{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/933 <br>KARAR NO\t: 2025/1371<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2022<br>NUMARASI\t: 2020/768 Esas - 2022/230 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin satım sözleşmesi nedeniyle bakiye 74.927,05 TL alacağı bulunduğunu, satım konusu emtianın davalıya teslim edildiğini, davalının süresi içinde faturalara itiraz etmediğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; cevap süresinin uzatılması için sunulan 02.12.2020 tarihli dilekçede, davalının, davacıya borçlu olmadığı belirtilmiştir. Süre uzatımından sonra sunulan 20.03.2021 tarihli dilekçede ise ticari ilişkide satın alınan emtia bedelinin ödendiğini, daha sonra verilen siparişlere ilişkin davacının fatura düzenlediğini, ancak sipariş edilen emtianın müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin daha önce yaptığı ödemelere karşın çek ve nakit ödeme yaptığını ve müvekkilinin gerçekte davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali  talebine ilişkindir.  Davalı taraf kendisine verilen süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmamış yerini bildirmemiştir.Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda davalı tarafın kendisine verilen süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, süre uzatım dilekçesi ile malların teslim alınmadığı iddiasında bulunulmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalıdan 74.927,05 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, mahkememizce davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfı taşıdığı değerlendirilerek...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin 74.927,05TL üzerinden devamına, 74.927,05TL'nin %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna yönelik itirazın hukuka aykırı şekilde reddedilerek ve yasa hükümlerine aykırı rapora dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketin defterleri üzerinde inceleme yapılmamasına rağmen, sanki defterler incelenmiş gibi rapor düzenlendiğini,Davaya dayanak faturalarda gösterilen malların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin kanıt bulunmadığını, davacı şirketçe düzenlenen fatura içeriği malların müvekkiline teslim edilmediğini, davacının tek yanlı düzenlediği faturanın davacı kayıtlarında bulunmasının alacağın varlığını göstermediğini, fatura nedeniyle müvekkilinin borçlu olması için emtianın tesliminin de kanıtlanması gerektiğini, teslime ilişkin inceleme yapılmadan verilen kararın hatalı olduğunu, Müvekkilinin teslime itirazı bulunmadığının mahkemece hatalı şekilde kabul edildiğini, oysa 20.03.2021 tarihinde UYAP üzerinden ... iş numarasıyla gönderilen dilekçede, fatura konusu malların teslim edilmediğinin belirtildiğini, kaldı ki bu şekilde bir itiraz bulunmasa dahi satıcının, emtiayı teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini, dava konusu emtianın teslimine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir beyan dahi bulunmadığını,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözlemesi ilişkisi bulunduğu sabittir. Davalı, satım sözleşmesi ilişkisini kabul etmekle birlikte, satılarak teslim edilen emtia bedelinin ödendiğini, sipariş edilen ancak davacı tarafından teslim edilmeyen bir kısım emtialar için, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen faturaların alacak oluşturmadığını savunmaktadır.Davalı vekilince sunulan süre uzatıl dilekçesinde, davacının davalıya borcu olmadığı belirtilmiştir. Davalı vekilince sunulan 20.03.2020 tarihli dilekçede de, teslim edilen emtia bedelinin ödendiğini, teslim edilmeyen emtia bedelinin ise ödenmediği belirtilmiştir  HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura, tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağını ispat külfeti  somut olayda davacıya aittir. Davalının, açıkça teslim olgusuna karşı çıkması gerekmez. Davaya cevap verilmemesi, HMK'nın 128. maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıaların inkârı anlamına geldiği gibi, davalı vekiline sunduğu dilekçelerde davalının borcunun bulunmadığını savunması, esası itibariyle emtianın davacı tarafından teslim edilmediğine ilişkin bir savunmadır. Yukarıda belirtildiği gibi satıcının bir fatura düzenleyerek kendi defterlerine kayıt etmiş olması başlı başına alacağın varlığını karine teşkil etmez. Satım faturasına konu emtianın alıcıya teslim edildiğinin usulüne uygun yazılı belgelerle kanıtlanması gerekmektedir. Takip konusu faturaların 11.02.2019, 15.02.2019 ve  21.02.2019 tarihlerine ilişkindir. Belirtilen faturalara ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesine rastlanmamış, esasında irsaliyeli fatura şeklinde düzenlenen bu faturalarda teslim alan imzasının da bulunmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle defterlerin incelenmediği açıktır. Bilirkişi raporunun sonuç kısmınının a/2 bendinde de davalının defterlerini ibraz etmediği görülmektedir. Bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve tablolar davacı defterlerinde görülen davalının hesaplarının incelenmesine ilişkindir. Bilirkişi raporunun 6. sayfasında incelenen tarafların BA ve BS raporlarının birbirini doğruladığı görülmektedir. Davalı şirketin 2018 yılına ilişkin BA formunda 37 belge karşılığında 398.823,00 TL değerinde; 2019 yılı BA kaydında ise 12 belge karşılığı 131.047,00 TL mal aldığı görülmektedir. İncelenen davacının 2018 yılı BS'sinde 37 adet belge karşılığı 398.823,00 TL; 2019 yılı BS formunda ise 11 adet fatura karşılığı 131.597,00 TL mal satıldığı görülmektedir. BA/BS formlarından anlaşılacağı üzere taraflar arasında 2018 yılında 398.823,00 TL, 2019 yılı ise 131.047,00 TL değerinde satım sözleşmesi ilişkisi  bulunduğu, davacının sattığı emtia konusunda tarafların ticari belgelerinin mutabık olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilen emtia ile birlikte gönderilen ve emtiayı temsil eden satım faturalarının, davalı tarafından alınarak, itiraz edilmeden vergi dairesine bildirilmiş olması, emtianın davalı tarafından teslim alındığını kanıtlamaktadır. Davalının teslim aldığı emtia karşılığı düzenlenen faturaların kabul ederek vergi dairesine bildirmesinden sonra, bu faturaların içeriği mal ve hizmeti teslim almadığının savunması dürüstlük kuralına aykırıdır. Davalı, soyut olarak teslim aldığı emtia bedelinin ödediğini savunmasına karşılık, ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Tarafların BA/BS kayıtlarında takip konusu emtianın davalıya teslim edildiği, faturaların davalı tarafından BA formuyla vergi dairesine bildirildiği, ancak fatura içeriğinin ödenmediği dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.839,101 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraflara tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf12a439caf1b3cb","SID":"7d247b435c8677ca"}}