{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/842 - 2025/1826<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/842 <br>KARAR NO\t: 2025/1826<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/01/2024<br>NUMARASI\t: 2023/458 Esas -  2024/23 Karar<br><br>DAVACI\t: GREIF MİMAYSAN AMBALAJ SANAYİ A.Ş.- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: RTC KİMYA İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/06/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 11/11/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresinde dökümü yapılan faturaların ve Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyasına sunulan faturaların, ve bu faturaların süresinde ödenmemesi sebebiyle ticari işlerde uygulanan avans faizini gösterir faiz çizelgesi alacağına ilişkin ödemelerin davalıdan tahsiline ilişkin olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu RTC Kimya İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında dava dilekçesi ekinde sunulan elektronik posta yazışmalarında 2022 Ocak ayında ticari bir ilişki başlamış olduğunu, davalının ihtiyaç duyduğu sac varillerinin müvekkili firmaca üretildiğini, davacıya müteakip tarihlerde satışının gerçekleştiğini, davalı firmaya satışı yapılan sac varillerin ödeme tarihinin  fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılması hususu müvekkili tarafından davalıya gönderilen sac varil fiyat teklifi elektronik posta iletisi ile bildirildiğini, davalının da müvekkilin teklifini kabul ettiğini, müvekkili firmadan sac varil siparişlerinde bulunduğunu, ancak dilekçe ekinde sunulan dönemlerde borçlu fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödemesi gereken fatura bedellerini süresinde ödemediğini, müteakip kereler borcun süresinde ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafın borcunu ödemediğini, açılan icra takibi sonucunda da kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, borçlunun borcunu zamanında ödemediğini, ticari işlerde uygulanan avans faizinin piyasa koşullarına göre düşük kalması hususunu kötü niyetli olarak kullanıp müvekkili şirketin imal ettiği sac variller için dolar kuru üstünden aldığı  ham maddeyi yükselen dolar kuru nedeniyle daha pahalı satın almasına sebep olduğunu,  müvekkili şirketi büyük zarara uğrattığını, davalı şirket hakkında Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlunun bu icra takibine itiraz ettiğini bu  nedenle takibin durduğunu, bu sebeplerle itiraza uğrayan alacak için iş bu itirazın iptali davasını açmak zaruretinin hasıl olduğunu, ayrıca açıklanan nedenlerle takip konusu alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, borçlunun icra takibine yaptığı  itirazın iptalini, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyası ile açılan ilamsız  takibin devamını, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ticari işlerde uygulanan avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin uzun yıllardır kimya sektöründe faaliyet gösteren güvenilir, itibarlı bir firma olduğunu, davacı firma ile müvekkili firmada üretimi yapılan ürünlerin dolumunun sevkıyatının yapılmasında kullanılan sac varillerin satışı hususunda davacı firma ile 2022 yılı başlarında başlayan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı Greif Mimaysan Ambalaj Sanayi Anonim Şirketi ile müvekkili RTC Kimya İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında varılan anlaşma neticesinde taraflar davacı tarafından üretimi yapılan sac varillerin belirlenen birim fiyat üzerinden satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma koşulları uyarınca müvekkili tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından 1-3 iş günü içerisinde varillerin teslimi müvekkile ait ... Mh. ... Sokak N:... Çayırova-KOCAELİ adresindeki fabrika binasında davacı tarafından gerçekleştirileceğini, fatura tarihinden itibaren de vade farkı olmaksızın müvekkili tarafından davacı tarafça bildirilen banka hesabına ödemenin gerçekleştirileceğini, anlaşma sağlanması ile müvekkilin siparişleri üzerine davacı tarafın taahhüt edilen sürede ticari ilişkinin başlarında davacı tarafından teslimatların yapıldığını ve müvekkili tarafından da sipariş konusu sac varillerin bedellerinin davalı tarafa 60 günlük vade tarihi süresi içerisinde ödemeler gerçekleştirildiğini, taraflar arasında varılan anlaşmada bir ödeme günü ya da ödeme süresi belirlenmediğini, ödemelerin müvekkili tarafından 60 günlük vade süreleri dahi beklenmeden, haftalık olarak davacı tarafça bildirilen banka hesabına ödendiğini,  müvekkili tarafından 09.12.2022 tarihinde 2 kamyon mavi varil siparişinin 14.12.2022 tarihinde müvekkile teslimatı konusunda sözlü olarak taraflar anlaşma sağlandığını, ilgili siparişlerin müvekkili firma tarafından mail olarak da davacı tarafa aynı tarihlerde iletildiğini, ancak sözleşme konusu ürünlerin taraflarca kararlaştırılan tarihlerde teslim edilmediğini, son olarak 19.12.2022 tarihinde ise sözleşme konusu siparişlerin 2 kamyon mavi, 5 kamyon beyaz varil olmak üzere müvekkili tarafından revize edildiğini taraflar arasında siparişlerin 21.12.2023 tarihinde öğleden önce teslimat olacak şekilde sevkıyatının yapılması hususunda taraflarca anlaşma sağlandığını, taraflarca bu hususlarda