{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1036 <br>KARAR NO\t: 2025/961<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>ASIL DAVA<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2022/881<br>KARAR NO\t: 2024/633<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2024\t<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2017/132<br>DAVA: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile ... ... San ve Tic. AŞ'nin hissedarı olduğu, \"... ... Elektrik Üretim ve Tic.Ltd.Şti\"nin hisselerinin davalılara 10/06/2009 tarihinde satıldığını, ilgili sözleşme uyarınca bedellerinin davalılardan tahsil edildiğini, tarafların 10/06/2009 tarihinde yeni bir anlaşma daha yaparak \"Alıcılar, şirketinin 23/05/2008 tarih ve EÜ/... numara ile elektrik üretim lisansına sahip olduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesiste üretilen elektrik kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların her yılın başında şirket ile şirket danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, satıcıların \"Danışmanlık Şirketi tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedir. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilir.\" hükmünün kararlaştırıldığını, bu ek sözleşmeye paralel olarak davalıların toplanarak ... Elektrik Üretim AŞ'ne ortakları sıfatı ile 2009/03 numaralı ve 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararını aldıklarını, ilgili kararda \"şirketin sahibi bulunduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (Lisans Süresi Uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydı ile) devam etmek üzere her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında bedeli ... ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketinin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödemesine\" şeklinde karar alındığını, bu sözleşmeler ve ortaklar kurulu kararı uyarınca davacılara ödeme yapılması gerektiğini davacı şirketin danışman şirket olarak atandığını, davalılardan ...'in ne zaman üretime geçtiği, üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğu, yapılmış olan ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararında davacı şirkete ilgili bedelin ödenmesi hususunda ihtarnameler gönderildiğini, ancak davalılar tarafından geri dönüş olmadığı, ödemelerin yapılmadığını, anılan nedenlerle davacı şirketin ilgili sözleşmeler uyarınca \"Danışman Şirket\" olarak tespitine, davalı ... Elektrik Üretim AŞ'nin ...'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenmesi için Devlet Su İşleri ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ilgili kurumlardan gelecek olan bilgi ve belgeler ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davalı ... Elektrik Üretim AŞ'nin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağından şimdilik 1.000,00 TL'sinin ilgili sözleşmede belirtilen vadesinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH<br>Davacılar vekili sunmuş olduğu 10/02/2017 tarihli dilekçesi ile; 10/06/2009 tarihli sözleşmede belirlenmiş olan 7.500.000 USD bedelin sadece hisse devri için belirlendiğini, bu sözleşmede 49 yıllık lisans bedelinin belirlendiğine dair sözleşmede herhangi bir ibare bulunmadığını, fakat 10/06/2009 tarihli \"EKSÖZLEŞME\" nin lafzı dahi incelendiğinde doğrudan ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin sahip olduğu 49 yıllık Elektrik Üretim Lisansının bedeli için düzenlendiğinin anlaşıldığını, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin danışmanlık almak veya vermek olmadığını zira davalıların danışmanlık hizmeti almalarına bir ihtiyaç bulunmadığını, sözleşmedeki \"danışmanlık\" ibaresinin sadece fatura kesilmesi için ve davalıların istek ve önerileriyle yer aldığını, 49 yıllık lisans bedelinin nasıl ve ne şekilde tahsil edileceğine dair düzenlenen ek sözleşmenin lafza hapsedilmeksizin ortak ve gerçek iradenin tespit edilmesi gerektiğini beyan ederek, dava dilekçesinde talep ettikleri 1.000,00 TL'yi, 305.000,00 TL arttırarak 306.000,00 TL olarak ıslahına ilişkin taleplerinin kabulü ile fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların ... Elektrik Üretim AŞ'nin 2013 yılı ... Üretimi karşılığı \"... ... Elektrik Üretim ve Tic. Ltd. Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım-satım) sözleşmesine ek sözleşme\" gereği hesaplanacak olan alacaklarının şimdilik 306.000,00 TL miktarındaki kısmının vade tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, 30/01/2017 tarihli celsede \"tahkikatın sonlanması ve sözlü yargılama geçilmesi ile ilgili\" ara kararlardan dönülerek, tahkikata kaldığı yerden devam edilmesini, tanık ve yemin başta olmak üzere delillerinin toplanmasını ve bu kapsamda tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların \"danışman şirket\" olarak tespitine dair talepleri yönünden ... Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş.'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, yine müvekkillerinden ... Elektrik Üretim AŞ'nin dava konusu edilen belgelerde taraf olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya dayanak yapılan 10/06/2009 tarihli belgenin karşılıklı taahhütleri içeren borç doğurucu bir belge olmadığını, iyi ilişkilere dayanılarak yapılan bir tercih beyanı olduğunu, bir danışmana ihtiyaç duyulduğunda kendilerinin önereceği bir danışman firma ile çalışılacağının beyan edildiğini, ancak bu beyanın çelişkili olup hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, paylarını satan satıcıların önereceği danışman ile sözleşme yapılmış olsaydı danışmanın keseceği faturaların bedellerinin satıcılara ödeneceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle bir bağlayıcılığı olmadığını, davalı ... Elektrik Üretim AŞ'nin bir danışmana ihtiyacı olmadığını, hiçbir firmadan danışmanlık hizmeti almadığını, 05/08/2009 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararının uygulanmadan iptal edildiğini, yine davalı ... Elektrik Üretim AŞ'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymanın davalıların ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini, anılan nedenlerle davanın öncelikle husumet yönünden, her şekilde davanın esas yönünden de reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/132 ESAS 2017/147 KARAR SAYILI DOSYASI;<br>DAVA<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Ltd. Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım-satım) sözleşmesi ile aynı tarihli \"... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Ltd. Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım ve satım) sözleşmesine ek sözleşmesi\" gereği yine bu kapsamda taraflar arasında gerçekleştirilmiş olan ikrarlar içeren e-mailler ve davalıların oy birliği ile almış oldukları 2009/03 numaralı 05/08/2009 tarihli Ortaklar Kurulu kararları da göz önüne alındığında, ek sözleşme 49 yıllık Elektrik Üretim Lisansının bedeli için düzenlendiğinden, davalıların ...'de 2013 yılında üretmiş oldukları ... karşılığı doğmuş davacı alacaklarının tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.346,52 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca açmış oldukları bu davanın ek dava olduğunu ileri sürerek işbu davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/156 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalılar vekili birleştirme kararının ardından asıl dosyaya, birleşen dava yönünden sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ......AŞ'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ek davanın birleştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını,  asıl davada tahkikat tamamlandığı için verilen birleştirme kararının hatalı olduğunu, ek dava ile yeni talep ve iddiaların ileri sürülemeyeceğini, asıl davada ıslah dilekçesi sunulmasına rağmen aynı talep yani 2013 yılı alacakları yönünden ek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tanık deliline muvafakatleri olmadığını, asıl davada dava dilekçesinde davacı şirketin danışman şirket olarak tespiti talep edilerek aradaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu ikrar edildiğinden bu ikrardan dönülmesine muvafakatleri olmadığını, müvekkilinin danışmanlık hizmeti almaması nedeniyle davacı alacağının oluşmadığını, şirketin tek aktifi lisansı olup lisansın ise tek başına devri yasak olduğundan şirketin tüm hak ve borçları ile devralınarak devir bedelinin tamamen ödendiğini, e-postaların gönderildiği ...'in müvekkillerinin ticari vekili olmadığını, temsil yetkisi olmadığı için e-postaları kabul etmediklerini, davacı tarafça ek sözleşmenin niteliğinin sürekli farklı şekilde beyan edildiğini ancak sözleşme açık olup tarafların danışmanlık sözleşmesi düzenlediklerini, bu nedenle sözleşmenin yorumlanmasına ihtiyaç olmadığını, danışmanlık hizmeti verilmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI<br>1-Mahkemenin 26/09/2018 tarihli 2015/156 E. 2018/1044 K. sayılı kararında özetle; birbirinin doğrulayan bilirkişi raporları da gözetilerek dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu, lisans bedeline ilişkin  olmadığı , lisans bedeli olarak bir bedel kararlaştırılmasına ve sözleşme yapılmasına da bir engel bulunmadığı, ön sözleşme niteliğinde ki danışmanlık hizmetinin verilmediği dolayısıyla bedele hak kazanılmadığı anılan ek sözleşmenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu hususununda ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin 09/03/2022 tarihli 2020/686 E. 2022/286 K. sayılı kararında özetle; \"... ek sözleşme değerlendirildiğinde, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca, lisans bedelinin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda da \"danışmanlık\", \"danışmanlık ücreti\" kelimelerinin kullanılmamış olmasının bu durumu perçinleştirdiği, lisans devri yasak olduğu için taraflar muvazaalı olarak ödenecek bedeli \"danışmanlık sözleşmesi\" adı altında belirledikleri, davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı, TBK’nın 19. maddesi gereği tarafların gerçek ve ortak iradesinin tespiti bakımından mail yazışmaları değerlendirilerek, gerektiğinde tanık dinlenmek suretiyle ek sözleşmenin hukuki niteliğinin tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 15/06/2022 tarihli 2022/210 E. 2022/483 K. sayılı kararında özetle;  davacıların sunduğu maillerin bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, maillerde e-imzanın bulunmadığı, mailleri gönderen ... isimli kişinin davalıların ortağı, yetkilisi, vekili, temsilcisi veya sigortalı çalışanı olmadığı , kaldı ki mail içeriklerinin de sözleşmede muvaaza yapıldığı iddiasını ispat edecek ve doğrulayacak bir hususun bulunmadığı, ek sözleşmenin 6446 sayılı Kanun ve bu kanunla ilgili Yönetmeliğ'in 5/3. md gereğince lisans devri yasak olduğundan, TBK’nın 27. md gereğince hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu, ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi olarak kabulunün de mümkün olmadığı, EPDK mevzuatında rödovans sözleşmelerine yer verilmediği, elektrik üretim lisansının başkalarına devri, kiralanması veya kullandırılmasının mümkün olmadığı,  hiç kimse kendi muvazaasına ve kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğinden, davacı tarafın muvazaa iddiasının kabul görmediği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiştir. 4-Dairemizin 09/11/2022 tarihli 2022/1271 E. 2022/1282 K. sayılı kararında özetle; Mahkemece her ne kadar hiç kimse kendi muvazaasına ve kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğinden, davacı tarafın muvazaa iddiasının kabul edilmediği ifade edilmiş ise de emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2019 tarihli 2018/1986 E. 2019/3440 K. Sayılında da açıklandığı gibi davacının iddiası bedelde muvazaaya yönelik olup, bu iddiasını sözleşmenin karşı tarafına karşı ileri sürdüğü de nazara alındığında mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin yerinde olmadığı, elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olmadığına yönelik mahkemece bir kısım bölge adliye mahkemesi kararları gerekçe yapılmış ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2021 tarihli 2017/15-425 E. 2021/440 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2021 tarihli 2019/5327 E. 2021/5363 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2018 tarihli 2015/9123 E. 2018/129 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2018 2017/3033 E. 2018/1991 K. sayılı ilamları ile yapılan açıklamalar uyarınca elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğu, yazışmaların ... tarafından yapılmış olması nedeniyle ...'in temsilci sıfatının değerlendirilmesi gerektiği, Kadıköy 13. Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı işlemleri ile hisse devirleri gerçekleştiği ve bu devirden önce 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi ile aynı tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme ise adi yazılı şekilde düzenlenmiş ve mahkemece şekil şartına uymayan bu sözleşmelerin geçersiz olduğu ifade edilmiş ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2015 tarihli 2014/13955 E. 2015/9629 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2013 tarihli 2012/18047 E. 2013/15799 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2014 tarihli 2012/10842 E. 2014/3228 K. sayılı ilamları uyarınca taraflar arasında inkar edilmeyen, her iki tarafın da kabul ettiği 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahsedilemeyeceği, ek sözleşmede \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği, tek başına lisans devri yasak olduğu için şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak \"danışmanlık sözleşmesi\" adı altında belirledikleri, bu hususun davacı tarafça ıslah dilekçesinde de ileri sürüldüğü, davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı, bu iddianın 6100 sayılı HMK 200 (1086 sayılı HUMK 288) uyarınca ancak yazılı delille ispatı mümkün ise de elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı vasfı olduğu, bu durumda mahkemece ...'in şirket yönünden temsilci sıfatı ve bu bağlamda gönderdiği e-postaların yazılı delil başlangıcı olup olmadığı incelenerek, davacının tanık dinletme talebi değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 5-Mahkemenin 18/09/2024 tarihli 2022/881 E. 2024/633K. sayılı kararında özetle; kaldırma kararında ifade edildiği gibi davacının iddiası bedelde muvazaaya yönelik olup bu iddiasını sözleşmenin karşı tarafına karşı ileri sürdüğü için önceki görüşten dönmek gerektiği, elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğu, resmi ticaret sicil kayıtlarına göre ... davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasa da kaldırma kararında işaret edildiği üzere ...'in şirketi ilzamı noktasında bir teamül oluştuğu, ... tarafından yapılan tüm yazışmalar ve tekliflerin yazılı delil başlangıcı olduğu açıklanarak, bu gerekçelerle davalı tarafın kök ve ek sözleşmelerle kararlaştırılan bedeli davacılara ödenmesi gerektiğinden asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince kurulan hükümde asıl dava için karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti belirlenmiş olmasına karşın, birleşen dava için harç tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının hatalı olduğunu beyan ederek, yalnızca birleşen davada vekalet ücreti yönünden kararı istinaf ettiklerini beyanla, karar tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak alacak tutarı nazara alınmak suretiyle vekalet ücretinin belirlenmesini talep etmiştir. Davalılar vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin ayrıntılı şekilde tüm hususları düşünülerek kaleme alındığını ve hisse devir sözleşmesinin 4.4.maddesi ile işbu hisse devir bedelinin ödenmesi ile alıcıların ödeme ile ilgili bütün vecibelerini yerine getirmiş olacağının düzenlendiğini, ... ... Elektrik Üretim Ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek malvarlığının üretim lisansından ibaret olduğunu, bu üretim lisansı kapsamında HES inşaatı dahil gerekli yatırımın yapılarak üretime geçişin sağlanmasının oldukça maliyetli ve kapsamlı bir iş olduğunu, müvekkilinin bu süreçte birçok anlamda danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyabileceğini, bu kapsamda alınacak danışmanlık hizmetlerinin şirkete 49 yıllık lisans süresinde fayda sağlayacağını, bu sebeple davaya konu ek sözleşmenin yapıldığını, ek sözleşmenin ise şirketin danışmanlığa ihtiyaç duyması halinde, ihtiyaç duyacağı danışmanlık kapsamı ve şartları gelecekte imzalanacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında belirlenmek üzere çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, Davacıların asılsız iddialarına, hisse devir sözleşmesi ve ek sözleşme imzası sırasında ortada olmayan, esamesi dahi okunmayan, tüm ... tamamlanıp, şirket üretime geçtikten sonraki tarihli, bilgide veya maillerin ilgisinde (mailleri ve içeriklerini kabul anlamına gelmeksizin) tek bir davalının dahi bulunmadığı, temsil yetkisi olmayan, elektrik mühendisi ve elektrik santralinin üretime geçişi işinde teknik görevli olan, dava dışı ...’de SGK’lı çalışan ...’in maillerini (mailleri ve içeriklerini kabul anlamına gelmeksizin) dayanak gösterdiklerini,Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, ek sözleşmenin bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu ikrar ederek müvekkilinin danışman şirket olarak atanmasını talep etmesine rağmen tahkikat tamamlandıktan sonra ıslah dilekçesi ile taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin \"lisans bedeli ödenmesini düzenler bir sözleşme\" olduğunu iddia etmiş ide de ıslahla ve ek dava yoluyla ikrardan dönülmesinin mümkün olmadığını ancak bu yöndeki beyan ve itirazlarının nazara alınmadığını ve incelenmediğini, Kaldırma kararından sonra davacının iddia ve savunmanın genişletilmesi ve yeni delil sunulması yasağı hilafına ilgili ilgisiz her türlü kamu kurumuna müzekkere yazılarak ...'in ... Elektrik Üretim A.Ş’yi temsilen herhangi bir işlem yapıp yapmadığının sorulmasını talep etiğini, müzekkere cevapları ile Elektrik Mühendisi ...’in davalıları temsil etmediğinin bir kez daha tevsik edilmesi üzerine, davacı tarafın bu kez yine iddia ve savunmayı genişletme ve yeni delil sunulması mahiyetinde müvekkilin huzurdaki davayla ilgisi dahi olmayan alt taşeronlarına ve birlikte çalıştığı ve çalışmadığı firmalara davaya delil olamayacak dava tarihinden sonraki tarihleri de kapsar şekilde müzekkere yazılarak, ... ile yapılan tüm yazışmaların celbini talep ettiğini, davacının bu talebinin de mahkemece müvekkillerinin ticari itibarını da ayaklar altına alacak şekilde, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve yeni delil sunulması yasağı hilafına tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, yapılan tüm usulü işlemlerin yasanın açık hükümlerine aykırı olduğunu defaatle beyan etmelerine ve itirazlarına rağmen yerel mahkemece bu itirazların hiç değerlendirilmediğini, müvekkilinin Anayasal haklarının ihlal edildiğini, Yerel mahkemenin, davacının bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddialarının ispatlamış olduğunun istinaf mahkemesince kabul edildiği kanısı ile karar verdiğini, oysa kaldırma kararında iddiaların araştırılması gerektiğine işaret edildiğini, kaldırma kararından sonra, usul ve yasaya aykırı toplanan delillerle dahi davacının iddialarını ispat edilemediğini,Taraflar arasında herhangi bir lisans sözleşmesi olmadığını, tek malvarlığı lisans olan bir şirketin hisselerinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesinin mevcut olduğunu, ek sözleşmenin açıkça gelecekte alınma ihtimali olan danışmanlık hizmeti için oluşturulmuş çerçeve sözleşme olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporu ile tüm yatırımı müvekkilinin yaptığı, bu yatırımın 120 milyon Dolara malolduğu, davacının hiçbir yatırımının olmadığı, bu veriler kapsamında malvarlığı üretim lisansından ibaret olan şirketin hisse devir bedeli olan 7.500.000.-USD’nin piyasa şartlarına uygun, hatta yüksek bir hisse devir bedeli olduğunun tespit edildiğini,Bizatihi davacı tanığı olan hisse devir sözleşmesi ve ek sözleşmeyi hazırlayan ...'ın ifadesinde “…ayrıca aynı tarihte ileride bir danışmanlık hizmeti alınacak olur ise buna yönelik de ek sözleşme yapıldı ve bu doğrultuda çerçeve danışmanlık sözleşmesi akdedildi, yine çerçeve danışmanlık sözleşmesini de ben hazırladım...” şeklinde beyanda bulunduğunu, BAM kaldırma kararında “...e-postaların yazılı delil başlangıcı olup olmadığı incelenerek davacının tanıklarının dinlenme talebi değerlendirilmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir…” şeklinde hüküm kurulmuş ise de; yerel mahkeme kararında tanık ifadeleri hiçbir şekilde değerlendirilmediğini,Ek sözleşmede, ek sözleşmenin alıcıların defterlerine işleneceği kararlaştırılmış olduğundan, buna paralel olarak sonradan iptal edilen Ortaklar Kurulu Kararı oluşturulduğunu, ortaklar kurulu kararında da ek sözleşme içeriği hilafına tek beyan veya ikrar bulunmadığını, aksine fatura düzenlenmesi karşılığında denmek suretiyle, hizmet karşılığı ödemenin öngörüldüğünü,... tarafından gönderildiği iddia edilen maillerin huzurdaki davada delil niteliği olmadığını, mahkemenin gerekçesinde teamül oluşturduğu gerekçesi ile atıf yaptığı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş., ... Müh. Müşavirlik A.Ş., ... Müh. ve ... Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Piyasaları İşletme A.Ş. yazışmaların ...’in işi (elektik mühendisi) gereği ve hususi yetkilendirilmek suretiyle yaptığı yazışmalardan ibaret olduğunu, Hisse Devir Sözleşmesinin müzakeresi, Ek Sözleşmenin imzası zamanında esamesi okunmayan ancak şirket üretime geçtikten sonra bir anda yetkili temsilci olduğu iddia edilen, elektrik mühendisi,  dava dışı ...’nin sgklı çalışanı ...’in davalı 3 şirket ve 4 şahsı (toplam 7 davalıyı) 49 yıllık bir külfete soktuğuna ve bunun teamül oluşturduğuna kanaat getirebilmek ve aksi iddiayı hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlamanın hukuka aykırı olduğunu, dosyada mübrez hiçbir zaman kabul etmedikleri e-postaların delil başlangıcı olmadığını, bir an için delil başlangıcı oldukları varsayılsa dahi aleyhine kullanılan 3 şirket 4 şahıstan ibaret 7 davalının elinden çıkmadığı gibi 3 şirket 4 şahıstan ibaret 7 davalının temsilcisi elinden de çıkmadığını, Mahkemece atıf yapılan kararda noterde tanzim edilen Hisse Devir Sözleşmesine ek olarak taraflar arasında açıkça hisse devir bedelini düzenler sadece bedelde muvazaaya konu edilen bir sözleşmenin mevcut olduğunu, kararların sözleşmenin niteliğinde muvazaaya ve taraf muvazaasına ilişkin olmadığını, gelecekte danışmalık hizmeti alınması ihtimaline binaen ek sözleşme akdedildiğinden bunun aksine iddianın bedelde muvazaa değil, taraf muvazaası olduğunu, yazılı delille ispatlanması gerektiğini ancak ispatlanamadığını, Ek Sözleşme tarafların iradelerini açıkça şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada olduğundan yorum yoluna gidilemeyeceğini, eğer ki taraflar davacıların iddia ettikleri gibi gerçekten ek bir bedel düzenlemeyi hedeflemiş olsalardı, bunu hisse devir sözleşmesi ile belirlemelerinin önünde hiçbir engel olmadığını,Kabul şekline göre de, birleştirilen davanın dolar olarak hükme bağlanması hatalı olduğunu, asıl davanın 2013 yılı alacaklarından 306.000 TL için kısmi dava şeklinde açıldığını, davacıların asıl davada dolar olarak talep etmeleri mümkün iken, yenilik doğurucu seçimlik haklarını TL olarak kullandıklarını, bu nedenle ek davada dolar olarak talep etmelerinin mümkün olmadığını, Davadaki savunmaları saklı kalmak kaydıyla lisans sözleşmesi 49 yıllık olup tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymak müvekkillerinin ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir.DAİREMİZİN BOZMA ÖNCESİ KARARIDairemizin 26/02/2025 tarihli kararında özetle; Davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan \"ek sözleşme\" gereğince davacı şirketin \"danışman şirket\" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş ise de ıslah dilekçesinde sözleşmede belirtilen bedelin \"danışmanlık\" değil \"49 yıllık lisans bedeli\" olduğunu belirtilerek ayrıca davanın miktar itibariyle de ıslah edildiği, sunulan dilekçesinin davanın tamamen ıslahı mahiyetinde olduğu ve HMK 180.maddesi gereğince tüm unsurların ıslah dilekçesinde mevcut olduğu, bu nedenle davanın tamamen ıslah edilmesi karşısında yeni dava dilekçesi esas alınarak inceleme yapılması gerektiği, asıl sözleşmede şirketin tüm hisselerinin satış bedeli 7.500.000,00 USD olarak belirlenmiş ve bu bedel ödenmiş olup ihtilaf bulunmadığı, ihtilaf konusu ise lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı iddiası noktasında olduğu, ek sözleşmede, \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği, tek başına lisans devri yasak olduğu için şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak \"danışmanlık sözleşmesi\" adı altında belirledikleri, muvazaaya dayanan davada muvazaa iddiası, bu işlemin taraflarınca ileri sürülmüşse TMK'nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığından bu iddianın 6100 sayılı HMK 200 uyarınca ancak yazılı delille ispatının mümkün olduğu, senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlemin tanık dinlenerek ispatlanabileceği, elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğunun ise Dairemizin kaldırma kararında doktrin görüşü ve Yargıtay içtihatlarıyla açıklandığı, somut olayda yazışmalar davalılar adına ... tarafından yapılmakla, davalı taraf ...'in sadece elektrik mühendisi olarak görev yaptığını ve temsilci sıfatının olmadığını bu nedenle göndermiş olduğu e-postaların davalıları bağlamayacağını ileri sürmüş ise de gerek taraflar arasındaki yazışmalar, gerek kurumlardan celp edilen kayıtlar, gerekse tanık beyanları nazara alındığında ...'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu, faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları ... Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiği, yine ...'in ... Elektrik Üretim A.Ş. isimli firmada sigortalı çalışan olarak kaydı mevcut ise de ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin davalı ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, davalı ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin de ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, ...'in ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, her ne kadar bir kısım tanıklar ve ... ortaklığın usulen olduğunu beyan etmiş iseler de ...'in aynı zamanda ... ... ... A.