasını sonuçsuz bırakmak, alacağını tahsilinin önüne geçmek maksadıyla davalılar ... ve ...'ün davalı şirketi diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiğinden bahisle, ilgili hisse devirlerinin iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı,  davalı tarafça hisse devirlerinin gerçek olup muvazaalı olmadığının ileri sürüldüğü, mahkemece yukarıda yazılı olduğu gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği,  ilgili karara karşı davalılar ..., ..., ..., ...'in istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür. <br>Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu,  dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın, dava konusu şirket hisselerinin davalılar ... ve ... tarafından diğer davalılara yapılan devirlerinin muvazaalı olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. <br> İİK'nın 277 ve devamı maddelerin düzenlenmiş olan iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri  sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir.  Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı  davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir.<br>Bilindiği üzere; irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenmiş  ve anılan maddede, “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. <br>O halde muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Bir başka ifadeyle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın kendisine yapıldığı kişi, irade açıklamasının sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görüşünü yaratmayı istemişlerse, muvazaadan söz edilir. <br>      Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada muvazaa kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide, gerek uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. <br>    Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır. <br>     Buna mukabil, özellikle mevsuf (nispi) muvazaada ilke olarak görünüşteki işlemin altına saklanan ve tarafların içerik ve sonuçlarıyla birlikte gerçekleştirmek istedikleri işlem (gizli sözleşme) geçerlidir. Bu geçerlilik, tarafların gerçek ve uygun iradelerinin bu yolda olmasından ve gizli sözleşmenin, muvazaalı hukuki işlemin altına gizlenmiş olmasının, kural olarak geçerliliğini etkilememesinden kaynaklanır.  <br>Ancak, şekil şartına tabi sözleşmeler yönünden gizli sözleşmenin geçerli olabilmesi onun da kanunda yazılı şekil şartına uygun olarak düzenlenmesine bağlıdır. Yani, görünüşteki işlemin altına saklanan sözleşme şekil şartına uygun olarak yapılmamış ise tarafların iradelerine uygun olsa bile geçerli olmayacaktır. İster satış, ister bağış olsun taşınmaz üzerindeki tasarrufların resmi şekilde yapılması gerekir. <br>Bu bağlamda somut olay ve davalılar vekilinin istinaf itirazları irdelendiğinde; <br>İstinafa gelen davalılarca her ne kadar yargılamadan haberleri olmadıkları, gerekçeli kararın tebliği ile haberdar oldukları iddia edilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ...'e dava dilekçesinin 22/07/2003 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, davalılar ... ve ...'in 22/10/2003 tarihli duruşmaya, davalı ...'un 28/01/2004 tarihli duruşmaya  bizzat katılarak beyanda bulundukları görülmekle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının dinlenme olanağı olmadığı anlaşılmıştır.<br>Yine istinafa gelen davalılarca her ne kadar hisse devrinin muvazaalı olmadığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan davalı ... vekilinin 12/02/2005 havale tarihli  beyan dilekçesi incelendiğinde \"... Davanın mahiyetine gelince müvekkillerim ... Marketler Şirketi'nin eski sahipleridir. Baba ... yukarıdaki  davacının iddiası ile tutuklanınca şirketlerin başında bulunanlar şirketi zarara soktular. Müvekkil ... tahliye olunca içinden çıkılamaz borca battığını görünce bu şirketlerin mallarını ve işletme hakkını davalı ...'a devretti davacı tarafından şirkete ait çeklerin bankaca ödendiğini iddia ettiği tüm çekleri taraflar arasındaki ekli 26 II 2022 tarihli devir protokolü ile hisselerine isabet eden mallarını buna devretti. Bunun karşılığında sadece müvekkil ve babası ...'ün borçlu bulunduğu çeklerin ödenmesi hususunda anlaştılar. Yani bu çekleri banka değil devralan ... tarafından ödeme kaydı getirilmiş ve o da halen ödemeye devam etmektedir. Yani sadece çeklerin borçlarının ödenmesi hususunda anlaşılmış ve tek bir kuruş para alınmamıştır durum aynen budur...\" şeklinde beyanda bulunduğu, yine  hisse devir bedeli karşılığı hisse devralan davalılar tarafından protokol çerçevesinde yapılan ödemelere ilişkin hiçbir ödeme belgesi dosyaya sunulamadığından hisse devirlerinin bedelsiz gerçekleştirildiği, yani taraflar arasında tanzim edilen protokoller gereği şirketin bedel ödenmeksizin teslim edildiği hatta davalılardan ... vekilinin beyanı ile de sabit olduğu üzere aslında şirketin devredilmesinin değil, şirketin borçlarının ödenmesi üzerine mal varlığının ve işletme hakkının devredildiği, <br> Yine davalı şirketin son ortaklarından olan ...'ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş olduğu 25/11/2004 tarihli şikayet dilekçesinde ... ile kendisinin ... Tatil sitesinde bahçıvan olarak çalışırken 2004 yılının Temmuz ayının başında ...'nin kendisine Ankara'da bir şirket bulunduğunu, bu şirketin Türkiye Cumhuriyetlere, Arap ülkelerine işçi gönderdiğini, kendisinin de gitmek isteyip istemediğini sorduğunu, kendisinin gitmek istediğini söylemesi üzerine de ...'ı arayarak yurt dışına gitmek istediklerini ilettiğini, ...'ın da Ankara'ya yanına gelmelerini istemeleri üzerine kendilerinin Ankara'ya gittiklerini, ...'ın kendilerini notere götürdüğünü, noterde ... ve kendisini yurt dışında çalışmak için attırıldığı söylenen imzaların attırıldığını, kendisinin noterdeki evrakları yurt dışında çalışmaya gitmek üzere imzaladığını sandığını, kendisinin İskenderun Gökmeydan beldesinde yaşayan iş buldukça çalışan yoksul bir insan olduğunu, Ankara'da kurulu şirketlerle herhangi bir işinin olmasının düşünülemeyeceğini , ortada büyük bir doladırıcılık şebekesi ve olayı olduğu kanısında olduğunu beyan ettiği, ilk derece mahkemesinde de katılmış olduğu 27/03/2019 tarihli celsedeki beyanında da şirketle ilgisinin bulunmadığını, şirketten hisse satın almadığını, nasıl ortak kılındığını da anlamadığını beyan ettiği görülmüştür.<br>Hal böyle olunca, davaya konu hisse devirlerinin gerçek olmadığı, bedelsiz yapıldığı, bu durumda  davalıların, davacıdan mal kaçırma amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak  dava konusu hisse devirlerini gerçekleştirdikleri,  hisse devirlerinin muvazaalı olması nedeniyle TBK'nun 19 maddesi uyarıncaı geçersiz olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br> Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı ..., davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalılardan alınması gereken 13.662,00 TL harçtan peşin alınan 10.962,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.700,00 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2025<br><br>Başkan -           Üye -               Üye -               Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11aea273e1eacb6c","SID":"b5822917ff539ee0"}}