mutabakat sağlandığını buna rağmen davacı tarafından en erken 23.12.2023 günü olacak günlük 1 kamyon ( 96adet ) yahut tir ile 176 adet olacak şekilde teslimat yapabileceklerini belirttiklerini  bunun üzerine de mavi varil ihtiyacının aciliyeti sebebiyle 21.12.2023 günü 1 kamyon mavi varil tesliminin gerektiğini ancak siparişin kalanı için 23.12.2023 tarihi için teslimatın uygun olduğu müvekkili tarafından belirtildiğini,  taraflarin nihai olarak 21.12.2023 günü 1 kamyon mavi varil teslimi, siparişin kalanı için 23.12.2023 tarihi için sözlü mutabakatın sağlandığını, ancak bu mutabakat akabinde davacı tarafça müvekkili firmanın arandığını ve siparişlerin teslimatının yapılmayacağının belirtildiğini ve davacı tarafça taahhüt edilmesine rağmen taahhüt edilen tarihlerde teslimatın gerçekleştirilmediğini, davacı tarafın taahhüt ettiği siparişleri taahhüt ettiği tarihlerde teslim etmemesi üzerine müvekkili tarafından işin aciliyeti sebebiyle ihtiyaç konusu varillerin piyasa fiyatının çok üzerine başkaca bir firmadan satın alınmak ve aynı zamanda dolum yapılamadığı için üretimi durdurmak zorunda kaldığını ve bu kapsamda davacı yanın üstlendiği edimi taahhüt ettiği tarihte ifa etmemesi sebebiyle de müvekkilin zararının bulunduğunu, müvekkili tarafından sözleşme konusu ürünlerin bedellerinin tamamının vadesi içerisinde ödendiğini, temerrüt gerçekleşmemesine rağmen davacı tarafından edimlerinin taahhüt ettiği tarihte ifa edilmemesi ile müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini ve aynı zamanda haksız olarak icra takibi başlatıldığını, bu sebeple de iş bu davanın reddinin gerektiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde borcun sebebinin cari hesap ekstresi olarak belirtildiğini,  taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, yapılan ödemelerin hangi fatura alacağından mahsup edilerek bakiyenin nasıl hesaplandığı konusunda takip talebi ödeme emri ve dava dilekçesinde netlik bulunmadığını, öncelikle davanın tüm talepleri yönünden reddine karar verilmesini, aksi halde tüm delillerin toplanmasını ve tanıkların dinlenmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, davacının haksız ve kötü niyetli takibi sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davacı tarafın edimini taahhüt ettiği tarihte yerine getirmediğini bu sebeple  üretimin 1,5-2 gün kadar durmasından kaynaklı üretim zararı ile üretime devam edilebilmesi için sözleşme konusu ürünlerin işin aciliyeti gereği başkaca bir firmadan piyasa fiyatı ve sözleşme konusu bedelin çok üzerinde bir bedel ile satın alınmak zorunda kalındığını, beyan ile doğan zararlarının (davayı kabul anlamına gelmemek üzere) hesap edilerek bakiye alacak miktarından (bakiye çıkması halinde) mahsup edilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir..<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 451.716,98 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı ve  davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çözülmesi gereken hukuki sorunun taraflar arasında ödeme süresininde açıkça belli olduğu bir tedarik sözleşmesi kurulup kurulmadığına ilişkin olması kanaatleri ile davalı tarafçada aksi kanıtlanmayan reddedilmeyen ticari ilişkinin başladığı davalı tarafın göndermiş olduğu ve bu e-postalara müvekkil şirketin cevabı e-postaları değerlendirildiğinde taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi kurulduğu sabit davalı şirketin takip tarihi itibarıyla faturalardan kaynaklı asıl borcu 481.716,98-TL olup fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle 64.856,07-TL işlemiş avans alacağı da icra takibinde talep ettiklerini, görülüğü üzere tedarik karşılıklı irade beyanlarıyla kurulan tedarik sözleşmesinde ödeme günün fatura tarihinden itibaren 30 gün olduğu açıkça kararlaştırılmış, bu bakımdan icra takibinde talep edilen işlemiş faize ilişkin talebin temerrüd ihtarı yapılmadığı gerekçesiyle mahkemece reddeilmesi hatalı bulunduğunu, davalı takipten sonra fakat itirazın iptali davasını açmadan önce müvekkil firmaya 03.04.2023 tarihinde 30.000-TL kısmi ödeme yapmış, takipten sonra davadan önce yapılan bu ödeme sehven gözden kaçmış dava açarken bu miktar dışlanmadan dava açıldığını, icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilmemesi de hatalı bulunduğunu, Yargıtay kararında itirazın iptali davalarında kısmi kabul kısmi red durumunda alacak likid ise icra inkar tazminatın hükmedileceği açıkça belirtildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davalı tarafından takipten sonra davadan önce yapılan ödemenin takipte belirtilen işlemiş avans faizinden mahsubu ile 481.716,98 Asıl alacak ve 34.856,07-TL işlemiş avans faizi toplam 516.573,05-TL üzerinden Takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde borcun sebebi cari hesap ekstresi  olarak belirtilmiş ise de taraflar arasında cari hesap sözleşmesi mevcut bulunmadığını, itirazın iptali davasında davacı tarafın takipte dayanak yapılmayan belgelere dayanması mümkün olmadığından davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2020 tarihli, 2017/2076E., 2020/117 K.), davacı tarafça müvekkile düzenlenen faturaların karşılığının eksiksiz ve kusursuz olarak ifa edildiği yönünde bir açıklama ya da belge sunulmadığı