{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA N\t: 2024/1576 <br>KARAR NO\t: 2025/4145<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I\t:<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2023<br>NUMARASI\t: 2023/457 Esas - 2023/1032 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalıların“... Radyo, Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.” ...’in sahibi olup, websitesinde 08.11.2020 tarihinde yayınlamış olduğu haberlerde müvekkillerin kişilik haklarını ihlal eder şekilde saldırılarda bulunduklarını anılan haberlerde, “televizyon kanalından yağma, tehdit, şantaj suçlaması: haberi istemiyorsanız 15 milyon tl reklam vereceksiniz! ’başlığı ile müvekkiller hakkında “... isimli televizyon kanalının sahibi ... ... ile kanalın bağlı bulunduğu şirketin Medya Grup Başkanı (CEO) olarak görev yapan... ve soyadı öğrenilemeyen Aydın isimli kanal çalışanı hakkında, “tehdit, yağma, şantaj, itibarın zedelenmesi” suçlamalarıyla yapılan suç duyurusunun ardından soruşturma başlatıldı ... ve ...’nun, Papara isimli elektronik para transferi şirketinin sahibi ...’dan, şirketi aleyhine karalayıcı ‘haber’ yapmamak karşılığında “reklam sözleşmesi” adı altında şantaj yaparak para talep ettikleri iddia ediliyor.” açıklaması ile “Bakan ...nun Talimatıyla…” başlığı ile müvekkillerin ‘‘İşinin zarar görmesini istemiyoruz, biz haber yapmayalım senin de itibarın karalanmasın, sen para kazanmaya devam et düşman kazanma…. Birbirimizi tanımak adına bir reklam ilişkisi kuralım, bunun da adını şimdiden koyalım… ‘... beni çok sever, buradaki mücadelemizi takdir eder, ben 15 yıl boyunca ... Basın Müşaviriydim. Onun talimatıyla medyada bir şeyler yapıyoruz’ diyerek üstüne baskı kurmaya çalıştığını savunarak müvekkil hakkındaki suçlamaların basın meslek etik ve ilkelerinden uzak şekilde kamuoyuna sunulduğunu, ayrıca davalılar tarafından “... ve Ödeme Hizmetleri Şirketi’nin ortaklarından ...’nın savcılığa verdiği ifadelere ve avukatı ...aracılığıyla yaptığı suç duyurusundaki iddiaya göre, \"şantaj yapılarak reklam anlaşması yapmaya zorlama\" girişimi 19 Ekim 2020’de başladı.” şeklinde yayınlanan haberlerin masumiyet karinesine de aykırılık teşkil ettiğini, bununla da kalınmayarak“Soruşturmayı yürüten Savcı ... geçen çarşamba günü, şüpheliler ..., ... ve Aydın isimli kanal çalışanını İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yakalanarak mevcutlu olarak ifadeye çağırdı. Ancak 4 Kasım’daki “mevcutlu çağrının”, Çağlayan Adliyesi’nin yetkili isimlerinden biri tarafından engellendiği öne sürüldü.” açıklamaları ile ‘haber’ maskesi altında müvekkiller ve hukuk düzeni aleyhine iftira niteliğinde beyanlarda bulunduklarını, müvekkillerin kişilik haklarını ihlal edildiğini, bahsi geçen haberlerin müvekkillerin kişilik haklarını ihlal etmiş olup basın özgürlüğü kapsamında korunamayacağını, yapılan haberler ile müvekkilllerin onur, şeref ve saygınlığına yapılan saldırıların hiç kuşkusuz müvekkillerin tolum içindeki durumunu sarstığını ve haklarında yersiz birçok düşüncenin doğmasına ve söylentilere sebep olduğunu, davalılar tarafından haberlerin yayınlanmasının etk amacının rant sağlamak olup bu uğurda müvekkillerin itibarlarının yerle bir edildiğini, dolayısıyla yapılan haberlerin müvekkillerin kişilik haklarına ağır saldırı niteliğinde olduğunu, beyan ederek ...Radyo Ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş. lehine 250.000,00 TL (İkiyüzellibinTürkLirası), ... ... lehine 1 Krş (birkuruş), ... ... lehine 1 Krş (birkuruş) olmak üzere toplam 250.000,02  TL manevi tazminatın davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil ...'in   \"https://....com.tr\" haber sitesin \"sorumlu haber müdürü\" olduğu gerekçesi ile davanın kendisine yöneltildiğini, oysa müvekkilin internet sitesinin sorumlu müdürü olmayıp, TV kanalının sorumlu müdürü olduğunu, internet sitesi ile TV kanalının farklı iki yayını olup, sorumlu müdürlerin de ayrı olduğunu, müvekkilin internet sitesinin sorumlu müdürü olduğuna ilişkin Davacı tarafça bir belgede sunulmadığını, bu nedenle öncelikle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu haberde yer alan iddiaların internet sitesine ait olmadığını, yapılan bir suç duyurusu ve sonrasında başlatılan soruşturmanın haberleştirildiğini, Zaten haberin tümü bu soruşturmaya ilişkin olup, suç duyurusunda yer alan hususların iddia edildiği yazı içerisinde bir çok kez ifade edildiğini ve tarafların verdikleri ifadelere dayandırıldığını, bunun yanında haberin bir kısmı da internet sitesi tarafından da üretilmediğini, başka bir haber sitesine atıf ile yayınlandığını, tüm bunların yanında suç duyurusunun şüphelilerinin