{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/4 <br>KARAR NO\t: 2025/1208<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                  : 21/04/2022 (Dava) - 07/10/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t: 2022/382 Esas - 2022/811 Karar<br><br>DAVA             \t: Genel Kurul Kararının İptali <br><br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/09/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2022 tarih ve 2022/382 Esas - 2022/811 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkillerin, davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin 27/08/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının çağrısız olarak yapıldığını, TTK’nın 416. maddesi gereğince çağrısız genel kurulun yapılabilmesi için tüm pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması gerektiğini, ancak 27/08/2020 tarihli toplantıya tüm pay sahiplerinin katılmadığını, toplantı tutanağında “toplantının TTK’nın 370. maddesine göre yapıldığı, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde olağan genel kurul olması sebebi ile tüm ortakların hazır bulunduğu, toplantı nisabının mevcut olduğu, toplantının yapılmasına itirazın olmadığının anlaşılması üzerine Toplantı Sayın ...  tarafından açılarak gündemin görüşülmesine geçildiği” denmek suretiyle açıkça ifade edildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 416/1 maddesinde; “Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler” hükmünü amir olduğunu, genel kurul toplantısının tüm ortaklar hazır olmadan yapıldığını, hazır bulunanlar listesinde şirket ortaklarından ... ’nin ve ... A.Ş.’nin imzalarının bulunmadığını, genel kurul toplantı tutanağının ve ekindeki hazır bulunanlar listesinin bizzat davalı şirketin vekili tarafından İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/890 Esas sayılı dosyasına delil olarak sunulduğunu; hazır bulunanlar listesine göre adı geçen iki ortağın toplantıda hazır bulunmaması nedeniyle çağrısız genel kurul toplantısının yapılması hukuken mümkün olmadığından, bu toplantıda alınan kararların da geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu; müvekkillerinin bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu; davalı şirketin 27/08/2020 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı karar ile, şirketin asıl faaliyetini gerçekleştirmek için sahip olduğu tek malvarlığı olan iki adet doğalgaz çevrim santrali motorunun 2 milyon Euro bedelle satılmasına karar verildiğini; müvekkilleri tarafından, şirketin ana faaliyet konusunu gerçekleştirmek için yegane malvarlığı değeri olan doğalgaz çevrim santrali motorlarının gerçek piyasa değerinin çok altında bir bedelle satışına ilişkin sözleşmenin iptali isteği ile İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/890 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davada “şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturan motorların TTK’nın 408/f maddesine aykırı olarak genel kurul kararı olmadan satışının yapılmış olduğu” hususunun da ileri sürüldüğünü, söz konusu dosyaya davalı tarafından sunulan deliller arasında yer alan 27/08/2020 tarihli genel kurul kararının ve bu kararın hukuken geçersiz olduğunun görüldüğünü, hukuken geçerli olmayan ve yoklukla malul olan genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti halinde satış sözleşmesinin iptali istemli olarak açtıkları davada satışın geçerli bir genel kurul kararı olmadan yapılmış olduğunun da sabit olacağını ileri sürerek, yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açma hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı şirketin 27/08/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların hükümsüzlüğünün tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"... davaya konu genel kurul çağrısız yapılmıştır. Bu husus gerek toplantı tutanağına yazılı \"toplantının TTK’nın 370. maddesine göre yapıldığı\" ifadesinden anlaşılmaktadır. Bu tutanakta 67621 sayılı TTK'nın 370. maddesinin karşılığı 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesidir. Toplantıda pay sahiplerinden ... ’nin ve ...  A.Ş.’nin hazır olmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK’nın 416. maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurul usulüne uyulmamış olup, usulüne uygun şekilde toplanmış bir genel kurulun varlığından söz edilemeyeceğinden, bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul kararlar olduğu...\" gerekçesiyle davanın KABULÜ ile; davalı şirketin 27/08/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların  yoklukla malul geçersiz kararlar olduğunun tespitine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesi ve tensip zaptını içerir tebligatın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu iddianın aksine 27/08/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının usule uygun çağrı ile yapıldığını, davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı şirketin 27.08.2020 tairhli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağı Tebligat Kanununun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde açıklandığı, buna göre; tüzel kişilere yapılacak tebligat, bunların yetkili temsilcilerine yapılacağı, eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerektiği, nitekim, aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu’nun 08.05.2013 gün ve E:2012/11-1568, K:2013/686 sayılı ilamında da vurgu yapıldığı, somut olaya gelince yapılan açıklamalar ışığı altında; dava ve tensip dilekçesinin davalı şirkete yapılan tebligat parçasının üstünde “tüzel kişiliğin temsilcisinin tebliğ anında adreste bulunmaması sebebiyle daimi çalışanı ... 'e tebliğ edilmiştir” ibaresinin bulunduğu, söz konusu tebligat parçasında “şirket temsilcisinin veya yetkilisinin bulunmadığı\" belirtilmekte yapılan tebligatın konuya ilişkin yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygun olduğu, her ne kadar davalı vekili tebliğ yapılan kişinin müvekkilinin işyerinde çalışmadığını belirmiş olup buna ilişkin Sgk dökümü sunmuş ise de, tebligat memurunun bu şekilde bir inceleme yapma yetkisinin olmadığı ve adreste hazır bulunan ve çalışan olduğunu beyan eden kişiye yaptığı tebliğin usulüne uygun olduğunun kabulü gerektiği, bu doğrultuda yine davalı vekili toplantıya çağrı metninin usulüne uygun şekilde tüm paydaşların bilinen adreslerine iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderildiğini belirterek bu ilişkin deliller sunmuş ise de, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği karşısında yargılama aşamasında sunulmayan bu delillerin HMK 357/1. maddesi uyarınca istinaf aşamasında sunulmasının mümkün olmadığı, yokluk hususunun tüm paydaşlarca ileri sürülebileceği, bu sebeple davacıların davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu,  davalı vekili dava konusu 27.08.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların dayanağının 11.04.2019 tarihli genel kurulda alınan ve ihtilaf konusu olmayan karar olması sebebiyle iptal gerekmediğini savunsa da her genel kurulun yasada belirtilen yöntemle toplanması gerekliliği karşısında bu savunmaya itibar edilemeyeği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin  İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/382 Esas - 2022/811 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir  kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"edcff8c53fb1b086","SID":"2b94e6d9a5a91822"}}