gibi Yerel Mahkeme tarafından da bu yönde bir araştırma yapılmadığını, faturanın varlığı alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, dava dilekçesindeki faturalar içeriğindeki malın teslimi veya hizmetlerin ifa edildiğinin iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekte, davacı tarafından fatura konusu ürünlerin teslim edildiğine dair bir ispat yapılamadığını, davacının satım sözleşmesi konusu ürünleri taahhüt ettiği tarihte teslim etmemesi sebebiyle müvekkilin üretimin durması ve teslim edilmeyen ürünler  yerine piyasa fiyatının çok üzerinde ürün satın alınması sebebiyle zararı bulunduğu hususu cevap dilekçesinde bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarda belirtilmiş olmasına rağmen takas - mahsup taleplerinin yargılama aşamasında değerlendirilmediğini, yargı kararları ile de sabit olduğu üzere takas - mahsup taleplerinin yargılama aşamasında araştırılmaması, değerlendirilmesi ve buna ilişkin bir hüküm kurulmamış olması hatalı bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kısmen kabul yönündeki kararının kaldırılması, tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; TBK m. 117 uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi şart olup bu kuralın tek istisnasını, sözleşmede kararlaştırılan vadenin “belirli bir vade” niteliği taşıdığı haller oluşturduğunu, bir başka ifadeyle, TBK m. 117 uyarınca, sözleşmede belirli bir vadenin öngörülmediği her durumda, borçlunun temerrüde düşebilmesi için, alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi gerektiğini, bunun yanında faturalardaki vade kayıtları faturanın asli unsuru olmadığından bu yöndeki kayıtlara da itibar edilemez, tarafların birbirlerini temerrüde düşürme usulleri de yasada sayılı olduğundan ve bu tipte bir temerrüt ihtarı da olmadığından işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağı, işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı açık olan davacının işleyecek faiz talebi ise yasal faizi aşamayacağını (Yargıtay 15. HD Esas : 2007/117, Karar : 2007/2074, Karar Tarihi :03.04.2007), dosya kapsamında davacı tarafın iddia olunan bakiye için ödeme talebine veyahut temerrüde ilişkin bir delil olmadığından fatura içeriğinden sayılmayan vade tarihine geçerlilik tanınmayacağı, temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden davacı tarafın takip öncesi faiz talep edemeyeceğinden davacı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde olmadığını, alacak çekişmeli bir alacak olmakla davacı tarafın icra inkar tazminatı yönünden yaptığı itiraz da yerinde olmadığını beyan ederek, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunda belirtilen itirazları kabul etmediklerini beyan etmiştir.<br>DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi  12/01/2024 Tarih - 2023/458 Esas - 2024/23 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde, tarafların ticari ilişki içerisinde bulunduğu, davacının davalıya mal tedarik ettiği, davalının ise bedelini ödediği, tarafların açık hesap şeklinde çalıştıkları, davacı tarafından fatura bedelleri davalı yanca tam ödenmediğinden Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiği, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiği, itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, karara karşı her iki tarafın da istinaf yoluna başvurduğu görülmektedir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiç bir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.<br>Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. <br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.<br>Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı hizmetin alıcıya mutlaka, daha önce verilmiş olduğu anlamına gelmeyeceğinden; davacı satıcının faturada yazılı hizmetin davalıya verdiğini usulen ispat etmesi zorunludur.<br>6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca, herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Takip konusu alacakların tanıkla ispat sınırının üzerinde olması nedeniyle  alacağın varlığı 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delil ile ispat edebilir. Aynı kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222-(1) maddesine göre; \"Mahkeme; ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.\" Tarafların defterlerini sunmamaları halinde yapılması gerekenler de aynı Kanun'un 222. maddesinde düzenlenmiştir.<br>Tarafların ticari defterleri, mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmiş, davacı tarafından davalıya mal tedarik edildiği, davacı tarafından fatura düzenlendiği, davalı tarafından daha sonra ödeme yapıldığı görülmektedir. Dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerine işlendiği, davacı tarafından BS, davalı tarafından BA formlarıyla ilgili vergi dairelerine bildirildiği görülmektedir. Söz konusu faturaların davalı tarafından defterlerine işlendiği ve BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, tacir olan davalının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunduğu, teslim alınmayan bir mala ilişkin bir faturanın defterlerine kaydetmesinin mümkün olamayacağı gözetildiğinde davalının malların teslim edilmediğine ilişkin savunmasının yerinde olmadığı görülmektedir. <br>Faturalar üzerinde yazan bedelinin 30 gün sonra ödenmesi davalının temerrüde düşürüldüğü anlamına gelmeyeceğinden (6098 sayılı TBK m. 117), taraflar arasındaki sözleşmenin de mal tedarik sözleşmesi olmaması nedeniyle, davacının icra takibinden önce işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı açıktır.