iddialarının yalanladığının da haberde yer aldığını, söz konusu konuların bir iddia olarak dile getirildiğini, bu iddiaların kaynağının ise bir suç duyurusu olduğunu, bu anlamı ile haberin gazetecilik faaliyetinin bir parçası olduğunu beyan ederek, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça, \"https://....com.tr\" haber sitesinde yayınlanan “...'de şantaj skandalı” başlıklı yazı ile ilgili olarak, kişilik haklarının ihlali gerekçesi ile manevi tazminat talepli olarak huzurdaki davanın açıldığını, talep edilen tazminatın haksız, yasaya ve hukuka aykırı, aynı zamanda da fahiş olduğunu, davaya konu haberde yer alan iddiaların müvekkile ait olmadığını yapılan bir suç duyurusu ve sonrasında başlatılan soruşturmanın haberleştirildiğini, zaten haberin tümünün bu soruşturmaya ilişkin olup, suç duyurusunda yer alan hususların iddia edildiğinin yazı içerisinde bir çok kez ifade edildiğini, yine haberdeki ifadelerin, soruşturma sırasında tarafların verdikleri ifadelere dayandırıldığını, bunun yanında haberin bir kısmının da Müvekkil tarafından da üretilmediğini, başka bir haber sitesine atıf ile yayınlandığını, bu hususun haber içerisinde açık olarak gözüktüğünü, suç duyurusunun şüphelilerinin iddiaları yalanladığının da haberde yer aldığını beyan ederek haberin gazetecilik faaliyetinin bir parçası olduğunu beyan ederek davanın reddini  talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"...Dava konusu haberin haber müdürü olarak Davalı ...’in ve haber sitesinin sahibi olarak davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak Davalı...in dava konusu haberle herhangi bir bağı bulunmadığından davacılara karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu haber İstanbul CBS’nin 2020/158202 Soruşturma sayılı dosyasına ilişkindir. Bu kapsamda savcılık dosyası ve haber metni incelenmiştir. Somut olayda yukarıda açıklanan düzenlemeler ve ilkeler uyarınca davacıların kişilik haklarının korunması ile davalıların ifade ve basın özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu savcılık dosyasına ilişkin haber yapıldığı, herhangi bir suç isnadına veya rencide edici bir ifadeye yer verilmediği, yapılan haber içeriğinin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır. TBK md. 58 uyarınca manevi tazminat talep edebilmek için öncelikle kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde zarar verici bir eylemin bulunması gerekir. Ancak dava konusu haber içeriği itibariyle hukuka aykırı, davacıların manevi varlığına zarar verici nitelikte değildir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle Davalı ...’in dava konusu haberin hazırlanması ve yayınlanmasında herhangi bir bağının bulunmaması, diğer davalılar yönünden yapılan haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalması ve hukuka aykırı bir eylem içermemesi sebebiyle davanın reddine ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı ...'in internet sorumlu haber müdürü olarak çalıştığını, davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Kişilik haklarına saldırı hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dosyada mevcut Radyo Ve Televizyon Üst Kurulu'nun 8/4/2021 tarihli cevabi yazsından davalı ...'in davaya konu haber tarihinde davalı haber sitesinin haber müdürü olmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında \".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (... (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; ..., § 52). Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (..., B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; ... ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez. Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir. Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır.\" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne  yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, Yargıtay  4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.  Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu yayında geçen ifadelerin ağır eleştiri niteliğinde olup  hakaret niteliği taşımamasına,basının haber verme hakkı, toplumun  da  haber  alma  hakkının bulunmasına, güncel olan konuların yayıncılık tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı  başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, basın ve ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan nedenlerle davaya konu beyanların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/457 Esas  2023/1032 Karar sayılı 08/12/2023 günlü kararına yönelik davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,8‬0 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8690fc2a0421dcd4","SID":"19aae5bec1cc28a7"}}