Ş.'nin 28/01/2009 tarih 7237 sayılı, 23/03/2009 tarih 7275 sayılı, 15/06/2009 tarih 7332 sayılı, 29/06/2009 tarih 7342 sayılı, 12/10/2010 tarih 545 sayılı, 16/12/2011 tarih 7963 sayılı, 16/02/2012 tarih 8007 sayılı, 04/01/2013 tarih 8229 sayılı ticaret sicil gazetelerinde yer alan kayıtlara göre yönetim kurulu üyeliğini yürüttüğü, gerek davalı şirketlerin adres ve yöneticilerinin aynı olması sebebiyle mevcut bağlantı, gerekse ... yönünden yukarıda yer verilen tespitler karşısında yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmediğ, taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu, imzalanan ek sözleşme ile \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, bilirkişi raporunda 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak asıl davada bedelin Türk Lirası olarak talep edilmesi karşısında TBK'nın 99.maddesi uyarınca seçim hakkının kullanıldığı, bu nedenle birleşen davada da Türk Lirasına hükmedilmesi gerekirken USD üzerinden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davalılar vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile birleşen dava yönünden yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir. <br>YARGITAY BOZMA İLAMIYargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2025 tarihli 2025/1264 E. 2025/2748 K. Sayılı kararı;\"...1. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin tespiti ve ödenmesine ilişkin sözleşme mi olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. ...4.1 Yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarından anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın temelini, hisse devir sözleşmesiyle aynı tarihte yapılan 10.06.2009 tarihli \"ek sözleşmenin\" danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin ödenmesi amacıyla yapılmış lisans devir bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin bir sözleşme mi olduğu hususu uyuşmazlığın odak noktasını oluşturmaktadır. 4.2 Bu kapsamda 10.06.2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında , \" …şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler…\" şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı, sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu , danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet  faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir. 4.3.  Nitekim  davacılar tarafından davadan önce Beşiktaş 19. Noterliği'nin 24 Ekim 2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı davalı ... Elektrik Üretim A.Ş’ye gönderilen ihtarnamenin konu kısmında, ihtarnamenin konusunun “danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi hakkında” olduğu, ihtarnamenin ikinci maddesinde “Ayrıca 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen danışmanlık sözleşmesinin ise keşideci şirketimiz ile sözleşme ve ek sözleşme gereğince iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde  akdedilmesi” 3. maddesinde ise “Danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi ile tarafınıza keşide eden firma tarafından 10.6.2009 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile fatura düzenlenmesi ve fatura bedelinin de 7 gün içinde ödenmesi gerektiği” hususlarının, 4. maddesinde ise “Aksi halde keşideci şirketin danışman şirket olarak addedilecek olup keşideci şirket tarafından da aleyhinize dava ikame edeceğimizi” uyarısının yer aldığı aynı ihtarnamenin 5. maddesinde ise “Keşideci şirketin danışman şirket olarak 05.08.2009 tarihli ve ... yevmiyeli ortaklar kurulu kararı gereğince ...’ın danışman şirket olarak atandığını” aynı hususların Beşiktaş 19. Noterliği’nin 14 Kasım 2014 tarihli ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile de diğer davalılara ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Gönderilen ihtarnamede taraflar arasındaki akdi ilişkinin danışmanlık hizmet sözleşmesi olduğunun açıkça belirtildiği keşideci şirketin danışman olarak atanacağının ek sözleşme gereğince danışmanlık hizmetine karşılık fatura düzenlenerek ödeme talep edileceği hususlarına ihtarnamede yer verildiği görülmektedir. 4.4. Diğer yandan sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun elektrik üretim ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmede “Şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden” cümlesi dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün aksine danışmanlığın hangi amaçla yapılacağı, atanacak şirketin ana sözleşmesinin danışmanlık yapmaya uygun bir şirket olması gerektiği hususlarınında ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olduğu, lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süreyle sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasınada gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.   4.5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde, davacı şirket tarafından elektrik üretim lisansının devir yasağı olması nedeniyle tarafların gerçek ve ortak iradelerini sözleşmeye yansıtamadıkları, bu iradenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de 6446 Sayılı ... Piyasası Kanuna dayalı olarak çıkarılan ve devirin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli ... Piyasası Lisans Yönetmeliğinin  “… Lisans ve lisans alma yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde; “Lisans , bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir.  Lisanslar hiçbir suretle devredilemez. Ancak, lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayrikabili rücu proje finansmanı sağlanması halinde, kredi sözleşmesi yükümleri gereği, bankalar ve/veya finans kuruluşları kuruma gerekçeli olarak bildirimde bulunarak, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartlar çerçevesinde önerecekleri bir başka tüzel kişiye lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini üstlenmek şartıyla lisans verilmesini talep edebilir. Önerilen tüzel kişiye, bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla lisans verilir.  Lisans sahibinin lisans kapsamındaki hakları, Kuruldan izin almaksızın üçüncü şahıslara temlik edilemez’’  hükümleri göz önünde bulundurulduğunda , kural olarak lisans devri yasaklanmış olmakla birlikte anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmelik hükümlerine uymak koşuluyla lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülükleri üstlenmek şartıyla önerilen tüzel kişiye lisans verilebileceği yine anılan maddenin 3. fıkrasına göre lisans sahibinin lisans kapsamındaki haklarının kuruldan izin almak suretiyle 3. kişilere temlik edilebileceğine ilişkin hükümler gözetildiğinde lisans kapsamındaki hakların devrinin yasağının mutlak olmadığı ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalınarak yapılabileceği, dolayısıyla tarafların  bu konudaki  gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme yapmalarına iddianın aksine yasal bir engel bulunmadığı, anılan düzenlemelerin amacının elektrik üretim lisansının piyasadaki güven ve istikrarı bozacak ve kurul denetimini ortadan kaldıracak şekilde 3. kişiler arasında kayıt dışı dolaşımını engelleme amacı taşıdığı  anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede şirket hisse devrine ilişkin EPDK’dan gerekli izinlerin alınacağı kararlaştırıldığına göre tarafların bu yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi adı altında yapıldığının kabulü doğru görülmemiştir. 4.6. Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki kabul ve gerekçelerinin aksine, 2. bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre hisse devrine konu şirketin başkaca hiçbir ticari faaliyetinin ve yatırımının bulunmadığı, davalılara devir öncesi davacılar tarafından davalı ... Elektrik Üretim A.Ş’nin hisselerinin davacılar tarafından 250.000,00 TL bedel ile satın alındığı ve davalılara satılmadan önceki son 4 yılda 106.335,00 TL zarar ettiği , elektrik piyasasındaki uygulamalara göre şirketin elektrik üretim lisansı dışında başkaca herhangi bir yatırımının, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve başkaca bir aktifinin olmadığı, davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL ... yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Davalıların yetkili temsilcisi, vekili, sigortalı çalışanı olmayan ve mail yazışmalarını yapan dava dışı ...’in yazışmalarının sözleşmenin açık hükümleri aksine ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü, yazışmaların davalıları bağlamayacağı gibi içerik itibariyle yazışmalarda ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi niteliğinde olduğuna dair herhangi bir kabul ve irade açıklaması içermediğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.4.7. Temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği üzere 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin lisans devir bedelinin belirlenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin kabul, taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli adi yazılı sözleşmelerden sonra davacılar ve davalılar arasında düzenlenen Kadıköy 13. Noterliği’nin 5 Ağustos 2009 tarihli ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmelerinde davalı ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited şirketi hisselerinin tüm aktif ve pasifi, tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte gayri kabili rücu olmak üzere toplam 11.500.000,00 TL bedelle devir ve temlik ve satış yapıldığı kararlaştırılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu ve ... Piyasası Yönetmeliğinin 2. maddesine göre elektrik üretim lisansı, lisans hakkı sahibi bakımından hem bir hak ve hem bir yükümlülük olarak kabul edildiği konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmadığına göre adi yazılı sözleşmeden sonra noterde yapılan resmi devir sözleşmesinde şirket hisselerinin tüm hak ve yükümlülüklerle birlikte devredildiği, devredilen hak ve yükümlülükler içerisinde elektrik üretim lisansının da yer aldığı, devir bedelinin de tamamen ödendiği açıkça belirtildiğine göre bu bedel içerisinde lisans devir bedelini de kapsaması nedeniyle doğru görülmemiştir. Kaldı ki resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış olduklarının da gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. 4.8. Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engelde bulunmamaktadır. Zira taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme şirket hisselerinin devrine ilişkin gerek noter devri sırasında ilgili notere gerekse hisse devrine ilişkin tescil işlemlerini yapan ilgili  ticaret sicil müdürlüğüne veya lisansla ilgili işlemlerin yapıldığı EPDK gibi resmi kurum ve merciilere ibrazı gereken belgeler arasında olmadığı gibi , adi yazılı bu sözleşmenin ilgili kurumlara ibraz edildiği veya ibraz edilmesi gerektiği de ileri sürülmediğine göre dava konusu adi yazılı sözleşmenin yasal zorunluluk nedeniyle danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığı sonucuna varılması da doğru görülmemiştir. 5. Bölge Adliye Mahkemesince davanın tamamen ıslah edildiği yeni bir dava dilekçesi verildiği kabulünden hareketle taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli sözleşmenin davacının ilk dava dilekçesinde belirtildiği üzere danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp lisans devir bedelinin belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de ıslah yoluna dava açıldıktan sonra sadece usul işlemleri için başvurulabileceği, dava dilekçesi de dahil sadece usul işlemlerinin bu kapsamda dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen iddia ve savunmaların ıslah yoluyla değiştirilebileceği veya düzeltilebileceği, dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2024 tarihli ve 2023/(17)4-915 Esas.,2024/80 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli ve 2018/4777 E., 2019/1926 K.,  Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2018 tarihli ve 2016/2289 E., 2018/223 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2015 tarihli 2014/2214 E., 2015/2649 K. sayılı  ilamlar da aynı yöndedir.)6. Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, temyiz dilekçeleri ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında 10.06.2009 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesi, 05.08.2009 tarihli noterden yapılan şirket hisse devir sözleşmeleri ile hisse devir bedellerinin ödendiği konularında yine danışman atanmadığı, danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında bir hizmet verilmediği, danışmanlık hizmet faturası düzenlenmediği danışmanlık hizmetinden kaynaklanan bir alacak olmadığı  konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ek sözleşmenin ise asıl sözleşme olan hisse devir sözleşmesinin devamı ve ayrılmaz bir parçası olduğu lisans devir bedelinin hisse devir bedeli olarak ödendiği aksine bu sözleşmenin muvazalı olarak lisans devir bedeli yerine danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığının kabulü yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ile yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen davanın reddi yerine yazılı gerekçeler ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir...\" gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.<br>DEĞERLENDİRME VE DİRENME GEREKÇELERİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan \"ek sözleşme\" gereğince davacı şirketin \"danışman şirket\" olarak tespitini ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsilini talep etmiş, tam ıslah dilekçesinde ise ek sözleşmede belirtilen bedelin \"danışmanlık\" değil \"49 yıllık lisans bedeli\" olduğunu belirterek davasını miktar itibariyle de ıslah etmiş, birleşen davada da ek sözleşmenin 49 yıllık lisans bedeli olduğunu beyan ederek dava açmıştır. <br>1-IslahÖncelikle ıslah hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir.Bozma ilamının 5.maddesinde; \"... dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceği...