{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/2140 <br>KARAR NO\t: 2025/1374 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/03/2021<br>NUMARASI\t: 2018/636 Esas- 2021/296 Karar  <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 06/10/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletle çarpışması neticesinde ...'ın vefat ettiğini, davalı sürücünün olay yerinden firar ettiğini, sonrasında teslim olmak suretiyle tutuklandığını, davacı ... için 40.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 35.000 TL, davacı ... için 35.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacı ... için 10.000 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle, davalı ... Sigorta AŞ yönünden poliçede yazılı sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, davacı ... için 3.000 TL maddi tazminatın ise davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle, davalı ... Sigorta AŞ yönünden poliçede yazılı sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; 22/01/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat tutarını davacı ... yönünden 27.549,08 TL, davacı ... yönünden 22.420,25 TL ve 2.100 TL cenaze masrafı olmak üzere toplam 52.069,33 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır.  İlk derece mahkemesince; maddi tazminata ilişkin davanın davacı Mustafa yönünden kabulü ile 34.420,25 TL'nin davalı Nedim yönünden kaza tarihi olan 27/04/2018 tarihinden diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı Fatma yönünden kabulü ile 30.549,08 TL'nin davalı Nedim yönünden kaza tarihi olan 27/04/2018 tarihinden diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin davanın davacı Mustafa yönünden kabulü ile 40.000 TL'nin 27/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Nedim'den alınarak davacıya verilmesine, davacı Fatma yönünden kabulü ile 60.000 TL'nin 27/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Nedim'den alınarak davacıya verilmesine, davacı Saadet  yönünden kabulü ile 35.000 TL'nin 27/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Nedim'den alınarak davacıya verilmesine, davacı Funda yönünden kabulü ile 35.000 TL'nin 27/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Nedim'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında yerel mahkemece verilen kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesince bozulduğunu, sonucunun beklenilmesinin talep edilmesine rağmen mahkemece beklenilmediğini, kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olguların hukuk hakimini bağladığı hususunun gözetilmediğini, trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkil ve müteveffanın kusur oranlarının tespiti maksadıyla alınan kök ve ek raporda müvekkiline %30 tali, müteveffaya ise %70 asli kusur atfedildiğini, ceza yargılamasında hazırlanan bilirkişi raporunda da kazanın oluşumunda müvekkilinin tali, müteveffanın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu sebeplerle manevi tazminat için mahkemenin kabul gerekçesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece ceza dosyasındaki bozma ilamı öncesi olayın oluş şeklinin tazminat miktarının belirlenmesine gerekçe olarak alınması hatalı olsa da,  dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, tarafların kusur oranlarına, meydana gelen sonucun ağırlığına ve olayın meydana geldiği tarihe göre Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, TBK'nin 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun olduğu kanısına varıldığından davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, istinaf eden davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 10.424,56 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.012,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.411,88 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davacılar ... ve ... tarafından açılan maddi tazminat davaları ile davacılar ..., ..., ... tarafından açılan manevi tazminat davaları yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere; davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d1015c70868a633","SID":"4eb2e5fd1139f379"}}