<br>Davalı tarafından icra takibinden sonra, dava tarihinden önce 03.04.2023 tarihinde 30.000,00 TL ödeme yapıldığı ancak bu ödemenin bilirkişi raporunda, yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle doğru şekilde davacının alacağından mahsup edilmediği görülmektedir.<br><br>6098 sayılı TBK.'nın 100. maddesinde; ''borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz'' hükmü yer almaktadır. TBK.'nın 100. maddesi gereğince; ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre; borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe, kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Başka bir anlatımla; kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edileceği kuralı bulunmaktadır.<br>\"... İcra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Ancak bakiye kalan alacak ve fer'ileri ile ilgili dava açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürü tarafından infaz sırasında dikkate alınır. (TBK. m.100) Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının alacaklı olduğu miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte ve talep aşımına yol açacak şekilde itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir\" (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 28.01.2016 tarih, 2015/9735 Esas - 2016/1063 Karar). <br>İlk derece mahkemesince; yukarıda anılan yasal düzenleme, Yargıtay İçtihatları ve yerleşik uygulama dikkate alınmadan, karar verilmesi yoluna gidilmiştir.<br>Usul ekonomisi göz önüne alınarak TBK.m.100 gereğince hesaplama dairemizce yapılmış, davalının icra takibi açılması ile temerrüde düşmesi nedeniyle 30.000,00 TL'nin ödendiği 03/04/2023 tarihine kadar, 481.716,98 TL asıl alacağa icra takibinin başlatıldığı 31/03/2023 tarihinden itibaren %11,75 ticari temerrüt faizinin işletilmesi sonucunda işlemiş faizin (481.716,98 x 3 gün x 11,75 / 36000 =) 471,68 TL olduğu, bu suretle davalı tarafından ödenen 30.000,00 TL'nin öncelikle bu işlemiş faizden mahsup edildiğinde, ((481.716,98 TL+471,68 TL)-30.000,00 TL) davacının 452.188,66 TL alacağının kaldığı ve takibin bu bedel üzerinden devamına karar verilmesi gerektiğinden, açılan davanın bu bedel üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Yine İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. O halde, kabul edilen asıl alacak bakımından, davacının bu istemi hakkında da kabul kararı verilmesi gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen  kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE, GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/01/2024 tarih, 2023/458 Esas ve 2024/23 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/8340 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 452.188,66 TL üzerinden devamına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>b-Alacak likit olduğundan hükmedilen (452.188,66 TL) bedelin %20'si oranında hesaplanan 90.437,73 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-Alınması gereken 30.889,01 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatan 6.601,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 24.287,77-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>ç-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ile 6.601,24-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>d-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan  posta ve diğer giderler, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.560,00.-TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak (%82,73 kabul) 2.117,90-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 71.828,30-TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT 13/1-2 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30,000,00.-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>g-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna ve davanın kabul/red oranına göre 538,82.-TL'sinin davacıdan, bakiye 2.581,18.-TL'nin ise davalıdan tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,<br>h-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>Davalı yönünden; <br>1-a-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 7.714,25 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 7.098,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>1-b-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,<br>Davacı yönünden; <br>2-a-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>2-b-Davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 358,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.527,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harçlarının hazineye irat kaydına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davacıya iadesine, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliği ile; <br>a-Davacı yönünden HMK'nın 362. maddesi uyarınca  KESİN olmak üzere,<br>b-Davalı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2025\t<br>\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0bb2d9bbaf57239","SID":"e2021dc35973ad89"}}