\" gerekçesine yer verilmiş ise de bu görüşe aşağıda yazılı nedenlerle iştirak edilmemiştir; Dairemizin 26/02/2025 tarihli bozma öncesi son kararının 15-16.sayfalarında açıklandığı üzere; 6100 sayılı HMK'nın \"ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi\" başlığı altında 176 ile 182. maddeleri arasında ıslah düzenlenmiştir. Islah tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde yaptığı usul işlemlerini, kanunda öngörülen sınırlar içinde düzeltmeye yarayan, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olan bir hukuki imkan (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1487) olarak tanımlanmaktadır. Karşı tarafın iddia ve savunmayı genişletme ve değiştirilmesine açıkça muvafakat gösterdiği bir durumda (m.141/2) ıslaha başvurmakta hukuki yarar olmadığı gibi buna gerek de bulunmamaktadır (Pekcanıtez Usul Cilt.II, s.1513). HMK'nın 176. maddesi gereğince taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islah tamamen veya kısmen olabilir. Maddenin gerekçesinde de, davacının dava dilekçesinde belirttiği dava sebebini değiştirebileceği, örneğin; daha önce belirttiği ödünç sözleşmesi sebebini değiştirip, sebepsiz zenginleşme sebebine dayanabileceği, daha önce istediği Ellibin Türk Lirasını Yüzbin Türk Lirasına çıkarması mümkün olduğu gibi, aynen talep ettiği otomobilden vazgeçip, ıslah yolu ile değerini isteyebileceği yahut otomobilden tümüyle vazgeçip, ıslah yolu ile bilgisayar istemesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (m.179/2'dekiler hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (m.179/1. Bu halde, dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin tamamının (m.179/2'dekiler hariç) yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için, buna davanın tamamen ıslahı denir (m.180). Davacı, davasını değiştirmek için (davalı açıkça muvafakat etmezse) tamamen ıslah yoluna başvurur... Davacı (davalı açıkça muvafakat etmezse) davasını tamamen ıslah ederek, dava sebebini (yani davasının dayanağı olarak göstermiş olduğu vakıaları değiştirebilir. Mesela, davacı (tamamen ıslah yolu ile) kira sözleşmesine dayanarak açtığı davasını (HMK m.4/a), haksız (fuzuli) işgal sebebine dayandırabilir; tapu kaydına dayanarak açtığı elatmanın önlenmesi davasını (MK m.683,II) zilyetlik sebebine dayandırabilir...Buna karşılık, talep sonucunun veya dava sebebinin genişletilmesi veya kısmen değiştirilmesi için başvurulan ıslah kısmen ıslahtır (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, Cilt II, s.1201).Kanunun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. HMK 181. maddesine göre, kısmen ıslaha başvuran tarafa ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.Islahın etkisi HMK 179. maddesinde düzenlenmiş olup ilk fıkraya göre; ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunun doğmasına yönelik kuralın istisnaları ise ikinci fıkrada sayılmıştır. Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır (mülga HUMK m.87/1). Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/06/2011 gün ve 2011/1-364 E. 453 K.).Tamamen ıslahta, davanın açıldığı andan itibaren talep veya dava sebebi değiştirilmektedir. Tamamen ıslahta talep sonucu veya dava sebebinin davayı temelden etkileyecek şekilde değiştirilmesi söz konusu olur. Buradaki değişiklikten kasıt davanın tümüyle farklılaşması değil davanın açıldığı andan itibaren değişikliğe uğrayacak bir nitelik kazanmasıdır (Pekcanıtez Usul Cilt.II, s.1536, 1537).Davanın tamamen ıslahında, ıslah olunan dava ilk dava gününde açılmış sayılır. Islah edilen dava eski davanın devamı niteliğinde olduğundan, bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi veren davacıdan, yeniden başvurma harcı ve peşin karar ve ilam harcı alınmaz... zamanaşımı (dava edilmiş olan alacak kesimi için) ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır... hak düşürücü  sürenin hesabında da (ıslah tarihi değil) ilk dava tarihi esas alınır (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt II, s.1202, 1203). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/05/2022 tarihli 2019/3-178 E. 2022/738 K. sayılı kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir.Davacı, davasını tamamen ıslah ederek davayı değiştirebilir. Davacının tamamen ıslah etmek istediği (ilk) dava ile yeni (ıslah edilmiş) dava arasında bir bağlantı (m.166/4) bulunmasına gerek yoktur. Çünkü, kanun böyle bir bağlantı şartı aramadan davanın tamamen ıslahına izin vermektedir (m.176/1, m.180); mesela davacı açtığı boşanma davasını (MK m.161 vd) ıslah ederek, mutlak butlan davası (MK m.145 vd) olarak değiştirebilir... Davacı (davalı açıkça muvafakat etmezse) davasını tamamen ıslah ederek, dava sebebini (yani davasının dayanağı olarak göstermiş olduğu vakıaları ; m.119/1-e) değiştirebilir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt II, s.1215).Davanın tamamen ıslahına ilişkin diğer bir husus ise, tamamen ıslah talebinde bulunan vekilin vekaletnamesinde bu konuda özel olarak yetkilendirilmesi gerektiğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1.f bendinde vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması dava şartları arasında sayılmış, 6098 sayılı TBK'nın 504. maddesinde vekaletin kapsamı düzenlenmiştir. Davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren haller 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. Maddesinde sayılmış ve açıkça yetki verilmemiş ise vekilin davanın tamamını ıslah edemeyeceği düzenlenmiştir. Yasal düzenleme uyarınca vekilin davayı tamamen ıslah edebilmesi için vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması zorunludur.Davacı vekili tarafından sunulan dilekçe davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. 6100 sayılı HMK'nın \"Davanın Tamamen Islahı\" başlıklı 180.maddesinde \"Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.\" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince davasını tamamen ıslah eden tarafın, yeni bir dava dilekçesi vermesi gerekmektedir. Dava dilekçesinin nasıl düzenlenmesi gerektiği 6100 sayılı HMK'nın \"Dava Dilekçesinin İçeriği\" başlıklı 119.maddesinde açıklanmıştır. HMK 119.maddesinde sayılan tüm hususların dava dilekçesinde mutlaka bulunması gerekmektedir. Yine HMK 180.maddesi gereğince davanın tamamen ıslahı halinde de yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunlu olduğundan, ıslah dilekçesinin de HMK 119.maddesine göre düzenlenmesi, bu maddede belirtilen tüm unsurların ıslah dilekçesinde bulunması zorunludur. Bozma ilamında davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin beyanın, sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi niteliğinde olduğuna dair hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanı olduğu şeklinde yorumlanmış, bu irade açıklaması ve kabul beyanının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceği ifade edilmiş ise de ihtarnamede bir kabul beyanı mevcut değildir. Çıkarılan ihtarnameye ek, dayanak sözleşme içeriğine atıf, içeriğine göre nitelendirme gayet doğaldır.  Talep edilen alacağın sebebinin açıklanması söz konusudur. Dava açıldıktan sonra davanın tamamen ıslahı suretiyle dava sebebinin değiştirilmesine kanunun cevaz vermesi karşısında davadan önce tarafların aynı şekilde sebep yönünden yaptığı açıklamaların \"kabul\" beyanı olarak yorumlanması mümkün görülmemiştir. Bozma ilamında emsal olarak gösterilen kararlarda maddi hukuka ilişkin sonuç doğuran irade açıklamalarına yer verilmiş olup, somut olaya uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim bozma ilamında ifade edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’'nun 07/02/2024 tarihli ve 2023/(17)4-915 E. 2024/80 K. sayılı kararı; \"Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır. Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz...\" şeklinde olup diğer kararlarda da aynı hususlara işaret edilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan \"ek sözleşme\" gereğince davacı şirketin \"danışman şirket\" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş, tam ıslah dilekçesinde ise ek sözleşmede belirtilen bedelin \"danışmanlık\" değil \"49 yıllık lisans bedeli\" olduğunu belirtilmiş ayrıca dava miktar itibariyle de ıslah edilmiştir. Davacı vekili tarafından düzenlenen tam ıslah dilekçesi yasal unsurları içeren yeni bir dava dilekçesidir. Davacı vekilinin dosya kapsamında mevcut vekaletnamesi incelendiğinde davayı tamamını ıslah etmeye yetkili olduğu tespit edildiğinden, davanın tamamen ıslah edilmesi karşısında, yeni dava dilekçesi esas alınarak inceleme yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. 2-Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliğiSomut olayda, ek sözleşmenin hukuki niteliği yönünden taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır. ... Elektrik Üretim A.Ş. dışındaki diğer davalılar ile davacılar arasında 10/06/2009 tarihinde \"... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmede davalıların Alıcılar, davacıların ise Satıcılar olarak anıldığı, sözleşmenin ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin %100'ünü teşkil eden her bir hissesi 200 TL kıymetinde olup 57.500 hissesi karşılığı 11.500.000 TL'lik sermayesinin tamamının mülkiyetine sahip olan Satıcılar tarafından, hisselerin tamamının Alıcılara satış ve devrine ilişkin düzenlendiği, toplam 57.500 hisseye karşılık alış bedelinin 7.500.000 USD olarak belirlendiği, bu bedelin 500.000 USD kısmının 29/05/2009 tarihinde ödendiğinin sözleşmede belirtildiği ve kalan 7.000.000 USD'nin ödenmesinin ise Alıcılar tarafindan (gerekli hallerde Satıcılar tarafından) Satış Hisselerinin devrine ilişkin EPDK'ya izin başvurusunda bulunulması ve gerekli izinlerin alınmasına, ...'ın esas sözleşmesinin maksat ve mevzuuna sahibi olduğu \"sözleşme konusu payların devir temlik ve satışına\" imkan veren esas sözleşme değişikliğini gerçekleştirerek tescil ve ilan ettirmiş olmasına bağlandığı anlaşılmıştır.Yine aynı tarihte aynı taraflar arasında \"... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme\" başlıklı bir sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme hükümleri;\"1.Alıcılar, Şirket'inin 23/05/2008 tarih ve EÜ/... numara ile elektrik üretim lisansına sahip olduğu ... (hidro elektrik santrali)'nin tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere, her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların, her yılın başında, şirket ile Şirket'e danışmanlık yapmak üzere Satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, Satıcıların \"Danışman Şirketi\" tarafından Şirket'e kesecekleri fatura karşılığında, yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı, takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar, satıcılara Şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilirler.2.Taraflar, bu \"Ek Sözleşme\"nin, \"Sözleşme\" gereğince EPDK'dan Şirket'in paylarının devrine izin ve onay verilmesi ve Şirket'teki Satıcılar'a ait payların Alıcılar'a devrinin tamamlanması ve ... santralının tamamlanıp üretime geçmesi şartıyla yürürlüğe girecektir. EPDK'nın pay devir temliki ve satışa onay vermemesi ve/veya sözleşme'nin herhangi bir nedenle yürürlüğe girmemesi ve/veya feshedilmesi halinde, ayrıca bir ihtar ve/veya beyan ve tebliğe gerek kalmaksızın, işbu Ek Sözleşme de kendiliğinden münfesih olacaktır. ... üretim lisansının şu andaki cari lisans süresi'nin bitiminde de, ayrıca bir ihtar ve fesih beyanına gerek kalmadan kendiliğinden sona erecektir.3.Bu \"Ek Sözleşme\", 09/06/2009 tarihli \"Sözleşme\"nin ekini ve ayrılmaz bir cüzünü teşkil eder. Diğer bir anlatımla, bu sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde, bu ek sözleşmenin mahiyetine aykırı düşmeyen 10/06/2009 tarihli sözleşmenin hükümleri uygulanacak olup işbu ek sözleşme alıcıların karar defterine işlenecektir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Kadıköy 13. Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmeleri ile; ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin davacılara ait hisseleri, davalılara devredilmiştir. Kadıköy 13. Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... yevmiye numarası ile tasdik edilen 2009/2 karar no.lu 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararında; hisse devirlerinin kabulü ile şirket pay defterine işlenmesine, şirket merkezinin taşınmasına, şirketi temsil ve ilzama yetkili ...'ın istifasının kabulü ile şirket müdürü olarak ... ve ...'ın atanmasına karar verilmiştir.Kadıköy 13. Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... yevmiye numarası ile tasdik edilen 2009/3 karar no.lu 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararında; sözleşmede imzası olan davalılar tarafından; \"Şirket'in sahibi bulunduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (lisans süresi uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydıyla) devam etmek üzere, her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli ... ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketi'nin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödenmesine, oy birliği ile karar verildi.\" şeklinde karar alınmıştır.- Ek sözleşmenin resmi şekil şartına uyulmadan yapılmış olması nedeniyle geçerli olup olmadığıDairemizin 09/11/2022 tarihli 2.kaldırma kararının 20-21.sayfalarında,  Dairemizin 26/02/2025 tarihli bozma öncesi son kararının 17-18.sayfalarında açıklandığı üzere; 6762 sayılı TTK'nın 520.maddesinde; \"Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder... Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.\" hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme gereğince pay devrinin resmi şekilde yapılması zorunludur. Eldeki dosyada da Kadıköy 13. Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı işlemleri ile hisse devirleri gerçekleşmiştir. Bu devirden önce 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi ile aynı tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme ise adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2015 tarihli 2014/13955 E. 2015/9629 K. sayılı ilamında; \"...Dava, üzerine maden ruhsatı bulunan limited şirketin hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında, 20/02/2008 tarihli sözleşme, 21/04/2008 ve 22/12/2008 tarihli ek protokoller ve Ankara 47. Noterliği'nin 24/04/2008 tarihli ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki hisse devri noterde yapılan 24/04/2008 tarihli sözleşme ile gerçekleşmiş, devir bedeli ile ilgili ayrıntılar ise taraflar arasında yapılan ve yukarıda tarihleri gösterilen gösterilen sözleşme ve protokollerde düzenlenmiştir...Bu itibarla, mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan tarafların itirazlarını ve yukarıda ifade edilen çelişkileri karşılayacak, özellikle rezerv hesaplamalarına esas poligon alan farklılıklarının neden kaynaklandığı ve özgül ağırlığın bilimsel verilere göre ne olduğunu denetime elverişli bir şekilde açıklayan bir rapor alınarak, sonucuna göre toplam rezerv miktarının belirlenmesi ve buna göre devir bedelinin belirlenmesi gerekirken denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir...\"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2013 tarihli 2012/18047 E. 2013/15799 K. sayılı ilamında; \"...Dava, limited şirket hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı limited şirketteki hissesini davalının belirlediği üçüncü kişiye devrettiğini, ancak bu hisse karşılığında 15.11.2010 tarihine kadar ödenmesi gereken 100.000 Euro'nun ödenmediğini ileri sürmüş olup mahkemece taraflar arasında noter vasıtasıyla düzenlenen hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin tamamının ödendiğinin yazılı olduğu ve aksinin usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyaya davacı tarafça sunulan 15.11.2008 tarihli protokolde söz konusu hisse satış bedelinin 100.000 Euro olarak belirlendiği ve bu bedelin 2 yıl içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf da bu protokolü kabul etmiş ve protokolde ödenmesi öngörülen miktarın davacıya ödendiğini savunmuştur. O halde, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesindeki bedelin muvazaalı olduğu, bunun aksinin gerek davacı tarafça sunulan ve imzası inkar edilmeyen protokolle, gerekse davalının ikrarı ile ispat olunduğu kabul edilerek, bu protokoldeki bedelin ödenip ödenmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...\" şeklindeki kararları ile limited şirket hisse devri sözleşmelerinde bedel veya alacak bakımından ayrı bir sözleşmenin yapılabileceğine, bu sözleşmelerin 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmış olması şartı bulunmadığına, devir bedelinin hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak adi yazılı sözleşme ile belirlenebileceğine işaret etmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2014 tarihli 2012/10842 E. 2014/3228 K. sayılı ilamında; \"...Dava, limited şirket hisse devrinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf  davalıya... San. Ltd'ne ait hisselerin devri konusunda 11.10.2004 tarihli sözleşme imzalandığını, sonrasında 14.10.2004 tarihinde noterde hisselerin devredildiğini, davalının hisse bedelini ödemediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise 11.10.2004 tarihli sözleşmenin 6762 Sayılı TTK'nın 520/4. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, 14.10.2004 tarihli noter belgesine göre hisse bedelinin nakten ve peşin olarak ödendiğini, 11.10.2004 tarihli sözleşmede boş kısımların davacı tarafından rızaları dışında doldurulduğunu savunmuş, mahkemece davalının resmi belge ve şekil şartlarına uyarak ödeme yaptığını ileri sürdükten sonra davacının inkar edilen adi yazılı belge ile bunun aksini ispatlayamayacağı, adi belgenin noter devrinden önce olduğu, sonraki tarihli noter devri ile 11.10.2004 tarihli sözleşmenin son bulduğu, davalının yemini eda ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6762 Sayılı TTK'nın 520/4. maddesinde limited şirket hise devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği düzenlenmiş ise de, taraflar devir vaadi niteliğinde ön sözleşme yaptıktan sonra buna dayalı olarak TTK'nın 520/4. maddesine uygun bir şekilde hisse devrini gerçekleştirebilirler. Hisse devir vaadine ilişkin ön sözleşme taraflarca benimsenip usulüne uygun hisse devri yapıldıktan sonra bu sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi TMK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil eder...\" şeklinde karar verilmiştir. Emsal kararlarda da ifade edildiği üzere limited şirket hisse devri sözleşmelerinde bedel veya alacak bakımından ayrı bir sözleşmenin yapılabileceği, bu sözleşmelerin 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmış olması şartı bulunmadığı, devir bedelinin hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak adi yazılı sözleşme ile belirlenebileceği açıktır. Somut dosya yönünden taraflar arasında inkar edilmeyen, her iki tarafın da kabul ettiği 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesinin geçersiz olduğunda bahsedilemeyecektir. Nitekim bu sözleşmede belirlenen hükümler doğrultusunda taraflar arasında hisse devirleri de gerçekleşmiştir. Açıklanan nedenlerle 10/06/2009 tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi ile aynı tarihli ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme şekil şartı nedeniyle geçersiz değildir. Bozma ilamının 4.7.maddesinde; \"Kaldı ki resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış olduklarının da gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.\" gerekçesine yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde iştirak edilmemiştir.- Lisans devrinin yasak olup olmadığıSözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 04/08/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin \"Lisans ve lisans alma yükümlülüğü\" başlıklı 5.maddesinde; \"Lisans, bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir.Lisanslar hiçbir surette devredilemez. Ancak, lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayri kabili rücu proje finansmanı sağlanması halinde, kredi sözleşmesi hükümleri gereği, bankalar ve/veya finans kuruluşları Kuruma gerekçeli olarak bildirimde bulunarak, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartlar çerçevesinde önerecekleri bir başka tüzel kişiye lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini üstlenmek şartıyla lisans verilmesini talep edebilir. Önerilen tüzel kişiye, bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmesi kaydıyla lisans verilir.Lisans sahibinin lisans kapsamındaki hakları, Kuruldan izin almaksızın üçüncü şahıslara temlik edilemez.\" \"Lisans başvurusu\" başlıklı 7.maddesinde; \"Piyasada faaliyet göstermek üzere lisans başvurusunda bulunacak özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişilerin, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda anonim şirket ya da limited şirket olarak kurulmuş olmaları zorunludur. Anonim şirket olarak kurulmaları halinde, hisselerinin tamamının nama yazılı olması şarttır.\", \"Üretim lisansı süresi\" başlıklı 18.maddesinde; \"Üretim lisansı bir defada en az on, en çok kırkdokuz yıl için verilir.\" hükümleri yer almaktadır.Bozma ilamının 4.5.maddesinde; yukarıda yer verilen yönetmeliğin 5.maddesindeki hükümler uyarınca \"lisans kapsamındaki hakların devrinin yasağının mutlak olmadığı ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalınarak yapılabileceği, dolayısıyla tarafların bu konudaki  gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme yapmalarına iddianın aksine yasal bir engel bulunmadığı\" gerekçesine yer verilmiş ise de, anılan düzenlemenin bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayri kabili rücu proje finansmanı sağlanması hali ile sınırlı olduğu, somut olayda lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından finansmanı sağlanması gibi bir halin mevcut olmadığı, davanın tarafları yönünden ise lisans devrinin yasak olduğu açıktır. - Taraf muvazaasıDairemizin 09/11/2022 tarihli 2.kaldırma kararının 18.sayfasında, Dairemizin 26/02/2025 tarihli bozma öncesi son kararının 18-19.sayfalarında açıklandığı üzere; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2019 tarihli 2018/1986 E. 2019/3440 K. sayılı ilamında; \"...Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 09.09.2008 tarihli pay devir sözleşmesi ile bu şirketteki payından 144.390 payını 14.439,00 TL karşılığında davalıya devrettiği, bilahare 09.09.2008 tarihinde imzaladığı dilekçe ile devrin pay defterine kaydı için  şirkete yazılı olarak başvurduğu, psikolojik baskı altında devir yapıldığının ispat edilemediği, hisse devri esnasında yapıldığı iddia edilen psikolojik baskıya ve hisse devir bedelinin ödenmediği iddiasına ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmadığını açıklaması için kesin süre verilmesine rağmen davacının yemin deliline dayandığını bildirmediği, bu nedenle anılan iddiaların yerinde olmadığı, devredilen hisselerin gerçek değerlerinin sözleşmede belirtilenden fazla olduğu ve ödenmediği iddiasının taraf muvazaası olması nedeniyle davacı tarafından ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının işbu davada taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine dayalı olarak devredilen hisselerin iadesi isteminde bulunmadığı gibi hisse devir bedeline ilişkin belgeler hakkında açıkça sahtelik iddiasında da bulunmamış olmasına, her ne kadar mahkemenin, davacının taraf muvazaasına dayanamayacağına dair gerekçesi isabetli değilse de; taraflar arasındaki bedelde muvazaa iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabilir olmasına, davacı tarafça bu yöndeki iddiaya yönelik delil ibraz edilmediğinden bedelde muvazaaya yönelik iddianın davacı tarafça ispatlanamamış bulunmasına göre sonuç itibariyle doğru olan mahkeme kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir...\" şeklinde karar verilmiştir. Emsal ilamda da ifade edildiği gibi davacının iddiası bedelde muvazaaya yönelik olup, bu iddiasını sözleşmenin karşı tarafına karşı ileri sürdüğü de nazara alındığında bedelde muvazaa iddiasının ileri sürülmesi mümkündür.Dairemizin 09/11/2022 tarihli 2.kaldırma kararının 22.sayfasında, Dairemizin 26/02/2025 tarihli bozma öncesi son kararının 18-19.sayfalarında açıklandığı üzere;  \"... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmede davalıların Alıcılar, davacıların ise Satıcılar olarak anıldığı, sözleşmenin ... ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin %100'ünü teşkil eden her bir hissesi 200 TL kıymetinde olup 57.500 hissesi karşılığı 11.500.000 TL'lik sermayesinin tamamının mülkiyetine sahip olan Satıcılar tarafından, hisselerin tamamının Alıcılara satış ve devrine ilişkin düzenlendiği, toplam 57.500 hisseye karşılık alış bedelinin 7.500.000 USD olarak belirlendiği, bu bedelin 500.000 USD kısmının 29/05/2009 tarihinde ödendiğinin sözleşmede belirtildiği ve kalan 7.000.000 USD'nin ödenmesinin ise Alıcılar tarafindan (gerekli hallerde Satıcılar tarafından) Satış Hisselerinin devrine ilişkin EPDK'ya izin başvurusunda bulunulması ve gerekli izinlerin alınmasına, ...'ın esas sözleşmesinin maksat ve mevzuuna sahibi olduğu \"sözleşme konusu payların devir temlik ve satışına\" imkan veren esas sözleşme değişikliğini gerçekleştirerek tescil ve ilan ettirmiş olmasına bağlandığı anlaşılmıştır.Ek sözleşme içeriği incelendiğinde; \"...şirket ile Şirket'e danışmanlık yapmak üzere Satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, Satıcıların \"Danışman Şirketi\" tarafından Şirket'e kesecekleri fatura karşılığında\" ödeme yapılacağına ilişkin düzenlemede \"danışmanlık sözleşmesi, danışman\" ibareleri yer almakta ise de, hangi hususlarda danışmanlık hizmeti verileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, ek sözleşmenin tamamı değerlendirildiğinde aslında lisans süresi boyunca devam edecek, lisans süresine bağlanan bir ödemeye dönük olarak düzenlenmiş olduğu açıktır. Bu sözleşmeye paralel olarak asıl sözleşme olan Hisse Devir ve Temlik (alım ve satım) Sözleşmesi gereğince noterden hisse devir işlemlerinin yapıldığı tarihte aynı noterlikte sonraki yevmiye numarası ile alınan ortaklar kurulu kararında da, danışmanlık hizmeti alınmasına ilişkin bir ibareye yer verilmeden lisans müddeti boyunca ödeme yapılacağı karara bağlanmıştır. Yine taraflar arasında e-posta yazışmalarında gerek fatura bilgileri yönünden gerekse ek sözleşmede belirlenen miktarın indirilmesi açısından yazışmalar yapıldığı açıktır. Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 5.maddesi uyarınca tek başına lisans devri yasak olduğundan ve lisans devri ise lisans sahibi tüzel kişiliğin külliyen devri neticesinde gerçekleştirildiğinden somut dosyada da ... Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm hisseleri davacılar tarafından, davalılara satılmıştır.  Asıl sözleşmede şirketin tüm hisselerinin satış bedeli 7.500.000,00 USD olarak belirlenmiş ve bu bedel ödenmiş olup ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf konusu ise lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı iddiası noktasındadır.Davacı tarafça ek sözleşmenin 49 yıllık Elektrik Üretim Lisansının bedeli için düzenlendiği, asıl sözleşmede hisse devir bedelinin, ek sözleşmede lisans devir bedelinin belirlendiği ileri sürülmüştür.Şirketin 57.500 hissesi karşılığı 11.500.000 TL'lik sermayesinin olduğu, hisse devrinin yapıldığı 10/06/2009 tarihindeki TCMB döviz kuru esas alındığında 1 USD = 1,5397 (TCMB döviz satış), 1 USD = 1,542 (TCMB efektif satış) olduğu ve 11.500.000,00 TL'nin USD karşılığının yaklaşık 7.500.000,00 USD'ye karşılık geldiği hesap edilmiştir. Yani söz konusu bedel şirketin sermayesine karşılık gelmektedir. Ayrıca yargılama aşamasında smmm ..., smmm bağımsız denetçi Prof.Dr....ve elektrik mühendisi Doç.Dr....'ndan alınan 03/01/2018 tarihli raporda \"... Elektrik Üretim A.Ş.'nin elektrik üretim lisansının devrinden, devredenlerin; sadece hisse devri karşılığı ödenen bedel gibi tek ve ani bir gelir elde etmesi değil, lisans süresince dönemsel olarak ödeme şeklinde ek ve ilave lisans devir gelirleri elde etmesinin sektörel uygulamalarda görüldüğü, sektörün dinamiklerine ve teamüllerine uygun olduğu, bu anlamda davacı tarafın dilekçelerinde atıf yapmış olduğu Rödovans sözleşmelerinin somut olayla birebir benzerlik göstermesi beklenmese de, inceleme konusu uyuşmazlığın aydınlatılması için önemli bir yol gösterdiği, ek sözleşmenin sektörün uygulaması gereği elektrik üretim lisansının devrine ilişkin bir sözleşme olduğu, ek sözleşme ile tarafların elektrik üretim lisansının davalılara devrini ve bu devir ile elde etmeyi amaçladıkları devir bedelini belirledikleri, ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin sahip olduğu elektrik üretim lisansının 49 yıllık olup söz konusu lisans oldukça değer arz ettiğinden ve devralana 49 yıl boyunca/lisans süresince ciddi bir gelir getireceği, davalıların ... sektöründe danışmanlık hizmeti alabilecekleri bir şirketlerinin olması, danışmanlığa ihtiyaçlarının olmadığını belirtmeleri, üretime geçtikten sonra ise bu yönde danışmanlık gerekmemesi ve davalıların ... sektöründe faaliyetlerde bulunan şirketlerinin bulunuyor olması nedeniyle, bu alanda yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olması, 49 yıllık bir danışmanlık hizmeti alımının düşünülememesi ve öngörülememesi, taraflar arasındaki maillerle ödenecek üretim bedellerinden indirim talep edilmesi, ortaklar kurulu kararının içeriği dikkate alındığında ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olamayacağı\" hususlarında görüş bildirilmiştir.Ek sözleşmede, \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu husus ek sözleşmenin ikinci maddesinde açıkça belirtilmiş ve lisans süresi ile sınırlandırılmıştır. Kaldı ki, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda da \"danışmanlık\", \"danışmanlık ücreti\" ifadeleri kullanılmamıştır. Ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak \"danışmanlık sözleşmesi\" adı altında belirledikleri davacı tarafça ıslah dilekçesinde de ileri sürülmüştür. İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.) maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında; \"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\" hükmüne yer verilmiştir. Muvazaalı işlem olarak da belirtilen bu durum, mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaada, taraflar gerçekte o işlemi yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yapılması söz konusudur. Nispi muvazaada ise, iki işlem söz konusu olup, birisi tarafların gerçek iradelerini yansıtan işlem, diğeri ise üçüncü kişilere karşı yapılan işlemdir. Tarafların gerçek iradeleri görünürdeki işlem ile gizlenmektedir. TBK'nın 19. maddesi gereğince, tarafların gerçek iradelerinin ispatlanması halinde, gerçek ve ortak iradeleri esas alınacaktır. Muvazaaya dayanan davada muvazaa iddiası, bu işlemin taraflarınca ileri sürülmüşse TMK'nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla, bu iddianın 6100 sayılı HMK 200 (1086 sayılı HUMK 288) uyarınca ancak yazılı delille ispatı mümkündür. - Elektronik yazışmalarDairemizin 09/11/2022 tarihli 2.kaldırma kararının 18, 19, 20.sayfalarında, Dairemizin 26/02/2025 tarihli bozma öncesi son kararının 19-20.sayfalarında açıklandığı üzere; Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre \"belge\"dir (m. 199). Kanundaki anlamıyla her belge, ispat konusu vakıayı temsil eden dar anlamda delildir. Ancak, hukukumuzda senet dışındaki belgeler, sadece delil başlangıcı (m. 202) olarak değerlendirilebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1738)Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (m. 202/1). Delil başlangıcının varlığı halinde hakim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık veya diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir. Bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için, 202. maddenin ikinci fıkrasına göre üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcı için ilk olarak bir “belge” bulunmalıdır. Belgenin tanımı 199. maddede yapılmıştır... İkinci olarak, belge, kendisine karşı (aleyhine) ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır (m. 202/2). Kendisine karşı kullanılmak istenen kişi tarafından gönderilmiş olan bir belge de elden verilmiş bir belge ile aynı değerdedir. Böylece, teknik araçlarla gönderilen belgeler de delil başlangıcı sayılabilecektir... Tüzel kişileri temsile yetkili olmayan kişilerin düzenlediği belgeleri, o tüzel kişiden sadır kabul etmek ve bu belgeye delil başlangıcı olarak dayanmak mümkün değildir. Ancak belgenin kanunen yetkili temsilciden çıkmadığı hallerde, sözü geçen şartın yerine gelip gelmediği dürüstlük kuralı dikkate alınarak belirlenmelidir. Buna göre, yetkisiz temsilci belgeyi tarafın bilgisi dahilinde vermişse belgenin taraftan çıktığı kabul edilebilir. Bunun yanında, tarafın, yetkisiz temsilcinin üçüncü kişilere belge verdiğini (ya da gönderdiğini) bilmediğini iddia etmesi hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına aykırı ise yine aynı sonuca ulaşılabilecektir. Üçüncü olarak, delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat edememekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir. Delil başlangıcı senetten farklı olarak, ispatı istenen hukuki işlemin varlığı hakkında tam bir kanaat edinilmesine elverişli olmasa da, iddia edilen işlem hakkında az da olsa yeterli bilgiyi içermelidir. Ayrıca, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi için iddia edilen vakıanın gerçekliğine işaret etmesi gerekir. Burada aranan basit bir ihtimalin varlığı olmayıp o vakıanın gerçek olma ihtimalinin yüksek olasılık olduğunu göstermesi gerekir. Ancak, her durumda delil başlangıcı ihtilaflı vakıanın gerçekliğini tartışmasız olarak ispat etmeye yeterli olmadığı için, delil başlangıcı yanında iddia konusu hukukî işlemin ispatı için tanık da dinlenebilecektir. Görüldüğü gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için aranan şartlar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesinde öngörülenlerle örtüşmektedir. O itibarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde “yazılı delil başlangıcı” teşkil eden bütün belgeler bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu yönünden de delil başlangıcı teşkil edecektir. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüyle birlikte “yazılılık” şartı kaldırıldığı için, yukarıdaki unsurları taşıyan ve 199. madde bağlamında belge olarak değerlendirebilecek diğer bilgi taşıyıcılarına da delil başlangıcı olarak dayanılabilecektir. (Pekcanıtez Usul s.1841, 1842, 1843, 1844, 1845)Delil başlangıcına ilişkin olarak 202. maddede getirilen yeni düzenlemeyle hukukumuzdaki senetle ispat zorunluluğu önemli ölçüde yumuşatılmıştır. Zira 199. maddede tanımlanan türden bir belgede, ispat konusu hukuki işlemin varlığı veya içeriği konusunda yeterli bilgi mevcut ise o hukuki ilişkinin varlığını iddia eden taraf, o belgenin karşı taraf ya da temsilcisi tarafından kendisine verildiğini ya da gönderildiğini ispat edebildiği taktirde delil başlangıcına dayanarak tanık dinletebilecektir. Bu bağlamda, önemle vurgulamak gerekir ki delil başlangıcı taraflar arasındaki ihtilaflı vakıayı tek başına ispat etmeye yetmez. Delil başlangıcına dayanan taraf senetle ispat kuralının uygulandığı bir davada tanık dinletme ve diğer takdiri delillere başvurma hakkını kazanır. Bir tarafın elinde delil başlangıcı olması o tarafın iddiasını ispat ettiği anlamına gelmez. Davaya bakan hâkimin de tanıkları dinlemeden, münhasıran delil başlangıcına dayanarak hüküm tesis etmesi mümkün değildir (Pekcanıtez Usul s.1849).Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesinde belirtilen yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının delil başlangıcı olarak kabul edilmesi sayesinde, özellikle hazır olmayanlar arasındaki hukuki işlem (örneğin bir satış sözleşmesi) iddialarının ispatında, taraflar arasındaki e-mail metinleri, SMS mesajları, görüntülü mesaj kayıtları, faks metinleri delil başlangıcı olabilecek ve hukuki işlem iddiaları tanık ile de ispat edilebilecektir. Hemen belirtmek gerekir ki, elektronik posta ya da mesaj metinlerinin çıktılarının delil başlangıcı olarak kullanılabilmesi için, iddia edilen belgenin davanın karşı tarafınca veya temsilcisince gönderilmiş olduğu konusunda tereddüt bulunmamalıdır... Temsilciden maksat, kendisine temsil yetkisi verilmiş bir kişi mi, yoksa şirkete ait elektronik posta hesabını kullanma yetkisi olan herhangi bir kişi midir? Burada temsilcinin mutlaka bir vekaletname ya da yazılı bir temsil yetkisine sahip olması gerektiğini aramak yerinde olmaz. Bilgisayar kullanıcısının daha önceki benzer işlemlerini kabul etmiş olan bir şirketin, sorumluluktan kaçmak için o kişinin temsil yetkisi olmadığı ya da vekaleti bulunmadığı, bu sebeple çektiği e-maillerin şirketi bağlamayacağı yolunda bir savunma yapması hakkın kötüye kullanılması olur. (Pekcanıtez Usul s.1850)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2021 tarihli 2017/15-425 E. 2021/440 K. sayılı ilamında; \"...Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların  senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için  HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, HMK 202. maddesinde (HUMK m. 292) düzenlenen delil başlangıcının olması ya da  HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir... Davacı tarafın sözlü sipariş verildiğini kanıtlamak amacıyla dosyaya sunduğu 22.02.2008 tarihli ‘‘Müşteri Sipariş İstek/Kabul Formu’’ belgesinin ve ekindeki 21.02.2008 tarihli malzeme listesi döküm cetvelinin üzerinde davalı şirketin kaşesi ve yetkililerinin imzası bulunmadığından, içeriği imzalanmamış olan bu belgenin senet niteliği taşıdığından söz edilemeyeceği gibi dosya kapsamında uyuşmazlık konusu kırk mağazalık malzemelerin siparişine yönelik e-mail, e-posta vs. belgeler ile davalıdan sadır olan başka bir ifadeyle davalı şirketi temsile yetkili kişilerce yazılıp verilmiş veya gönderilmiş delil başlangıcı sayılabilecek herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır...\"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2021 tarihli 2019/5327 E. 2021/5363 K. sayılı ilamında; \"...Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir...\"Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2018 tarihli 2015/9123 E. 2018/129 K. sayılı ilamında; \"...Taraflar arasında adi yazılı sözleşme mevcuttur. Davacı, davalı tarafından hizmetin verildiği hususu inkâr edildiğinden, hizmetin verildiği hususunu alacağın miktarına göre yazılı belge ile ispatlamalıdır. Tanık dinlenmesini mümkün kılan haller  söz konusu değildir. Ancak, HMKnın 202. maddesine göre, senetle ispatı gereken hallerde delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu işlemin tamamen ispatına yetmemekle beraber, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Görüldüğü gibi bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için diğer şartlar yanında aleyhine ileri sürülen taraftan sadır olmuş (onun tarafından verilmiş) bulunması da gerekir. Diğer bir ifade ile, delil başlangıcı niteliğindeki belgenin sözleşmenin tarafı ya da onun temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olması gerekir. Somut olayda, davacı vekilinin, danışmanlık hizmeti kapsamında yapılan işe ilişkin e-mail yoluyla iletişim kurulduğunu, bilgilerin bu yolla bildirildiğini, hatta davalının, 24.12.2012 tarihli e-mailinde, danışmanlık hizmeti verilen projeden bahsedilerek, sözleşmede davacının ücretine ilişkin belirlenen oranın yüksek olduğu ve düşürülmesinin talep edildiğini belirttiği, mahkemece, davacı tarafın tanık dinletme talebinin ise reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacı vekilince sunulan e-maillerin yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek, davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...\"Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2018 2017/3033 E. 2018/1991 K. sayılı ilamında; \"...HMK'nun 199.maddesinde \"Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.\" yazılıdır. Bu düzenleme ile mail ve telefon mesajları da belge olarak kabul edilmiştir. HMK'nun 202.maddesinde de; \"(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2)Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.\" şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir...\"Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Yargıtay içtihatlarıyla anlaşılacağı üzere elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilmektedir, Dairemizin görüşü de yazılı delil başlangıcı olduğu yönündedir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde tanık dinlenebilmesi için HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, HMK 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2021 tarihli 2017/15-425 E. 2021/440 K. sayılı kararı) Yani senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlem, tanık dinlenerek ispatlanabilir. Davacı tarafça, ... (....com.tr mail adresinden) ile davacı şirket adına ... (....com.tr) arasında, ek sözleşme konusu bedelin ödenmesi yönünde, toplantı yapılması yönünden e-posta yazışmaları ibraz edilmiştir. -... (....com.tr) tarafından, ...'e (....com.tr) gönderilen 03/02/2014 tarihli e-posta; \"Selahattin Bey merhaba, ... projesi İle ilgili Gökhan Bey tarafımızı bilgilendirdi. Fatura kesilmesi için bizlere gerekli detayları vermenizi rica ediyorum. Sonrasında işlemi hızlandırarak belgeyi tarafınıza ulaştırmaya çalışacağım.\"-... (....com.tr) tarafından, ...'e (....com.tr) gönderilen 04/02/2014 tarihli e-posta;\"Yusuf bey merhaba, Tesisin 2013 değerlerine göre hazırlanmış Üretim Tablosu ektedir. Fatura Tutarı: 224.336,09 TL + KDV dir.Fatura Bilgileri; ... ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. RASİMPAŞA MAH, RIHTIM CAD. ...KADIKÖY İSTANBULKADIKÖY V.D. 596 055 6038Fatura Açıklaması; Fatura içeriği danışmanlık bedeli altında düzenlenebilir.\",-... (....com.tr) tarafından, ...'e (....com.tr) gönderilen 06/02/2014 tarihli e-posta;\"Selahattin Bey merhaba,Paylaştığınız veriler için öncelikle teşekkür ederim. Ancak; tespit ettiğimiz eksiklikler ve düzeltilmesi gerekli bazı hususlar var ki bunları tamamlayabilirsek çalışmamızı patronumuza sunuyor olacağız.1. KDV Dahil fatura kesmemizi talep ediyorsunuz. Ancak fatura, Kwh x 0,003 USD üzerinden belirlenen miktar matrah esas alınarak kesilecektir. Verdiğiniz bilgilere göre meblağ (141.176,53 USD + KDV) şeklinde olacaktır.2. Kesilecek fatura karşılığı USD olarak ödenmeli veya ödeme günündeki TCMB kuru dikkate alınmalıdır.3. Üretim miktarları bize düşük geldi. 80-64MW kurulu gücü olan işletmede yıllık 150 - 200 milyon KWh üretim öngörülmüştü (kendi web sitenizde 180 MKwh). İfade ettiğiniz miktarlar doğru olabilir, tesis tam faaliyete geçmemiş, su miktarları öngörülenin altında gerçekleşmiş olabilir ancak elimizde bizdeki son bilgi tüm tesisin Kasım 2012 de deneme üretimine başlayacağı idi. Bu sebeplerle, excel dökümünü destekleyecek, açıklayacak bilgi ve belge olması hem benim patronuma sunarken tam bilgi vermemi sağlarken ileride ortaya çıkabilecek yanlış anlaşılmaları bertaraf edecektir.(kac mw ne zaman üretime geçti, kalan ne zaman devralınacak, vb.)\"-... (....com.tr) tarafından, ...'e (....com.tr) gönderilen 14/02/2014 tarihli e-posta;\"Yusuf bey merhaba,Bir önceki emailimde de belirttiğim gibi ödeme planını şilahi bilgilere göre düzenlemiştik. Sözleşme şartlarını incelediğimizde aşağıdaki bulgulara ulaşınış olduk. Bir önce gönderdiğimiz hesap mailini lütfen dikkate almayınız.Anlaşmamızda ödeme yapılacak tutar belirtiliyor. KDV hariç diye bir ibare mevcut değil. Bu yüzden belirtilmiş olan tutar ödeme yapacağımız tutardır.Bizim fatura tahsilatımız bir sonraki ayın 20. Gününde yapıldığı için ödemeleriniz aynı şekilde hesaplanmıştı. Fakat belirtmiş olduğunuz uyarıdan sonra yaptığımız değerlendirmede TL ile satışını yaptığımız elektrik miklarının tarafınıza ödeme yapılırken sözleşme imza tarihi olan 10.06.2008 tarihli TCMB kuru . dikkate alınarak yapılmasının daha uygun olacağını gördük.İade ettiğimiz değerler doğrudur. “Olabilir” kelimesinin kullanılmasının uygun olmadığını belirmek isteriz.Sözleşmede payın ödeme standartları ve şartları belirtilmiş. Ekli analizde inceleyeceğiniz üzere mevcul tesis şartları dikkate alındığında payın 0,0016 $ /kWh olarak revize edilmesi gereklidir.İşlemlere başlayabilmek için taraflar arasında bir danışmanlık sözleşmesi hazırlanarak imza altına alınması gerekmektedir. Sözleşme imzalanacak firma bilgilerini tarafınızdan bekliyor olacağız.\"-... (....com.tr) ve ... (....com.tr) arasında 11/03/2014 tarihli yazışmada; ..., fatura kesmek için satış değerlerinin excel dökümü değil, resmi (antetli kaşeli) olarak gönderilmesinin talep etmiş olup buna karşılık ...ş ise mevcut şartlar altında ek protokol yapılmasının gerekli olduğu yönünde yanıt vermiştir. -... (....com.tr) ve ... (....com.tr) arasında 12/05/2014 tarihli yazışmalarda; -...; \"Selahattin Bey merhaba, 14 Mayıs Çarşamba günü saat 11:00 bize uygundur. Sizce de bir sakınca yok ise sizleri buraya davet ediyoruz.\"-...; \"Yusuf bey merhaba, Yönetim Kurulu Üyemiz katılacak toplantıya, Bizim ofisimiz daha uygun olacaktır. Sizden katılımcılar kimler olacak?\"...; \"Burada olmasını istiyor bizimkiler. Gökhan Bey, Av.Serdar Bey ve ben kesin katılacağız. Belki ... Bey katılabilir.\"-...; \"O zaman birde bunun için taplanıtı düzenleriz. Dönerim ben size.\"-... (....com.tr) tarafından ...' (....com.tr) gönderilen 13/05/2014 tarihli yazışma; \"Selahattin Bey merhaba, Yarın ile ilgili karar verebildiniz mi.. Ben de burada bilgilendirmek istiyorum katılacakları.\"-... (....com.tr) ve ... (....com.tr) arasında 27/05/2014 tarihli yazışmalarda; -...; \"Yusuf bey merhaba, 29.05.2014 Perşembe günü saat 11:00 yada aynı gün saat 14:15 saatleri bizlm için uygundur. Şayet sizin programınız da uygun ise Kadıköy Merkez ofisimizde sizler ile görüşmek isteriz.\"-...; \"Selahattin bey Perşembe saat 11:00 tamamdır. Yer tarifi geçerseniz sevinirim.\"- ... (....com.tr) ve ... (....com.tr) arasında 04/06/2014 tarihli yazışmalarda;-...; \"Yusuf bey merhaba, Birsey sormak isledim. Avukatınız ile yapmış olduğumuz toplantıda, Serdar bey di sanırım, kart vermediğiniz için isim hatırlamak sorun oluyor, sözleşmeye göre biz hisse devri yaptık, Proje satmadık dedi. Oysaki sözleşmede yazanlar çok açık olması lazım. Sizdeki sözleşmenin bir kopyasını bana mail atabilir misiniz.\"-...; \"Selahattin Bey merhaba, Biz toplantıda Serdar Bey'in de ifade ettiği gibi sözleşmede yazılı hakkımız ne ise onu talep ediyoruz. Harici bir talebimiz yok, olamaz da. Bu tutar da üretim ile orantılı... KDV Dahil faturalandırma yapacağınızı ifade ederek adımımızı attık, başka bir şey yapmayacağız. Sizden fatura kesebilmemiz için resmi yazıyı bekliyoruz.\" şeklindedir. Ayrıca ... tarafından gönderilen e-postalarda; \"... Direktör... Elektrik Üretim A.Ş.\" ibaresi yer almaktadır. Somut olayda yazışmalar davalılar adına ... tarafından yapılmıştır. Davalı taraf, ...'in sadece elektrik mühendisi olarak görev yaptığını ve temsilci sıfatının olmadığını, bu nedenle göndermiş olduğu e-postaların davalıları bağlamayacağını ileri sürmektedir. Bozma ilamının 4.6.maddesinde; \"Davalıların yetkili temsilcisi, vekili, sigortalı çalışanı olmayan ve mail yazışmalarını yapan dava dışı ...’in yazışmalarının sözleşmenin açık hükümleri aksine ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü, yazışmaların davalıları bağlamayacağı gibi içerik itibariyle yazışmalarda ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi niteliğinde olduğuna dair herhangi bir kabul ve irade açıklaması içermediğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.\" gerekçesine yer verilmiş ise de;Elektronik posta ya da mesaj metinlerinin delil başlangıcı olarak kullanılabilmesi için, iddia edilen belgenin davanın karşı tarafınca veya temsilcisince gönderilmiş olması gerekmektedir. Temsilcinin mutlaka bir vekaletname ya da yazılı bir temsil yetkisine sahip olması zorunlu değildir. Zira daha önce benzer yazışmaları olan bir kişinin işlemlerini kabul etmiş olan bir şirketin, sorumluluktan kaçmak için o kişinin temsil yetkisi olmadığı ya da vekaleti bulunmadığı, bu sebeple çektiği e-maillerin şirketi bağlamayacağı yolunda bir savunma yapması hakkın kötüye kullanılması olur. (Pekcanıtez Usul s.1850) Gerek taraflar arasında yukarıda yer verilen yazışmalar, gerek kurumlardan celp edilen kayıtlar, gerekse tanık beyanları nazara alındığında, ...'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu, faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları ... Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiği açıktır. Yine ...'in ... Elektrik Üretim A.Ş. isimli firmada sigortalı çalışan olarak kaydı mevcut ise de ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin davalı ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, davalı ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin de ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, ...'in ... ... ... A.Ş.'nin ortağı olduğu, her ne kadar bir kısım tanıklar ve ... ortaklığın usulen olduğunu beyan etmiş iseler de ...'in aynı zamanda ... ... ... A.Ş.'nin 28/01/2009 tarih 7237 sayılı, 23/03/2009 tarih 7275 sayılı, 15/06/2009 tarih 7332 sayılı, 29/06/2009 tarih 7342 sayılı, 12/10/2010 tarih 545 sayılı, 16/12/2011 tarih 7963 sayılı, 16/02/2012 tarih 8007 sayılı, 04/01/2013 tarih 8229 sayılı ticaret sicil gazetelerinde yer alan kayıtlara göre yönetim kurulu üyeliğini yürüttüğü tespit edilmiştir. Gerek davalı şirketlerin adres ve yöneticilerinin aynı olması sebebiyle mevcut bağlantı, gerekse ... yönünden yukarıda yer verilen tespitler karşısında yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmemiştir. Aynı nedenlerle bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir. -Ek sözleşmenin değerlendirilmesi Yukarıda yer verilen açıklamalar karşısında; ek sözleşmede her ne kadar danışmanlık sözleşmesi ibaresine yer verilmiş ise de, tarafların gerçek iradesinin lisans bedelinin ödenmesine yönelik olduğu, zira taraflar arasında devir 2009 tarihinde gerçekleşmiş olmasına rağmen davacı tarafından herhangi bir danışmanlık hizmeti verilmediği, buna rağmen ... tarafından gönderilen 04/02/2014 tarihli mailde ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin fatura bilgileri, vergi kimlik numarası, fatura bedeli ve faturaya yazılması talep edilen \"Danışmanlık Bedeli\" açıklamasını davacılara bildirdiği, Ek Sözleşmede kararlaştırılmış olan 0,003 USD'nin, 0,0016 USD olarak revize edilmesinin talep edildiği, danışmanlık hizmeti alınmamasına rağmen \"Danışmanlık Bedeli\" açıklamasıyla fatura talep edilmesinin de muvazaayı ispatlar mahiyette olduğu kanaatine varılmıştır. Şirketin 57.500 hissesi karşılığı 11.500.000 TL'lik sermayesinin olduğu, hisse devrinin yapıldığı 10/06/2009 tarihindeki TCMB döviz kuru esas alındığında 7.500.000,00 USD'ye karşılık geldiği, yargılama aşamasında smmm ..., smmm bağımsız denetçi Prof.Dr....ve elektrik mühendisi Doç.Dr....'ndan alınan 03/01/2018 tarihli raporda ifade edildiği üzere elektrik üretim lisansının devrinde, devredenlerin sadece hisse devri karşılığı ödenen bedel gibi tek ve ani bir gelir elde etmesi değil, lisans süresince dönemsel olarak ödeme şeklinde ek ve ilave lisans devir gelirleri elde etmesinin sektörel uygulama olduğu, ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin sahip olduğu elektrik üretim lisansının 49 yıllık olup söz konusu lisans oldukça değer arz ettiğinden ve devralana 49 yıl boyunca/lisans süresince ciddi bir gelir getireceği açıktır. Yine bilirkişi raporunda yer alan Devlet tarafından ... üreticilerine alım garantisi sunulduğu, ... sistemi dahilinde elektrik üreticilerine döviz bazında sabit fiyat alım garantisi verildiği, Yenilenebilir ... Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ekinde yer alan 1 Sayılı Cetvel'de 10 yıl boyunca \"Hidroelektrik Üretim Tesisi\" için üretilen her 1 kWh ... karşılığının 0,073 USD olduğu, şirketin yıllık üretim miktarının 177.810.000 kwh olduğu, bu durumda 2016 ve 2017 yılında ... kapsamında Devlet'e satmış olduğu elektrik enerjisi karşılığında elde etmiş olduğu gelirin iki yıl için yaklaşık 12.980.130 USD x 2 = 25.960.260,00 USD civarında olduğu açıklanmıştır. Yani davalılar tarafından şirket ve lisans devralındıktan sonra üretime geçilebilmesi için 228.247.807,73 TL ... yapılmış ise de üretilen elektriğin büyük bir kısmına Devlet tarafından satın alma garantisi de verilmiş olması karşısında 49 yıllık lisans süresi nazara alındığı zaman kısa sürede yapılan yatırımları amorti edecektir. Şirketin 2013 yılı 51.224.400 kWh, 2014 yılı 106.987.200 kWh, 2015 yılı 192.995.783 KWh ... ürettiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle bozma ilamının 4.6.maddesinde \"davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL ... yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır.\" gerekçesine iştirak edilmemiştir. Ek sözleşmede, ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere bir bedel ödenmesinin kararlaştırıldığı, asıl amacın danışmanlık hizmeti almak olmadığının da bu kısımdan açıkça anlaşıldığı, şayet tarafların amacı danışmanlık hizmeti almak olsa idi bu danışmanlığın üretime geçtikten sonra değil üretimden önceki aşamada alınmasının amaca uygun olduğu, bedelin HES'in üretime geçmesine başladığı tarihten itibaren ödenmesi yönünde anlaşmaları, \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması ve lisans süresi ile sınırlandırılmış olması nazara alındığında, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği, ayrıca şirketin 05/08/2009 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararında danışmanlık hizmeti alınmasına dair bir ibareye yer verilmeden üretim tarihinden başlamak kaydıyla lisans müddetince devam etmek üzere, her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli ... ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketi'nin keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödenmesine dair oy birliği ile alınan karar nazara alındığında da anılan bedelin danışmanlık bedeli olmadığı lisans süresi boyunca belirlenen lisans bedeli olduğu anlaşılmaktadır. Ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedel, taraflar arasında muvazaalı olarak \"danışmanlık sözleşmesi\" adı altında belirlenmiştir. Davalı tarafça bir kısım beyanlarında ek sözleşmenin danışmanlık çerçeve sözleşmesi olduğu  belirtilmiş ise de bu yöndeki beyanlarına da itibar edilmemiştir. Zira sözleşmenin güçlü tarafını  oluşturanın davalı olmasına rağmen; bahsi geçen sözleşmenin lisans sözleşmesi ile kaim 49 yıllık olması, başlangıcının üretime geçilmekle başlayacağı, üretime geçilememesi halinde sözleşmenin devreye girmeyecek olması, lisans süresinin 49 yılı aşan uzatma alması halinde dahi davacı tarafın başta lisans alırken idareden almış olduğu 49 yıla kadar bedel talep edebileceğine dair şart, ortaklar kurulunda alınan kararda danışmalık veya çerçeve ibarelerinin dahi ellerinde imkan varken yazılmamış olması dikkate alındığında,, bu sözleşmenin tamamının lisansa bağlı olduğu;  ek sözleşmede hizmet alınacağı belirtilen davacı tarafa ilişkin bedele dair hakları belirlenirken, yükümlülüklerine değinilmemesi, sadece davacı tarafın haklarına ilişkin düzenleme içermesi; danışmanlığın nasıl verileceğine ilişkin davacı yükümlülüklerine ilişkin en küçük bir açıklamanın yer alamaması, kaldı ki davalı tarafın sektörde tecrübeli olması ve başkaca danışmanlık şirketlerinin bulunması da dikkate alındığında ne olağan hayat tecrübesi ne de tacir basireti ilkelerine uymayan bu şekildeki bir ek sözleşmenin asala bir danışmanlık sözleşmesi veya o konuda bir çerçeve sözleşmesi olmadığına, aksine muvazaalı olarak  lisans bedeline ilişkin olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına da  itibar edilmemiştir.Söz konusu bedelin ana sözleşmede şirket devir bedeli olarak kararlaştırılması halinde şirket, herhangi bir fatura düzenlenmeksizin yıllık kwh karşılığı söz konusu bedeli davacıya ödeyecektir. Ancak bedel danışmanlık hizmeti adı altında belirlendiği takdirde kayıtlarda hizmet alınmışcasına şirket gideri olarak gösterilecektir. Yine fatura düzenlenecek olmasının mali açıdan getirileri mevcuttur. Örnek olarak düzenlenen faturaların vergi dairesine bildirilmesi kdv iadesi gibi... Bu nedenle salt sözleşme bedeli olarak belirlenmeyerek şirket mali kayıtlarında ve vergisel açıdan bir takım getirileri nedeniyle danışmanlık hizmeti olarak belirlendiği, aksi halde lisans süresi boyunca 49 yıllık ödemenin hangi nedenle yapıldığı hususunun lisans devrinin yasak olması nedeniyle izah edilmeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Yine taraflar arasında gerçekten bir danışmanlık hizmeti alınmasına dair sözleşme kurulduğu kabul edilecek ise sözleşme süresinin neden lisans süresi olan 49 yıl olarak belirlendiğinin izahı ise yoktur. Pek tabii şirketin bir danışanlık hizmeti alması da mümkündür. Ancak gerek şirketin hisse devri öncesinde de iştigal alanının elektrik sektörü olması ve bu konuda ortak oldukları farklı şirketlerin de bulunması yani sektörde uzman olması, danışmanlık hizmeti almalarına ihtiyaç olmadığına dair kendilerinin beyanları, gerekse bir şirketin 49 yıllık bir sözleşme ile kendisini bağlamasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olması sebepleriyle ve bu yönde bir hizmet alınmasına yönelik taraflar arasında herhangi bir girişimin de olmadığı nazara alındığında tarafların gerçek iradelerinin danışmanlık sözleşmesi gereği danışmanlık hizmeti almak / vermek olmadığı açıktır. Bu nedenlerle bozma ilamının 4.maddesinde aksi yöndeki sair değerlendirmelere de iştirak edilmemiştir. Dairemizin bozma öncesi kararında da açıklandığı üzere taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu kanaatine ulaşılmıştır. İmzalanan ek sözleşme ile \"üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında\" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, bilirkişi raporunda 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak davalı vekili; davacı tarafın asıl davada Türk Lirası talep edilerek, seçimlik hakkın kullanıldığını, bu nedenle birleşen davada USD talep edilemeyeceğini ileri sürerek itiraz etmiştir.  6098 sayılı TBK'nın \"Ülke parası ile\" başlıklı 99. maddesinde \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" hükmüne yer verilmiştir.  Bu hüküm uyarınca borç, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Yani borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusudur. Gerek kurucu, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Seçimlik hakların kullanılması halinde, sonradan seçimden dönülmesi mümkün değildir. Eldeki asıl davada davacı taraf seçimini Türk Lirası talep ederek yapmıştır. Birleşen davada ise USD talep etmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullanan davacının, birleşen dava ile bu talebinden dönmesi mümkün değildir. Nitekim aşağıda yer verilen emsal Yargıtay kararlarında da açıklanan bu hususlar vurgulanmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2021 tarihli 2019/4094 E. 2021/3484 K. sayılı kararında; \"...Somut olayda davacı, asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000 Euro ve 500.000 USD rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş; birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000 TL'nin  ilk dava tarihindeki Euro karşılığının 51.604 Euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396 Euro ile 508.166.66 USD'nin davalıdan tahsili talep etmiştir. Davacı dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana  kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek  borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez. Bu durumda mahkemece, davalıdan rücuen tahsiline karar verilen  yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken,  yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir...\"Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2024 tarihli 2024/6869 E. 2024/10061 K. sayılı kararında; \"...Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf asıl dava dilekçesi ile tercih hakkını kullanarak dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının Türk lirası üzerinden ödenmesini istemiştir. Her ne kadar davacı taraf, birleşen dava dilekçesi ile bu alacakların bakiyesinin USD olarak ödenmesini talep etmiş ise de; yenilik doğuran hakların bir defa kullanılmakla tükendiği dikkate alındığında somut olayda aynı alacaklar bakımından asıl dava dilekçesindeki tercihten dönülmesi mümkün değildir. Bu durumda davacının  fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının Türk lirası olarak ödenmesine yönelik talebine değer verilmesi gerektiği gözetilmeden söz konusu alacakların asıl dava bakımından Türk lirası, birleşen dava bakımından ise USD üzerinden hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...\"Bu tespitler karşısında; birleşen davada 71.346,52 USD'nin değil karşılığı olan 265.187,91 TL'nin tahsiline dair hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davalılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı faiz başlangıç tarihi yönünden davalı tarafça istinaf edilmediğinden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu nazara alınarak (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15/06/2023 tarihli 2023/2200 E. 2023/3224 K. sayılı kararı) 265.187,91 TL'nin 01/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesi yönünde yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.Davacı vekili, birleşen dava yönünden vekalet ücretinin hatalı hesap edildiğini ileri sürmekte ise de, vekalet ücretinin hesabında kararın verildiği tarihin değil harcın yatırıldığı tarihin esas alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  24/09/2024 tarihli  2023/1605 E. 2024/2907 K sayılı kararında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 tarihli, 1956/15 Esas, 1956/15 Karar sayılı İBK'nın ilgili bölümünde;  \" Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine....\" düzenlemesinin mevcut olduğu, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarihli, 1993/13-41 Esas, 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağının benimsendiği, bu durumda  mahkemece yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücretinin, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği, davada USD cinsinden yabancı paranın tahsili ve menfi tespiti ile Euro cinsinden teminat mektubu bedelinin iadesinin  talep edildiği ve aynı cins yabancı para alacağının tahsiline, menfi tespitine ve iadesine karar verildiği, doktrin ve Dairemizin bu konudaki yerleşik uygulamalarına göre; döviz cinsinden para alacağına hükmedilmesi halinde vekalet ücretinin, o dövizin dava tarihindeki efektif satış kuru karşılığı TL (Türk Lirası) miktarına göre hesaplanıp tahsiline karar verilmesinde hata olmadığı...\" yönünde karar verilmiştir. Bu yönüyle birleşen davada vekalet ücretinin hesabında bir hata bulunmamaktadır. Ayrıca yukarıda davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin kabul gerekçesinde açıklandığı üzere, birleşen davada alacağın Türk Lirası olarak hükmedilmesi gerekmektedir. Bu tutar ise, harç yatırıldığı tarihte talep edilen miktar olup davacı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin \"Avukatlık ücretinin kapsadığı işler\" başlıklı 2.maddesinde; \"...(3) Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır. (4) Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18 inci sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm 18 inci sıra (b) bendinde \"İstinaf yolu ile görülen bir duruşması olan işler için\" 16.000,00 TL ücret belirlendiği görülmekle, işbu dosya yönünden Yargıtay'ın bozma kararı akabinde tek duruşma açıldığı nazara alınarak, asıl ve birleşen davalar yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. Açıklanan gerekçelerle bozma kararına iştirak edilmemiş ve bozma ilamına karşı direnilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2025 tarihli 2025/1264 Esas, 2025/2748 Karar sayılı bozma ilamına DİRENİLMESİNE, 2-Davalılar vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 3-Davacılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 4-Davalılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜ ile, HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 tarihli 2022/881 E. 2024/633 K. sayılı kararının, birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/132 E. sayılı dosyası yönünden yönünden KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Birleşen davanın KABULÜ ile 265.187,91 TL'nin 01/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,5-İlk derece mahkemesi (birleşen dava) yargılama giderleri yönünden,a-Harçlar Kanunu uyarınca dava değeri üzerinden alınması gereken 18.114,98 TL harçtan, peşin yatırılan 4.528,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 13.586,23 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,b-Davacılar tarafından yatırılan 4.528,75 TL peşin harç giderinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, c-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT uyarınca hesaplanan 42.430,07 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması giderleri yönünden;a-Davalılar tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Davacılar tarafından birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,c-Asıl dava yönünden davalılardan alınması gereken toplam 4.307,80 (615,40 TL x 7) istinaf karar harcının, davalılar tarafından yatırılan 5.226,00 TL'den mahsubu ile bakiye 918,20 TL'nin davalılara iadesine,ç-Birleşen dava yönünden, davacılardan alınması gereken toplam 1.230,80 TL (615,40 TL x 2) istinaf karar harcının, davacılar tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan toplam 1.710,40 TL'den mahsubu ile bakiye 479,60 TL'nin davacılara  iadesine,d-Birleşen dava yönünden alınması gereken 4.307,80 (615,40 TL x 7) istinaf karar harcının, davalılar tarafından yatırılan 4.529,00 TL'den mahsubu ile bakiye 221,20 TL'nin davalılara iadesine,e-Asıl dava yönünden davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,f-Birleşen dava yönünden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,g-Birleşen dava yönünden davalılar tarafından sarfedilen 12.493,60 TL (istinaf harcı) istinaf yargılama giderinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, ğ-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iade edilmesine,h-Asıl dava yönünden, bozma kararı sonrası davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,ı-Birleşen dava yönünden, bozma kararı sonrası davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,Dair davacılar vekili ... ve  Davalı vekilleri ..., Av. ... , Av. ...'in yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2025       <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55d744105305f944","SID":"c35539cfbbffd3a2"}}